• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
19 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    charliebrown adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-08-2005
    Mesajlar
    40
    Karizma Gücü
    0

    Dİn İle Alip VeremedİĞİmİz Ne?

    Bilmiyorum inançlı arkadaşlar dinlerle ve dinsel düşünceyle alıp veremediğimizin ne olduğunu merak ediyorlar mı, veya anlıyorlar mı. Tahmin edebiliyorum ki, bizlerin dinlere olan tavrı onlara çok katı, önyargılı ve geçersiz temellere oturtulmuş gibi görünüyor olmalı. Muhammed ile, İslam'la, insanların ibadet etmesiyle ne alıp veremediğiniz var diye sorduklarını duyar gibiyim. Onlar son derece masum gördükleri tüm bu inanç ve aktivitelere karsı gösterildiğini düşündükleri tepkileri çok katı, önyargılı ve gereksiz görüyorlar mutlaka.



    Bu yüzden, en azından kendi şahsım adına, asıl sevmediğim ve karşı çıktığım noktanın ne olduğunu örnekleriyle açıklamak isterim. Benim kişisel olarak eleştirdiğim nokta, ne ibadetler, ne inançlar, ne de masum görünen herhangi bir şey. Ben inançlının mentalitesiyle ilgiliyim. Problem yaratan faktörün "düşünce biçimi" olduğu, dinsel inancın ister istemez içinde taşıdığı ve farkında olmadan önerdiği bu "düşünce biçimi"nin anti bilimselliğe yol açtığı ve bu yüzden de kendisiyle savaşılması gerektiği kanısındayım.

    İnançlı için, dinsel bilgi doğru olduğundan, bilimle de çelişmemesi gerekir ve dolayısıyla ortada bir sorun olamaz. Eğer çelişirse, asıl referans dini bilgi olduğu için, bilimsel bilgi reddedilecektir. Bilimsel bilgi insan yapısı olduğundan, insanlar da hata yapabildiğinden, bilimsel bilginin reddedilmesi inançlı için dinsel bilginin reddedilmesinden çok daha kolaydır. Bunun bolca örnekleri de vardır. Bilinen en meşhur iki örnekten biri, dünyanın düz mü, yuvarlak mı olduğu tartışması; bir diğeri de son 150 yıldır süregelen evrim teorisi tartışmasıdır. Ayrıca evrenin 6 günde yaratılması, dünyanın yaşının 6000 yıldan fazla olup olmaması, vs. gibi pek çok başka konuda da bilimsel bilgiyle dinsel bilgi arasında çelişki ortaya çıkmaktadır.

    İnançlının bu tür çelişkiler ortaya çıktığını ilk otomatik tepkisi, bilimsel bilginin reddi olmaktadır. Fakat eğer bilimsel bilginin doğruluğu çok açıksa, veya zamanla açık hale gelirse, ancak o zaman bilimsel bilgiyi mecburen kabul edip, bu sefer, bu yeni bilgi ışığında dinsel bilgiyi farklı yorumlayarak, ortadaki çelişkinin üstünü örtmektedirler.

    Fakat, eğer eninde sonunda doğru ortaya çıkıyorsa, o zaman problem ne diye sorulursa, problem açıktır. Dinsel düşünce, bilimin ortaya çıkarttığı bulgular kendi bilgileriyle çeliştiği surece, bilimsel bilginin gelişip yaygınlaşması ve toplumda kabul görmesi için bir engeldir, bilimsel bilgiye gösterilen bir dirençtir. Bu ise doğrunun anlaşılması ve kitlelere öğretilmesinde bir engel, bir pürüz, hatta pürüzden de öte, ciddi bir direnç ortaya çıkartmaktadır.

    Ve bilimsel bilgiyle dinsel bilginin çeliştiği noktaların sayısı, zannedilenin çok üstündedir. Din, insanlık tarihinin önemli bir bölümünde insan hayatinin önemli bir parçası olduğundan, günlük hayatın pek çok noktasına girmiş ve pek çok ayrıntıyla ilgili tespitlerde bulunmuştur. Bu ayrıntıların tümü kutsal kitaplarda yer almadığından, pek çok nokta dinsel söylemle karışık bir toplumsal gelenek olarak topluma yerleşmiştir ve dinsel söylemle alakaları belirsizdir. Örneğin akraba evliliği konusundaki tutumlar, temizlik ve hijyen alışkanlıkları, vs. gibi günlük hayatin parçası olan pek çok konuda, açıkça kutsal kitapların söylemi olmayan durumlarda, bu kutsal kitaplardan tarih boyunca güç almış din adamlarının, zamanla pek çoğu gelenek halinde topluma yerleşmiş söylemleri mevcuttur.

    Bu noktalarda çağdaş bilimsel bilgiyle bir çelişki ortaya çıktığında, halkın bunları düzeltmesi biraz daha kolay olmaktadır. Ne de olsa, konu dinin özündeki bir bilgi değil, daha çok "gelenek" türünde bir bilgidir. Fakat, sonuçta bu da bir dirençtir ve gelenek haline gelmiş, dinle karışık olarak topluma girmiş bu alışkanlık veya yanlış bilgilerin düzeltilmesi de oldukça zordur.

    Kısacası, özetle din ve dinsel bilgi, değişimin önündeki bir engeldir ve bir dirençtir. Çünkü dini söylem Tanrısal olduğu düşünülen kesin bilgilere dayanır. Değiştirilmesi için getirilmiş şeyler değildir. Fakat sonuçta bu bilgiler Tanrısal değil insan yapısı olduğundan, üstüne üstlük binlerce yıl öncesinin bilgisini ve dünya görüşü olduklarından, sıkça yanlış çıkmaktadırlar, ve bundan kaynaklanan çatışmalar, insanlığın gelişiminin önünde engel oluşturmaktadır. Dini inancın birinci ve en büyük zararı buradadır.

    Dinin bir diğer zararı, düşünce alışkanlığı olarak, bilimsellikle bağdaşmayan bir düşünce biçimine insanları alıştırmasıdır. Bilimde yargılar deneyden (testten) sonra yapılır. Testin sonucuna göre yargılar ve fikirler gerekirse değiştirilir. Dinsel düşünce tarzında ise, doğru bastan belli ve verilmiş olduğundan, yargı deneyden (testten) önce yapılır, ve testin sonucu, bu yargıya göre yorumlanır. Eğer bu prensibe beyninizi alıştırırsanız, başarılı bir bilimsel zihin geliştirmeniz mümkün değildir. Beyniniz her zaman doğrunun ne olması gerektiği konusunda baştan kendisini şartlandırmış olacaktır.

    Hatta dini inancın bununla bağlantılı bir başka problemi, bu sebeple, yeni bilgi arama ve araştırma konusunda ortada bir motivasyon bırakmamasıdır. Öyle ya, eğer doğrular zaten belliyse, niye şüphe edip gerçekten doğru olup olmadıklarını araştırmaya kalkayım? Niye deney, gözlem yapıp asıl doğrunun ne olduğunu ortaya çıkarmaya uğraşayım? sonuçta en temel doğrular bize zaten verilmiştir. Allah'ın bütün canlı türlerini bir defada yarattığına inanıyorsam niye fosilleri inceleyeyim, niye doğayı, ekosistemleri inceleyip anlamaya çalışayım?

    Dini inancın bu aynı sonuca yol açan bir başka yönü daha var. O da, asıl hayatın öbür dünyada olması konusu. Öyle ya, eğer bu dünya faniyse, asil hayat, sonsuz süreli olarak öbür dünyadaysa ve bu dünyadaki maksadımız, bir imtihandan geçip öbür dünyaya hazırlanmaksa, o zaman milyonlarca çeşit böcek türünü sınıflandırmak için, veya yer kabuğunun tektonik yapısını incelemek için niye vakit harcayayım? Onun yerine Allah'ı düşünür, ibadet ederim, iyi bir dindar olup öbür dünyadaki yerimi garantilerim. Dolayısıyla, dinsel inancın, bilimsel araştırma için motivasyon yaratmaması konusundaki bir diğer önemli faktör budur.

    Elbette pratik hayattan çıkan, bilimsel araştırmanın gerekliliği yönündeki ikna edici gözlemler, dini liderleri de halkı bu konuda motive edecek şeyler söylemeye itmiştir. Bu yüzden bilimsel çalışmalar sözlerle özendirilir ve motive edilir. Fakat bu tür çalışmaları gerçekten yapmaya insanları yönlendirecek psikolojik faktörler (merak, gerçeği bilmiyor olmak, vs.) ellerinden alındığından, insanların elinde bu tür araştırmalar konusunda gerçek bir motivasyon kaynağı kalmamaktadır. Peki buna rağmen, zamanında İslam dünyasında nasıl bilimsel gelişme olmuştur, nasıl matematikte, vs gelişmeler kaydedilmiştir diye sorulabilir.

    İsin aslı, İslam dünyasında, iddia edildiği düzeyde güçlü ve önemli miktarda bilimsel çalışma olmamıştır. İslam dünyası daha çok eski yunanda elde edilmiş bilgiler ve bunların yazıldığı kitapları korumak ve sonraki çağlara aktarmak işlevini üstlenmiştir. Matematikte, astronomide, vs. yapılan belli bazı buluşların sebebi ise, bilimdeki gerçek motivasyon kaynağı olan "gerçeği bulmak" değil, eldeki dinsel doğmanın doğruluğunu göstermeye yönelik delil elde etmektir. Bu yüzden gelişmeler, daha çok matematik ve astronomi gibi, Allah'ın yüceliğine pay çıkarılabilecek veriler ortaya çıkaran alanlardadır. Ki bunların da miktarı sınırlıdır. Ayrıca, bu gelişmeler, dini inancın ve yaşam biçiminin toplumsal yaşamın tamamına henüz çok güçlü bir biçimde nüfuz etmediği dönemlerde veya bölgelerde ortaya çıkmış gelişmelerdir. İslam dini, yayılmasını sürdürdüğü dönemlerde, genellikle o çağ için önemli sayılabilecek miktarda özgürlük bırakmıştır eline geçirdiği topraklar üzerinde. Bilim ise özgür ortamda yeşerir. Ne zaman ki din ve dinsel düşünce, hayatin tüm noktalarına nüfuz etmeye başlamıştır ve statikleşmiştir, o zaman her türlü bilimsel gelişmenin de artık önü tıkanmaya başlanmıştır. Dolayısıyla, dinsel düşünceyle alıp veremediğimiz nokta, bilime, bilimsel düşünceye ve gelişmeye zarar vermesi sebebiyledir. Yoksa masum ibadetler veya iyi ahlaki yücelten söylemlerle doğrudan bir alıp veremediğimiz yoktur.



    ~alıntıdır~

  2. #2
    NaciG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    911
    Karizma Gücü
    0
    Ben her zaman iyi ahlakın dinsel düşüncenin yerine konulabilecek bir kavram olduğunu düşünmüşümdür...

    Eğer insanlar iyi ahlaklı olmak için bir zorlamaya ya da ödüle ihtiyaç duyuyorsa, bu ahlak yapay bir ahlaktır..

    Yere düşen bir insanı kaldırmak, insan olduğumuz için, ahlaklı olmamız gerektiği için doğrudur, yoksa bana kaldırmazsan seni yakarım dendiği için değil...

  3. #3
    blackend_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-08-2005
    Mesajlar
    208
    Karizma Gücü
    7
    çok güzel yazmışsın charliebrown tbrklr..

  4. #4
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    İnsanlar kendilerinden daha güçlü bir şeyin olmasını kabul etmek istemezler.Din düşmanlığı buradan gelmektedir.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  5. #5
    ...__... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-09-2005
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı devinizm tarafından gönderildi.
    İnsanlar kendilerinden daha güçlü bir şeyin olmasını kabul etmek istemezler.Din düşmanlığı buradan gelmektedir.
    inanalar daha güçlü bir şeyi neden kabul ediyorlar yada inananlar insan değil mi değilse nedir bunlar aydınlatın beni
    Mona Lisanın Eteğindeki El Benim

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    25
    Karizma Gücü
    0
    Güç ve kuvvet yalnızca Allah'ındır,Allah insanı yaratıyor ve muhtelif miktarlarda insanları güç sahibi yapıyor,insan ne yapıyor, Allah'a azılı bir hasım kesiliyor,eğer bilseydi o gücü ondan alıp kediye çevireceğini yinede bunu yaparmıydı bilmem


    Çevremde bu tür olaylara sayamayacağım kadar şahit oldum

    Saltanat zenginlik sahibi insanların bir müddet sonra bu saltanatın ellerinden alındığını ve güçsüz ve zayıf insanlara dönüştüğünü gözlerimle şahit oldum
    Hani ne oldu,hani sen güçlüydün her istediğini yapardın,ne olduda bu hale düştün...İşte gerçek gücün sahibini bilmediğin için aldanıyordun

    Artık inat etmeyi bırak ve Allah'a teslim ol,senin inanmaman kimsenin umrunda değil,inanmamış olman hesaba çekilmeni engelleyecek değildir


    Bilimle din kavramını ayrı olgu halinde görmeniz büyük hatadır

    Bütün ilimlerin sahibi Allah'tır...Siz teknoloji ve yenilikler konusunda ileri gitmeniz ,Allah'ı inkara bir yol olmamalıdır

    Yağmur yağar ve bunun zuhur etmesinde sebepler ve akli deliller ve belirli açıklamalar getirilebilir

    Allah yarattığı her şeyi sebeplere bağlamıştır,bu sebepleri incelemek asla dinle çakışmaz ve din,ilim sahibi olmayı ve araştırmayı emreder

    Sebeplerin bulunmuş olması dindarların korkulu rüyası değildir,bilakis yüce kudretin alametleri ve hikmetleri açısından onların imanlarını güçlendirir

    Gerçek alimler araştırma ve incelemeleri sonucunda Allah'ı görmüş ve bilmişlerdir

    Çünkü Alemin idare ve düzen içerisinde müthiş ve akıllara durgunluk veren bir intizamla ve denge içerisinde yürümesi asla tesadüf olamaz ve olması mümkün değildir

    "Gece ve gündüzün peşpeşe ardı sıra gidip gelmesinde akıl sahipleri için ibretler vardır" Ayeti, akıl sahibi olup ibret almayı bilenler için yeterlidir
    Bu mesaj en son " 13.11.05 " tarihinde saat 15:10 itibariyle Programmer_1 tarafından düzenlenmiştir...

  7. #7
    cakirxxx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2005
    Mesajlar
    308
    Karizma Gücü
    0
    Din, Afyondur veya uyuşturucudur denilmiştir neden?

    Çünkü herkez genelde, birşeyi reddederken yada onaylarken,öğretinin orjinini değilde bu öğretiyi uyguladığını iddia eden birey yada grupları baz almaktadır,vede onların yaptıkları hataları yada yanlış uygulamaları o öğretiye dayandırmaktadır,bu bence çok yanlıştır.

    Arapcada beşbin kelime varsa,Türkçede üçyüz kelime vardır,ve Arapca keli-meleri Türkçeye çevirirken zorlanılmaktadır,(Mesela yukarıda verdiğin örnekte,Evrenin yaratılması ile ilgili Gün diye çevrilen kelimenin orjinali,Yevmdir,Yevm'in sadece gün manası yoktur,devir ve aşama manalarıda vardır.)ve ortaya çıkan çelişkiler bazı Meallerin farklı çevirilerinden kaynaklanmaktadır.Kuranda çelişki yoktur ve Kuran bilimle çelişmez,çünkü bilim ilimle aynı kökten gelir ve Kurani bir ifadedir.Sizin İslam adına ve Din adına karşı çıktığınız bütün olgulara bende karşı çıkmaktayım,ayrıca şunuda eklemek istiyorum,Zaman,Mekan ve Üretim araçları değişmiştir ama İnsan hiçbir zaman değişmemiştir Tarih tekrrürden ibarettir.
    YARİN YANAĞINDAN GAYRI,HERYERDE VE HER ŞEYDE HEPBERABER...! DİYEBİLMEK

    ÖZGÜR VE EŞİT BİR GELECEK, SINIFSIZ VE SINIRSIZ BİR DÜNYA İÇİN...!

    MUTLAK EGEMENİN DIŞINDAKİ BÜTÜN SÖMÜRÜCÜ ZORBA UYDURMA EGEMENLERİ RED EDİYORUM ....!

  8. #8
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı ...__... tarafından gönderildi.
    inanalar daha güçlü bir şeyi neden kabul ediyorlar yada inananlar insan değil mi değilse nedir bunlar aydınlatın beni


    Ne demek istediğini anlamadım.

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    25
    Karizma Gücü
    0
    Bir şeyin varlığını kabul etmemek o şeyin varlığına gölge düşüremez

    Allah'ın varlığını kabul etmemek ona isyan etmek küfretmek onunla savaş etmek onun yüceliğine zerre kadar zarar veremez ve yeryüzünde onu aciz bırakacak hiç bir şey yoktur

    Düşünecek olursak Allahın yüceliği nasıl bir yücelik,tarif edilemez ve akıl kavrayamaz,evrenin büyüklüğünü düşünecek olursak,birde bunun sahibine nasıl karşı gelebildiğimizi, nasıl tarif edebiliriz

    Eğer Allah varsa ona isyan edenler emirlerine karşı gelenler,bunun vebalini nasıl yüklenecekler,telafisi olmayan bu zararı nasıl göğüsleyebilirler,ebedi azabı nasıl defedebilirler

    Allah'a inanmayanlara şöyle bir şey sorsam "YA VARSA"... ne diyecekler
    Ya Peygamberler doğru söylemiş Kainatın tek sahibi ve kendi yüceliğinden başka bir yüceliğin bulunmadığı doğru ise

    Kuranı Kerimde Allah şöyle buyuruyor...Biz bu Kuranı dağlara teklif ettik kabul etmediler ve İnsan onu kabullendi, insan gerçekten çok cahildir...

  10. #10
    vampirpenguen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-10-2004
    Mesajlar
    2,362
    Karizma Gücü
    8
    Kainatta herşey programlanmış şeklinde gidiyor.Şu soruyu soralım kendimize İyilik veya Kötülük kavramları nedir?Bize göre kötülük olan diğer kişiye göre iyilik olur.Bu tamamen görecelidir.Nefslerimize göre bize şer gelebilir.Allah'ın o varlığı ne amaçla yarattığına (terkibine ) göre değişir.Bu dünyada (ya da bu boyutta)bize görülenler hakikat denizine baktığımız zaman manaları çok değişir.Ne demektir bu kısaca? Bugün size şer gelen hayırlı olabileceği gibi; bugün size hayır gözüken şerde olabilir.Bende dahil nefslerimize göre hareket ediyoruz ya da bize verilen tabiata göre hareket ediyoruz.Şimdi bu bilgiler ışığında bu dünyada aslında ne yin doğru veya neyin yanlış olduğunu nasıl kesin olarak belirleyebilir ki? Kaldı ki biz insanlar 4 boyut dünyamız içinde hapsedilmiş kalmaktayız.Bizim için zaman kavramı mevcut.Ya Allah için O'nun zaman kavarmı olamaz o ister ve olur ve düşünmesi zorda olsa bu anda bütün herşey yazılır.Fakat biz zaman boyutuna bağlı olduğumuz için sonsuzluk-sınırsızlık kavramlarını algılayamadığımız içinde etrafımızda olup bitenlere isyan edip duruyoruz.Halbuki indinde herşey olup bitmiş.Evet algılaması gerçekten zor bir konu kısıtlı kapasitelerimiz ile düşünmüğüzde yanılgılara düşmemiz her zaman olucaktır.İster kabul edelim ister kabul etmeyelim biz programımız dahilinde ilerliyoruz.Burda robotmuyuz eleştirisi gelir muhakkak.Asllımızı özümüzü bilirsek çok çok geniş çerçeveden bakmayı başarabilirsek bu sınırlamalardan kurtulup içimizdeki amaca doğru şevkle mutlulukla ilerleriz.Diğer türlü sölenip durur bu dünyadan göçüp gideriz.En son olarak eklemeleyim ki;
    Kimine göre Cehennem onun cenneti;
    Kimine göre Cennet onun cehennemi; (Bunlar mecaz sözler lütfen çarpıtmayın!)
    Bir kişinin programı bahşedilenler bizim algı düzeyimizde kötülük ise o kötülük yapıcak,
    Bir kişinin programı bahşedilenler bizim algı düzeyimizde iyilik ise o iyilik yapıcak,
    Hakikatı tamamiyle bilen sadece Allah'tır.Kendi özünü yakalamış bunun ötesinde Allah'ı tanımaya başlamış olanlarda hakikatın izin verilen kısmı kadar görücektir.
    BU tamamen kişisel görüşümdür.Hüküm verme niyeti içinde değilim ve olamam da kesinlikle HÜKÜM Allah'ındır.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Haber sunan adami rüzgar alip götürüyor..
    2005 Konuları bölümünde Nouma21 tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 13.11.05, 13:40

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •