Bir kızım var ellerinizden öper.. İlkokul dörde gidiyor..
Aman efendim aman aman !
Bir doğru açı 4 değişik açıdan oluşmuştur. Açılardan her biri diğerinden 20 derece fazla olduğuna göre bu doğru açıyı oluşturan açıların en büyüğü kaç derecedir?
Ben bu soruları 1980 lerde lisede ve üniversite giriş sınavlarında görmüştüm.. Öyle hatırlıyorum..
Ve ben bu soruyu yapamadım.. Kızıma, " kızım yaparım ama hep ben yapıyorum annen alınıyor, götür bu sefer de ona ver, onun da sevinmek hakkı değil mi bırakalım bu problemi de o yapsın " diyerek nezaketimi de göstermiş oldum.. (Yapamadım desem eksi karizma verecek, yemezler

)
Annesi Kimyager.. Allahın hikmetine bakın o da çözemedi.. X lerden Y lerden oluşan iki sayfa çözüm yaptı ve ben yapamıyorum , yapamadım diye ağlayarak mutfağa gitti, yarım saat gelmedi... Kızıma, " elleme kızım annen ağlasın, babamın oğlu var beni neylesin" dedim..

Tam ham meyveyi kopardılar dalından türküsüne benzedi...
Şunu sormak isterim, eğetim sistemimizi belirleyen şey nedir?
Biz eskiden aptalmıydık ki bunu lisede üniversitede gördük de, şimdi bu problemler ilkokul dörde kadar geldi... Yani bu matematik, fen bilgisi. sosyal bilgiler kitaplarındaki konular gerçekten onların anlayabileceği düzeyde mi?
Yalnız bu yıl değişik bir sistem gördüm.. Önceki yıl kızım eve devamlı test soruları ile geliyordu.. Vermişler bir soru ve 5 seçenek , işaretle babam işaretle... Biz eskiden klasik eğitim görürken, üç soru sorarlardı, mecburen bunlara yanıt verirken yazmak zorundaydınız.. Bizim dönemimizin Türkçe'de kuvvetli olmasının bir nedeni budur.. Yazmak zorundasın, yazmak için bilmek zorundasın, biliyorsan güzel yazmak zorundasın.. Dediğim gibi tam bu test işine kafayı takmışken, Allahtan bu sene kızımın devamlı yazarak yanıt verdiğini ve Türkçesinin, yazımının düzeldiğini farkettim...
Allah devlete millete zeval vermesin ...
Şimdi soruyorum, bu çocuklar , benim çözemediğim problemleri çözecek kadar zeki ve bilgili mi?
Eğer öyleyse, ben niye farkına varmadım?
