HRİSTİYAN BİLİM ADAMLARININ KENDİ AĞIZLARINDAN İNCİL HAKKINDAKİ İTİRAFLARI
Moody İncil Enstitüsünden Dr.Graham SCROGGİE;”İncil Allah kelamımıdır?” adlı kitabının 17. sayfasında diyor ki: ”Evet kitab-ı mukaddes(İncil) insan eseridir.Bazı kimseler neden olduğunu anlamadığım sebeplerden ötürü bu gerçeği inkar etmektedirler.Kitab-ı mukaddes insanların aklında teşekkül etmiş,insanlar tarafından,insan dili ve eli ile yazılmış ve tamamen insan karakteri taşıyan bir eserdir.”
Prof.Dr. F.C.BURKITT;”Canon of the testament” adlı eserinde şöyle diyor:”İsa’nın dört ayrı incilde dört ayrı tasfiri vardır.Bunlar birbirinden farklıdır.Yazarları (matta, markos, luka, yuhanna) bu dört kitabı bir araya getirmek istememişlerdir. O yüzden biri diğerinden farklı malumat vermekte ve bunlar arasında hiçbir bağlantı bulunmamaktadır.Yazılardan biri eksik kalmış bir hikayeye, diğeri ise meçhul bir eserden alınmış bir parçaya benzemektedir.” Nitekin Prof.Burkitt’in söylediği gibi bu çelişki ve zıtlıkları bir sonraki bölümde ayrıntılı olarak görebileceksiniz.
Tekrar Dr.Graham SCROGGİE ye dönelim:”İnsan kitab-ı mukaddesi (İncil) okuduğu zaman,birbirini tutmaz bahisler içierisinde kaybolup gidiyor.Çok fazla miktarda acaip ve anlaşılmaz isimler yer alıyor.Hele tekvin kısmında yalnız şecereler(soy ağacı) dikkate alınmış.Kim kimden doğdu? Nasıl doğdu? Hep bunlardan bahsediliyor.Bütün bunlardan bana ne! Bunların ibadEt ve Allah’ı sevmekle ne alakası var.Genellikle efsaneler var.Daha gündüz anlatılmadan geceye geçiliyor…”
Rahip Kenneth KRAGA yapılan bir ropörtajda şöyle demektedir:”İncil’in Ahd-i Cedid kısmı Allah sözü değildir.Burada doğrudan doğruya insanların anlattıkları hikayeler ve herhangi bir işin nasıl yapıldığını gören kişilerin görgü şahitliği vardır.Sadece insan sözü olan bu kısımlar kilise tarafından insanlara ısrarla Allah kelamı gibi nakledilmektedir.”
Tolog Prof.Dr.GEYSER şöyle diyor:”İncil şu haliyle Allah kelamı değildir.Bunu kimse iddia etmemeli…Fakat eski haliyle Yaratıcının gönderdiği kutsal kitaplar arsında yer almalıdır.”
Encyclopedia of religion and Ethics’in 2.cildinin 582. sayfasında:”isa hiçbir yazılı eser bırakmamıştır ve şakirdlerinden hiç birisine herhangi bir şey yazması için emir vermemiştir.” Şeklinde bir açıklama yer almaktadır.Din ve ahlak ansiklopedisinin bu ifadesi dikkate alınırsa mevcut İncillerin ne kadar Allah kelamı olduğu ortaya çıkmaktadır.
1822 Yılında Thomas HARTWELL yayınladığı tefsirin 4.cild 2.Babında şöyle diyor:” İncillerin (matta, markos, luka, yuhanna) telif zamanları hakkında bizlere ulaşan nakil ve haberler,tamamen eksik ve neticesizdir.İncillerin sıhhati hususnda bizlere herhangi bir yardımları yoktur.Hristiyanların ilk din adamlarının ilerigelenleri,batıl ve yanlış ifadeleri kabul ederek durmadan yazdılar.Daha sonra gelenlerde onlara hürmeten hiç düşünmeden yazdıklarını kabul ettiler.İşte bu yalan yanlış ifadeler bir nüshadan diğerine nakledilerek günümüze kadar geldi.Üzerinden yüzyıllar geçtikten sonra İncilleri batıl rivayetlerden temizlemek olnaksızlaştı.”
Amerika’da yayımlanan “AWAKE” Dergisinin 8Eylül 1957 tarihli sayısında şöyle bir makale çıkmıştır:”Meğer incilde 50.000(ellibin) hata varmış! Geçenlerde genç bir hristiyan kjv (kral James beyanı) olan incilden bir tane satın almış.Tabi aldığı incili Allah kelamı olarak kabul ettiğinden,içinde hiçbir hata olmadığını kabul ediyormuş. Fakat eline geçen bir look mecmuasında “İncil hakkındaki hakikatler” ismindeki bir makalede 1720 yılında kurulan bir dini meclisin kral James tarafından hazırlatılan incilde 20.000 hata bulunduğunun meydana çıktığını okuyunca şaşırıp kalmış.İnanılmaz derece üzülüp meseleyi ruhani kişilerle konuşmayı uygun bulmuş.Onlarda 20.000 değil 50.000 hata var demişler.Bu durum karşısında genç adam dehşete kapılıp bize soruyor.Allah aşkına söyleyin bizim Allah kelamı znnettiğimiz İncil böyle hatalarlamı dolu?”
Şuan günümüzde geçerli olan İncillerin (matta, markos , luka,yuhanna) nasıl ortaya çıktığının tarihi seyrini inceliyelim; Hz.İsa’nın vefatının ardından 350 yıl gibi kısa bir süre geçmeden mevcut İncil sayısı 360’ı bulmuştu.M.S.325 Yılında Roma imparatoru Konstantin ,Hristiyanlığı kabul ederek serbestlik tanıdı.Fakat Konstantin bu kaos ortamını birtürlü sonlandıramıyordu.Tek çare olarak Ruhban Meclisini toplamaya karar verdi. 325 Yılında İznik’te toplanan bu konsülün zabıtlarından elde edinilen bilgiye göre;İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu inancı benimsendi.Bu görüşü İmparator Konstantin,İskenderiye Patriki Aleksandrus ve İstanbul Psikoposu Atnas taraftarları benimsediler.Diğer taraftan İsa’nın bir peygamber ve sonuçta insan olduğunu kabul eden Aryus ve taraftarları ise dinsiz ilan edilip aforoz edildi.Yanlışı ve doğruyu ayırt etmek amacıyla mevcut İncillerin 54 tanesi hakkında çeşitli münazaralar yapıldı.Bunlardan dört tanesinin (matta,markos,luka,yuhanna M.S.70-140 arası yazılmışlardır) doğru ,diğer elli nüshanın yanlış ve batıl olduğu kabul edildi.Bu seçim yapılırken hangi kriterler göz önünde bulunduruldu? neden bu dördü seçildi? bilemiyoruz.
Oysa ki

llah’ın İsa’ya vahyettiği orijinal şekline çok yakın İnciller reddedilmiştir.Bu İncillerden en ünlüsü kuşkusuz Baranabas incilidir. Hristiyanların şiddetle karşı çıktıkları bu incilde

llah’ın bir ve Hz.İsa’nın onun kulu ve peygamberi olduğu tevhid inancı kabul edilmektedir. Barnabas incili M.S.325’e kadar İskenderiye kiliselerinde Kanonik(resmi olarak kabul görmüş) olarak kabul ediliyordu.Teslise karşı çıkıp tevhid inancını savunan İraneus (130-200) yazılarında,putperest fikirlerin hristiyanlığa girmesinden sorumlu tuttuğu Pavlos’a karşı kendi fikirlerini desteklemek için Barnabas incilinden geniş alıntılarda bulunmuştur.Theodor ZAHN’ın ifadesiyle,M.S.140-180 Senelerinde “Allah’a, Kadir-i Mutlak’a inandım” ifadesi değiştirilerek Kadir-i Mutlak’ın önüne BABA kelimesi eklenmiştir.
Görüldüğü üzere İsevilik ve onun kutsal kitabı olan incilin nasıl dejenere edildiği, tarihi delilleriyle ortadadır.
kişilerin yorumları önemliyse buyur sende bunu açıkla gerçi hiçbir soruma cevap vermedin buna vermezsin artık