Taksim parkının uzak köşesinde onu gördüğümde içimden tekrarladım: " fena halde leman...fena halde leman..." kimsesiz erken bir saatti, sadece ikimiz.
yanımdan geçecektibirazdan, endoğru sözlerle selamlamalıydım onu. Ama selam verdikten sonra öteki diyeceklerime fırsat kalmayabilirdi. O yüzden çaucak ve selamsız bir cümle geldi aklıma. hem herşeyi anlatır hemde kısacıktı. bir an göz göze geldik, ben yüksek sesle ve gülümseyerek "sizi çok seviyorum" deyi verdim. Bilmiyorum şaşırdımı, ama gülümsedi o da "Sağol Küçüğüm!" dedi.
Şaşırtmak için yapmamıştım. Daha çok fazla zamanını almamak içindi..

Kişi başına düşen gayri safi milli aydın sayımız kaç?
o sayıdan 1 çıkarıyoruz. nicelik odaklı sayısal çağ bunu böyle not edebilir en fazla..

şimdi bir yerden bağlamalı ve devma etmeliyiz.

"insan olan bağlar her koptuğun yerden yaşamayı..."

"tutuklunun günlüğü" ilk Atilla İLHAN ölür. Tamam! ağlamak aynı sonuçta birleşmektir.Aynı ortak noktada buluşmak. Peki bizi birleştiren hangi Atilla İLHAN?

Soru sormaya bayılırdı, kitaplarında, köşe yazılarında, tv programında; şimdi kendimizle başbaşayız cevaplamalıyız.
Kimler ağlıyor?
"önde daima şairler vardır, bundan sonrada daima şairler olacak." duvar adlı şiir kitabının önsözündeki cümle.

Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz yolladığı
Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle CHP Şiir Armağanın'da 2.lik ödülünü pek çok ünlü şairide geride bırakarak aldı..
1. Cahit SITKI
3. Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

21 yaşında bir delikanlı ikisinin arasında...


Ali KAPTANOĞLU takma ismiyle yazdığı senaryolar film, dizi oldu..

Sadece bir şair değildi göçen, boşluk sadece edebiyatta değil. Ülkesi için düşündü ve bir yol seçti, onda kararlı bir şekilde yürüdü. Bir insana bir yiyecek gibi bakıp poşetini çıkartıp kabuğunu soyup yemek, ne yazıkki itjal bir tavır...
bu tavırla elden ele e-postalarla itelenen o kutsal şiirlerde, neyi eskitmeye çalışıyor birileri?

yoksa soyup mu, ayıklayıp mı tükettiniz bütün diğer şeyleri? belki de büyük bir olasılıkla çekirdeğini ayıklayıp özünü, kabuğunu soyup en besleyici yerini çöpe atıyorsunuz..
Ama en güzeli İlhan'ı sindirebilmek değil, iliklerinize kadar hissedebilmek!..
oluşta ve yaşayışta neyse oydu, sıcaklığı ondandı, yurtseverdi, hangi asıldan gelmiş olduğunu iyi bilirdi. Ve haklıydı her seferinde...

paylaşın yada reddedin ama bilin ki bütün dünyanın ihtiyaç duyduğu o içten söyleyiş ancak onunki gibi kararlılıkla mümkün...

sanatın cazibesine direnmek ne kadar anlamsız...
Atilla İLHAN'ın yanlız şiirlerini anımsamak, "iyi şairdi ama"larla yad etmek bende bu direnişi çağrıştırıyor...
Beyin ve kalp damarları çatlayana kadar gece gündüz okuyor, araştırıyor, anlatıyordu Atilla İLHAN..

Atilla İLHAN'ı sadece aşk şairi zannedenler "hissetmiyor" demek ki.....
ne dersiniz?



ALInTı