Oncelikle tarihi gercekler haricinde butun yazdiklarim yoruma aciktir,
Max Weberin biyografisi tarzinda Turkce bir kaynak bulamadim.Kisaca dilim dondugunce kendisini anlatayim.Asagida kisaca anlattigim gibi kendisi 1800 lerin ortalarinda (1864-1920) dunyanin cok guclu donusumleri yasadigi bir donemde dogmustur.Donemin sikintilarini genelde sosyoloji, felsefe ekseninde, ozelde ekonomi felsefesi veya ekonomi sosyolojisi kapsaminda degerlendirmis bir sosyologtur.Kendisi Almandir.Weberin eserlerinde ayrica burokrasi, devlet sistematigi, din sosyolojisi, ekonomi, rasyonalist doktrin gibi konular islenmektedir.
Weber’in yazilarini kaleme aldigi donemi inceleyecek olursak sanayi devriminin o ilk hasin yillarinin geride birakilmis oldugunu goruruz.
Yeni anlayisla isci sinifinin dogusu, bu sinifin calisma kosullarinin insanilik sinirlarina cekilmesi, kitlesel olarak hareket bilincinin olusma doneminin baslamasi hep bu donemlere rastlamaktadir.Sendikalar ve isci haklari yine bu donemin sinifsal acidan ana karakteristigini olusturmaktadir.Ote yandan burjuva sinifi teknolojik yapida olusan koklu degisimlere parallel olarak yeni bir uretim biciminin onculugunu yapmisdir.
Siyasal ve sosyal yasamda sermaye sinifinin etkinligi giderek artmaya baslamistir.Yine bu donemde rasyonel dusunus ve bilimsellik, uretim teknolojisine coktan belirli bir ivme kazandirmis ve hatta uretim sorun olmaktan cikmis hammadde onem kazanmaya baslamistir.
Bu donemin detayi fazladir, genel havayi koklayabilmek acisindan bu kaba hatlar yeterlidir sanirim.
Bu meyanda sureci bizatihi etkileyen bir doktrin kapsaminda degerlendirilemez Weberinki. O, daha ziyade donemin genel ruhuna uygun ve -o ani ve ondan sonrasini- yonlendirebilecek bir saptamalar butunu dile getirmistir.Weberin zihnindeki insan, tanrinin buyuklugune boyun egmis, onun sistemine kendi gucu nispetinde katkida bulunan bir varliktir.
Ona gore insan bu dunyada calismali ve ote dunyanin bu dunyada yapilan islerle belirlenecegine inanmalidir. Iste weberin bu zorunluluklari, insani kapitalistik uretimin ana ogesi haline getiriyor.
Weberin Amerikayi ziyateri ve protestan insan topluluklarini tahlil etme firsati bulmasi onun fikirlerini kendi icin daha da dogru kilmistir. Dini aidiyetin kapitalistik uretimle baglantilarini fikirlerinde uzun uzun islemistir.
Ona gore topluluklarin bu dusuncede olusu sermaye birikiminin ana sebebidir, zira tuketimi ve kisisel rafahi gunah gormus, uretimi ve calismayi kendisine ana siar edinmis insan, sermaye birikimine kaynaklik edecektir.
Aslina bakilirsa bu fikirler en temel sekliyle idealize etmektir. Yiginlara model olacak sistemin yapi taslarini meydana getirecek bir prototip olusturmaya calimistir. Ongorulen zihniyet degisimi protestan topluluklarinda buyuk bir kabul gormustur. 200 sene oncesinde olumsuz bakilan kapital olusturma, bu topluluklar icin mesruiyet zeminini bulmustur. Uretim karakteristigiyle dinsel inanislar arasindaki bag kurma dusuncesi ise Weber uzerinden yapilan toplum muhendisliginin iyi bir ornegidir.
Rasyonellesmeyi ise yalnizca hiristiyan topluluklarin basarabilecegi tezine en onemli tarihi cevabi uzakdogu ulkelerinde olusan gelisme dalgasi vermistir, zira Weber, budizmin ve islamiyetin kaderci ve teslimiyetci oldugundan dolayi bu sureclerde etkin rol oynayamayacagini dusunmustur.
Bu dusunceler isiginda tez, donemin dinamiklerini iyi yakalamis fakat dogal olarak gelisen toplum ihtiyaclarina cevap vermekten uzaktir.
Sanayi devrimi uzerinden uretim sistematigi acisindan iki asama daha gecmistir. Bu yonuyle varsayim, gelistirilmesi gereken bir din-uretim iliskisi acilimidir.
Yeni donemin dinamiklerindeki sekuler(laiksist) ve invidualist (bireyselci) toplum yapisi sekli, felsefeyi Weberin dusuncelerine benzer fakat koklerini baska olgulardan alan bir teori ihtiyaci icine sokuyor.(Ihtiyac kismen karsilanmistir aslinda)
Zindan
Saygilar…


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

