• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
29 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    YeniGerilla adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2005
    Mesajlar
    375
    Karizma Gücü
    0

    Mustafa Kemal nasıl öldürüldü?!!!

    ATATURK'un ölümüne iliskin
    Alev Cukurkavakli'nin bir yazisini sunuyorum.

    Yıllar önce (1970'lerden 1987'ye kadar) Mustafa Kemal'in şoförü Pehlivan Fahri ile, Fahri Uçar ile sohbet ederdim...
    Bana; "Çocuk, iyi dinle bunları... Başka yerlerde bulamazsın" der, müthiş güzel Mustafa Kemal anılarını anlatırdı...
    ***
    Fahri Amca'nın tek koşulu vardı genç bir gazeteciye bunları anlatırken; "YAZILMAYACAK"
    ***
    Yazmadım da...
    Çünkü o; sadece sıradan bir gazeteci olan Alev Çukurkavaklı'ya değil; Alev'i ona sevdiren, Alev'e güvenmesini sağlayan ana ve babasına güveniyordu. Kemal Bayram Çukurkavaklı ile Fatoş Çukurkavaklı'ya...
    ***
    ANKARA'da gazete yapıyorum...

    Yıllar sonra, 2004 yılının güz aylarında Ankara'da kısa bir süre ANAYURT Gazetesi'nin genel yayın yönetmenliğini yaptım...
    2004 yılının Kasım ayında da ATATÜRK'Ü masonlar ÖLDÜRDÜ manşetini çaktım...
    Zaten başarılıydım; (ekiple) bu haberle başarı zincirime bir halka daha ekledim...
    Başladığımda 300 bile satmayan gazeteyi 10 binlere çıkarıp bıraktım... (Hergele-2'de okuyacaksınız)
    ***
    4 Kasım 2005 Cuma... Anamur'dan Ankara'ya dönerken bir benzinlik büfesinde VATAN Gazetesi'nin manşetini gördüm, güldüm.
    En ünlü Türk Masonları'nın listesini veriyordu gazete ve bu ünlüler arasında Mustafa Kemal'in yaveri Bolu Milletvekili Cevat Abbas Güler'in de adı vardı...
    ***
    Evet; STALİN'in gizli polis şefi Beria'ya kadar uzanan bir Mustafa Kemal cinayetinin öyküsü var elimizde.
    Belgeler de var...
    ***
    Haydi; kim ne biliyor ise MEVSİMSİZ'lerden; eteğimizdeki taşları dökelim mi; cebimizdekileri çıkaralım mı?
    Selam, sevgi ve saygılarımla.

    Alev Çukurkavaklı



    ATATÜRK’ü Masonlar zehirleyerek öldürdü…

    Şimdi 2004 yılında Ankara’da ANAYURT Gazetesi’ni yaparken kullandığım yazıya bakalım…

    Gazi Mustafa Kemal’i Türkiye Mason Cemiyeti’ni kapattırdığı için Yahudi Masonlar zehirledi.
    Plan Kremlin’de yapıldı, Türkiye’de uygulandı...

    BÜYÜK SIR: Yıl 1935...

    Atatürk, eski Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt’u çağırarak, Masonluğun kuruluş, örgütlenme ve çalışmalarına ilişkin bilgiler içeren dosyayı verdi.
    Ardından şunları söyledi: “Bunu güzelce mütalaa et, bir takrirle, Halk Partisi Grup Başkanlığı’na ver. Grupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve grupça kapanmasına delalet et, senin de bu işte şeref payın olacaktır.”

    Anadolu Ajansı, 10 Ekim 1935 tarihinde abonelerine şu önemli haberi geçti: “Türkiye Mason Cemiyeti, memleketimizin sosyal tekamülü ve günden güne artan muazzam terakkilerini nazarı itibara alarak, faaliyetlerine nihayet vermeyi ve bütün mallarını memleketin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalışan halkevlerine teberrüü muvafık görülmüştür.”
    Egenin ve Balkanların tanınmış kıdemli komünist mübeşşiri Varnalı Bulgar Yahudilerinden 33 dereceli Farmason Avram Benaroyas, Yunan komünistlerin yayın organı Laiki Foni (Halkın Sesi) Gazetesi’nin 1 Ağustos 1948 tarihli nüshasında yazdığı anılarda şöyle dedi:

    “1937 yılının ortalarında, ismini açıklayamayacağım bir doktor, bazı şöhretlere dayanarak Atatürk’e ilk darbeyi sinir organlarını za’fa düşürmek sureti ile indirdi. Etrafında çember meydana getirdiğimiz Sarı Lider, kendiliğinden bu çemberin içine girip hayatını bize teslim etti.”


    Katil(ler) ve işbirlikçileri KİMLERDİ?


    Yunanistan’da yayınlanan –Laiki Metopo(Halk Cephesi) Gazetesi'ndeki dizi yazıda “Dr. Abrevaya ve Fischenger cidden bu işte fedakarane çalıştılar” denilmekte.

    Sözedilen Abrevaya, Prof.Dr. Samuel Abrevaya, Marmaralı...
    Abrevaya, İzmir doğumlu, Paris’te tahsil görmüş. Atatürk’ün ölümünden sonra Niğde Milletvekilliği yapmış.

    ***
    Prof. Dr. N.Fissenger, hükümet tarfaından Paris’ten getirilmiş.

    8 Eylül 1938’den bir gün önce yaptığı muayeneye göre Prof.Dr. Ömer Neşet İrdelp ile birlikte düzenledikleri rapor uzun yıllar sonra ortaya çıkmış.
    Fissenger ayrı teşhiste bulunmasına rağmen Atatürk’ün ölüm raporunda, diğer doktorlarla aynı görüşteymişçesine yazılmış…
    Muhtemelen Paris’ten getirilen ilaçların temin yeriyle de ilgisi vardı.

    ‘Sarı Lider’i öldürme kararı alınıyor

    Varnalı Bulgar Yahudisi 33 dereceli Farmason Avram Benaroyas Türkiye Mason Cemiyeti’nin kapandığını Moskova’da bir toplantı sırasında öğrendi.
    Sıkıntılıydı, sinirliydi ve olamayarak şunları söyledi;

    “O Sarı Lider ortadan suret-i katiyetle kaldırılacaktır.
    Mefkuremize imha edici darbe vuranların akıbeti,
    feci şartlar altında ölümdür!...”
    Türkiye’nin ikinci Mason lideri Kimyager Mustafa Hakkı Nalçacı,
    acilen Kremlin’e davet edildi.
    Nalçacı Moskova’ya korkarak gitti.
    Başına bir hal gelmesi halinde Kremlin’in Çankaya’ya siyasi baskı yaparak serbest bırakılmasının sağlanmasını istedi.

    ***

    Kremlin, Nalçacı’ya garanti verdi, verdiği teminatlarla onu rahatlattı.
    Kremlin’den aldığı taahhütlerle korkusu geçen Nalçacı, yapacağı bu işi daha da ileri götürerek Atatürk’ün öldürülmesinden sonra Nazım Hikmet başkanlığında bir hükümet kurulmasını istediyse de, Kremlin “Gerici Mareşal Çakmak”ın tabancasına hedef olunacağı” itirazı ile Nalçacı’yı frenledi.
    ***
    Varna köklü Bulgar Yahudisi Farmason Avram Banaroyas ve Türkiye’deki masonları ikinci lideri Mustafa Hakkı Nalçacı,n Kremlin ile toplantıdayken, yapılan konuşmaları Yunanlı gazeteci Apostolos Grasoz, Laurenti Beria ile birlikte yan odada ses alma aygıtıyla izliyorlardı

    "Araştırmacı yazar Ogün Deli, Atatürk’ün ölümüyle ilgili olarak yaptığı araştırmaları ve bunları destekleyen belgeleri topladığı kitabında büyük önderin ölümünün herkesin bildiği gibi siroz’dan olmadığını iddia ediyor.
    Emekli Subaylar Derneği’nin (TESUD) 1999 yılında çıkarmış olduğu ‘Birlik’ dergisinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Sağlık Dairesi eski başkanlarından Emekli Deniz Kıdemli Albay Aytekin Ertuğrul’un, Atatürk’ün ölüm nedeninin, ‘Alkolik Siroz’ değil, sıtma olduğunu açıklamasının ardından o günlerde kamuoyunda ses getiren bu açıklama kısa zamanda unutulup hafızalardan silinmişti. Aradan geçen yıllar boyunca araştırmalar yapan Ogün Deli, ‘AGONİ’ isimli kitabıyla kamuoyuna yeni bilgiler sunuyor.

    Ogün Deli, Atatürk’ün ölümünün 66 sene boyunca Türk halkından sorumsuzca saklandığını vurguladığı kitabında, Atatürk’ün tedavisinde kullanılan ilâçlarla, majistral olarak yapılan reçetelerin tarihsel ve parasal değerlerini de belirterek büyük önderin tedavisinde kullanılmak üzere sadece 1937 yılında İstanbul Eczanesinden 43 kutu kinin alındığını ortaya koyuyor. Yazar, kitabında belgelere yer verdiğini, yorumu ise
    Türk halkına bıraktığını belirtiyor.


    ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜNDEKİ SIR PERDESİ

    Büyük önderin tedavisinde kinin ile beraber Salygran (civalı diüretikler)’ün de kullanıldığı belgelenen kitapta, bu ilâcın kullanıldığı zamanlarda; kronik zehirlenmelere neden olabileceği belgelerle ortaya konuluyor. Ogün Deli’nin kitabında yer verdiği 1 Ağustos 1948 tarihli Yunan ‘Halkın Sesi’ gazetesinde Bulgar Yahudilerinden 33 dereceli Farmason Avram Benaroyas’ın Atatürk’ün ölümü ile ilgili açıklaması ise şöyle:

    “Mefkûremizi imha edici darbe vuranların âkıbeti, feci şartlar altında ölümdür. Türkiye’nin mağrur Sarı Diktatörü Mustafa Kemal Atatürk, 10 Ekim 1935 tarihinde Ankara’da Çankaya köşkünde Doktor Mim Kemal Öke’ye hitaben, ‘Mason cemiyetinin faaliyetini inkılâplarıma muarı z gördüğüm için kapatılmasını elzem gördüm. Bu dakikadan itibaren bu cemiyeti ölmüş biliniz ve diriltmeye teşebbüs etmeyiniz’ demişti. Muhtelif memleketlerde, sistemli ve metotlu bir tarzda çalışan, bize her suretle hizmet eden 5’inci kolumuz masonlardır. Türkiye’deki masonlar, Atatürk’e karşı gayet müşfik ve dostane vaziyet aldıkları hâlde, mağrur diktatör yersiz vehime kapılarak yukarıda zikredilen tarihte mason cemiyetini lağvetti. O zannetti ki; bütün muhalif ve muarızlarını tasfiye ve bertaraf ettiği gibi masonları da tasfiyeye tabi tutmaya muvaffak olacaktır. Fakat asla!”.


    KREMLİN KARAR ALIYOR

    Kitapta Avram Benaroyas’ın dehşet verici açıklamaları ise şöyle devam ediyor: “Türkiye’deki mason cemiyetinin Atatürk tarafından kapatılarak faaliyetlerinin durdurulduğunu, Moskova’da tarihî bir yerde yoldaşlar arasında yapılan bir toplantıda işittiğim zaman, beynimden okla vurulmuş gibi sersemledim. Heyecandan şaşırmış bir hâlde oradakilere şaşkınlık içinde, bu nasıl olur? Neden kapatılırmış! Buna imkân yoktur! Kapatıldığı da bir gerçek ha! Bu böyle olduğuna göre, o sarı lider ortadan suret-i katiyetle kaldırılacaktır diye haykırıyordum. Atatürk’ün mason cemiyetini kapatması bizi pek derin bir düşünceye sevk etmişti. İlk anlarda Kemal Atatürk’ü silâhla ortadan kaldırmayı düşündük. Çünkü, o, felsefemizin Türkiye’de yerleşme imkânlarını ortadan kaldırmıştı. Kendisinin de ortadan kaldırılması son derece elzemdi. Nihayet bir gün Kremlin kat’i kararını verdi. Onun ölümü esrarengiz olacak ve kendine göre esrar arz edecekti.”

    “ATATÜRK, HAYATINI BİZE TESLİM ETTİ”

    Avram Benaroyas’ın açıklamalarında mason cemiyeti kapatıldıktan sonra mason biraderlerin, cemiyet sanki hiç kapatılmamış ve Atatürk’le aralarında hiçbir ihtilâf yokmuş gibi vaziyet aldıklarını ifade ettiği açıklamasında, “İmkân buldukça, onun her hareketini alkışladılar ve zamanla onun etrafında bir çember vücuda getirdiler ki, sarı lider kendiliğinden bu çemberin içine girip bize hayatını teslim etti. Doktorlarımız Atatürk’ün ölümünün ani oluşunu tehlikeli gördüklerinden, 1937 yılı ortalarında ismini açıklayamayacağım bir doktor, bazı şöhretlere dayanarak Atatürk’e ilk darbeyi sinir organlarını zaafa düşürmek suretiyle indirdi. Böylelikle gösterdiği tedavi usulü, Atatürk’ün sinir organlarını felce uğrattı. Atatürk’te zaman zaman burun kanamaları, baş dönmeleri, istifralar, karşısındaki arkadaşı tanıyamazlıklar kendini göstermeye başladı. Onun pek elim bir vaziyette olduğunu, beşinci kollarımızın ajanları, gizliden gizliye yaymağa ve hastalığın öldürücü olduğunu efkârı umumiyeye duyurarak millî hislerde zaaf hâsıl etmeye çalıştılar. Atatürk’ün hastalığı efkârı umumiyede şüyû bulunca vazifemizin birinci faslı muvaffak oldu”


    NALÇACI KREMLİN’DE

    Kitapta bundan sonraki aşamalara ise yine Yunan Halk cephesi gazetesinden alınan Farmason Apostolos Grazos’un açıklamalarında yer verilmiş. Apostopolos’un açıklamalarında, “Filistin Siyon kolonilerini meydana getirmek için, Osmanlı İmparatorluğu’nu parçaladık. Bundan sonra yapılması elzem olan, ikinci, üçüncü ve dördüncü vazifeler geliyor ve bunları seri olarak tatbik etmek isteniyordu ki ; Doktor Abravaya ve Fissenger cidden bu işte fedakarâne çalıştılar. Bazı Avrupalı tıp dahileri, siroz mütehassısları, sarı liderin hastalığı ile meşgul olmak istediklerini bildirmişlerse de; Türkiye’deki mukaddes üçgenimizin meydana getirdiği muhkem mevki ve selâhiyetlerini cemiyetimize muhalif olanlara sarı liderin tedavisinde vazife vermemekle bize pek âlâ ispat ettiler. Sarı liderin ölümü bir gün meselesi hâline gelmişti. Onun ölümünden her suretle istifade etmeliydik. Türkiye’nin ikinci Mason lideri kimyager Mustafa Hakkı Nalçacı, bunun üzerine Kremlin’e davet edildi. Üstad Moskova’ya vardığında yüzü sararmış ve korkak, ürkek bir hâle bürünmüştü. Sovyet Hariciye Komiserliği, Nalçacı biraderimize samimi alâka göstererek kendisini hoşnut etmek için bütün imkânlarını seferber etmişti” deniliyor.


    GENEL KURMAY ÖĞRENİRSE

    Masonların Türkiye’nin ikinci mason lideri Mustafa Hakkı Nalçacı’yı Kremlin’e davet etmesinin ardından Apostolos Grazos’un açıklamaları kitapta şu şekilde devam ediyor: “Moskova’ya ulaşmasının hemen akabinde, büyük ve şahane bir yerde ilk toplantı yapıldı. Ben, Laurenti Beria ile yan odada ses alma cihazıyla içeride cereyan eden muhavere ve müzakereyi takip ediyorum. Nalçacı, Türkiye’nin siyasî ve askerî icraatına ve kuvvetine dair etraflı malûmat taşıyan, bir dosyayı tevdi etti. Birkaç gün sonra anladım ki, Nalçacı’nın tevdi ettiği bu dosyadan Kremlin çok memnun kalmıştı. Nalçacı, Atatürk’ün mason doktorlar tarafından yanlış teşhis ve tedavi neticesinde öldürüldüğü, Türkiye Genel Kurmayı tarafından öğrenilirse, gayet müşkül vaziyete düşeceklerini ve eğer bu âkıbete maruz kalırlarsa, Kremlin’in Çankaya nezdinde siyasî bir tazyik yaparak serbest bırakılmalarının temini hususunda ısrar ediyordu. Yoldaşlar, her vesile ile Türkiye’deki mukaddes üçgenimizi müdafaa etmenin kendi menfaatimiz icabı olduğunu izah ettiklerinde, Nalçacı bundan memnun olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Nalçacı’nın Atatürk’ün ölümünü müteakip, Nazım Hikmet’in riyaseti altında bir hükûmetin teşekkülü, gayri ihtiyarî bazı dedikoduların ve tereddütlü düşüncelerin çıkmasına yol açacağı, ölümü tabiî sebeplerden olmayıp, kasıt olduğu öğrenilirse mürteci Mareşal Çakmak’ın tabancasına hedef olunacağı itirazıyla karşılaştı, denilmekteydi.”

    ORKUN’un notu: “Agoni” kitabındaki belgelerin ve iddiaların ciddî boyutlar taşıdığı açıktır. Bu konuda, Türkiye’deki mason derneklerinin sessiz kalması düşünülemez. İddialara karşı mason derneklerinin yapması beklenen açıklama, konunun gereği gibi aydınlanmasına yardımcı olacaktır."

    06 KASİM 2005 / ALEV CUKURKAVAKLI
    ...seni seviyorum, ama nerdesin?...




    "OYUN BİTİNCE ŞAHDA PİYONDA AYNI KUTUYA KONUR!!!"

    57’ NCİ ALAY ÇANAKKALE’ DE, TRABLUSGARP’ DA, FİLİSTİN’ DE, SAKARYA’ DA

    57’ nci ALAY KARABAĞ’ DA, KARASU’ DA, KERKÜK’ DE, KIBRIS’ DA

    57’ NCİ ALAY HER YERDE

    HEPİMİZ 57’ NCİ ALAYIN NEFERLERİYİZ

  2. #2
    Ben Türk'üm ve Müslümanım Son_Of_Liberty adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-04-2005
    Mesajlar
    1,891
    Karizma Gücü
    0
    Atatürk öldü veya öldürüldü bilmiyorum. Ama masonlar konusu derin bir kör kuyu. Hemde özerinde ağır bir taş kapak olan bir kuyu. Kimse el atmak istemiyor. Taşın altında elinin ezileceğini biliyor herkes. Ve bu kapak açıldığında içinden kimler! kimler! çıkacak. Daha milletimizin buna hazır olduğuna inanmıyorum. Taksimin ortasına UFO inmesi gibi bir şok yaşarız herhalde. Şunu unutmamak lazım. Atatürk'ü kullanan birtakım kuruluşlar da var. Yazısı heryerde bulunmakta. Ülkemizdeki Atatürkçü düşünce derneklerinin sayısı belli değil. Ancak gerçek Kemalist düşünce uğruna savaşanlar birkaç tane. Diğerleri ne iş yapıyor? Ne'ci bunlar? Biri çıksın açıklasın. Buna rağmen birşeyler yapılmalı. Ama devlet ama millet.

    Binlerce yıllık Türk Milleti'nin şerefini iki paralık eden korkak (satılmış) monşerler yerlerini ve elini çektikçe, Türk Milleti layık olduğu yere gelecektir.

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    03-01-2005
    Mesajlar
    349
    Karizma Gücü
    0
    Eline sağlık Gerilla.Bence de bu konu derin bi konu.Birşeyler yapılmalı millet olarak.
    türkforum Fenerbahçeliler...

    ANKARA lılar birligi 06

    [ Yeşil Barış ] Birliği TIKLA

    |~PENGUEN KARDEŞLİĞİ~|


    .:: TÜRKİYE BİLİŞİM'LE BİLİŞİM AÇIK KAYNAK YAZILIMLARLA GELİŞİR!::.

  4. #4
    YeniGerilla adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2005
    Mesajlar
    375
    Karizma Gücü
    0
    Masonlar, İlluminati, Gül ve Haç...bu örgütler kökeni eski ve kök salmış. Türkiye'de de çok köklü ve kuvvetliler maalesef...Sabetayistler, Büyük İşadamları bv. bunların maşası bu ülkede.
    Bu mesaj en son " 17.11.05 " tarihinde saat 14:19 itibariyle YeniGerilla tarafından düzenlenmiştir...
    ...seni seviyorum, ama nerdesin?...




    "OYUN BİTİNCE ŞAHDA PİYONDA AYNI KUTUYA KONUR!!!"

    57’ NCİ ALAY ÇANAKKALE’ DE, TRABLUSGARP’ DA, FİLİSTİN’ DE, SAKARYA’ DA

    57’ nci ALAY KARABAĞ’ DA, KARASU’ DA, KERKÜK’ DE, KIBRIS’ DA

    57’ NCİ ALAY HER YERDE

    HEPİMİZ 57’ NCİ ALAYIN NEFERLERİYİZ

  5. #5
    Ben Türk'üm ve Müslümanım Son_Of_Liberty adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-04-2005
    Mesajlar
    1,891
    Karizma Gücü
    0
    Ülkemizde bu örgütlerin pek de eski olduğuna inanmıyorum. Güçlü ama kök salmış olduklarında haklısın. İstersen öyle bir durdurursun ki. Bu güce devletimiz sahip.

    Binlerce yıllık Türk Milleti'nin şerefini iki paralık eden korkak (satılmış) monşerler yerlerini ve elini çektikçe, Türk Milleti layık olduğu yere gelecektir.

  6. #6
    YeniGerilla adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2005
    Mesajlar
    375
    Karizma Gücü
    0
    devlet sahip tabii ki ama aramızda Müslüman Türk görünümlü ve devletin en önemli noktalarına gelmiş (sabetayistler İsmail CEM/Çevik BİR) başka amaçlar uğruna çalışan öyle insanlar var ki...bunlar ülkeyi başka noktalara sürüklüyor. yok AB yok batılılaşma...bir de son of liberty ülkemizde eski değil demişsin...özellikle masonların OSmanlı' nın yıkılışında ne kadar etkili olduklarını okudum, bu kadarını bilmezdim doğrusu. meğersem kimler bunlara dahilmiş ve neler yapmışlar varya...

    Süleyman YEŞİLYURT' un Türkiye' nin Büyük Masonları kitabını okumanızı tavsiye ediyorum...
    ...seni seviyorum, ama nerdesin?...




    "OYUN BİTİNCE ŞAHDA PİYONDA AYNI KUTUYA KONUR!!!"

    57’ NCİ ALAY ÇANAKKALE’ DE, TRABLUSGARP’ DA, FİLİSTİN’ DE, SAKARYA’ DA

    57’ nci ALAY KARABAĞ’ DA, KARASU’ DA, KERKÜK’ DE, KIBRIS’ DA

    57’ NCİ ALAY HER YERDE

    HEPİMİZ 57’ NCİ ALAYIN NEFERLERİYİZ

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0

    Başarılı

    ya kardes daha bilinmeyen ve bizi kandirdiklari o kadar seyler var ki....o kadar halkimizi uyuttular ki her konuda o kadar ülkemizde kolay siyaset yaptilarki ve de o kadar kolay uyuttular ki halkimizi buna hiç ama hiç sasirmadim...ama atatürk'ün bize biraktigi ve uyulmasi gereken o kadar emanetler var ki en azindan bunun için üzülmüyorum..halkimizin din ile ilgili duygularini kolaylikla istismar eden siyasi partilere benden ve benim gibi tüm atatürkcülere bu emanetler küpe olur umarim...

  8. #8
    avala adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    248
    Karizma Gücü
    0
    atatürk doktorlardan şüphelenmiş ama,mücadele mekanizması bloke edildiğinden elinden bişey gelmemiş..
    atatürk'ü maddi olarak yok eden sinsi güçlerin işi bitmedi,bize bıraktığı mirası da
    yok etmek için var güçleriyle çalışmaya devam ediyorlar.......avala.......
    _____________________________________________
    _____________________________________________


    ........BİRİMİZ HEPİMİZ........

    .........HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN.........

    :3

    _____________________________________________
    _____________________________________________

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    31-05-2005
    Mesajlar
    2,096
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı YeniGerilla tarafından gönderildi.
    Masonlar, İlluminati, Gül ve Haç...bu örgütler kökeni eski ve kök salmış. Türkiye'de de çok köklü ve kuvvetliler maalesef...Sabetayistler, Büyük İşadamları bv. bunların maşası bu ülkede.
    Kardeşim çok haklısın cin büyü derken vakttimizi harcarken böyle konuları araştırıp gerçekliğini tartışmalıyız gizli konularda
    İllümünati zaten bütün dünyadaki önemli yeryüzünün düzenini ve işleyişini etkileyen oalylara karar veren bi gizli örgüt olduğpunu biliyorum
    diğerlerinide herkez az çok bilir zaten
    konuuda okuyalım lütfen sağolsın akrdeşim paylaşım için
    İslamiyet hakkında bilmek istediklerinizi burada

    Tüm Müslümanlar,yalanla aldatmacayla dolu ahir zamanda,insanlığın gördüğü en büyük lider olan,ALLAH'ın en seçkin kulu olan Hz.Muhammed'i savunmalıyız.Sevdiğinle alay edilse müdahale edersin.Hz.Peygamberle alay edenlere de hadlerini bildirmeliyiz.

  10. #10
    Ben Türk'üm ve Müslümanım Son_Of_Liberty adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-04-2005
    Mesajlar
    1,891
    Karizma Gücü
    0
    100 yıl uzun bir zaman değil yeni gerilla. Daha önceleri girmeye cesaret edememişler. 1930'lu yıllarda da Atatürk tarafından yasaklanmış. sonra nasıl oldu da inlerinden çıktılar bilemiyorum

    Binlerce yıllık Türk Milleti'nin şerefini iki paralık eden korkak (satılmış) monşerler yerlerini ve elini çektikçe, Türk Milleti layık olduğu yere gelecektir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •