İLKÖĞRETİM SOSYAL BİLGİLER ÖĞRENCİLERİYLE TARİHSEL KAYNAKLARI KULLANMA
Yosanne VELLA
(Çev. Bahri ATA)
Dr; MEB Talim ve Terbiye Kurulu
Sosyal Bilgiler Komisyonu Üyesi
ANKARA
Birincil Kaynaklar ve İkincil Kaynaklar
Tarihte kaynaklar, birincil ve ikincil olmak üzere iki cinstir. Tarihte ikincil kaynaklar, genellikle tarih kitapları ya da ders kitapları ve de filmlerdir. Bunlar, bize tarihçilerin ve filmler söz konusu olunca yönetmenin, tarihsel olaya ilişkin yorumunu sunar. Bunlar, tarih bilgisini dolaylı yollardan verir. Siz, tarihçilerin ürettiği bitmiş sonucu okuyorsunuz. Tarihçiler ve tarih ders kitapları kadar tarih vardır. Elbette bunlar tarih öğretiminin oluşturulmuş parçasıdır. Fakat ikincil kaynakların yanı sıra tarih öğretiminde kullanılabilecek birincil kaynaklar da vardır. Bunlar, bilginin, bize doğrudan geldiği kaynaklardır. Bunlar, çalıştığınız dönemin kanıtlarını sunar. Birincil kaynaklar; kanıtı, yazılı, görsel, sözlü ya da arkeolojik kanıt örneğinde olduğu gibi değişik biçimlerde sunar.
Sözlü Kaynaklar
Malta'da sınıf ve sosyal bilgiler öğretmenleri; sınıflarında birincil kaynaklar kullanma söz konusu olduğunda çekinmektedir. Çünkü bunların sadece müze ve arşivlerde bulunabileceğinden ve elde edilmesinin çok güç olduğunu düşünmektedir. Aslında çocuklar, birincil kaynaklarla kuşatılmıştır. Örneğin altıncı sınıf tarih konularından biri İkinci Dünya Savaşı sırasında Malta'da sosyal yaşamdır. Bu konuyu öğretmenin en iyi yolu da öğrencilerin büyük baba ve büyük annelerini sınıfa davet etmektir. Yaşlılar, yakın geçmişte sokaktaki insanın yaşamında ortaya çıkan değişiklikler hakkında çok şey söyleyeceklerdir. Bu, birincil kaynaklara dayalı sözlü tarihin bir türüdür.
Kaynak Olarak Tarihsel Nesneler
Buluntular; sınıfa getirildiğinde, öğrencilerin ilgisiz kalamayacağı kaynak türleridir. Buluntu, ayakta kalmış insan yapısı nesnelerdir. Öğretmen, nesneyi öğrenciye gösterip bilgi verme tuzağına düşme tehlikesine karşı dikkatli olmalıdır. Cevapları bulacak olanlar öğrenciler olmalıdır. Bu etkinliği, “bunun ne olabileceğini tahmin edin?” ya da “bunun ne için kullanıldığı hakkında ne düşünüyorsunuz?” oyunlarına dönüştürünüz. Küçük çocuklardan, tarihsel akıl yürütmeye dayalı çok iyi açıklamalarıyla oldukça ilginç cevaplar aldım. Sonuçta, öğrenci, kendi kendine sonuca ulaştığı bir akıl yürütme örneği yaşamaktadır. Tarihsel nesneyle birlikte kendisine sunulan gizemi çözmek için zihinsel olarak uğraşan çocuğu izlemek oldukça hoştur. 8 yaşındaki bir kız eski demiri hemen tanıdı. Bununla birlikte, bunun nasıl kullanılabileceği analizine devam ederek;
“Demirin sıcak olması istenir, fakat bu soğuk. Ne eğlenceli, bunu elektrik prizine takacak teli yok. Bunun kullanıldığında elektrik olmadığı için, elbette bu şekilde tahmin yürüttüm. Öyleyse bunu nasıl ısıtacağız? Belki de bunu sıcak bir suyun içine koyarız. Ama o zaman ütü yaparken, elbiseleri ıslatacağım. Yapacağım şey, onu yanan bir sobanın üzerine koymaktır.” dedi.1
Bazen öğrenciler yanlış açıklamalarda bulunur. Beş yaşındaki bir erkek çocuk, eski yemek pişirme kabının görüşüne göre kesinlikle bir “taşınabilir top” olduğunu iddia etti. Bunun nasıl çalıştığı ile ilgili çok ayrıntılı ve çapraşık açıklamalar vermeye girişti. İşlerinde iyi olmak isteyen bütün tarihçiler için hayal gücü çok önemli bir beceridir, fakat tarihte hayal gücü, tarihsel çerçevenin ve kanıtın sınırları içinde işlemelidir. Burada öğretmenin rolü çok önemlidir. Fines ve Nichol'un (1997) belirttiği gibi;
“Sınıfta tarih derslerinde; geçmişten kanıt çıkarmanın her aşamasında öğretmen öğrenciyi destekleyerek, hayal gücü, soru sorma, eleştirel farkında olma ve kuşkuculuk el ele birlikte işlemelidir. “
Buluntularla çalışırken, çok kullanışlı olabilecek ve çalışma kağıdı olarak öğrencilere verilebilecek aşağıdaki kontrol listesini (Tablo:1) geliştirdim.
Görsel Kaynaklar
Yağlı boya tablolar, haritalar, posterler, portreler, fotoğraflar çok önemli görsel kaynaklardır. Bir görsel kaynak, herhangi bir uzun açıklamadan daha çok bilgi verir. O, zamandaki özel bir anın hâlâ bir görüntüsüdür. Tarihte resimlerin önemi, bir şeyi sadece göstermenin ya da estetik takdirin ötesindedir. Çocukların, resmin “içine girmeleri” önemlidir. Bu şekilde, görsel kaynaklara yoğunlaşma ve analitik analiz için bir fırsat sağlayacaktır. Penelope Harnett (1993), derslerde resimleri kullanırken, ilköğretim çocuklarının zengin kişisel tarih bilgisine sahip olduğunu göstermektedir. Bütün kaynaklarda öğretmenin kılavuzluğu önemlidir. Bugün çocukların da içinde olduğu herkes, çok hızlı bir şekilde geçen görüntülere alışıktır ve sonuçta görüntülerin hızlı geçtiği öğrenilir. Bu yüzden, görsel kaynaklara nasıl bakılacağını öğrencilerin yeniden öğrenmesi gerekir. Öğretmen, mümkünse büyük resimler kullanmalı ve kabaca resmin bütününe bakmaktansa, öğrencileri resmin değişik parçalarına odaklanmalarını istemelidir. Büyüteç kullanılabilir ve çocuklara hiç kimsenin dikkat etmediği bir şey sorulabilir.
Yazılı Kaynaklar
Akademik tarihçiler, daha çok doküman ve el yazmaları üzerine çalışır. Maalesef, söz konusu ilköğretim öğrencileri olunca bunları kullanmak çok güçtür. Bu kaynaklar, çocuklara bir takım zorluklar çıkarmaktadır. En başta, çocukların henüz edinmediği ileri düzey dil ve okuma becerileri gerektirir. Kelimeler, dil ve el yazısı stilleri çocuklar için tanıdık değildir. Bakılması ilginç olmadığı için, bu kaynakların sunduğu içsel güdü de düşük olacaktır. Bununla birlikte, önemli bir rol oynadıklarından, bunlar tamamıyla görmezlikten gelinmemelidir. Bu kaynaklar, dolaylı olarak, okuma becerilerinin uygulanmasına yardım edeceğinden, belli bir miktar “iyileştirmeyle” yani, daha sunulabilir şekilde takdim ederek kullanılabilir. Örneğin, bu kaynaklar, günümüz diline çevrilmeli ve daktilo edilmelidir. Kaynağın bütünü yerine, sadece bir kısmı öğrenciye verilebilir. 1920'lerde geçerli olan Malta trenin tarifesi, 8 yaşındaki çocuklar tarafından, Malta haritası üzerinde Imtarfa'dan Valletta'ya uzanan tren yolu hattını takip etmede başarıyla kullanıldı. Bir başka yazılı kaynak olarak sokak isimlerini de kullandık.
Bazen, içeriğine bakmaksızın, yazılı kaynağın kendisi, birincil kaynak örneği olarak kullanılabilir. Beş yaşındaki bir grup çocuk, 20. yüzyılın başlarına ait gerçek mektuplarla çalışmaktan hoşlandı. Malta dili yerine İtalyanca yazılmış olmasına rağmen biçiminden bunların mektup olduğu sonucunu çıkardılar. Solgun renklerinden bunların eski olduğunu fark ettiler. O yıllarda bu mektupların neyle yazıldığı sorulunca, bir öğrenci o zamanlarda insanların mürekkep ve tüy kullandığını bir çırpıda anlattı.
Sonuç
Birincil kaynaklara dayalı tarih eğitimi, artık geçmiş hakkında “atıl bilgiler” edinme değil, ama bir araştırma meselesidir. 21. yüzyılın demokratik ülkesi, geleceğin vatandaşlarına kanıtı değerlendirerek, görüşlerini oluşturmayı öğretmelidir. Bunun için, çocukları erken yaşlarda birincil kaynaklarla tanıştırmaktan daha iyi bir yol yoktur.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla