Bilirsiniz...
Plak takılı kalır. Önce ''Seni asla aramayacağım, sesimi
asla bir daha duyamayacaksın'' sonatları attırılır. İlk bir kaç gün
ortalıkta müthiş bir güvenle dolanılır. Süngü düşmemiştir henüz.
Herşeye gücünüz vardır. Sizden haklısı yoktur. Sizden gururlusu yoktur.
Yeni bir hayata başlayacaksınızdır. Kararınızı çoktan vermişsinizdir,
geri adım atmanız söz konusu bile değildir.
Bu ilişki size gerçekten iyi gelmiyordur.
Sonra...
Yavaş yavaş, yumuşarsınız.
Jöle kıvamına gelince de...
Saçma gelir, bütün o abuk sabuk tartışmalar.
Ne kadar çok acı çektiğinizi fark edince, ''Yani değiyor mu?'' demeye
başlarsınız.
- En büyük cezayı kime veriyorum?
- Kendime!
Savurduğunuz tehditlerin altında ezilirsiniz. Sarf ettiğiniz
her sözcüğü yalayıp yutmak istersiniz. Ah keşke zamanı geriye
çevirebilseniz...
Çünkü içinizde kocaman bir delik vardır ve kapanmıyordur.
Oysa bir telefon açsanız...
Onun sesini bir duysanız...
Herşey hallolacaktır.
Tamam, mükemmel bir ilişki değildi belki...
Ama kiminki öyle ki?
En azından devam ediyordu dersiniz.
İki ses bağıra çağıra konuşmaya başlar kafanızda:
Biri ''Arama sakın, yeniden başa döneceksin'' derken,
diğeri ''Bir kere aramaktan ne çıkar ki?'' diye bastırır.
Sinir tabii.
Sinir harbi tabii.
İnsan, belki de en çok telefonun ucundakinin de en az
kendisi kadar yerlerde sürünüp sürünmediğini merak eder.
Sürünüyorsa ne alá?
Peki ya sürünmüyorsa?
* * *
Bir arkadaşım, ona çok acı veren bir ilişkisinden söz etti.
Neredeyse bir sene geçmiş, ilişki sona ereli.
Bana gururla:
- Ama biliyor musun onu hiç aramadım! dedi.
Hemen anladım.
O ilişkiden ona geriye kalan gururu olmuştu. Geri adım atmayışı.
Kaşımı kaldırıp, hayretle bakmış olmalıyım ki:
- Bak nasıl becerdim anlatayım, dedi.
O da ben de biliyorduk ki, bu mesele en az çok kısa sürede
kilo vermek kadar zordu. Meşakkatliydi. Disiplin gerektiriyordu.
- Bir kız arkadaşım yardımcı oldu dedi.
- Nasıl yani, dedim.
- Bana, onu her aramak istediğinde elin can hıraş biçimde
telefona gittiğinde beni ara, dedi. Ve ben altı ay boyunca günde
sekiz kere aradım Canan'ı. İşi vardı, toplantıdaydı ama hep bana
vakit ayırdı. Sonuna kadar beni dinledi. Türkçesi beni o iyileştirdi.
Arkadaşlık, buna deniyor sanırım.
Yani aklınızda olsun, bitirmeye uğraştığınız ama beceremediğiniz,
kendinize güvenemediğiniz bir ilişkiden kurtulmak istiyorsanız,
kod ismi Canan olsun, size iyi gelmeyen o adamı/ kadını arayacağınıza
Canan'ı arayın.
Bu iyiliğimi de unutmayın!
Dostça uyarı
ayşe arman
bu yazıyı çok sevdiğim bir arkadaşım yolladı. kendisi okuyabilir mi bilemiyorum ama ben yinede kendisine çok teşk ediyorum...bu güzel paylaşım için çok teşk. ederim.
![]()


LinkBack URL
About LinkBacks
bu güzel paylaşım için çok teşk. ederim.
Alıntı Yaparak Cevapla




KaN KaRDeŞLeR BiRLiĞi 