Bir Testere'nin Yolculuğu
Günümüzün korku filmlerine göre keskin çıkan Testere'nin devamı da geldi... İşte korkunç serinin yakın planı...
Oyun Başlasın!
James Wan'in ilk ciddi yönetmenlik denemesi olan 2004 yapımı Testere, diğer sinema türlerine göre daha muhafazakar eğilimler gösteren korku türünün son yıllarda karşımıza çıkan en dikkat çekici örnekleri arasında. Yeniden yapımların ardından Shaun Of Dead gibi beğenilmesini gerçekten ilginç bulduğumuz yapımlarla suyu çıkan türe tam anlamıyla bol keseden taze kan sağlıyor bu yapım. Bu dönemde korku sinemasının talihsizliğini kıran tek tük çıkışların da Japonya ve Kore gibi ülkelerden geldiğini hatırlatalım.
Karanlık Yolculuk, Açık Deniz ve Makinist gibi filmler tam anlamıyla korku sinemasında yer almasalar da korku meraklılarının dikkatini çekerken, Avrupa sineması da özellikle Dario Argento'nun Rest'in de olduğu gibi hayal kırıklığı yaratıyordu. Testere, Köy ve Ölüler Ülkesi ile birlikte yeniden yapımlar ülkesinden gelen bir avuç parlak film arasından öne çıkmayı başarıyor. Diğer iki filmin bütün çarpıcılığına rağmen politik meselesinin ön planda olduğunu belirtmek gerek. Özellikle Ölüler Ülkesi için rahatlıkla (gayet başarılı) politik bir sinema örneği diyebiliriz. Testere bütün amatörlüğüne rağmen korku için korku filmi prensibine uygun, küçük ama etkili bir yapım.
Şüphesiz Testere, Blair Cadısı gibi gerçekten yeni, taptaze bir korku filmi olarak karşımıza çıkmadı. Filmde ana sahnedeki iki kurbandan birini canlandıran senarist Leigh Whannell, sevdiği filmlerin ve hatta oyunların özenli bir kolajını hazırlamış. Referansları arasında Küp, Kimlik, Hücre gibi yakın tarihli filmlerin yanı sıra, Argento imzalı Deep Red gibi kült korku klasikleri de bulunuyor. Filmde bisikletiyle karşımıza çıkan ürkütücü oyuncağın şapkasını bu İtalyan ustaya çıkardığına hiç şüphe yok.
Testere, kurbanlarına yaşamın değerini sadistçe göstermeye çalışan bir seri katilin elinden birbirini öldürmek zorunda kalmadan kurtulmaya çalışan iki kişinin gizemli bir odada geçen hikayesini anlatıyor. Bu rahatsız bulmacayı başlatan ise katil Jigsaw'un sesi oluyor: "Oyun Başlasın!"... Testere oyun kültürü olan bir izleyicinin bulmaca çözme, zamana karşı yarışma gibi beklentilerini şaşırtıcı bir şekilde karşılayan bir film. Sonunda katilin odayı paylaşan ve saatlerce elinde silahla yatarak bizi kurban olduğuna fazlasıyla inandıran gizemli "ölü" bedenin çıkması ise en has oyuncuyu bile sıkı bir darbeyle yutkundurarak bombayı beklemediğimiz bir yerde patlatıyor.
Tek mekanda zekice tırmanan bir gerilim, geriye dönüşler ile karşımıza çıkan çarpıcı olaylar ve son darbe bu filmi türünün iyileri arasına sokarken, filmin aslında bize ne anlattığını da sorgulamamız gerekiyor. Genellikle tür eleştirisinde gerilim ve atmosfer gibi nitelikler bir korku filmini izlenmeye değer kılsa da, Testere'nin hikayesi yazının başında bahsettiğimiz eğilime dair ilginç bir örnek sunuyor. Testere 2'de daha yakından tanıma fırsatı bulacağımız katil Jigsaw'un cinayetlerinin altında yatan nedeni ilk filmde az çok görmüştük. Kanser tedavisi gören katil, diken üstündeki yaşamının bilinciyle, hayatına gerektiği önemi göstermediğini düşündüğü sıradan insanları küçük oyunlarla cezalandırıyordu.
Ters ayı kapanı ve gizlice enjekte edilmiş zehir gibi oyunlar karşısında ise kurban zamana karşı bir yarış vererek hayatına sahip çıkmaya çalışıyordu. Yapımcıları ve yaratıcıları iki filmdir maddi anlamda mutlu eden bu hikayede ise grafik gösterinin ötesinde bir sapkınlık var. Jigsaw kendi hastalığının intikamını diğer insanlardan aldığı gibi, kurbanlarının zaman zaman hayatla bağlarının gevşemesine, varoluş sıkıntısı yaşamalarına, bu çileli hayatı sorgulamalarına kesinlikle izin vermiyor. İnsanların yaşamla gel-gitli bir felsefi bağ kurmasını sağlayan psikolojik boyutundan pek hoşlanmıyor.
Bu nedenle Testere korku sinemasındaki muhafazakar eğilimlerin izinden giderek, kanlı oyunlarında gösterdiği yaratıcılığı seri katil tasarımında göstermeye pek istekli olmadığını belli ediyor. Eninde sonunda bir katil deyip geçmek de mümkün ama yine de yapay yaşam heyecanı yaratmaya çalışan seri katil psikolojisinin, sinemadaki seri katiller müzesine zekice ve yaratıcı bir katkıda bulunmayacağını hatırlatalım. Bu ise bir seri katil filmi için ciddi bir sorun aslında.
Oyun Yeniden Başlasın!!
Testere riskli bir proje olarak yola çıkmasına rağmen yapımcılarına yaklaşık 50 milyon dolar geri döndürünce, devam filminin hazırlıklarına da hemen başlandı. İlk filmin yönetmeni ve oyuncu senaristi daha tanıtım turlarındayken devam filmi çoktan pişmeye başlamıştı bile. Bu noktada ilginç bir öyküyü anmak gerekiyor.
Darren Lynn Bousman adında '79 doğumlu bir korku delisinin yazdığı ve yapımcılar tarafında pek de tutulmayan bir senaryo, Testere'nin başarısından sonra bir parça değiştiriliyor ve böylece devam filminin senaryosu da ortaya çıkmış oluyor. Yönetmen koltuğuna ise gerçekten şanslı olduğunu yadsıyamayacağımız Bousman oturuyor.
Çiçeği burnunda yönetmen aslında çok zor bir işe imza atıyor. İzleyicilerin pek çoğu yeni bir Gölgelerin Dili: Blair Cadısı 2 veya Hypercube: Cube 2 vakasıyla karşılacağına son derece emin bir şekilde karşıladı filmi. Bazı
eleştirmenler filmi izledikten sonra da bu konuda yanılmadıklarını yazdılar. Guardian'ın sinema yazarları mesela filmi kesinlikle beğenmeyenler tarafında yer alıyor. Fakat korku sineması üzerine yazan bazı eleştirmenlerin de Testere 2'yi oldukça beğendiğini hatırlatalım. Eleştirilerden anladığımız kadarıyla ortada ilk filmin heyecanını ve unutulmaz finalini taşımayan ama korku filmi klişelerine göre hareket ederken korkutmayı da ihmal etmeyen, sürükleyici bir devam filmi var.
Kaynak: Serdar Kökçeoğlu (beyazperde.com)


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
A


ama testere 2 testere 1 kadar güzel değildi bence bikere sonunda garip birşey olacağını bildiğimiz için
