• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    07-11-2005
    Mesajlar
    6
    Karizma Gücü
    0

    varoluşçuluk bir yeni çağ hastalığı mı yoksa bir akım mı,varoluşçuluğun bir tanımı va


    şimdiye dek çeşitli karşılıklar verilmiş bir sorudur bu?
    kimine göre bunalım,kimine göre kötümserlik,kimine görebaşkaldırış,kimine göre özgürlük, kimine göre idealizm, kimine göre saçmalık felsefesidir?bunlar kanımca varoluşçuluğun tanımlamaları değil herbiri birer özelliği, belirtisidir.
    sartre varoluşçuluğu şöyle tanımlamıştır-günümüz populist varoluşçuluk görüşünden çok uzakta- ; " felsefe terimleriyle söylersek, her nesnenin bir özü bir de varlığı vardır.Öz, sürekli nitelikler topluluğu demektir.Çoğu kimseler özün önce,varoluşun sonra geldiğine inanırlar.Örneğin, bezelyeler bir bezelye düşüncesine göre yerden biter, yuvarlaklaşırlar. hıyarlar ancak hıyarlık özüne uyarak hıyar olurlar.bu düşünüş köklerini dinden alır. bir ev kurmak isteyen kimsenin, ne biçim bir nesne yaratmak istediğini iyice bilmesi gerekir: burada öz, varoluştan önce gelir. insanları tanrının yarattığına inana kimseler şöyle düşünürler; Tanrı, insanlarıkendindeki insan düşüncesine göre var eder. Öte yandan inançsız kimseler de şu geleneksel görüşe bağlanırlar: Nesne ancak özüne uyduğu zaman var olur.nitekim 18. yy hep şuna inandı; bütün insanlara özgü ortak bir öz vardır, bu değişmez özün adı insan doğasıdır
    Varoluşçuluk ise tam tersini öne sürer bunun. İnsanda-ama yalnız insanda- varoluş özden önce gelir. Bu demektir ki , insan önce vardır; sonra şöyle ya da böyle olur.Ç ünkü o, özünü kendi yaratır.Nasıl mı? Şöyle: Dünyaya atılarak, acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler.
    dahi olarak bilinen sartre bile varoluşçuluğu tam anlamıyla tanımlayamamıştır.
    nedir varoluşçuluk? önce öz mü gelir yoksa varlık mı?
    tam anlamıyla tanımlanamayan ŞEY nasıl olurda çağımızın populist terimlerinden biri haline gelir???

  2. #2
    cigdemhoca adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-09-2005
    Mesajlar
    32
    Karizma Gücü
    0
    Sevgili Chaplinbrs..

    İlginç bir konuya değinmişsin :-) Oldukça karmaşık bir durum bu bence.Kafam karıştı yani önce öz gibi geliyor ama bilemiyorum inan ..Sence?

  3. #3
    olimbera adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-09-2005
    Mesajlar
    95
    Karizma Gücü
    0
    Varoluşçuluğun tam anlamıyla kavranabilmesi için birçok filozofun bu konu hakkındaki düşüncelerinin okunması gerektiğini,bunların birbirini tamamladığını düşünüyorum.

    Her nesnenin bir varoluşu ve bir de özü vardır.

    İnsan özünü kendi yaratır.İnsandan başka her nesnede ,yapı varoluştan önce gelir. Önce varolup sonra kendini yaratan sadece insandır.

    Mesela bir sandalye ''oturacak bir araç'' düşüncesinden yola çıkarak oluşturulur.Sandalye yapılırken önce onun özü belirlenir ,sonra bu fikre göre sandalye yapılır.(yani önce özü vardır,sonra var olur)

    İnsan ise başkalarıyla ilişkiler kurup onlardan etkilenerek veya etkileyerek, çalışarak , okuyarak(ve benzeri şekillerde)özünü oluşturacaktır.

    Günümüzde bu felsefenin çok konuşuluyor olmasının birçok nedeni vardır tabi.
    Bence kadere karşı çıkıp, kişinin kendini oluşturduğunu savunması da bunlardan biri...Bir nevi sınırsız özgürlük...

    Çalışıp çalışmamak arasında seçim yapamam belki ama işimi seçebilirim.Bu da özümü oluşturmamı sağlar. vs...

    Bitmeyecek , Benden bu kadar

  4. #4
    Zindan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-05-2004
    Mesajlar
    658
    Karizma Gücü
    0
    Varolusculuk yanlis anlasilmis veya yanlis anlasilmaya calisilmis bir varsayimdir.
    Avrupanin savas yasadigi donemde genis kitleler tarafindan teori ilgiyle izlendi. Donemin bohem hayati icinde, bazilarinin yasadigi hayata dayanak olma gorevi gordu ve hatta buna akim icindeki dusunurler tarafindan bile tepki gosterildi.
    Varolusculuk sanilanin aksine icinde sadece tanritanimaz disiplini icermez onun yaninda hristiyan felsefecilerin katildigi, hristiyan vaizlerin ve ideologlarin da prim verdigi bir teoridir.
    Yaratanin kisinin ozunu bilebilmesi fakat ona mudahale etmemesi problematigi semavi dinler acisindan da teoriyi degelendirilebilir kilmaktadir.
    Felsefe aslinda siki bir disiplin ve eylemlerde sinirlama ongormektedir, zira edimlerin evrenselligi ve deklare gucu kisiyi sorumluluk sahibi olarak dunyanin ortasina oturtmaktadir...

  5. #5
    Emekli TF Yöneticisi
    Kayıt Tarihi
    16-02-2004
    Mesajlar
    14,309
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    11
    Kafam karıştı.
    Bu demektir ki , insan önce vardır; sonra şöyle ya da böyle olur.Ç ünkü o, özünü kendi yaratır
    Aslında insanın yarattığı özümüdür yoksa özü ile yarattıkları varlığımıdır burda durdum kaldım.
    Diyalektik materyalist açıdan bakıncada insanın özünün ve varlığının değişmesi gerektiği sonucu çıkıyor.Oysa insanın varlığı değişsede özü aynı kalıyor.
    Ben öz deyince insanı "var" yapan "varlık" olmasını sağlayan temel yetileri anlıyorum.Buda insan doğası diyorum.

    Gerçekten kafam çok karıştı.

    Güzel konu için teşekkürler.
    Düşünüp tekrar yazmam lazım.

  6. #6
    angel_nili
    Ziyaretçi
    sartre, ye tanrı tanımaz bir düşünürdür. ona göre ''insanın önceden belirlenmiş bir özü yok yani insan kendi özünü kendi yaratıyor''{Super**85


    bana kalsa insanın doğası insan tarafından üretilmiş olan bir ürünü tanımladığımız tarzda açıklanmaz.....

    masa yada sandalye gibi verilmiş olan örnekler insanın ihtiyacına göre belirlenmiş şeylerdir...yani bunların yapılma sürecini ve onların yapılma amacını anlarsak onların özünün varoluşundan önce geldiğinide rahatlıkla çıkarabiliriz diye düşünüyorum....yani varoluş önde olsa özün anlamı kalmaz yani kendi kendini tamamlayamaz....insanın varlığı tabiki de değişmek zorunda ama özünde değişiklik söz konusu bile olamaz. çünkü ,insanı insan yapan en büyük özelliklerimizden biri özü'dür öz de olan değişiklik bana kalsa sürekli bir değişim olması gibi bişey olur.....gibi me geliyor

  7. #7
    cakirxxx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2005
    Mesajlar
    308
    Karizma Gücü
    0
    Bence önce,Gerçek nedir? Varlık nedir? Yokluk nedir veya yokluk varmıdır? İnsan nedir? Yeryüzüne neden gelmiştir? Ölüm ve ölüm sonrası nedir? gibi soruların cevabını verdikten sonra varoluşun ne olduğu yada ne olmadığı, üzerinde konuşulması gerekir.

    Ama,bildiğim ve üzüldüğüm gerçekler varki, bence bunların nasıl çözümleneceği üzerinde konuşulması gerekir.
    Yeryüzünde herkeze yetecek kadar bol nimetler varken,insanların bir kısmının çok rahat içerisinde yaşaması ve insanların bir kısımınında açlıktan ölmesi.

    Bu gerçektir....
    YARİN YANAĞINDAN GAYRI,HERYERDE VE HER ŞEYDE HEPBERABER...! DİYEBİLMEK

    ÖZGÜR VE EŞİT BİR GELECEK, SINIFSIZ VE SINIRSIZ BİR DÜNYA İÇİN...!

    MUTLAK EGEMENİN DIŞINDAKİ BÜTÜN SÖMÜRÜCÜ ZORBA UYDURMA EGEMENLERİ RED EDİYORUM ....!

  8. #8
    ...__... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-09-2005
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    kişiyi tamamen özgür bırakmaya çalışan bi akımdır. aslolan bireyin kendisidir, diğerlerinin pek bi anlamı yoktur gözünde. ne yaparlarsa kendileri için yaparlar. biraz egoizim kokar hareketleri.

    varoluşcular bezgindir, miskindir, saçları sakalları birbirlerine karışmıştır. uzak durulmalıdır. sorsanız bu halleriyle huzurludurlar. genelde bu insanlar topluma adapte olamayan ve "Madem adapte olamadık barim aykırı olalım baba" diyen zat-ı muhteremlerdir. canları sıkıldıkca "Dağlara kırlara vurmak lazım bünyeyi hoca" derler. yalandırlar yapaydırlar. dünyada sadece kendilerinin yaşadıklarını zannetmeleri hıyarlıklarının tastikidir ayrıca.

    bir varoluşcunun kılık kıyafet hakkında şöyle düşünmesi muhtemeldir;
    -şimdi dünyada kimse olmasa ben bu giysileri giyermiydim adem
    -giymezdin abi
    -e canına yandımın ben o zaman başkaları için giyiniyormuşum
    -bilemicem valla hocam
    -yok yok öle. varoluşcuyum ben. adem söyle yengeye bana da bi yaprak ayarlasın
    -peki abi sen bilin. havva kap ordan varoluşcu abime bi incir yapraa. ama geniş olsun

    varoluşcular arasında dostoda vardır. kendisi bunu inkar eder.fakat Yeraltından Notları adlı eseri ise kendisini yalanlar.
    Mona Lisanın Eteğindeki El Benim

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Çağın Yeni Hastalığı ''Orthoreksiya''
    2006 Konuları bölümünde Ali tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 16.01.06, 10:56
  2. yeni bir çin modelimi yoksa işçilerden beklenen büyük ayaklanmamı?
    2005 Konuları bölümünde herdemraf tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 07.08.05, 16:16

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •