• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    MAGNIFICIENT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-08-2005
    Mesajlar
    943
    Karizma Gücü
    0

    Amasya Protokolü'ndeki Gizli Madde

    Mustafa Kemal, Ali Fuad, Kazım Karabekir Paşalarla, Hüseyin Rauf Bey in Bildikleri
    "AMASYA PROTOKOLÜ'NDEKİ GİZLİ MADDE

    Mustafa Kemal Samsuna çıkınca, iki kumandan arkadaşıyla daim'i temasta idi: Merkezi Ankara'da olan Yirminci Kolordu Kumandanı Ali Fuad Paşa ve rnerkezi Erzurumda olan On Beşinci Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir Paşa ile.

    Mondros Mütarekesini, heyetimizin reisi ve Bahriye Nazırı olarak imzalayan Hüseyin Rauf Bey (Saym Orbay) mütareke hükümlerinin hiçe sayılarak çiğnenmesi, Damad. Ferit Paşa'nın önderlik ve Padişah Vahididdinin benimsedigi siyasetle vatanın tamamen istilasnın gün meselesi oldugunu anlayınca, yanına eniştesi Aziz Bey'i alarak Ege bölgesine gelmiş, Salihli'ye kadar inmiş yetişmesinde himmeti olan Çerkes Ethem Bey'i, kendisi, o sırada Maltada harb esiri olarak bulunan Kuşçubaşı Eşref Bey in Salihli'deki çiftligine çağırarak, Çiftikteki silah, malzemc, para ve iaşe maddelerini emrine vermiş, Miralay Bekir Sami ve Örner Lütfi Beylerle görüşerek Afyonkarahisari'na, oradan beraberinde İzmit mutasarrıfı Süreyya (Kocaeli mebusu rahmetli Süreyya Yiğit) ve yüzbaşı Osman (rahmetli General Osman Tufan), Hint mücahitlerinden Abdurrahman Beyler oldugu halde Ankaraya, Ali Fuad Paşanın yanına gelmişti. Fuad Paşa, Rauf Bey'in geldiğini Samsundan Amasya’ya gelmiş olan Mustafa Kemal Paşaya telgrafla bildirmişti. Bu birleşmelerin. Hiç birisi "tesadüf" degildi: Türk Milletini ve devletini, içinde bulundugu ve tarihinde, pek nadir rastlanmış felaketlerinin en agırlarından birisinden kurtarmaya azmetmiş olan bir avuç insan, geçtikleri vatan köşelerinde yakın geleceğin mücadele ateşini yakarak, birbirlerine koşuyordu.

    AMASYA'DAKi TOPLANTI

    Ali Fuad Paşa ve Rauf Bey, 12 Haziran 1919'da, Sungurlu - Çorum Merzifon yolu ile Amasya'ya gelmişler, kendilerini bizzat Mustafa Kemal Paşa karşılamıştı.

    Gece yemekten sonra, Amasya kumandanlık dairesinde üç mücadeleci, Mustafa Kemal'in "gündem" halinde hazırladığı meseleleri teker teker ele almışlar ve bazıları üzerinde uzun uzun tartışarak kararlara varınışlardı. Bu "karar"Iarın ilk) ve temeli, Istanbul hükümetinin artık, milli iradeyi temsil edemeyecegi ve vatanı kurtaramayacağı idi. O halde? O halde, Anadolu, kendi kaderine kendi hakim olacak, yani "MlLLl DEVLETi"ni kuracaktı. O güne kadar, düşman istilasına karşı kurulmus olan Izmir Müdafaai hukuk, Osmaniye, Edirne Trakya - Paşaeli, Vilayati şarkiye Müdafaai Hukuk, Reddi ilhak gibi cemiyetler, daha çok mahalli idiler ve bir "milli hukümet" üzerinde duramiyorlardi: Elbetteki bu, davayı ele alanların "çap"ı meselesi idi.

    3. kolordu kumandani miralay Refet Bey (rahmetli general Refet Bele) toplantıya ertesi gün gelecekti Kazım Karabekir Paşada Erzurumdan ayrılmamıştı. O tarihte Konya ikinci ordu müfettişi olarak bulunan Mersinli Cemal Paşa ile, Edirne'de Birinci Kolordu kumandani Cafer Tayyar Paşa (rahmetli General Cafer Tayyar Eğilmez), kararlardan haberdar edileceklerdi.

    Mustafa Kemal ve Ali Fuad Pasalarla Rauf Bey, Sivas'ta, bütün vilayetlerden gelecek delegelerle bir "milli kongre"nin toplanmasını kararlaştırmışlar, Kazım Karabekir, ilk kongrenin Erzurum'da olmasını arzulamış, karar bu şekilde degiştirilmişti, Bu tadille kararları şöylece hülasalamak mümkündü:

    1- Vatan tehlikededir. Vatanı, bizzat millet kurtaracaktır. İstanbul'daki hükümet aciz içindedir. Bir milli kongre şarttır.

    2- Erzurum'da Doğu vilayetleri adına 10 Temmuz'da toplanacak olan kongre azası, Sivas'ta toplanacak, Milli Kongreye iştirak
    edeceklerdir.

    3- Murahhaslar, Müdafaai Hukuk, Reddi Ilhak cemiyetleri ve Belediyeler tarafmdan seçileceklerdir. Kararların tatbikine Mustafa Kemal, Ali Fuad, Kazim Karabekir, Cemal Paşalar, Hüseyin Rauf, Miralay Cevdet, Miralay Refet, Samsun mutasarrıfı Hamit, miralay Bekir Sami, Miralay Cafer Tayyar Beyler alınacaklardır.

    4- Milli Cemiyetler, Posta ve telgrafhanelerden istifade edecekler, askeri ve mülki teşkilat asla kaldırılmayacak ve vatanın işgal edilecek bir yeri mevcut bütün kuvvetlerle savunulacaktır.

    "BİR HÜKÜMET Mİ KURUYORUZ?"


    Esaslar kararlaştırılmış,, Miralay Kazım Bey'Ie (rahmetli general Kazim Dirik) Binbaşı Hüsrev Bey (rahmetli Hüsrev Gerede) bütün memlekete tebliğ edilecek kararları hazırlamaya başlamışlardı. Refet Bey (Rahmetli general Refet Bele) beyannameyi imzalamadan bir daha dikkatle okudu ve Ali Fuad Paşa'ya döndü:

    - Kongrenin, icabında memleketin mukadderatını eline alacağı anlaşılıyor. Bir hükümet mi kuruyoruz?

    Mustafa Kemal, Ali Fuad'ın vereceği cevabı, suali sorandan daha iyi dinlemek istercesine, Hüsrev Bey'in o sırada getirdiği bir İstanbul telgrafı üzerinden başını kaldırmış, arkadaşına bakıyordu. Ali Fuad Paşa şu cevabı verdi:

    - Evet... Kongre memleketin vaziyetini tetkik edecek, hadiseleri ele alacak, İstanbul’dakilerin vatanı bu felaketten kurtaramayacağı neticesine varırsa, milli iktidar olarak hükümeti teşkil edecek.

    Bunun üzerine Refet Bele, beyannameye imzasını koymuştu.

    "MAHREM MADDE" NE İDİ?


    Ertesi gün, Ali Fuad Paşa, Rauf Bey'in, Amasya kararının İstanbul'da, Müşir Ahmet İzzet Paşa, Nafia Nazırı Ferid Bey (sayın Ferit Tek), Ayan Reisi Ahmet Rıza Bey ve diger zevata vermek üzere, kendisine tevdi edecegi Kara Vasıf Bey'e teslim etmek üzere tavsiye ettigi Maliye Müfettişi Arif Bey'i de beraberine alarak Ankara'ya dönecek Mustafa Kemal Paşa da, Rauf Bey'Ie beraber Erzurum'a gidecekti.

    O gece, sabaha kadar süren son bir toplantı yapıldı. Ve, protokole geçmemiş olan bir "mahrem madde" kabul edildi. Bu maddenin muhtevası (daha sonra ısrarla söylenildiğine göre) sadece Kazım Karabekir Paşa'ya bildirilmiş, o da, muvafakat etmişti.

    Rahmetli Hüsrev Gerede'nin, bu yazının muharririne anlattığı şuydu: Mustafa Kemal, Ali Fuad, Kazim Karabekir Paşalarla Rauf Bey, eğer, beklenilmeyen sebebler vc hadiseler, memleketin mukadderatını hemen ele almayi icab ettirecek bir mahiyet alırsa, Sivas Kongresine "Milli Meclis" mahiyeti ve hususiyeti verilecekti. Bunun için de ne yapılması icab ettiği tesbit edilmişti. Sivas Kongresine iştirak edecek murahhaslara vaziyetin ciddiliği, teker teker anlatılacak ve kongreye iştirak edeceklerin bu izahları benimseyecek çapta ve kıymette vatanperverler olmasının teminine gayret gösterilecekti.

    İkinci bende gelince, bu kimlerin hangi vazifeleri alacağı idi: Çünkü, Milli Mücadeleye başlayanlar, ilk günlerde, en yakınları tarafından bile hayal kırıklığına uğramışlardı. Saray'ın, Babıali'nin, işgal kuvvetlerinin el birliği ile, isyanın en ağırı ile suçlandırılacak bu hareket içinde, kimlere, ne ölçüde güvenebilirlerdi ?

    Daha sonra, Milli Mücadelenin kıdemlilerini maharetle iterek, (Hiyerarşi kavgası) açmış olanlar, Damad Ferid hükümetlerinde, vazifeler alıyorlardı. Bu sebeble, kimlerin hangi vazifeleri alabileceklerini, önce üç arkadaş, Mustafa Kemal, Ali Fuad, Hüseyin Rauf tesbit etmişler ve Erzurum'a giden Mustafa Kemal ve Hüseyin Rauf, bu "mahrem madde"nin muhtevası olan "mahrem kadro"yu Kazım Karabekir'in bilgisine sunmuş ve dört kişi arasındaki, "Milli Hükümet Kadrosu" asla ifşa edilmemiş, Sivas Kongresi de, İstanbul’un tazyiklerine göğüs germiş, Mebuslar Meclisinin önce İstanbul'da toplanması fikri, Rauf Bey'in tedbiri olarak ve bu, Meclisin. çalışmasına imkan vermeyecek olan Saray ve İşgal kuvvetlerinin tasallutunun milli vicdanda yaratacağı acı ile, milli cidalin ancak hak ve kuvvet kazanacağı noktasmda toplanmış, gerçekten de Birinci Millet Meclisi Ankara'da toplandığı zaman, meşruiyeti üzerinde hiçbir menfi fikir ileri sürülmeyecek kadar hadiseler olumlu havaya girmiş ve karşı kuvvet de kalmamıştı.

    Böylelikle, "Mahrem Madde"de, onun muhtevası olan "Mahrem Kadro"da dört arkadaş arasında kaldı ve her şeye, her şeye rağmen de ifşa edilmedi...

    -ALINTI-

    Yazılmamış Tarihimiz
    Cemal Kutay
    Bu mesaj en son " 19.11.05 " tarihinde saat 23:56 itibariyle AlpeR tarafından düzenlenmiştir...
    Sen Türk'ü Türk yurtlarını koru !..
    “ Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran millete ırk ve din ayırmaksızın Türk milleti denir. ”

    Mustafa Kemal Atatürk



    TürkYaşam.com Atatürkçü Çalışma Topluluğu






    Türkiye Soykırım Yapmıştır Diyenleri Kınıyorum!




    T Ü R K İ Y E C U M H U R İ Y E T İ N İ N S E K S E N ÜÇÜNCÜ Y I L I

  2. #2
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Memleketin içinde bulunduğu şartların ne derece çetin olduğunun, ne gibi olağanüstü tedbirler alınması gerektiğinin ve Atatürk başta olmak üzere asıl kadronun ne kadar isabetli öngörüler içinde olduğunun isbatıdır bu yazı.

    Paylaşımın için teşekkürler sevgili magnificient.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  3. #3
    no_name adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-11-2004
    Mesajlar
    827
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Amasya Protokolü'ndeki Gizli Madde

    Evet bugün dilimize kolay geliyor..

    O zamanın koşullarında başarılanlar
    Gerçekten zor işlerdir.
    Her adamında yapabileceği işler değildir.

    Paylaşım için teşekkürler.
    Lütfen milli ve manevi değerlere saygılı olalım...
    Çünkü ;
    Cihanda itibarımız varsa ondandır...
    deLi kurT


    OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA GİYİM KÜLTÜRÜ


    Eklemeler devam edecek..

    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu


    Kutadgu Bilig - Eski Türk Yazıtları - Manas - Şamanizm - Ruhnama

  4. #4
    akacan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-04-2005
    Mesajlar
    93
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Amasya Protokolü'ndeki Gizli Madde

    Bakü'de yaşıyorum. Burada "Bizim Atatürk'ümüz olsaydı ..." diye başlayan o kadar çok cümle, keşke ve arzular var ki. Eminim Türkiye'nin her ferdi bu kıymette bir varlığa malik olmanın ne olduğunu sahip olamayanlar kadar bilemiyor.

    Yalnız forumda biz bizi ağırlamaktan öte yukarıdaki Amasya Tamimi'nin gizli bendi gibi tarihi delillerin ortaya konması ve yorumlanması daha uygun olur.

    Milli Eğitim Sistemimiz (benim okuduğum dönemi kastediyorum) Atatürk'ün Sovyetler Birliği içerisindeki Türk Devlet ve halkları için bıraktığı vasiyeti bize öğretmekten imtina etmiş. Tam tersi "Kars'tan sonra Rus" anlayışını yerleştirmişti. Yani ilk ve orta eğitim gördüğüm 1989 yılına kadar 15 sovyet ülkesinin 5'inin Türk olduğunu gizleyip bize öğretmemiş. Onlarca sayıda Türk halkının (özerk yada topluluk düzeyinde) olduğunu gizlemiştir. Bugün Atatürk'ün "...onlara kavuşmak için hazır olun." emir-vasiyyetini zamanında bilmiyor olmanın utancını yaşıyorum.

    Bir adım ilerisi eğer katkı ve desteğiniz olursa Ulu Önder'in Nutkunu ilk ve orta öğrenimde mecburi ders olarak okutulması için bir kampanya başlatılmasını teklif ederim.

    Katkılarınızdan ötürü siz Atatürk çocuklarına minnetlerimi bildirmek isterim.
    :6♥BYE BYE TÜRKÇE BİRLİĞİ♥:6

    Yastığımız mezar taşı
    Yorganımız kar olsun
    Biz bu yoldan döner isek
    Namus bize ar olsun

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •