• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
22 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Mordoth adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-09-2005
    Mesajlar
    3,374
    Karizma Gücü
    0

    Kızgın Nazi - Armenian Collaboration


    During WW2, Armenian Dashnaks collaborated with the Nazis to fight the Soviet Union. In 1941 they formed the "812th Armenian Battalion of Wehrmacht" (later "Armenian Legion") under the command of Dro. These troops fought in Crimea, North Caucasus, and later on in Western Europe against the Allies. Their primary duty on the Russian front was to round up Jews and hand them over to the Nazis, thus playing their part in the Holocaust. With the end of WW2, Dro fled to the USA, where he died in 1956.

    The Armenian Defense Ministry's highest honors today is dubbed the Drastamat Kanayan Medal.


    http://en.wikipedia.org/wiki/Drastamat_Kanayan

    http://membres.lycos.fr/armenianlegion

    Hey and anothe proud site this time is Russian about there great NAZI hero and the soldiers ...
    from "Hairenik", official Dashnak paper
    Armenian-language daily Hairenik wrote on September 17, 1936:

    "... and came [to power] Adolph Hitler after herculean struggles. He spoke to the racial heart strings of the German, opened the fountain of his national genius..."


    Then, in August 19, 1936 the same daily Hairenik published the following:

    "Sometimes it is difficult to eradicate these poisonous elements (the Jews) when they have struck deep root like a chronic disease, and when it becomes necessary for a people (the Nazis) to eradicate them in an uncommon method these attempts are regarded as revolutionary. During a surgical operation the flow of blood is a natural thing. Under such conditions dictatorship seems to have the role of a savior."

    The daily Hairenik dated August 20 wrote

    "Jews being the most fanatical nationalists and race-worshippers, are compelled to create an atmosphere of internationalism and world-citizenship in order to preserve their race. As the British use battleships to occupy lands, the Jews use internationalism or communism as a weapon..."


    The May 10, 1935 issue of the Hairenik Weekly

    quoted the vice-Mayor of Bucharest, Romania as saying: "The Armenians have helped us Romanians not to become slaves of the Jewish elements." Romania was one of the foremost anti-Semitic country where the hatred for the Jews reached hyperbolic dimensions
    YOU SEE :

    Garegin Nzhde
    YOU SEE :
    TOMB OF ARMENIAN HERO KANAJAN ( BLEEDING )
    AND HIMSELF ...
    !!! TÜRKİYE AYILDI , İMAM BAYILDI !!!



    Ebedi Cumhuriyet Muhafızı


    bütün ampullere sesleniyorum ;ampulünüz şu sıralar yanıyor olabilir ama EBEDİYEN
    CUMHURİYET GÜNEŞİ
    altında yanmaya mahkumsunuz







  2. #2
    Mordoth adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-09-2005
    Mesajlar
    3,374
    Karizma Gücü
    0
    MORE NAZI ARMENIAN PICTURES ;

    Armenian 809th cavalry @ Netherlands

    An Armenian-NAZI soldier ,from 812 th battalion named Najar .
    Another photo of Najar .
    Najar and his firebrand friend Arshag .

    A soldier named Razmik Nazarian of Netherland Guards .
    Names are written below

    @ The Normandy front . Dancing soldier is named Vagho .
    !!! TÜRKİYE AYILDI , İMAM BAYILDI !!!



    Ebedi Cumhuriyet Muhafızı


    bütün ampullere sesleniyorum ;ampulünüz şu sıralar yanıyor olabilir ama EBEDİYEN
    CUMHURİYET GÜNEŞİ
    altında yanmaya mahkumsunuz







  3. #3
    emperor84 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-07-2005
    Mesajlar
    159
    Karizma Gücü
    0
    doğru olabilir fakat onbinlerce kırım türkü de sovyetlere karşı nazi ordusu için savaşmışlardı,tabi onbinlerceside nazilere karşı sovyet saflarındaydı yani bunlara bakıp yorum yapmak pekbişey ifade etmeyebilir.
    pişmişin halinden hiç anlarmı ham
    sözü kısa kesmek lazım vesselam

  4. #4
    Mordoth adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-09-2005
    Mesajlar
    3,374
    Karizma Gücü
    0
    O insanların gerçekten KIRIM TÜRKLERİ olduğu günümüzde tartışılmaktadır , o kadar ki Sovyetlerin de ellerinde herhangi bir delili yoktur ' O cephedekiler TÜRKLERDİ ' diye .
    Hatta siyasiler Müslüman bu toplumu yok etmek istemiş , sürgünlerle farklı illerine binbir perişanlık ve sefalet içinde zorla göndermiştir . Yollarda binlerce Türk hayatını kaybetimiştir .
    Bu sovyetlerin Müslümandan arındırıp , tamamen ateist dinsiz bir toplum oluşturması için bir bahane olarak bilinmektedir .
    Belgeler misiniz elinizdekileri emperor ?
    Here I am expecting for your reply emperor84 ...
    !!! TÜRKİYE AYILDI , İMAM BAYILDI !!!



    Ebedi Cumhuriyet Muhafızı


    bütün ampullere sesleniyorum ;ampulünüz şu sıralar yanıyor olabilir ama EBEDİYEN
    CUMHURİYET GÜNEŞİ
    altında yanmaya mahkumsunuz







  5. #5

    Kayıt Tarihi
    29-07-2005
    Mesajlar
    2,477
    Karizma Gücü
    0
    iyide kardeşim çeçenler ve Azerbaycanlı Türkler de Hitler ordusunun emrinde Sovyet ordusuna karşı savaştı.ermenileri sadece buna gore suclamak cok anlamsızdır.

  6. #6
    emperor84 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-07-2005
    Mesajlar
    159
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Mordoth tarafından gönderildi.
    Here I am expecting for your reply emperor84 ...
    abicim bunu belgelememe ne gerek var,onlarca belgesel bile çekildi bu konu hakkında bende izledim yani,kabak gibi belli adamların türk oldukları,üniformalarındaki işaretlerden bile belli.Hem naziler onlara özgürlük vaadetmişlerdi,belki almanlar kazansaydı şu an kırımda tatarlara ait bi cumhuriyet buunuyor olabilirdi,sovyetlerde zaten bu türkler nazi saflarında savaştılar diye katletti onları,birçoğunuda sürdü,almanlara sığınıp almanyaya kaçanlarda sefalet ve yoksulukla savaştılar yıllarca,bunu tarihle az çok ilgilenen herkez bilir.
    pişmişin halinden hiç anlarmı ham
    sözü kısa kesmek lazım vesselam

  7. #7
    emperor84 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-07-2005
    Mesajlar
    159
    Karizma Gücü
    0
    http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=21409 bu siteden bulabilirsin cevabını.

    Cihan harbinin Türk savaşçıları


    Sayı: 545 - 16.05.2005 | Cengiz Özkarabekir

    Geçtiğimiz hafta İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinin 60. yılı görkemli törenlerle kutlandı. Bu savaşa Türkiye katılmadı. Ama İngiliz ve Sovyet cephelerinde birçok Türk Almanlara, onların safındakiler de Sovyetlere karşı savaştı. Geride kalan bir avuç gazi ise şimdi anılarıyla geçmişi hatırlıyor.Geçtiğimiz hafta İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 60. yıldönümü görkemli törenlerle kutlandı.

    Türkiye, elim sonuçları olan savaşa katılmadı. Ancak, bu harpte onbinlerce Türk şehit oldu ya da esir düştü. Bu insanların büyük bir kısmı, Alman-Sovyet cephesinde hayatlarını kaybetti. Onlar Sovyet ordularında savaşan Türklerdi. Bir de İngiliz ordusunda görev yapan Kıbrıslı Türkler vardı. Savaşın acımasızlığını yaşayan 9 bin Türk’ün başına gelenler hiç de unutulacak gibi değil...

    Savaşın başladığı günlerde Kıbrıs Alman ve İtalyan uçakları tarafından birkaç kez bombalanır. Adada yaşayan Türklerin ve Rumların geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktı. Maden ocaklarında çalışan işçiler de vardı. İngiliz idaresi tarafından desteklenen sendikacılık faaliyetlerinde Türkler ve Rumlar beraber çalışıyorlardı. Buna rağmen adada ciddi bir işsizlik söz konusuydu. İşte böyle bir dönemde İngilizler, Kıbrıs’tan “asker toplama” girişimine başladı.

    Türkçe ve Rumca basılan gazetelerde, ilânlarla “gönüllü askerler” arandığı yazılır. Şartlar çok iyidir. Zira, İngiliz hükümeti savaşa katılan her askere maaş bağlayacağını vaat eder. Üstelik de bu askerler geri hizmetlerde çalıştırılacaktır. İngiliz ordusuna bağlı “Cyprus Regiment-Kıbrıs Alayı” işte böyle kurulur. Alaya binlerce Türk ve Rum gönüllü yazılır. Limasol şehri yakınlarındaki “Polemitya” adlı köyde askeri eğitim verilir. Onlardan biri bugün 87 yaşında olan Murat Hüsnü Özad’dır.

    Kıbrıs Alayı’nda çavuş olarak görev yapan Özad, İngiliz ordusuna yazılışını şöyle anlatıyor: “Ben polistim. Başımızda Tayyar bey adında bir polis kumandanı vardı. Tek yıldıza sahipti. İki yıldız olunca yüzbaşı olurdu. Bugünün rütbesine göre sanırım komiserdi. O yıllarda 22 yaşındaydım. Bir gün bana dedi ki: ‘İngilizler harp için Kıbrıs’tan asker topluyor. Rumlar askere yazılıyor, sen de yazılmalısın. Çünkü gün gelecek Rumlar diyecek ki, biz İkinci Cihan Harbi’nde Kıbrıs için savaştık. O yüzden Kıbrıs’ı isteriz. Biz Türkler de askere gidersek o zaman Kıbrıs’ı isteme hakkımız olur. Bu yüzden orduya katılmalısın. Sen dürüst bir insansın. Eğer orduya katılırsan diğer Türkler de seni takip eder.’ Böylece 28 Şubat 1940’ta orduya yazıldım.”

    Polemitya kampında her askere bir künye numarası verilir. Askerler gruplara ayrılır. Magosa limanından kalkan gemilerin bir kısmı Yunanistan ve Girit’e; diğerleri de Mısır, Filistin ve Suriye’ye gider. İlk çıkan grup, “katırcılar” olarak adlandırılan “istihkam” grubudur. Bu grupta yer alan Mehmet Raif bugün 84 yaşında. Kıbrıs Alayı’nda 22352 numarayla katırcı olarak hizmet eder. Çalışma sahası Filistin’dir. “Biz yükümüzü alır, katırlarla cepheye yiyecek ve silah götürürdük. Katırcılar sadece Arap ülkelerine değil, İtalya ve Fransa’ya da gitti.” diyor.

    Bir süre sonra Kuzey Afrika’da savaş hızlanır. İngilizler, General Rommel’e karşı başarısız olur ve Tobruk’tan geri çekilmeye başlar. Bu sırada Kıbrıs Alayı savaşın tam ortasında kalır. İngiliz ordusu geri çekilmektedir. Başçavuşluğa kadar yükselen Osman Nizami’nin amacı, çoğunluğu Rumlardan oluşan takımını sağ salim Mısır’a ulaştırmaktır. Osman Nizami bugün 91 yaşında ve anıları hâlâ capcanlı. Üçü Rum ikisi Türk beş askerle birlikte yaya olarak Mısır’ın yolunu tutan Nizami yolda İngiliz polisiyle karşılaşır. Adamlarının hasta olduğunu, Mısır’a gidebilmek için araca ihtiyaç duyduklarını söyleyerek yardım ister. İngiliz polisi önde bir binbaşının oturduğu bir kamyonu durdurur. Ancak, binbaşı kabalık eder ve onları almak istemez. Osman Nizami, “Emir aldık. Mısır’a geri döneceğiz. Sonunda Mısır’da bir tren istasyonunda mola verdik. Gece bir yerlere sokulduk yattık. Alman uçakları bombalar, üzerimize kemik ve et yağardı.” diyor.

    Kıbrıs Alayı için savaşın gerçek yüzü Yunanistan ve Girit’te ortaya çıkar. Almanlar Balkanlarda ilerlerken, İngilizler de Yunanistan’a asker çıkarmanın planlarını yapıyordur. Kurulan çıkarma birliklerinde 8 bin Kıbrıslı vardır ve onların yarısı da Türk’tür. Uzun bir yolculuktan sonra Mart 1941’de Pire limanına çıkarlar. Bugün 89 yaşında olan Faik Çağış, o günleri anlatırken, Yunanların kendilerini çiçeklerle karşıladığını, “Ellines Ellines” diyerek boğazlarına sarıldığını söylüyor: “Biz Türk’üz dediğimizde çok şaşırdılar. Dediler ki, ‘Nasıl olur? Biz Kıbrıs’ta sadece Rumlar var sanırız. Kıbrıs’ta Türkler de var mı?’ diye soruyorlardı. Biz de yarı yarıya diyorduk. Bakın alayın yarısı bile Türk.”

    Kıbrıslı askerler, olacaklardan habersiz Yunanistan ve Girit’te günlerini geçirir. Bir gün ani bir baskın yapılır ve gökyüzünde yüzlerce Alman savaş uçağı belirir. Ağır bir bombardıman başlar. Hem havadan hem de karadan kuşatılmışlardır. İlk mukavemet edenler anında öldürülür. Tek çare teslim olmaktır. Kıbrıs alayı, binlerce İngiliz askeriyle beraber Almanlara esir düşer. Askeri kıyafetlerini çıkarıp dağlara kaçanlar esir olmaktan kurtulur. Bugün 82 yaşında olan Karpazlı Cafer Elgin ve Faik Çağış (88) kurtulanlardan sadece ikisidir.

    Ancak, diğerleri onlar kadar şanslı değildir. Esir olan Türklerden ikisi kuzendir. Yusuf Yüney, hasta olan kuzeni İzzet Eroğlu’nu o halde bırakmadığı için birlikte esir düşerler. İzzet Eroğlu, eski KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu’nun babasıdır. “Almanya’ya gittiğimizde geceden geceye bir tas çorba verirlerdi. Sabah hiçbir şey yok. Orada hep böyle kemiklerimiz sayılırdı.” diye anlatıyor esaret günlerini Yusuf Yüney. Bir gün İzzet Eroğlu hastalanır. Kuzeninden domates ister. Yusuf Yüney, kamptaki bir Alman’dan domates ister. O ise iki dilim ekmek verir. İzzet Eroğlu, ekmeğin üzerine tuz koyarak yer. Bir süre sonra eli ayağı şişer. Hastaneye kaldırılır. “Sonra öğrendim ki hastaneden kaçarak Polonya’ya gitmiş. Orada da yakalanıp esir kampına konmuş.” diyor. İzzet Eroğlu, hastadır ve böbreklerinden dolayı çok acı çekmektedir. Bir süre sonra ölüm haberi gelir. Polonya’da ölmüştür ve cenazesi de orada kalmıştır.

    Kıbrıslı Türk ve Rum esirlerin bir kısmı Atina ve Selanik’teki kamplara yerleştirilir. Büyük bölümü de Çekoslovakya’daki Stalag, Polonya’daki Auschwitz kamplarına götürülür. Stalag kampındaki esirlerden biri Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin eski lideri Glafkos Klerides’tir. Murat Hüsnü Özad, Klerides’le bu kampta tanışır ve onunla dost olur. “Ben oradaki bütün Kıbrıslılardan sorumluydum. Bir gün kampa Klerides geldi.” diyerek, Klerides’in başında geçenleri anlatıyor. Klerides, İngiltere’de hukuk okurken İngiliz Hava Kuvvetleri’ne katılır. Savaş pilotu değildir, uçakta görevli bombacıdır. Almanlar, uçağını düşürür. Klerides paraşütle atlayarak kurtulur; ama esir düşer. Stalag kampına getirilir. Murat Hüsnü Özad, “Kampa geldiğinde hayli moralsizdi. Ona sahip çıktık. Sonra da dost olduk.” diyor.

    Sovyet Ordusu’ndaki Türkler

    Şüphesiz Cihan Harbi’nde savaşan Türkler sadece Kıbrıslılarla sınırlı değil. 43 bin Ahıska Türkü de Sovyet saflarında savaşa katılır. Almanların Rusya’ya saldırmasından sonra Stalin, her milletten bir alay kurulmasını emreder. Kazak, Kırgız, Tacik, Azeri, Gürcü ve Türk alayları kısa zamanda tesis edilir. Kırım ve Kazan Türkleri’nden ayrı, Türkistan bölgesinden ayrı alaylar hazır hale gelir. Her ikisinin toplam asker sayısı 150 bini geçiyordur.

    Türkiye sınırındaki Ahıska bölgesinden onbinlerce Türk de askere alınır. Ancak, onlar için ayrı bir alay kurulmadığından Ahıska Türkleri Azeri Alayı’na dahil edilir. Cepheye sülülenlerden çok azı hayatta kalmayı başarır. Onların da çoğu ya yaralıdır ya da esir. Resmi kayıtlara göre Ahıska Türklerinden 43 bin kişi askere alınır. Bunlardan 28 bini cephede hayatını kaybeder. Savaş bittiğinde Stalin, savaşa katılan Türklerin ailelerini Orta Asya’ya sürer. Onbinlerce Ahıska Türk’ü sürgün yollarında hayatını kaybeder. Bugün Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Sibirya’ya dağılmış çok sayıda savaş gazisi Ahıska Türk’ü var.

    Bunlardan biri Kara Aliyev. Bugün 103 yaşında olan Aliyev’le Kazakistan’da görüştük. “Türkiye bizi unutmasın.” diyen Aliyev, savaştan yaralı olarak kurtulur: “Bomba düştükten sonra toprak altında kaldım. Kalçam kırılmıştı ve sol ayağımın diz altı parçalanmıştı. Öleceğimi sandım, şehadet getirdim. Bir yıl hastanede kaldım. Sol ayağım diğerinden 10 cm. kısadır. Sakat kaldım. Çok şükür şimdi yürüyorum; ama o yıllarda çok çile çektim.”

    Bugün 84 yaşında olan Ali Paşa Veyseloğlu savaş yıllarında yüzbaşılığa kadar yükselmiş bir öğretmendi. Yaşadıklarını bugün yeniden yaşıyormuş gibi anlatıyor: “Almanlar çok güçlüydü. Cephede kafamızı bile kaldıramazdık. Bir gece çok kanlı bir çarpışma oldu. Alaydaki 14 bin askerden geriye sadece 3 bin kişi kaldı. Çoğu da yaralıydı. Bu kadar ölüye rağmen Almanları sadece 200-300 metre geriye püskürtebildik. Gün ağarmaya başladığında Almanlardan Gromzavotski kasabasını geri almıştık; ama 11 bin askeri kaybetmiştik.”

    Savaşa katılan Ahıska Türklerinden biri de 84 yaşındaki Ensar Osmanoğlu. Osmanoğlu, savaşta başından yaralanır ve 3 ay hastanede yatar. “Hayatımın en zor günleriydi. Şuurum kapalıydı. Bir ara ‘Ya ana, ya ana’ dediğimi hatırlıyorum. Bana bakan doktor Müslüman bir Tacik imiş. Dedi ki, ‘Ne ya ana, ya ana diyorsun! Şu anda anadan fayda yok. Desene Ya Allah, ya Allah.’ Tacik doktorun söyledikleri çok doğruydu. Sonra hep ‘Ya Allah, ya Allah’ dedim. Sonra iyileştim.” diye anlatıyor başından geçenleri. İyileşince evine gitmeyi hayal eder. Ancak, yanılır. Tekrar cepheye gönderilir Ensar Osmanoğlu...

    İngiliz ve Sovyet ordularının dışında Alman ordusunda da savaşan Türkler vardı. Onlar Kırım ve Türkistan birliği olarak Nazi ordularında görev yaptı. Savaşa Sovyet ordularında başlamış, ancak bağımsızlık arayışı içerisinde Almanlara gönüllü olarak teslim olmuşlardı. “SS Doğu Türkistan Silahlı Birlikleri” adı altında Nazi ordularında savaşan Türklerin sonu da maalesef acı olmuştur. Savaş bittiğinde esir olan bu birlikteki Türkler, Sovyet ordularına teslim edilmiş, sözde “vatana ihanet” suçlamasından tamamı kurşuna dizilmiştir. Çok azı İngilizlerin elinden kaçarak hayatta kalmayı başarmış, yıllarca Avrupa’da kaçak hayatı yaşamışlardır.

    Yine Batı Trakya’da yaşayan binlerce Türk Yunanistan saflarında savaşa katılmış, çoğu cephede hayatını kaybetmiştir. Özellikle Yunanistan İtalya’yı Arnavutluk’ta durdurduğunda, ön cephede pek çok Türk bulunmuştur. Ne gariptir ki Yunanistan yarımadası, Alman, İngiliz ve Yunanistan ordularında savaşan Türkleri de karşı karşıya getirmiştir. Resmi olmayan rakamlara göre İkinci Dünya Savaşı’nda 150 binden fazla Türk ölmüştür. Bu rakamın büyük bir kısmı Sovyet ve Alman ordularında savaşan Türklerden meydana geliyor. Bugün Avrupalılar savaşta hayatını kaybeden insanlarını görkemli törenlerle anıyor. Ya biz...

    ayrıca şunlarada bir bak
    http://www.turan.tc/turk/tatar/tatar.html
    http://www.sabah.com.tr/2005/12/19/c...51218-102.html
    pişmişin halinden hiç anlarmı ham
    sözü kısa kesmek lazım vesselam

  8. #8
    basurhan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-04-2005
    Mesajlar
    106
    Karizma Gücü
    0
    Bilgiler için teşekkürler emperor84. Eklemek istediğim bir şey var yanlız. Özgürlük vaadiyle Naziler tarafından kandırılanların yanında bir de Rumen ordusundaki Kırım Türkleri vardır. (Dedemden biliyorum.) Bunlardan bir kısmı Ukrayna ve Rusya'daki cephelerde Rumen avcı taburlarında aktif görevde bulunmuşlardır.

    Pek çok Kırım Türkü de Kızıl Ordu için kanını dökmüştür. TRT 2'de bunların hikayesini anlatan çok güzel bir belgesel vardı. Sanırım adı "Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasında" ya da benzer bir şey.

    Sonuçta haklısın Ermeniler de Kırım Türkleri gibi 2. Dünya Savaşı'nın zalim değil mazlum milletlerindendir. İki taraf için de kanlarını dökmek zorunda kalmışlardır. Lütfen Nazi - Ermeni işbirliği gibi başlıklarla davamıza zarar vermeyelim. Odaklanmamız gereken Ermenilerin özellikle 1915 ve 1992'de yapmış oldukları insanlık suçlarıdır.

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    29-07-2005
    Mesajlar
    2,477
    Karizma Gücü
    0
    Odaklanmamız gereken Ermenilerin özellikle 1915 ve 1992'de yapmış oldukları insanlık suçlarıdır.
    bunun kanıtı var mı? veya bulabilecekmiyiz?


    bu arada bunu kanıtlasak bile Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Resulzadenin Almanyada Alman Ordusundaki Azerbaycan askerlerine Azerbaycanın bağımsızlığını tehdit eden unsurları yok etmek için savaşın diye bir beyanatı var.Beyanat hem sözlü olarak askerlerin karşısında verilmiş hem de Hitlerin izni ile verilmiş.
    Bu mesaj en son " 09.02.06 " tarihinde saat 15:43 itibariyle azeags tarafından düzenlenmiştir...

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    03-03-2005
    Mesajlar
    7
    Karizma Gücü
    0
    kusura bakma ama bunu neye göre söylediğini yani kırım türklerinin naziler adına sovyetlere karşı savaştığını hangi bilgi ve belgelere dayanaarak söylediğini bilmiyorum,
    daha geçen hafta trt2 de bir belgesel de; almanların rusyaya girince kurdukları esir kamplarında kalan kırım, tatar, kazak türklerinden hala hayatta olanların ropörtajları yayınlandı,
    orada ifade edilen (benim de öyle bildğim) rusyaya girdiklerinde direkt türk halklarını ve yahudileri esir kamplarına götürdükleri ve bu esir kamplarında 1 milyondan fazla türkü öldürdükleri( ölmelerine açlıkla ölmelerine göz yummak da öldürmedir) alman tarihçiler tarafından da doğrulanıyordu,,,

    lütfen kulaktan dolma yada çarpıtılmış tarıh bilgileriyle konuşmayalım,,,,
    bu vahim alman-ermeni ortaklığına da bu gözle bakalım.
    lütfen daha hassas olalım

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •