• Reklam

Anket: Sizin Puanınız?

+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Prince Of Pain adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    3,590
    Karizma Gücü
    0

    Savaş Ve Barış (Lev Nikolayeviç TOLSTOY) Özeti,Konusu,Karakterleri ve Yorumları

    Savaş Ve Barış



    Yazarı : Lev Nikolayeviç TOLSTOY
    Yayınevi : Klas Yayinlari
    Çevirmen : Akın B. Yeni
    Basım Yeri / Tarihi : İstanbul / Nisan-2004
    Sayfa Sayısı : 263

    KİTAP HAKKINDA
    Klasikler klasiği. Kitapseverlerin kütüphanelerinden eksik etmemeleri gereken bir dünya klasiği. Zamanın Rusya'sını iyisiyle kötüsüyle anlatan bir eser. İnsanın olduğu yerde eksik olmayan aşk, hırs, iyilik ve düşmanlık ve entrika. Bir yanda ne için yapıldığı bir türlü bilinmeyen ve onca insanın ölmesine sebep olan savaşlar; diğer yanda 'barış'ın küçük bir sınıfın daimi kaderi oluşu.. Savaşta da barışta da dürüstlüğü ilke edinmiş kahramanlar...

    Hep aykırı bir tip olan Piyer Bezukof ve onun şahsında iyiliğin üstünlüğü... Kadınların genel konumları ve çıkar çevrelerinin ince hesapları... 'kanlı sargılar içindeki bütün bu bozuk insan etleri...' cümlesiyle özetleyebileceğimiz Savaş. balolar. partilerle süslenen Barış... Kısacası; Strakof'un deyimiyle 'Hayatın, zamanın Rusya'sının, tarihin, sınıf kavgalarının olağan üstü bir tablosu; insana insanlığa ait ne varsa; insanın mutluluğunun ve büyüklüğünün; felaketinin ve küçüklüğünün mükemmel bir tanımı nedir? Derseniz cevabı şudur: 'Savaş ve Barış'

    Tolstoy’dan hem Rus edebiyatının hem de Dünya edebiyatının tartışmasız en büyük romanı.

    YAZAR HAKKINDA
    Büyük Rus yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy (Leo Tolstoy), 9 Eylül 1828’de Tula’da bulunan ailesine ait Yasyana Polyana Malikanesinde doğdu. İki yaşında annesini ve dokuz yaşında babasını kaybetti. Anne ve babasının olmaması sebebiyle eğitimini halaları üstlendi ve 1943 yılında Doğu dilleri okumak üzere Kazan Üniversitesi’ne gönderildi. Fakat uzun bir süre geçmeden buradaki eğitimini yarıda bıraktı ve Hukuk Fakültesi’ne geçti. Bu fakültedeki eğitimini de yarıda bıraktı ve 1847 yılında, doğduğu yer olan Yasyana Polyana’daki çiftliğine geri döndü. Aradan üç yıl geçtikten sonra, 1851’de Rus ordusuna yazıldı ve 1854-55 arası Kırım Savaşın’da topçu teğmeni olarak görev yaptı.

    Bu dönemde otobiografik eserler olan Çocukluk, İlk Gençlik ve Gençlik’i ve ayrıca Tipi, İki Süvari Subayı ve Toprak Ağası’nın Sabahı’nı yazdı. Bu ilk başarılarından sonra kendini edebiyata adamaya karar veren Tolstoy, savaştan sonra St. Petersburg’a gitti, fakat burada birini radikal demokrat N. Çernişevski, diğerini muhafazakar liberal I. Turgenyev’in temsil ettiği iki edebi kampla anlaşamayarak 1857’de İsviçre, Almanya ve Fransa’yı kapsayan bir seyahate çıktı. Bu dönemde eğitim kurumlarıyla ilgilenmeye başladı ve Rusya’ya dönerek çiftliğindeki köylü çocukları için bir okul açtı. 1860’ta ikinci bir Avrupa seyahatine çıkarak buradaki eğitim kuramlarını ayrıntılı bir şekilde inceledi. Bu incelemelerin neticesinde, Batı’nın yapay ve maddeci uygarlığını, insanı bozan bir etken olarak görmeye başladı. Avrupa seyahatini bitirip Rusya’ya döndüğünde serflik kaldırılmıştı. Tolstoy, kendi bölgesinde eski serflerle toprak sahipleri arasındaki toprak ve borç anlaşmazlıklarını çözmek üzere yargıçlık görevini üstlendi.

    1862 yılında komşu çiftliğinin sahibinin kızı olan Sofya Andeyevna Bers’le evlendi ve bu evliliğinden on üç çocuğu oldu. Bu dönemde yazar, “Kazaklar”, “Sivastopol Hikayeleri” ve belkide en büyük romanı olan “Savaş ve Barış”ı yazdı. Napolyon Savaşları sırasında, 1865'de yazdığı "Savaş ve Barış", yaşama sunulan bir destan olarak nitelendirilir. Bu romanda geniş bir zaman sürecinden bahsedilmesi, somut özelliklerin canlandırılmasında kaydedilen yüksek başarı düzeyi, sayıları beş yüzü aşan sayıda kişiyi içermesi, öykünün dallanıp budaklanarak ilerlemesi bu eseri başyapıtlardan biri haline getirmiştir. Eser geniş ve detaylı olması nedeniyle tarihi bir belgesel niteliği dahi taşır . Bu kadar çok sayıda karaktere rağmen, her bir karakter diğerlerinden çok farklı özellikler taşır. Tolstoy, “Savaş ve Barış” adlı eserinin yayımlanmasından sonra, yıldan yıla artacak bir bunalıma girdi. Bu bunalımın izleri, 1877 yılında yayımlanan, ikinci büyük romanı sayılabilecek “Anna Karenina” adlı romanında da görülür. Bu romanda yazar, aileleri mutsuzluğa götürebilecek etmenleri araştırıp, kendimizi sorgulamaya sevketmiştir.

    Tolstoy, 1880’den sonra Hristiyanlıktaki ölümsüzlük düşüncesini, Ortodoks Klisesi’ni ve her türlü siyasal iktidarı yadsıyan, kendine özgü bir tür hristiyanlık anarşizmi geliştirmeye başladı. Düşüncelerini açıkladığı ‘‘Dogmatik Teolojinin Eleştirisi’’, ‘‘O Halde Ne Yapmalıyız?’’ ve ‘‘Tanrı’nın Hükümdarlığı Kendi İçimizdedir’’ adlı makalelerin yayımlanmasından sonra 1901’de Kilise tarafından afaroz edildi. Bu dönemde yazdığı “İvan İlyiç’in Ölümü”, “Kreutzer Sonat”, “Hacı Murat” ve son büyük romanı sayılabilecek “Diriliş” gibi eserleri, aynı manevi arayışa, ahlâksızlıkla suçladığı sanatı ve dogmalar ve mucizeler üreten Kilise’yi yadsıyışına işaret eder.

    1900’lerden itibaren bir yandan mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle ailesiyle arası açılırken, diğer yandan aydın Rus gençleri arasında giderek daha çok tanındı. Bu ikisi, derin bunalımını ve manevi yalnızlığını arttırdı. 7 Kasım 1910’da ailesini terk etmeye karar vererek yanına en küçük kızı ve doktoruyla yola çıktı. Ancak birkaç gün sonra Astapovo tren istasyonunda zatürreden ölmüş olarak bulundu.


    Sözde değil, özde melankolik!

    **********


    Büyük randevu...
    Bilsem nerede, saat kaçta?
    Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?

    NFK

    **********


    Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.
    Normal insanlar sonuçları tartışırlar.
    Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.

  2. #2
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Cevap: Savaş Ve Barış - Lev Nikolayeviç TOLSTOY

    Napolyon'u anlatan en iyi tarihi kitap.Ayrıca bu kitap sayesinde Çarlık Rusyası hakkında bilgi sahibi olmak da mümkün.Klasik olduğu için okunması zor gözükse de, kitap aslında sürükleyicidir.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  3. #3
    Auf der anderen Seite pulcet1905 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2007
    Mesajlar
    7,789
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    işte klasik budur dedirten bir eser


    keşke bir de aile ağacı çıkarsaydı tolstoy bu kitabı yazarken kitapta o kadar fazla kahraman var ki hepsinin isminin üç kelimeden olması bir yana kimin kim olduğunu anlamak için ara sıra geriye dönüp bakmak zorunda kalıyorsunuz

    defalarca okunsa bile bıkılmayacak, her seferinde ayrı bir tat verecek, o savaşı size de aynen yaşatacak türden bir eser


    Gretchen: Donnie Darko? Ne biçim bir isim bu böyle? Bir çeşit süper kahraman veya buna benzer bir şeysin gibi..
    Donnie: Sana olmadığımı düşündüren nedir?




  4. #4
    bree mevcut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-01-2004
    Mesajlar
    12,090
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    11
    Kitapta ana bir olay ve tek bir baş kahraman yok, farklı dönemlerdeki farklı kişi ve ailelerin yaşadıklarını anlatıyor. Tabi bu kişi ve aileler birbirleriyle bağlantılı. Kitabı sürükleyici yapan da bu zaten. Genede olaylar yaklaşık kitabın yarısına doğru tat vermeye başlıyor. Sona doğruda kitabın kurgusunun ne kadar güzel olduğunu anlıyorsunuz.

    pulcet'in dediği gibi çok karakter var ve akılda tutarak takip etmek zor. bir kağıda not alırsanız kitabın başındayken kim kimin kızıydı, kim kimin arkadaşıydı, kim kimi nerden tanıyordu vs. daha rahat ilerlersiniz kitabı okurken. Yoksa benim gibi bir süre sonra Boris kimdi, Rostovlar kimdi, Sonya ne ayaktı falan filan derken abandone olabilirsiniz.

    Ah Nataşa... koydun prensi ataşa

    Kitaptan aklımda kalan sözlerden birisi de şuydu:

    "Askerlik sanatı, belli bir anda karşındaki düşmandan daha güçlü olabilme sanatıdır. Hepsi bu." Napolyon

    "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

  5. #5
    Misafir
    Ziyaretçi
    Not alam fikri güzel bir şey.Benim gibi "yok,cık,ı ı, hayır, ben aklımda tutarım" diye saçmalarsanız,benim gibi her şey birbirine karışınca kitabı başa sararsınız.Böyle böyle tam 4 kez kitabı yarıdan başa sardım ve azmettim artık bitircem

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •