• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor

Konu: Hatay Sorunu

  1. #1
    Babapascal adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2003
    Mesajlar
    579
    Karizma Gücü
    0

    Fikir Hatay Meselesi

    HATAY SORUNU


    15 Mart 1923'te Atatürk Adana'ya geldiklerinde, yol kenarında Antakya ve İskenderun'u sembolize eden iki genç kızın hıçkırıklar arasında, "Bizi de kurtar" feryadına karşılık, "Kırk asırlık Türk yurdu ecnebi elinde kalamaz" demiştir.

    20 Ekim 1921'de imzalanmış olan Ankara Antlaşması, İskenderun Sancağını Suriye'den ayırarak ayrı bir statüye tabi tutuyordu. Bu Antlaşmanın 7. Maddesi, İskenderun beldesi için özel bir idare usulü kurulacağını; bu bölgenin Türk ırkından olan sakinlerinin, kültürlerinin gelişmesi için her türlü kolaylıktan faydalanacağını ve Türk parasının orada resmi mahiyet taşıyacağını öngörmüştür. Antlaşma hükmüne uygun olarak, 8 Ağustos 1922'de Sancak'ta bir bölgesel idare kurulmuştur.

    Fransa, Suriye ile anlaşarak manda idaresine son vermeyi kararlaştırmıştı. Hatta, 8 Eylül 1936 tarihinde parafe edilen antlaşma ile Suriye'de manda idaresinin son bulduğu öngörülüyor, ancak Sancak'ın durumundan söz edilmiyordu. Türkiye'de bu durum Sancak'ın kaderi hakkında genel bir kaygı uyandırdı. Türk Hükümeti, Sancak sorununun önemi üzerine eğilerek; 6 Ekim 1936'da Milletler Cemiyeti Assamblesi'nde ve daha sonra 9 Ekim 1936'da Fransa'ya verdiği bir nota ile görüşünü belirtti.

    Atatürk davaya verilen önemi, 1 Kasım 1936 TBMM'ni açış nutkunda, kesin ve belirli şekilde dünya kamuoyuna duyurmuştur. "Bu sırada, milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük mesele hakiki sahibi öz Türk olan İskenderun-Antakya ve havalisinin mukadderatıdır. Bunun üzerinde, ciddiyet ve kifayetle durmaya mecburuz. Daima kendisi ile dostluğa çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramazda tek ve büyük mesele budur. Bu işin hakikatını bilenler ve hakkı sevenler, alakamızın şiddetini ve samimiyetini iyi anlarlar ve tabii görürler."

    Fransa, Sancak'ın Suriye'den ayrılamayacağını açıklamakla, Türk görüşüne kesin red cevabı vermiş oluyordu. Sorunun Milletler Cemiyeti'nde görüşülmesi ve bu kurulun tavsiyesi ile Sancak bölgesine üç müşahidin gönderilmesi, Sancak davasının milletlerarası planda da önemini artırmış oldu. İngiliz Dışişleri Bakanı Anthony Eden'in aracılığı ile, 24 Ocak'ta bir prensip Antlaşmasına varıldı.

    Almanya'nın 1938 Martında Avusturya'yı ilhakı, Fransa'nın Almanya'ya karşı Doğu'da kuvvetli bir Türkiye'ye ihtiyacını gösteriyordu. Boğazların da Avrupa'da büyüyen kriz ve uyuşmazlıklar sebebiyle önemi artmıştı. Haziran 1938'de, Antakya'da Türk ve Fransız askeri heyetleri arasında yapılan görüşmeler sonucu, 3 Temmuz 1938'de Antlaşma yapıldı. Hatay'ın toprak bütünlüğü ile siyasi statüsünü korumak amacı ile her iki devlet 2500'er kişilik askeri kuvvet göndermeyi kabul etmişlerdi. Türk Ordusu 4 Temmuz 1938'de Hatay'a girerek görevine başladı. Türkiye ile Fransa arasında imzalanan dostluk antlaşması bu iki devleti birbirine yaklaştırıyordu. Yapılan seçimler sonucunda Meclis, 2 Eylül 1938'de ilk toplantısını yaptı ve bağımsız Hatay Cumhuriyeti'ni ilan etti. Cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen, Başbakanlığa Abdurrahman Melek getirildi. 23 Haziran 1939 tarihinde Türkiye ile Fransa arasında yapılan yeni bir antlaşma ile, Hatay halkının da arzusuna uygun olarak Fransa, Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını kabul etti.
    Kaynak: ataturk.net
    Bu mesaj en son " 22.04.05 " tarihinde saat 00:42 itibariyle mevcut tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    Flagellum Dei adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2004
    Mesajlar
    576
    Karizma Gücü
    0
    Teşekkürler Babapascal. İyiki Atamız bugünkü verkurtulcu zihniyeti görmedi.

  3. #3
    sydney adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-09-2004
    Mesajlar
    674
    Karizma Gücü
    0
    Bugün Kıbrısı adeta peşkeş çekenlerin yerinde Atatürk olsaydı böyle olurmuydu hiç.

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    20-02-2005
    Mesajlar
    57
    Karizma Gücü
    0
    AtatÜrk Şu Tayyİp Beyİn Yaptiklarini GÖrse Kalp Krİzİnden Gİderdİ YaŞaŞin AtatÜrkÇÜler Kahrolsun TeslİmİyetÇİ Zİhnİyetİn Yalakalari

  5. #5
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Hatay Devleti Bayrağı



    -------

    Atatürk'ün Telgrafı

    1936 senesi Birinci Kanun (Aralık) ayında Hatay Bayrağı'nın şeklini Atatürk tespit buyurdular ve Hataylılara armağan ettiler.

    Bu münasebetle Hatay Türkleri adına kendilerine sunulan teşekkürlere cevapları: (30.10.1937)


    Abdurrahman Melek
    Hatay Erginlik Cemiyeti Genel Merkezi Başkanı
    Beyazıt
    İstanbul

    C. Size de kutlu olsun.

    K. Atatürk
    -------

    Atatürk'ün Telgrafı

    Türk askerinin Hatay'a girmesine dair Türk-Fransız heyetleri arasında Antakya'da imzalanan anlaşma üzerine Atatürk'e Hatay Türklerinin şükranlarını arz eden Hatay Valisi'ne cevapları.. (7.7.1938)



    Antakya Dr. Abdurrahman Melek
    Vali

    C. Sizin için artan saadetler ve refah dilerim.

    K. Atatürk
    -------

    Başvekilin Telgrafı





    Bay Abdurrahman Melek
    Hatay Başvekili
    Antakya

    Başkanlığınızda Hatay Kabinesi'nin teşekkülü münasebetiyle Ulu önderimiz ve Türk Milleti hakkındaki duygularını ifade eden telgrafnamenizi büyük Şefimize arz ettim. Kabinenizin Hatay halkını saadet ve refaha eriştirmeye matuf mesaisinden tam başarıya nail olması temennilerini tekrar buyurduklarını arz eder ve kendi samimi tebriklerimin kabulünü dilerim.

    (8.9.1938)

    Başvekil
    C. Bayar
    -------

    Cumhurbaşkanı İnönü'nün Telgrafı



    Dr. Abdurrahman Melek
    G. Antep Mebusu

    C. Aziz Hatay'ın Anavatana kavuşması sevinci büyük ve derindir, bu mesut neticeye ulaşmada unutulmaz hizmet hisleriyle sayın Hataylıları ve sizi muhabbetle anar hararetle tebrik ederim.

    (25.6.1939)

    İsmet İnönü
    -------

    Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Adana'da Söyledikleri

    Gazi Paşa'nın Adana'yı teşriflerinde yapılan istikbal merasiminde birlik azaları siyah bayraklarla katıldılar. Siyah giymiş Antakyalı bir kızcağızın "Paşam bizi de kurtar" diye yalvarması üzerine Gazi Paşa "40 asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz" cevabını verdiler. Bu söz lahuti bir müjde gibi her Türk'ün kalbinde ve mefkuresinde ümit ve iman şeklinde yerleşti.

    Kaynak:Dr. Abdurrahman Melek "Hatay Nasıl Kurtuldu" http://melek.net/index.html

  6. #6
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Hatay Millet Meclisi'nde Okunulan

    Hükümet Programı




    Sayın Mebuslar,

    Bugün Hatay'ın ilk ve tarihi milli meclisinde huzurlarınıza Hatay'ın ilk Hükümet Reisi sıfatıyla çıkmakla bahtiyarım.

    Uzun süren mücadelemizden sonra kavuştuğumuz istiklal sayesinde huzur ve refaha erişmek mev'ut (zamanı gelmiş) olmakla beraber, memleketimizin her sahada ve kısa zamanda kalkınabilmesini temin için bana verilen vazifenin ne kadar güç ve mesuliyetli olduğunu takdir buyuruyorsunuz.

    Canla, başla bağlı olduğumuz ULU ŞEFİMİZ ATATÜRK'ün nur ve iman saçan ilham ve eserleri, Türk'ün ruhunda mevcut olan azim ve fedakarlık bize bütün bu güçlükleri yenmek kudretini bahşedecektir.

    Ben ve arkadaşlarım bu imanla hareket ettikçe yüksek itimadınıza da güvenebileceğimizi umarım.

    Programımızın ruhu ve esası KEMALİZM REJİMİ ve bütün icabatı olmakla beraber müsaadenizle bazı kısımlarını tekrar edeceğim:

    1- Hatay hakkında beynelmilel taahhütlere riayet etmek ve bunların tamamen tahakkukunu temine çalışmak.

    2- Dahili emniyetimizin zaruri kıldığı milli inzibat teşkilatını kurmak mesaimizin temel taşıdır.

    3- Irk ve mezhep farkı gözetmeksizin bütün vatandaşların müsavi hukuka malik oldukları ve kanun nazarında aynı muameleye tabi olacakları umdelerimizin başlıcasını teşkil etmektedir.

    4-
    Komşu devletlerle iyi münasebetler tesis ve idame etmek en büyük arzumuzdur.

    5- İktisadi vaziyetimizin korunması ve inkişafı için devletlerle ticari anlaşmalar yapmakta, milli sanayi ve mahsulatımızı himaye etmekte ve bunun için muktazi (gerekli) tedbirleri almakta gecikmeyeceğiz.

    6- Sıhhi durumun fenni ve medeni vasıtalarla ıslahına çalışarak nüfusumuzu çoğaltmak, şehirleri, köyleri imar etmek yapacağımız işlerin başlıcalarındandır.

    7- İçtimai hayatımızın inkılapçılık ruhuna uygun olarak süratle ilerlemesine ve bunun için kültür işlerinde beynelmilel taahhütler dairesinde milli terbiye ve tahsil esasları dahilinde en mütekamil usulleri kabul ve tatbike çalışacağız.

    8- Adliye teşkilatını medeni memleketlerin hak ve adalet mefhumlarına tamamen uygun bir hale getireceğiz.

    9-
    Her sahada çalışan işçi ve amelenin hukukunu koruyacak tedbirler ittihaz etmeyi (almayı) vazifelerimiz arasında sayarız.

    10-
    Mütevazin bir bütçe ile meclise gelebilmek, az masraf ve çok iş, müstahsillere (üreticilere) yardım, mükelleflerin gelirlerini çoğaltmak, tekalif (vergiler) hususunda fena usullerden uzaklaşmak mali düşüncelerimize ve alacağımız tedbirlere esas olacaktır.

    11- Ziraatın fenni vasıtalarla inkişafina (gelişmesine) gayret ederek en ehemmiyetli servet menbalarımızın toprak ve toprak altındaki madenlerimiz olduğunu daima göz önünde bulunduracağız.

    12- Ticaretin muhtelif sahaları himayeye mazhar olacağı gibi, transit işleri de nazarı dikkate alınacaktır.

    13- Tabiatın güzelliklerini esirgemediği sevgili yurdumuzu bir seyyah ülkesı haline getirmek, eski eserleri meydana çıkarmak başlıca işlerimizden olacaktır.

    14- Mevcut yolların iyi muhafazası, yeni yollar yapmak suretiyle şehirlerle köyler arasında kolay muvasale (ulaşım) temin etmek, İskenderun limanını Akdeniz limanları arasında hakkı olan ehemmiyetine ve derecesine eriştirmeye çalışmak, memlekete zirai bakımdan binlerce hektar arazi ve sıhhi bakımdan yüz binlerce insan kazandıracak olan bataklıkların kurutulması işlerini ön safta tutmak esaslı bir umdemizdir.

    15- Bugün yeni şerait (koşullar) içinde istiklaline kavuşmuş olarak refah yoluna ilk adımını atarken hükümetimiz, arkada kalan tozlu, dumanlı, bulutlu devreyi tamamen aklından bile silerek, gaflete kapılıp şaşkınlık içinde Hatay vatanının menafiini (çıkarlarını) unutanların harekatını mazinin gubarı (tozları) altında bırakmıştır.



    Sayın Mebuslar,

    İşte bu kısa ifadelerle arzettiğim program, yüksek meclisinizin itimadına mazhar olursa, geniş mikyasta tatbik edilecektir.

    Kaynak: Dr. Abdurrahman Melek "Hatay Nasıl Kurtuldu" http://melek.net/index.html

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Resmi Tarihin Hatay Yalanı
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde kafkaslar tarafından açılmış
    Yanıt: 47
    Son Mesaj: 27.12.11, 14:17
  2. Ecevit'ten ses getirecek Hatay sürprizi
    2005 Konuları bölümünde AbdaL tarafından açılmış
    Yanıt: 9
    Son Mesaj: 20.09.05, 19:29
  3. Hatay yine suriye haritasında
    2005 Konuları bölümünde kıymetlim tarafından açılmış
    Yanıt: 25
    Son Mesaj: 17.08.05, 02:23

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •