Kocaman bir karışıklığın içine düştüğümde,
Doğrulardan da, yanlışlardan da vazgeçtiğimde...
Durduğumda, bir yere gitmediğimde
Ya da arkama dönüp bakmadığımda, son sürat uzaklaştığımda...
Dört yanıma yüksek duvarlar örüp, ayaklarıma kalın zincirler bağladığımda,
Ya da duvarlarımı yıkıp boşluğa ağladığımda,
Soracak sorum, aradığım cevap varken, kımıldayacak gücüm olmadığında...
Öylece kalakaldığımda yani.
Öylece... Kalakaldığımda...
Körfez’den esen rüzgara yüzümü vermek,
Marmara’yı uçurmak, billur yapıp savurmak ve
mutlaka serinlemek gibidir bir dostla konuşmak.
Bu ne büyük bir nimettir...
Hani bir “gel”inize bakar yanınızda olmak için.
Belki konuşmak, belki saatlerce susmak için.
“Var”dır.
Bilirsiniz.
“iki eli kızıl kanda olsa” çıkıp gelecektir, eminsinizdir.
Bunu bildiğinizden hayat üstünüze, üstünüze geldiğinde,
kirpi gibi dikenlerini çıkarmak, kaplumbağa gibi kabuğuna çekilmek ya da
derin su balıkları gibi en
derinlerde bir kaya dibine gizlenmek yerine;
Dosta sığınır insan.
O yüzden “iyi ki varsın” dendiğinde, dudaklar değil, yürektir konuşan.
Fügen Ünal Şen
...alıntıdır...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
A
KaN KaRDeŞLeR BiRLiĞi 