• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    More Than Blue KurabiYe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-08-2005
    Mesajlar
    4,752
    Karizma Gücü
    7

    Yiyecek Bağımlılığı ve Otizm

    Yiyecek Bağımlılığı ve Otizm



    Otistik çocuklar sıklıkla yiyecek konusunda aşırı seçicilik gösterirler.

    Annelerin çocuklarının beslenmesi konusunda gösterdikleri hassasiyet evrensel boyutta bir annelik davranışıdır. Öyle ki, çocuğunun yediği yiyecek miktarı ile tatmin olan anne sayısı hastalık halleri dışında yok denecek kadar azdır. Öte yandan, çocukluk çağı tatlı yiyecekler ve abur cubura olan düşkünlüğün had safhada olduğu kısmen seçiciliğin alışılagelmiş bir davranış olduğu bir dönemdir. Bu dönemde, ayrıca, çocukların asla el sürmediği örneğin bamya gibi bazı simgesel yiyeceklerin varlığı da bilinen bir gerçektir. Kısacası çocukluk döneminde, çocuğunun yediği miktarla tatmin olmayan anne ile yaşamının yiyecek konusunda en seçici dönemini yaşayan çocuk karşı karşıyadır.

    O nedenle, az önceki ‘otistik çocuklar yiyecek konusunda aşırı seçici davranırlar' cümlesi otistik çocuğu olmayanlarca eksik anlaşılmaya açık bir cümledir. Çünkü buradaki AŞIRI zarfında abartı yok hatta durumun vehametini anlatma konusunda bir yetersizlik vardır. Şöyle ki; otistik çocuğun yiyecek konusunda gösterdiği seçicilik dayanılması mümkün olmayacak boyutta zorlayıcı bir davranıştır.

    Bu durum çocuk için zorlayıcıdır. Her ne kadar otizm çocuğun duygu ve düşüncelerini anlatmasına engel olsa da, çocuk bu zorlayıcılığı davranışları ile anlatır. İstemediği yiyeceği değil yemeye zorlanması daha görüntüsü ve hatta sadece kokusunu hissettiğinde çocuk hırçınlaşır, kendini yerden yere atar, elleri ile başını yumruklar, başını yerlere duvarlara vurur, karşısındakini ısırır. Bu tam anlamı ile bir krizdir.

    Bu durum aile için zorlayıscıdır. Doğal olarak bu sahnelere tahammül etmek, söz konusu çıcuk bir başkasının çocuğu olsa bile tahammül dışıdır. Buna bir de 2-3 yiyeceğin dışında her şeyi reddeden çocuğunuzu yeterince besleyememek gibi bir annenin dayanamayacağı bir duygu ilave olunca , otizmin AŞIRI seçiciliğinde AŞIRI zarfının yetersizliği yeterince anlaşılmış olur.

    -Açık büfesi olan bir lokanta işletiyorum. Lokantamda envayi çeşit yiyecek var. Fakat 5 yaşındaki otistik oğlumun ağzına yıllardır kurumuş bayat ekmekten başka bir şey sokamıyorum. Düşünebiliyor musunuz? Ben ona daha bir lokma karpuz bile veremedim.

    Otistik çocuğun yediği gıdalar en sıklıkla süt bisküvi kola çikolata ve muzdur. ‘Hadi sırf bunları yesin yeter ki karnı doysun ‘ kabulüne gelseniz de sorun burada bitmez… Çünkü çocuğun bu yiyeceklere gösterdiği davranış takıntı şeklindedir. Çocuk bu besinlerle uyur, bu besinler olmayınca kıyametler koparır.

    - Arabamızı park ettiğimiz garaja gittiğimizde, dört yaşındaki oğlum koşarak bir arabanın altına sürünerek yüzükoyun girdi. Onu zorla ve biraz da çekiştirerek arabanın altından çıkardığımda gördüğüm manzarayı hatırladıkça hala gözlerim yaşarıyor diye anlatıyordu baba şimdi size aktardığım bu yaşanmış olayı her anlatışım da benzer şekilde gözlerim dolarak. Çocuğum toprağa karışmış kraker parçalarını yemeye çalışıyordu.

    Otistik çocukların süt ve tahıl ürünlerine gösterdikleri bağımlılığın nedeni nedir? Bu bağımlılığın sigara, alkol, ilaç, madde bağımlılığı ile ilişkisi var mıdır? Depresyonda aşırı yemek yeme bağımlı davranışına yönelmek ile otistiklerin bu takıntılı yiyecek seçiciliğinin ortak noktaları olabilir mi? Konu daha da genişletilerek bu bağımlılık davranışları ile ***** bağımlılığı arasında bir paralellik kurulabilir mi?

    Blum ve arkadaşları sigara, alkol, madde ve yiyecek ya da ***** gibi bağımlılık davranışlarını ‘ödül yetersizliği sendromu olarak aynı başlık altında toplamışlardır.* Canlının depresyon ve bunun gibi diğer başka nedenlerle ödülsüz kaldığı dönemlerde benzer bağımlılık davranışlarının ortaya çıktığını öne sürmüşlerdir. Davranışbilimde nedir ÖDÜL? Beyindeki ödül merkezleri uyarıldığında bir davranışı dakikada yüzlerce kez tekrarlayan hayvan çalışmaları göstermiştir ki ‘ ödül ' beyinde merkezi olan ve onu elde edebilmek için bir canlının bıkmadan usanmadan bir davranışı dakikada yüzlerce kere yorulmadan tekrarlayabileceği kadar önemlidir. Davranışbilim tüm canlı davranışlarının doğumdan sonra yaşanarak edinilmiş tecrtübeler ile öğrenildiğini iddia eder. Canlı yaşayarak edindiği davranışların kendi yararına olanlarını tekrar etmeye yararına olmadıklarınna kannaat getirdiklerini bırakmaya yönelir. Canlının yararına olan davranışlar tekrarlamayı hak kazanmış davranışlardır Yani davranışbilim terminolojisine gore ödüllendirilmiş davranışlardır. Böylece , giderek canlının yaşamı boyunca ödüllendirilmiş davranışlardan oluşan bir davranış repertuvarı oluşur. Doğa sadece 8 davranışı ki, bunlar arasında suya besine oksijene yönelmek gibi yokluklarında yaşamın tehlikede olacağı davranışlar sayılabilir, sonradan öğrenilecek davranışlar olmaktan çıkarmış bunları doğum ile birlikte canlının sahip olacağı olmazsa olmaz davranışlar arasına koymuştur. Yani bu 8 davranış canlıların özünde vardır sonradan öğrenilme tehlikesine atılmayacak kadar önemlidirler. Yokluklarında yaşam devam edemez. Suya besine oksijene yönelmek gibi yokluğu yaşamı tehdit eden ve tek hücreli canlılardan insan gibi ileri canlılara kadar tüm canlıların olmazsa olmaz biçimde sahip olduğu bu 8 davranıştan biri de ‘ ödüle yönelmektir'



    Doğaldır ki su besin ve oksijene yönelmek canlının yararına olan bir davranıştır. Canlı ‘ödül' niteliğinde olan bu davranışların farkına varamazsa ya da davranışbilim terminolojisi ile ‘ödüle yönelemezse' yaşamı devam edemez. İşte davranışbilim açısından yukarıda sözü edilen ‘ödül' bu anlamda canlıya yararlı davranışlar anlamındadır. ‘ödüle yönelmek ‘ de canlının kendi yararına olanı farkedebilmesi ve one yönelmesi anlamını taşır.

    Bağımlılık davranışlarını ‘ödül yetersizliği olarak niteleyen Blum ve arkadaşlarının sözünü ettiği ‘ödül' işte bu anlamda ödüldür. Ödül yetersizliğinde kişi ödülsüzlük içindedir ya da ödül niteliğindeki olguların farkına varamamakta ve ödül aramaktadır. Bu nedenle ödül niteliği taşıyan davranış ya da maddelere yönelmektedir. Bazı ilaçlar sigara ve uyuşturucu maddeler doğrudan beynin ödül sistemlerine bağlanarak ödül niteliği taşırlar. Burada artık canlının yararına olmaları gerekmez çünkü bazı maddeler canlıya yararlı olmaları koşuluna gerek kalmadan doğrudan ödül merkezini uyarma etkisi ile ödülsüzlük durumunu ortadan kaldırabilirler. Ödül algılaması azalmış olan kişi bu sistemlerini uyararak kendine ödül yaratma çabası içinde bu maddelere ya dab u maddeleri sağlayacak davranışlara yönelir. Yaşamsal önem taşıyan bir mekanizmasında sorun olan söz konusu kişiye işte bu nedenle hiçbir telkin hiç bir öğüt ona ödül niteliği taşıyan davranıştan alakoyacak nitelikte olamaz. Kişi ısrarla ve hatta kendisi vazgeçmek istese bile söz konusu davranışı tekrarlamaya devam eder.

    Sevmek Mecburidir!Sevmeyen Defolsun Gitsin..!!!

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    24-12-2005
    Mesajlar
    215
    Karizma Gücü
    7

    Otizm

    Otizm

    19. yüzyıldan beri uzmanların dikkatini çeken otizm ilk kez Leo Kanner tarafından 1943 yılında tıp literatürüne sokulmuştur.

    Günümüzde otizm tanısını koymak için üç yeti alanında eksikliğin olması gerekliliği vurgulanmaktadır.
    Bunlar;
    -İletişim ve sosyal gelişim alanlarında bozukluğun olması
    -Yineleyici, sınırlı ilgi ve davranışlar
    -Bu alanlardaki anormalliklerin 30. aydan önce ortaya çıkmış olması

    Amerika Psikiyatri Birliği 1994 yılında tanı kriterlerini belirleyerek, otizmi Yaygın İletişim Bozuklukları adı altında tanımlamaya başladı. Çünkü otizm tanısı güvenle konmakla birlikte sınırları çok geniştir; sosyal ve iletişim alanlarında yaşam boyu süren güçlükleri tanımlar.

    Otizmin Klinik Özellikleri

    Başlangıç yaşı olarak prenatal dönemde başlayan ve çocukta görülen bozuklukların en ciddisi olarak değerlendirilir. Fakat tanının konulabilmesi için çocuğun 30-36 aylık olması gerekir. Literatürde daha erken tanı konulamama nedeni olarak ; 1.Basamak Sağlık Hizmeti verenlerin bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadıkları bildirilmektedir. Pek çok anne-baba36. aydan önce çocuklarında anormallikler ve gecikmeler tanımlayabilmektedirler.
    Araştırmalarda videoya çekilen bebekler izlendiğinde yeni doğan, 6.ay ve 1 yaş otistik bebeklerin davranışlarında tanı koymaya yardımcı belirgin özellikler olduğu belirlenmiştir.

    Yeni doğan Özellikleri

    *Diğer bebeklerden farklı bir izlenim yaratırlar
    *Anneye gereksinimi yok gibidir
    *Nadiren ağlar veya sızlanırlar
    *Genellikle uslu bebek olarak tanımlanırlar
    *Kucaklanmaya kayıtsızdırlar ve uygun pozisyon almazlar
    *kasları gevşektir
    *Bakanlar tarafından nedeni anlaşılamayan ve rahatlatılamayan bir huzursuzlukları vardır

    İlk 6. Ay

    *Normal bebekler gibi bir şey istemezler
    *Anneye ilgisizdirler
    *Gülümseme ve agulama yoktur
    *Oyuncaklara karşı ilgisizdirler

    1. Yaş

    *Diğer normal çocuklar gibi oyunlara katılmazlar
    *Sevgi göstermez ve gösterilen sevgiyi anlamaz gibidirler
    *Sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinden yoksun izlenimi verirler
    *Katı gıda alımında sorunları olur
    *Yaşıtlarının ilgi duyduğu ses ve görüntüye ilgisizdirler, görmüyor, duymuyor izlenimi verirler
    *Başkalarının dikkatini çekmeyen çeşitli uyaranlara karşı ilgili olabilirler

    Sosyal İletişim Özellikleri

    *Sosyal ilişkilerde yaşadıkları güçlükler ve sapmalar temel özelliklerdir.
    *Anne-baba ile ilişki kuramama
    *Diğer kişilerle ilişki kuramama
    *Genelde uslu bebek olarak tanımlanırlar
    *Kucaklanmaktan hoşlanmazlar, kucaklanma için uygun pozisyon almazlar
    *Öpülmeye, sevilmeye kayıtsızdırlar, bazen aşırı tepki göstererek bu durumu protesto ederler
    *Göz iletişimi kurmazlar
    *Okul öncesi dönemde yaşıtları ile ilişki kuramazlar
    *Genelde yalnız yapılan uğraşlardan hoşlanırlar
    *Cansız nesneleri insanlara yeğlerler
    *Canları acıdığında veya üzüldüklerinde bunu paylaşmazlar

    İletişim Alanındaki Özellikleri

    *Konuşma dili gecikir veya hiç gelişmez
    *Başkaları tarafından başlatılan konuşmaya tepki vermez, anlamıyor, duymuyor izlenimi verir
    *Karşılıklı konuşmayı başlatma ve sürdürme yoktur, gereksinimi dışında iletişim aracı olarak dili kullanmaz
    *Ekolali şeklinde konuşur
    *Şahıs zamirlerini karıştırır, ben yerine sen veya kendinden 3. tekil şahıs olarak söz eder
    *Sözcükleri kendine özgü kullanır
    *Normal bir konuşma akıcılığı yoktur, tonlama yerine mekanik ve tek düze bir ses tonu ile konuşur

    Yineleyici Davranış ve İlgi Özellikleri

    *Nesneleri amaçları dışında kullanır
    *Nesnelerin duyumsal özellikleri ile aşırı ilgilidirler (Nesneleri yalama, koklama gibi)
    *kendilerinin veya çevrelerinin günlük işlevlerinde ve çevresel koşullarda yapılan değişikliklere büyük tepki verirler. (Aynılığın korunması temel ilkeleridir.)
    *Dili kullanmada aynı sözcük veya sözcük kullanımı için ısrar edebilirler
    *Standart soru ve yanıtlar ile konuşmak isterler
    *Stereotipik ve yineleyici davranışlara sık rastlanır(Parmak ucunda yürüme-balerin yürüyüşü, dönme, el çırpma gibi)
    *Ses ilişkileri normal çocuklardan farklıdır. Adı söylendiğinde veya gürültü olduğunda dönüp bakmayan çocuklar en ufak bir hışırtıyı dikkatle dinler)
    *Acıya, soğuğa, sıcağa duyarsızdırlar
    Hiperaktivite, uyuma ve yeme sorunlarına çok sık rastlanır

    Yapılan araştırmalar erkeklerde otizmin kızlara oranla 3-4 kat fazla olduğunu ortaya koymuştur.
    Yine araştırmalar otistik çocukların %70-90 oranında büyük bir bölümünün zeka geriliği olduğunu, ancak %10 gibi küçük bir bölümünün normal zekaya sahip olduğunu vurgulamaktadır.
    Otizmin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber biyolojik etkenlerin varlığını önemini ortaya çıkarmıştır. Konjenital rubella, sifiliz, toksoplazmasis, doğum sonrası merkezi sinir sistemi enfeksiyonları, bazı metabolik bozukluklar gibi.
    Nörokimyasal nedenler üzerine yapılan araştırmalar sonunda otistiklerin 1/3 ünde kan seratonin düzeylerini yüksek olduğu açıklanmıştır.
    EEG araştırmaları ise EEG anomalileri ve yüksek oranda epilepsi olduğunu göstermiştir. EEG bozukluklarının sol hemisferde daha fazla olduğu belirlenmiştir. Zeka geriliği olan otistiklerde ise epilepsi daha sıklıkla görülmektedir.

    Kaynak:

    Uzm.Psk.Gülden Umurtak
    >>>>i z m i ®<<<<
    Denizi kız, kızı deniz,
    sokakları hem kız hem deniz kokan şehir…

  3. #3
    didedar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2006
    Mesajlar
    70
    Karizma Gücü
    0

    Çocuklarda Otizm




    TELEVİZYON VE OTİZM

    Gereğinden fazla televizyon seyretmenin, çocuklar üzerinde olumsuz etkisinin olduğu, hatta bazı sorunların ortaya çıkmasına neden olduğu veya sorunları tetiklediği herkes tarafından kabul edilen bir gerçek. Baş ağrısı, uyku bozuklukları, içe kapanıklık, sosyal gelişim ve dil gelişiminde gerilik, saldırganlık, okuma alışkanlığının ve fizik aktivitenin azalması televizyonun neden olduğu düşünülen sorunlardan, uzmanların en çok üzerinde durduğu birkaç tanesidir. Görüldüğü gibi, aşırı derecede televizyon izlemek beden ve ruh sağlığımızı bozduğu gibi, sosyal, toplumsal ve kültürel hayatımızı da olumsuz yönde etkilemektedir.
    Son yıllarda, ailelerin, televizyonun neden olup olmadığını merak ettikleri bir başka sağlık sorunu ise çocuklarda otizm sorunudur. Televizyon ile otizm arasında bir ilişki olmakla birlikte, bu ilişkinin nedensel bir ilişki olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur. Televizyon ile otizm arasındaki ilişkiyi anlamak için öncelikle otizmin tanımını ve belirtilerini incelemek gerekir.
    Otizmin tanımı ve belirtileri
    Çocuklarda otizm, beyin sistemindeki fizyolojik fonksiyonların, kimyasal dengenin bozulmasıyla, 3 yaşından önce ortaya çıkan, yaygın gelişimsel bir bozukluktur. Otizm genetik nedenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
    Otizmin belirtilerini dil gelişimi, iletişim, sosyal beceriler, davranış ve aktiviteler olmak üzere 4 ana grupta incelemek mümkündür. Otistik bir çocukta bu belirtilerin hepsi birden olmayabilir. Bu nedenle, anne-babalara, çocuklarında aşağıdaki belirtilerden bir kısmını tespit etmeleri halinde, en kısa zamanda bir uzmana başvurmalarını öneriyoruz. Erken tanı ve disiplinli bir tedaviyle otistik çocukların normal bir okula devam edebilmeleri mümkün olabilmektedir. Bunun dışında, otizm tanısı konmasa bile, otizmin belli semptomlarını gösteren çocuklar vardır. Bu çocuklarda belli gelişim alanlarında problem var demektir. Bu alanların, aileler tarafından da uygulanabilen eğitim programlarıyla mutlaka desteklenmesi gerekir. Bu tip sorunu olan çocukların aileleri, belirli aralıklarla gelişim kontrolleri yaptırarak, sorunlu alanlardaki geriliği ve gelişmeyi izlemeli ve bu alanları nasıl destekleyebilecekleri konusunda profesyonel yardım almalıdırlar.
    Dil gelişimi
    Dil gelişimlerinde gerilik olur, konuşmayı geç öğrenirler
    Konuşulanları ve direktifleri anlamalar güç olur
    İstekleri için yetişkinlerin elinden tutmayı, işaret etmeyi tercih ederler
    Kısa konuşurlar
    İletişim
    Göz kontağı kurmaktan kaçınırlar
    Genellikle duygusal bağ kurmaları güçtür
    Anneye aşırı bağlıdırlar veya hiç bağ kurmazlar
    Öpülmeyi ve kucaklanmayı sevmezler
    İsimleriyle seslenildiğinde tepkisizdirler
    Sosyal beceriler
    Sosyal becerileri zayıftır, sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerler
    İnsanlara karşı ilgisizdirler
    Yaşıtlarıyla oynamakta ve oyun kurmakta yetersizdirler
    Taklit becerileri yoktur
    Sosyal ortamlarda rahatsız olurlar· Büyük mağaza, çarşı vb. kalabalık ortamlardan uzak kalmak isterler
    Sosyal kurallara uymakta güçlük çekerler
    Davranış ve aktivteler
    Yaşıtlarının oynadığı oyuncaklar ilgilerini çekmez
    Dönen objelere ilgi duyarlar; araba tekerleği, tencere kapağı, çamaşır makinası,
    topaç gibi
    Yumuşak ve tüylü objelere elleyemezler veya bunlardan çekinirler; tüylü oyuncaklar, hamur ve parmak boyası gibi
    Yinelenen davranışları vardır; kendi etrafında dönme, sallanma, zıplama, kuş gibi kanat çırpma ve aynı sözleri tekrarlarma gibi
    Tehlikelerin farkına varmakta zorlanırlar
    Nedensiz ağlar, bağırır veya çığlık atarlar
    Tuhaf davranışlar sergileyebilirler; elleriyle göğsüne vurma, parmağını veya elini sallama, oynatma, elini ısırma veya kendine zarar verme gibi
    El ve parmaklarını çok iyi kullanamazlar
    Çevrelerindeki değişime fazla tepki gösterirler; eve gelen yabancılar, yeni bir bakıcı, mekan değişimleri gibi
    Televizyon ve Otizmin İlişkisi
    Görüldüğü gibi otizmin oldukça geniş bir semptom yelpazesi vardır. Televizyon bu geniş yelpaze içinde bazı semptomların kuvvetlenmesine veya ortaya çıkmasına neden olabilir. Özellikle yukarıda sayılan dil, iletişim ve sosyal beceriler alanlarındaki semptomları nitelik ve nicelik olarak artırabilir. Örneğin, zaten insanlara karşı ilgisiz olan çocuk, televizyon nedeniyle insanlardan iyice uzaklaşabilir. Aile üyeleri, televizyonla ilgilenen çocuğu, televizyondan koparıp, onunla ilişki kurmakta güçlük çeker. İnsanlarla etkileşimleri azaldığı için göz kontağı kurma süreleri ve dili kullanma gereksinimleri de azalır. Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi, televizyon, var olan semptomları zaman içinde giderek artırma ve güçlendirme etkisine sahiptir. Bu nedenle televizyonun izlenme süresi çocuğun durumuna göre mutlaka uzmanlarla birlikte tayin edilmelidir.
    Televizyonun otizme bir başka olumsuz etkisi de tedavinin etkinliği azaltması konusundadır. Televizyon, yukarıdaki örneklerde belirtilen nedenlerle, eğitim programları ile çocuklara kazandırılmaya çalışılan sosyal ve iletişim becerilerinde gerilemeye neden olmaktadır.
    Özetle, televizyon, otizme neden olmaz, ancak bazı otizm semptomlarını kuvvetlendirici ve otizm tedavisinin etkinliğini azaltıcı etkisi nedeniyle, otizm belirtileri gösteren çocuklarda, tanı konmayan vakalarda bile, televizyonun dikkatle ve sınırlı sürelerle izlenmesine izin verilmelidir. Ayrıca otistik olmayan çocuklarda bile, okul öncesi dönemde, özellikle 3 yaşından önce, çok uzun süre televizyon izlemek belli alanlarda gelişim geriliklerine ve başka sorunlara neden olabilmektedir. Çocukların yaş grubuna uygun olmayan programları izlemeleri de ruh sağlıklarını ciddi biçimde tehdit edebilmektedir. Bu nedenle hepimizin geçtiğimiz çağın harikası bu cihazın kullanımı konusunda çocukları sağlıklı ve doğru yöntemlerle yönlendirmemiz gerekir.
    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

    VUR TEKMEYİ DÜNYAYA KAVUŞURSUN MEVLAYA




    ?tatlis?tatlis HAYATA GÜLÜMSE?tatlis ?tatlis


    :mkoro: YILDIZ TİLBE HASTALARI BURAYA:mkoro:









    Sınırsız İlahi İndir







    :ty7::ty7: Nurcu Gençlik Burada :ty7::ty7:

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Alışveriş bağımlılığı annenizin suçu..
    KADIN VE YAŞAM bölümünde yarenn tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 04.11.11, 20:39
  2. Chat bağımlılığı
    Soru Sor, Cevap Ver - Ne? Nasıl? Niçin? Nerde? Ne Zaman? Kim? bölümünde kelbamyaaa tarafından açılmış
    Yanıt: 17
    Son Mesaj: 12.10.11, 21:21
  3. SMS bağımlılığı hastaneye yatırdı
    2005 Konuları bölümünde Crazy-boy tarafından açılmış
    Yanıt: 8
    Son Mesaj: 20.02.09, 22:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •