"Kızıl bir mevsim dörtgeni varlığını özlüyorum bazen, özlerken güçsüzleşiyorum, sonra kafamı çevirdiğim uzak uzaklardaki kızılımsılığa sarmalıyorum yüreğimi,
uzaklarından, uzaklarınla içimi ısıtıyorum.. Acaba sesimin o şehirde yankılandığı hatıralar çıkıyor mudur yoluna, gönderdiğim kokular seni sarmalıyor mudur..? Acaba şehirdeki bırakılmışlıklarımı sahipleniliyor mudur?
Cümleler arasına gizliyorum seni, adını anmıyorum, kendini arayıp bulmanı istiyorum satır aralarımda, kendini hatırlamanı ve bana kendimi hatırlatmanı istiyorum.. Yine yükler koyuyorum sırtına, yine sana,özünün bildiği,limanları keşfetmen için yollar açıyorum.. Biliyorum, artık eminim, ruhuma dair bir yeniden karşılaşma senaryosu seninle yaşanan ve son satırın yeni satırları müjdelediği bir bitmezlikle tanıyorum seni.. Tanıdıkça daha çok özlüyor, tanıdıkça daha çok yaklaşıyorum.. Gövdenin kocaman salıncağında huzurla sallanarak gelecekten geçmişe bir yolculuk serüveni tadında yol alıyorum zamanda..
Seni cümlelere giydirmek, rengine ağıtlar yakmak misali sanki, kelimeler ağlaşıyor öksüzlüğünde, bir gülüşün, bir kızışın, bir de huysuz sevimliliğin canlanıveriyor beynimde.. Ne çok birikmiş kızıl hediye paketleri kalmış senden geriye, senden ne çok hediye gövdemde.. Yalnızlığımı sarmaş dolaş sarmaladığım hediye ayıcığının boynu büküklüğüne benzer bir fiziksel uzaklık şarkısı sanki takvimin sen sonrası eskiyişleri.. Kızıl bir hüzün, kıpkızıl bir özlem adın şimdi.
Rahat ol sen
Söz verdiğim gibi ben beklerim seni sen gelene dek!! "


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla