• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Maqrophage adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    59
    Karizma Gücü
    0

    Semerkant ve AMİN MAALOUF

    Hayatım boyunca bir daha böyle bir eser okuyacağımı zannetmiyorum
    tek kelimeyle harika herkese tavsiye ediyorum

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    01-02-2005
    Mesajlar
    10
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Semerkant ve AMİN MAALOUF

    Eserde Türkler aşağılanıyor..Heşeye rağmen beni de çok etkilemişti..Belki bizde varolan tanıdık bir duygu eseri mükemmelleştiriyor..Bu duygu arkadaşlık..Öhayyam Nizamülmülk ve sabbahın arkadaşlıkları...

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    28-07-2005
    Mesajlar
    1,150
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Semerkant ve AMİN MAALOUF

    okudum ama okumaz olaydım çok saçma vede palavra çoğu yazılan bence.
    Benim yaradılışımda fevkâlade olan bir şey varsa, Türk olarak dünyaya gelmemdir.
    M.KEMAL ATATÜRK.

    YÜZDEYÜZ TÜRK OLDUĞUN GÜN CİHAN SENİNDİR
    H Nihal Atsız

    KÜN TUĞ BOLGIL, KÖK KURIKAN.... TANRI TÜRKÜ KORUSUN.

    İsimsiz Genç Atsız

  4. #4
    eroluz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-06-2005
    Mesajlar
    14,476
    Karizma Gücü
    9

    Cevap: Semerkant ve AMİN MAALOUF

    Alıntı ahmet k tarafından gönderildi.
    Eserde Türkler aşağılanıyor..Heşeye rağmen beni de çok etkilemişti..Belki bizde varolan tanıdık bir duygu eseri mükemmelleştiriyor..Bu duygu arkadaşlık..Öhayyam Nizamülmülk ve sabbahın arkadaşlıkları...
    roman güzel ama dediğin gibi sonradan batılı olma malaouf adlı zat milletimi yalan yanlış bir şekilde karalıyor

  5. #5
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Cevap: Semerkant ve AMİN MAALOUF

    Alıntı ahmet k tarafından gönderildi.
    Eserde Türkler aşağılanıyor..Heşeye rağmen beni de çok etkilemişti..Belki bizde varolan tanıdık bir duygu eseri mükemmelleştiriyor..Bu duygu arkadaşlık..Öhayyam Nizamülmülk ve sabbahın arkadaşlıkları...

    Ben de okudum o kitabı, Türkler'in aşağılandığını görmedim.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  6. #6
    sıyahgandalf adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-12-2005
    Mesajlar
    2,071
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Semerkant ve AMİN MAALOUF

    Türklerin aşağılanması mevzuu çok önemli bir yer teşkil etmiyor orada .. Nizam-ül Mülk ün sağlamaya çalıştığı sistem o döneme göre tartışılmazdır...

    Ö. Hayyam, HASAN Sabbah, Nizam-ül Mülk ün birbirlerini tanıdığı gerçeği üzerine kurulu bir kitap dğer yandan İran demokrasisinin verdiği mücadele ve burada İngiltere ile Rusyanın yaptığı hesaplar çok güzel işlenmiş ikinci bölümde...

    bişey daha ekleyeyim ALamut Kalesini okuduktan sonra bu kitabı okumayın garip geliyor ama buradaki bakış açısı daha doğru desm yeridir..

    Tabii bir de Ömer Hayyam ın bilinen Rubailerinin Hayyam a ait olmadığından bahsetmiş ki bu konuda haklı...

  7. #7
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Semerkant/Amin Maalouf...

    Semerkant/Amin Maalouf

    'Titanic'te Rubaiyat! Doğu'nun çiçeği Batı'nın Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim! '

    Amin Maalouf, 'Afrikalı Leo'dan (YKY,1993) sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü...1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey) en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi...

    (Arka Kapak)

    Yapı Kredi Yayınları
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  8. #8
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    Kitabın Özeti...

    Kim senin yasanı çiğnemedi ki söyle?
    Günahsız bir ömrün tadı ne ki söyle?
    Yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen sen
    Sen ile ben arasında ne fark kalır ki söyle?


    Yukarıdaki dörtlükten de anlaşılacağı gibi Ömer Hayyam ve aykırı olmanın hikayesidir Semerkant ve 11 YY’de başlayan yolculuk günümüze kadar devam eder tarihin zorlu yollarında.

    Kitabın yazarı Amin Maalouf’a göre “dünyanın güneşe dönük yüzüdür” Semerkant.

    4 bölümden oluşan kitap 11. yy Semerkantında başlar. Kitabın asli karakteri Matematikçi,gökbilimci, ve şair Ömer Hayyam’dır. Diğer ana karakterler Cihan adında bir kadın(Hayyamın sevgilisi) , Hasan Sabbah, Nizam-ül Mülk, ikincil karakterler; Alparslan, Melikşah, Tuğrul ve Çağrı beyler. 11 yy’ de başlayan serüven daha sonra yazarın 19 yy’e uzanmasıyla devam eder. Bu yüzyılda da karşımıza Abdülhamit, Cemalettin Afgani ve bir İran prensesi çıkar.

    Kitabın ilk iki bölümünde olay örgüsü Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah etrafında örülür. Kendini bilime adamış Ömer Hayyam’ın bütün amacı bir rasathane kurup bütün zamanını bilime ve yıldızları okumaya ayırmaktır. Bu nedenledir ki kendisine “yıldızların efendisi”denilmektedir o dönemler. Kafası bilimle o kadar meşguldur ki o dönem Selçuklu Devleti Başveziri Nizam-ül Mülkün önerdiği “Sahib-i Haber” yani casusların şefi görevini bile rededer. O sanki tarihin bütün büyük insanları gibi dünyanın alttan alta işleyen kanunlarının farkına varmış ve bu kanunların cazibesine kapılmaktan kendini alamamıştır.

    Hasan sabbah ise tarihe, dünyanın en büyük “Terör” örgütünü kuran ve selçuklu devlet büyüklerine sürekli düzenlediği suikastlerle geçirilmiştir. Kitapta Ömer Hayyamla bir yolculuk sırasında tanışır sabbah, yine Hayyam sayesinde yeteneklerini Nizam-ül Mülk’e gösterme fırsatı bulur ve sarayda çalışmaya başlar. Daha sonra önemli görevlere aday olmaya başlayınca da Nizam onu rakip görmeye başlar ve kuyusunu kazarak onu sultanın gözünden düşürür. Böylece de Sabbah da bir gün ona yapılanların öcünü almak için yemin ederek yine Hayyamın yardımıyla saraydan kaçar. Artık dünyanın en büyük terör örgütünü kurmanın önünde hiçbir engel kalmamıştır!

    Kitabın yazarı Amin Maalouf’un son derece yalın bir dille anlattığı bu hikayede okuyucuya bir sinema yönetmeni becerisiyle adeta roller biçilmiştir. Tarihi olayları anlatırken en zor olaylardan birisini başarmıştır yani olayları ve ayrıntıları gerçekmiş gibi anlatmıştır. Maalouf Semerkant’ta son dönem popüler tarih yazıcılığından çok daha ustaca ve gerçeğe sadık bir tarzda işler tarihsel olayları. Bu yönüyle de Tarihi “Kralların savaş hikayelerinden” ibaret sanan burjuva tarih anlayışına da atılmış iyi bir tokattır. Özellikle yeni kuşakların tarihi anlaması ve sevmesi konusunda önemli bir yaklaşımdır yazarın ki. Ancak buna rağmen yazar; bazı olayların arka planını yeterince yansıtamamıştır ve bu yönüyle Popüler tarih anlayışının tuzaklarına düşmüştür. Kitapta özellikle Hasan Sabbah ile ilgili birkaç örnek önemlidir çünkü tarihte sadece objektiflik olmaz tarih aynı zamanda taraf olmaktır. Kitapta Hasan Sabbah ve Nizam-ül mülk arasındaki çatışma kişiselmiş gibi yansıtılmıştır. Ancak bu iki şahsın mensup oldukları, temsil ettikleri kesimlerle ele alınmalıdırlar. Nizam-ül Mülk Sünni mezhebe mensup ve Selçuklu Devleti Başveziridir. Devlet katlarına yalnızca yandaşlarını da getirdiği bütün tarihçilerce bilinen bir gerçektir. Hasan sabbah da Şii mezhebe mensup ve alt katmanlardan bir adamdır aslında. Şiiliğin İsmailiye mezhebindendir. İsmailiyeliler o dönem “sapkın” bir mezhep ilan edilmişlerdir egemen zihniyet tarafından. İşte Hasan Sabbah da bu zihniyetle davranıp iktidarı Sunnilerden almak gibi bir düşünce taşır aslında ve Dünyanın bilinen en kanlı örgütlerinden birini kurar. Burada burjuva tarih anlayışı bu olayı değerlendirirken sabbahın militanlarını “Haşhaşi” diye tanımlar yani Haşhaş kullananlar. Buradaki gizli tarihsel saptırmayı görmek gerekir. Burjuva Tarihçiler Sabbahın militanlarına Haşhaşi derken aslında İnanç ve bu uğurda mücadele faktörünü görmezden gelmeye çalışıyorlar.yani insanlar inançları uğruna o kadar da ölümü göze alamaz demeye getirmeye çalışıyorlar.Oysa sabbah ve Militanlarının en büyük afyonu İnançtan başka bir şey değildir. Bu anlayış egemenlerin “tarihten ders çıkarma” mantıklarından başka bir şey değildir. Günümüz gençliğine adeta mesaj verilmektedir. İnanç diye bir şey yoktur her daim çıkarlar vardır. Bu satırlara en iyi yanıt Hasan sabbah tarafından verilir: “Bizler katil değiliz, İnfazcıyız. Bir kişiyi öldürmekle bin kişiye dehşet saçıyoruz. Ama öldürmek hiç bir zaman yeterli değil ölmesini de bilmek gerekir. Çünkü öldürmekle yalnızca düşmanı caydırıyoruz ama ölerek halkın hayranlığını ve desteğini kazanıyoruz. Bizler fethetmek için ölüyoruz.”(Semerkant, syf.103)

    Bu yazıyı Ömer Hayyamın bir rubaisiyle bitirmek sanırım kitabın en özet aktarımı olacaktır:

    Ayağa kalk, uyumak için
    Önümüzde Sonsuzluk Var..
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  9. #9
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Bu kitabı okudum.Ömer hayyam,Hassan Sabbah,Nizamülmülk üçgeninde hayli garip olaylar geçiyormuş.
    Titanic'le birlikte el yazmasının kaybolması da üzücü.Hayyam'ınrubailerini ancak ksııtlı yerlerde okuyabiliyoruz.

  10. #10
    ysfaky adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-04-2005
    Mesajlar
    1,362
    Karizma Gücü
    8
    Kitap kesinlikle okunmalı,Amin Maalouf biraz Avrupa yanlısı olsa da fikirleri bu kitaba yansısa da okunmalı,bu kitaptan sonra Hayyamın rubailerini ezberlemiştim...Bence çok etkileyici...


    Sevdiklerimizin ruhlarında oluşan anlık değişimleri, duygu sıçramalarını, her zaman çok da belirli nedenlere bağlı olmayan yakınlaşmalarını ve uzaklaşmalarını, bilinçlerinin alt kısımlarındaki ulaşılmaz bölgelere saklanmış arzularının değişik biçimlerde ve beklenilmeyen zamanlarda ortaya çıkışını izleyebilseydik, herhalde sakin bir denizde suların arasından aniden yükselen bir canavarı gördüğünde zavallı bir balıkçının hissedeceği korkuyu ve şaşkınlığı hissederdik.
    Ürkütürlerdi bizi.

    Ahmet Altan - Aldatmak

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •