Üniversiteye Giriş : Başarı mı, Yarış mı?
Denebilir ki yaşamın kendisi uzun bir yarıştır ve bu yarışın dışında kalamayız. Yaşam, uzun soluk isteyen bir maraton koşusuna benzer. Kimileri hızlı koşar çabuk kesilir, kimileri de ağır ama sürekli bir tempoyla koşunun sonunu getirir.
Yaşamı sürekli bir yükselme çabası olarak görürsek, yarışma kaçınılmazdır. Bu bakımdan yarışma yararlıdır da. Kendi yeteneklerimizi ve gücümüzü sınamamıza yarar.
Bir yarışta sonuncu gelen kişi de başarılı sayılabilir, eğer o kişi bir önceki yarıştan daha iyi bir derece yapmışsa! İnsanın kendi kendini geliştirmesi, yeteneklerini sürekli işlemesi de başarıdır ve başarıların en anlamlısıdır.
Ne yazık ki son yıllarda başarı, en önde olmak, ilk sıralara girmekle eş anlamlı sayılmaktadır. Lisede çok başarılı olan genç, aşırı çalışmaktan, aşırı heyecan ve kaygıdan dolayı başarısız olabilmektedir. Kendilerinden beklentileri çok yüksek olan, başka bir deyişle tek başarının yarışı önde bitirmek olduğuna inanmış gençler üniversiteye giriş sınavında tökezlemektedir. Çünkü bir sınavı bir ölüm-kalım yarışı gibi görmektedirler. Yapabildiğinin en iyisini yapma değil, herkesten daha iyiyi yapma tutkusuyla yola çıktıkları için hayal kırıklığına uğrayabilirler.
İnsan her maçı kazanamaz. Ama kişi başarısızlığından da çok şey kazanabilir. Kendi gücünün ve güçsüzlüğünün gerçekçi olarak değerlendirmesine yardımcı olabilir. Başarısızlığı bir facia, mahvoluş olarak görme, sınavı kazanmayı, üniversiteye girmeyi yasalaştırma, kesin bir kanun hükmü gibi düşünerek gerçeklikten uzaklaşma, kaçan goller ve yenilen goller için oturup ağlama yerine, daha çok çabalamak ve yeni fırsatları değerlendirmek yeni goller ve galibiyetler getirebilir!
Prof.Dr.Atalay YÖRÜKOĞLU
Ruh Sağlığı Açısından Sınav…
Gençlik çağı umut ve beklentiler doludur. Genç bütün yaşamı boyunca, bu çağlardaki umutlarına kavuşmayı, beklentilerine erişmeyi hayal edecektir. Orta yaşa kadar yükseliş gösteren yaşam çizgisinde zaman zaman iniş çıkışlar olabilir. Bu iniş çıkışlar geçicidir. Yaşam,genç için sürekli olarak yükselen bir çizgidir. Bu nedenle, gencin yaşamının iniş dönemine rastlayan bir başarısızlık bütün yaşamı etkileyecek bir sorun olmamalıdır. Başarısızlıklardan sonra mutlaka yeni çıkışlar ve başarılar olacaktır.
Geçmiş başarısızlıkların küskünlüğünü yaşamak yerine gelecek başarıların yollarını araştırmak gereklidir. Geçmişteki hatalardan yararlanıp geleceğe umutla bakabilmelidir insan. Yoksa geçmişe dönük saplantılar geleceğin başarısını da engelleyebilir.
Yükseköğretim bir gencin yaşamında tek amaç olmamalıdır, amaçlardan sadece bir tanesi yükseköğretim olmalıdır. Lisede edindiği bilgi ve kültürü kendi başına veya değişik kurum ve kuruluşlardan yararlanarak geliştirip zenginleştirebilir.
Aile ve yakın çevre tarafından yükseköğrenim tek amaç olarak kabul edilirse, bu amaca erişmek genç için bir ölüm-kalım sorunu durumuna gelebilir. Böylesine kaygılı, endişeli ve gergin bir durum sınav başarısını engeller. Beklenilen başarının kazanılamaması gençte onarılması zor olan düş kırıklığı, kırgınlık ve küskünlük yaratır. Gençler unutmamalıdır ki, yükseköğrenim önce bir meslek edinme yoludur ve meslek edinmenin de yüzlerce yolu vardır. Bu yollardan birinin kapanması, bütün diğer yolların da tıkanması demek değildir. Aileler kesinlikle, sınavın mutlak kazanılması biçiminde bir tutumla gençlere baskı yapmamalıdır. Bu tür bir baskı, gençte zaten varolan kaygının artmasına yol açacağı gibi, sınav başarısının düşmesine de neden olacaktır. Aileler ve gençler kendilerini başkalarıyla kıyaslamamalıdırlar. Her insanın yetenekleri ve bilgi düzeyi farklıdır. Karşılaştırma neticesinde kendisini yetersiz gören gencin başarısı düşer. Hiç unutulmamalıdır ki bütün yaşam çalışma ve sınav demektir. Üniversite sınavı da, onlardan sadece bir tanesidir.
Her çalışmanın başarılı sonuçlar doğuracağını önceden kestirmek olanaksızdır. Ancak bir nokta açıktır ki, yaşam boyu daha birçok çalışmalar ve sınavlar olacak,bunlardan kimi başarılı, kimi başarısız sonuçlanacaktır.
Çalışma ve sınav yaşamın kendisidir. Başarı ve/veya başarısızlık son değildir, süreklilik gösteren yaşamın ara basamaklarıdır. Herhangi bir başarısızlık, yeni bir çalışma gücü olarak algılanmalıdır.
Prof.Dr.Özcan KÖKNEL
Sınava Hazırlanırken…
Sınav için olumlu düşünün,ÖSS’yi bir ölüm-kalım savaşı haline getirmeyin. Sınav sonucunda başarısız olabileceğiniz düşüncesi, sizlere birey olarak değersiz, hiçbir işe yaramayan kişi olacağınız yargısını getirmesin. Sınavda başarılı olursanız, yani tercihlerinizden birini kazanırsanız, bu sizin yaşamınızdaki dönüm noktalarından birini geride bıraktığınız anlamına gelmektedir. Bu sınavda başarılı olmanızın sizin tek ve son amacınız ve seçeneğiniz olmadığını kendinize kabul ettirin, gerçek olan da budur!
Sınavdan önce zihninizde geçmişteki başarısızlıklarınızı değil, başarılarınızı vurgulayın. Kendinize, kendi değerinizin altında atıfta bulunmayın. Sınavda size yardımı olmayacak düşünce biçimlerinden uzak durun. "Kazanamazsam mahvolurum!", "Başarılı olamadığım taktirde hapı yuttum!" gibi düşüncelerin, hem problemi çözmeye hiçbir katkısı yoktur, hem de kişiyi güçsüz bırakırlar. Daha önceki başarısızlıklarınızda başarısız olma sebeplerinizi araştırın ve onların telafisine çalışın. Aynı sebeplerin yeni bir başarısızlığa yol açmasına izin vermeyin.
Sınavdan önce sizin için önemli olan konuları tekrar edin ve değişik test soruları çözmeye çalışın. Sınava yakın bir zamanda, bilmediğiniz, daha önce hiç çalışmadığınız konuları öğrenmeye çalışmayın.
Sınav başlamadan önce, hiçbir sebeple paniğe kapılmayın, kendinize güvenin. Sınav için yeterince hazırlandığınızı ve iyi bir sınav geçireceğinizi düşünün!
Prof.Dr.Acar BALTAŞ
KAYNAK:www.final.com.tr


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla