DOST DEDİĞİN
´Dost dediğin kötülükleri gecenin karanlığı gibi örter.Yalansız,dolansız, beklentisiz ilişkilerin olduğunu düşünmek ütopya. Sevgi ve dostluk çıkmaz sokağın adı. En çok incitilen,kırılan kişiler ilişkilerinde derinlik arayanlardır. Saflıklarının,temizliklerinin karşılığında ihanetler, aldatılmışlık bulunanlar. Gerçekten insanın sadık dostu kara toprak mı acaba?
Cinnet geçiren toplumda dostluk aramak beyhude. Sosyal yaşamın tüm kirliliği,sahtelikleri,kahpelikleri insan ilişkilerinin temelini oluşturuyor. Bu temeller üzerine kurulan dostlukların ne derece sağlam olacağını varın siz düşünün. Dostlukta diğer kutsal kavramlar gibi içi boşaltılmış sırıtarak yüzümüze bakıyor. Yüzme bilmeyen bir adamın derin sularda çırpınışı neye yarar ki? Ne zaman duygularımızı yaşamaya çalışsak her zaman birileri bizden önce davranıp ortaya çıkıyor. Kendi duygularını, problemlerini bize yaşatıp kendisi rahatlıyor. Peki ya biz?Biz ne zaman kime duygularımızı ihale edip rahatlayacağız?Ne zaman ve nerede olduğunun hiç önemi yok.
Fakat hangi istasyona gitsem tren kalktı diyorlar. Ve ben hiç bir trene binemiyorum. Acaba bu benim kendi yazdığım senaryomuydu? Ama ben bu senaryoya kendimden çok inanıyorum. Peki içimizde durmadan büyüyüp gelişen ve tüm benliğimizi kaplayan sıkıntı ve acı neyin nesi? Sokakta rastladığım her garibanın,her yoksulun yüzü annem oluveriyor birdenbire. Benden ne istiyorlar?Benim sormam gereken soruları onlar annem adına bana neden soruyorlar?Yaşadığı yılgın hayatın sorumlusu ve hatta o yılgın hayatına son veren lanet hastalığın sebebi demi benim?Yine kendi duygularımı yaşayamadan başka duygular hakim oldu benliğime. Annem olan yüzler neden annelik görevlerini yerine getirip korumuyorlar beni bu onursuz dünyanın kötülüklerinden?İçi boşaltılmış dünya da halen dostluk denen güler yüzlü bir varlığın yaşadığını neden kimse görmüyor?
Ve neden kimse sahiplenmiyor bu varlığa. Yoksa gerçek bunlardan ötede mi?Veya gerçek yok mu?Ya hep ya hiçlerle bu dünyanın finalini oynamak oldukça zor. Koyver gitsin;herkes kendi dünyasında kendi sahteleşmişlikleriyle, aldatılmışlıklarıyla, ağlatılmışlıklarıyla uğraşsın. Annelerin çocuklarına ihanet ettikleri bir dünyadan daha fazla ne beklenebilirki.Oysaki dostluğun istediği sadece samimiyetle bakan bir çift gözden başka bir şey değilki.Madde ve mananın birleştiği tek yer değilmidir dostluk.
Dostluk ve dostlarınız adına neler yaptığınızı ve neler yapabileceğinizi bir düşünün. Herkesin kendisine en yakın hissettiği kişiler vardır. Benim en sadık dostum sigara oda vücuduma ihanet ediyor.
GARDAŞ
İcimde bir yara vardır, Sarılmazki saram gardas, Buralarda durmaz oldum, Durulmazki duram gardas
Kayboldu güneşim ayım, Sanki ısıksız dünyayım, Yıkıldı gönül sarayım, Kurulmaz ki kuram gardas
Der cilekeş yandım düne, Çok acidim gecen güne, Biri kırka kırkı bine, Bölünmezki bölem gardas.
Dost dedigin;
Seni sevmeli... Sarilacak biri olmadigi zamanlarda bile sana sarilmali...
Dayanilmaz oldugun zamanlarda bile sana dayanmali.
Dost dedigin;
fanatik olmali; bütün dünya seni üzdügünde sana moral vermeli,
Güzel haberler aldiginda seninle dans etmeli, ve agladiginda, seninle aglamali...
Ama hepsinden daha cok;
Dost matematiksel olmali;
Sevinci carpmali...
Üzüntüyü bölmeli...
Gecmisi cikarmali...
Yarini toplamali...
Kalbin derinliklerinde ihtiyaci hesaplamali...
Ve her zaman:
Bütün parcalardan daha büyük olmali...
Isi bitince seni bir tarafa atmamali... (Mevlana)
Arkani günese cevirme, yoksa gölgen öne düser.
Sakladigin sir senin eserindir, acigi vurursan, esiri olursun.
Egrinin gölgeside egridir. (Hz. Ali r.a )
Bir mum diger bir mumu tutusturmakla isigindan bir sey kaybetmez. (Mevlana)
Herkes, insanligi degistirmeye calisiyor, kimse kendini degistirmeyi aklindan gecirmiyor. (Tolstoy)
__________________


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



