Acımasız esen rüzgârına kaptırmışım kendimi hayatın, savrulup duruyorum oradan oraya. Düşlerim bir fırtınaya yakalanmış bambaşka diyarlara gitmiş. Çok uzaklar şimdi bana. Bambaşka hayaller var aklımda. O kadar yabancılar ki bana, çözemiyorum; ne istiyorum? Sanki ayağım kocaman bir yalana takılmışta sürekli beynimi kemiren soruların ortasına düşmüşüm… Cevaplayamıyorum...
Hiç değişmez mi bu hayat? Hep aynı… Aynı sözler, aynı vazgeçmeler, aynı yalanlar, aynı aldatışlar, aldatılışlar sonra aynı kavuşmalar ve yine…
Bir gün hayat en masum oyununu oynasa ve benden çaldığı düşleri geri getirse… Değişse o an her şey…
Bir rüzgâr esse ve o en tatlı çiçeklerin kokusuyla birleşip çocukluğuma aksa zaman. Hayatı umursama derdim olmasa, kalp kırıklıkları yaşamasam, kırmasam kırılmasalar… Hayata dair hiçbir şeyi bilmediğim o masumiyetle yaşasam. Öğrenmenin, bir şeyleri bilmenin insanın kalbini acıtacağını nerden bilirdim ki?
Yine bilmesem hiçbir şeyi… Vurdumduymaz yaşasam, karışmasa kimse bana. Ben yine ağlasam düşünce sonra güzel bir şey görüp unutsam yaralarımı… Bu yaralar hep geçer sanırdım… Nerden bilirdim ki büyüyünce açılan yaralar bir daha kapanmazmış…nerden bilirdimki masum suratın altında yatan O yüzü maskeli şeytan suratlıları bilemedim.. bilemedim.......
alinti


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
