• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    cindycate adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2005
    Mesajlar
    3,273
    Karizma Gücü
    8

    Lokman Hekim Hakkinda

    Lokman Hekim'in oğluna vasiyeti

    Allah’ın ilmi geniştir. Kullarını bazen ilimle, bazen cehaletle sınar ki, imtihanları kavi olsun. Lokman Hekim, verilen hikmeti hayırda kullanan sırlı bir zâttır.

    Lokman Hekim/Hakîm’in kim olduğu hakkında muhtelif rivayetler vardır. Ancak Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi’den yapılan nakle göre bu Lokman Eyyüb aleyhisselâmın hemşirezadesi veya teyzezadesi imiş, uzun müddet ömür sürmüş, Davud aleyhisselâma yetişmiş ve ondan ilim almış ve onun peygamberliğinden önce fetva da verirmiş. Kendisi san’at sahibi olup İsrailoğulları’nda kadılık ettiği de söylenmiştir. Bâzıları onun bir nebî olduğuna da kanaat getirmişler ise de alimlerin çoğuna göre, nebî değil hikmet sahibi bir kişi yani “hakîm” idi. Bilindiği gibi, her nebî hakîm ise de her hakîm nebî değildir.

    Alimlere göre hikmet, insanın beşeri ilimleri hakkıyla bilip, âlemde cereyan eden Rabb’imizin isim ve sıfat tecelliyatını ve bundaki incelikleri kavrayabilmektir. Bunun için kendine hikmet verilene birçok hayırlar da verilmiştir. Allahü Teâlâ’nın âlemde hikmetiyle tahsis ettiği sebepleri ve hükümleri keşfederek ondan birtakım ilmî neticeler çıkarmak becerisi, Allah’ın en büyük ihsanlarındandır. Ve hakîm olan kimseye yakışan da ilmî ve amelî olarak bunun şükrünü eda etmektir. Nitekim Allahü Teâlâ “Biz Lokman’a hikmeti verdik ki Allah’a şükretsin diye.” buyurmuştur. Bu şükrün ilmî açıdan gerçekleşmesi evvelâ o hikmetin, Allahü Teâlâ’nın bir vergisi olduğunu bilerek Allah’ı şirkten tenzih etmektir. Amelle, pratik hayatla ilgili gereği ise işlerinde takip ettiği yollarda kendi heveslerini değil, Allah’ın rızâsını gözetmektir. Bu şükrü kim yerine getirirse kendi lehine şükretmiş olur. Çünkü sonunda faydası kendisine olur. Lâkin kendine hikmet verilenler içinde, nankörlük ederek küfre sapanlar da olmuştur. Bunların nankörlüğü de, yani o hikmeti Allah’tan bilmeyerek ben yapıyorum diye şükürde bulunmayıp kötüye kullanması kendi aleyhine olur. Çünkü Allahü Teâlâ zengindir, ihtiyacı yoktur, hem Hamîd hem Mahmud’dur (cc).

    Ey oğulcuğum!


    12- Andolsun ki biz, Lokman’a “Allah’a şükret!” diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendi iyiliğine eder. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye layıktır.

    13- Hani bir zaman Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: “Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma; çünkü Allah’a ortak koşmak (şirk), elbette büyük bir zulümdür.”

    16- “Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanına kor. Çünkü Allah en ince şeyleri bilir, her şeyden haberdardır.”

    17- “Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret; çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir.”

    18- “Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez.

    19- Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt; çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir.”

    (Lokman Sûresi)

    Verilen hikmete sâdık olmak

    Hz. Musa (as) zamanında yaşamış Bel’am b. Bâura adında biri vardı. Bu kimse önceleri ilim, irfan sahibi olup, Allah’ın (cc) kendisine öğrettiği ism-i âzam ile dua ettiğinde duasına mutlaka icabet edilen bir kişiydi. Fakat o Lokman Hekim gibi davranmayıp bu nimeti isyanda kullanmış, Hz. Musa’ya ve ona tâbi olanlara beddua ederek yoldan çıkmış, böylece Allah’ın rahmetinden uzak olmuştu. Kur’an ondan şöyle bahsetmektedir: “Onlara, o kimsenin haberini de anlat ki, kendisine âyetlerimizi vermiştik de o bunlardan sıyrılıp çıkmıştı. Derken şeytan da onu arkasına taktı da azgınlardan oldu. Dileseydik, onu âyetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevasına uydu. Artık onun meseli öyle bir köpeğin hâline benzer ki, üstüne varsan dilini çıkarıp solur veya kendi hâline bıraksan yine dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalan sayan kimselerin hâli böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki düşünür ibret alırlar.”

    (A’raf Sûresi, 175-176)
    CiNDYCATE
    EFELER BiRLiĞi

    Mazlumlar Yunus olarak bilir bizi
    Zalimler Yavuz olarak tanır


    "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş-Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş."


  2. #2
    cindycate adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2005
    Mesajlar
    3,273
    Karizma Gücü
    8

    Cevap: Lokman Hekim Hakkinda

    Lokman Hekim ne öğütlüyordu?

    Kur’ân-ı Kerim’in, Lokman Hekim’in dilinden peşipeşine zikrettiği önemli dört husus var: Namaz kılma, iyiliği emretme, kötülüğü nehyetme ve başa geleceklere sabır.

    Namaz bütün ibadetlerin pîri ve İslamiyetin de orta direğidir. Emr-u bi’l-maruf/ iyiliği emretmek de dinin esasındandır. Bir mümin şahsi sorumluluğunu aşarak toplumdaki yanlışlıkları düzeltme yoluna girince, başına bir sürü gâilelerin geleceği kaçınılmazdır. Ne kadar yılların kazandırdığı alışkanlıkları terk etme durumunda kalan veya menfaati zedelenen kişi ve zihniyet varsa, hepsi ona karşı çıkacak ve onu baskı altına alacaklardır. İşte böyle bir durumda mümin bütün bunlara karşı direnip, çizgisini koruma mecburiyetindedir. Tarihe bu gözle bakıldığında bunun çok örneklerini görmek mümkündür. Başta Efendimiz (sas), büyük mücadelesinde tek başına katıldığı halde dahi önünü kesen hiçbir şey karşısında asla sarsılmamış, sabır ve metanetle yoluna devam etmiştir.

    Demek ki Müslümanlığı hakiki manada yaşama ve başkalarına telkinin ***** mevzuu olduğu her yerde sabır da söz konusu. Bir başka ayet bu hususu daha net bir biçimde vurgular: “Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin.” (Bakara, 2/45) Yani her çeşidiyle sabır ve her şekliyle namaza sığınarak yolunuza devam ediniz. Aslında günde beş defa, kırk rekat namaza devam ve sebat dahi iyi bir sabır örneği. Bu büyük ibadet, Allah karşısında saygıyla kalbi ürperenlerin dışındakilere çok zor ve ağır olsa gerek. Ayetin devamında ilginç bir ikaz vardır:

    “Gerçi bu zor bir iştir ama içi saygıyla ürperenlere değil.” ayeti de bunu dile getirmektedir.

    Ayrıca burada, hem namazın hem de emr-i bi’l-maruf ve nehyi ani’l-münker’in (kötülüğe engellemek) diğer ümmetler için de söz konusu olduğu vurgulanmakta ve bu aynı zamanda bir mümine hitap üslubu içinde sunulmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki Hz. Lokman, daha önce oğlunu “Oğulcağızım, sakın Allah’a eş-ortak koşma; bilmelisin ki şirk büyük bir zulümdür.” diyerek onu münkeratın en büyüğü ve çirkininden vazgeçirdikten sonra, burada da ona İslam esaslarının en büyük rüknü ve cihadın hemen her zaman, herkes için geçerli bir boyutu olan emr-i bi’l-maruf ve nehyi ani’l-münker’i hatırlatarak daha işin başında şer’î müvazenenin ehemmiyetini vurguluyor.

    “Başına gelen şeylere sabret, bunlar azim ve kararlılık gerektiren ağır işlerdendir.” fermanına gelince, bu hem müstakil bir sorumluluk hem de önceki iki vazifeden ötürü başa gelmesi mukadder hadiselere karşı bir teyakkuz manasına gelmektedir.
    CiNDYCATE
    EFELER BiRLiĞi

    Mazlumlar Yunus olarak bilir bizi
    Zalimler Yavuz olarak tanır


    "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş-Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş."


  3. #3
    cindycate adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2005
    Mesajlar
    3,273
    Karizma Gücü
    8

    Cevap: Lokman Hekim Hakkinda

    Lokman Hekim diyor ki

    Ulemânın yanında dilini koru!
    Evliyânın yanında gönlünü koru!
    Namazdayken kalbini koru!
    Yemekteyken mideni koru!
    Başkasının evinde gözünü koru!
    Halkın arasında dinini koru!
    İki şeyi unutma:
    Allah’ı ve ölümü!
    İki şeyi unut:
    Başkasında yaptığın iyiliği,
    başkasının sana yaptığı kötülüğü!
    CiNDYCATE
    EFELER BiRLiĞi

    Mazlumlar Yunus olarak bilir bizi
    Zalimler Yavuz olarak tanır


    "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş-Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş."


  4. #4
    cindycate adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2005
    Mesajlar
    3,273
    Karizma Gücü
    8

    Cevap: Lokman Hekim Hakkinda

    ve rivayete göre

    lokman hekim, bitkilerin kendisine hangi hastalığa deva olduklarını söyledikleri bir efsane kahramanıdır. rivayet olunur ki, lokman hekim her derdin devası olan bitkiyi tek tek bulmuş, kara kaplı kitabına yazmış. onun zamanında yaşayan insanların artık ölümden başka (sağlık) problemi kalmamış. en son ona, "ölüme de bir çare bul" diye yalvarmışlar. o da, uzun süre uğraştıktan sonra neyin ölüme derman olduğunu bulmuş. ve lakin, işsizlik sigortası olmadığından mıdır bilinmez, azrail duruma müdahale etmiş ve bir köprünün üstünden geçerken karşısına dikilip kara kaplı kitabını nehre savurmuş. lokman hekime de ölümsüzlüğün sırrını açıklamayı yasaklamış. bunun karşılığında da kendisine uzun ömür verileceğini söylemiş. birkaç seçenek sunup tercihini yapmasını istemiş: ya yedi kartal ömrü, ya da dağ başına ard arda bırakılan yedi tezeğin eriyip yok olması için gereken süre kadar ömür. lokman hekim yedi kartal ömrünü seçmiş. yedinci kartal ölünce o da ölmüş.

    lokman hekimin bulduğu ölümsüzlük ilacının sarmısak tohumu olduğu rivayet edilir. lokman hekim ile karşılaşmasından sonra azrail sarmısak tohumunu dünyadan silmiş, o günden beri sarmısağın tohumu yokmuş; tohumundan değil, gövdesinden köklenerek ürermiş. tohumu ölüme deva olan sarmısağın haliyle kendi de pek çok derde ilaç imiş efenim. artık siz çıkarsınız kerevetine.
    CiNDYCATE
    EFELER BiRLiĞi

    Mazlumlar Yunus olarak bilir bizi
    Zalimler Yavuz olarak tanır


    "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş-Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş."


 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •