Kırılgan bir unutuş değil benimkisi
Unutgan bir kırılış
Unutukça hatırlanmıyor anılar
Hatırlandıkça unutuluyor
Ve artık niye unuttuğumu unutacak kadar
Unutuyorum seni...
Sonra aşk bitti.
Mektuplar aldım, hiç tanımadığım insanlardan, adını ilk kez duyduğum uzak kasabalardan. İçten bir dille yazılmışlardı, yalnızca aşktan ve hayal kırıklıklarından söz ediyorlardı. Kim bilir belki de insanların tek varlık noktaları, yaşamlarının biricik anlamı; aşkları ve hayal kırıklıklarıydı...
Oysa ben çoktan wazgeçmiştim. Aşktan değil elbette, yalnızca yitik bir ülkeye benzeyen senden ve o kasabalar kadar uzaktı şimdi aşk bana.
Ben seni uzaklarda unuttum
Aşkı, seni unuttuğumda hatırladım
Bir Yahudi atasözü şöyle diyor: "Çok yürekten dileme, yoksa dileğin şey gerçekleşir". Bu sözü çok seviyorum. Gerçekleşen şeylerin, aslında arzu edilen istekler olmadığını çok iyi anlatıyor. Elde edememenin büyüsü ve acısı, elde etmenin sevinci ve hayal kırıklığı ile kıyaslanıyor. Arayış iste tam bu noktada başlıyor. Arayışlarımız, hayal kırıklıklarımız, aşklarımız, mutsuzluklarımız, özlemlerimiz ve sevinçlerimiz çarpışıyor ve dağılıyor.
Hayatımda yaşadığım derin yalnızlığımdan kurtulmaya çalıştığımda fark ettim ki, her çabalamam yaralarıma yeniden dokunmak ve bir kez daha kanatmak demekti. Yaralarımın kabuk bağlamasına izin vermiyordum, birisinin onlara dokunmasını ve kanatmasını istiyordum hep. Yaralarım kanadıkça, o iflah olmaz boshwermişliğim de artıyordu. Yaralarım kanıyordu ve ben masum bir şekilde izliyordum kanayan yaralarımı.
Sonra neyi fark ettim biliyor musunuz? İnsan hiç tanımadığı bir diğer insana çok daha kolay açılabiliyor; açık ve daha dürüst anlatıyor kendisini, hiçbir beklenti ya da kaygı duymaksızın. Beklenti, açıklığın önündeki en büyük engel.
Ben seni uzaklarda unuttum
Aşkı, seni unuttuğumda hatirladim
Ama nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın aşk, yalnızca hayal kırıklıkları ve acılardan ibaret değil. Aşk bittiğinde acı sona ermiyor, neşe de son bulmuyor. Aşkı yaşamak yerine oyun oynamayı, acı çekmeyi ya da anlamsızlığı üretmeyi tercih ediyor çoğu insan. Bu insanlar için yeni bir aşkı yaşamaktan ve olası acılardan kaçış anlamına geliyor. Oysa yaşanmamışlığın vereceği acının bütün acılardan daha derin ve yıpratıcı olduğunu anlamak gerekiyor aslında.
Aşk, acı, mutsuzluk ile tarifsiz mutlulukların sürekli birbiriyle çarpıştığı, tüm duyguları kucaklayan bir süreç ama şimdi anliyorum ki aşk öyle yaşamın büyük bir parçası falan da değil.
Bazen ise aşkı domino taşlarına benzetiyorum. Önemli olan ilk taşın düşmesi, ilk taş sonuçta son taşı düşürüyor ve bir de bakıyorsun ki aşık olmuşsun. İlk taşı düsüren ise ne diye düşünüyorum; bir anlık elektrik mi, gizemli bir bakış mı ya da yumuşak bir dokunuş mu? Yoksa paylaşım mı, yürekleri yatırıp üst üste söyleşmek mi? Ama nasıl başlarsa başlasın, ilk taş düştüğünde son taşa kadar ulaşıyor ve.......
Aşklar bitiyor ve bir insan birden fazla da aşık olabilir hayatında dediğimde kızıyor insanlar. Oysa aşkın kendisi bitmese de aşklar bitiyor. Ve hep iki perdelik benzer bir oyun, farklı kişilerle sahneye koyulmaya devam ediyor.
Unuttukça hatırlanmıyor anılar
Hatırlandıkça unutuluyor
Ve artık ben
Neyi hatırladığımı unutacak kadar
Seni yaşıyorum
Ve "Ne zaman içime biraz fazla baksam,
Yükseklik korkum depreşiyor"
Erol Anar


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

