• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    nuppie63 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-10-2005
    Mesajlar
    55
    Karizma Gücü
    0

    varlığım varlığına armağan olsun

    bir insan varlığını başka bir varlık uğruna neden feda eder,
    örnek ve açıklama ile konuya eşlik ederseniz sevinirim,

  2. #2
    simyacisimy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2005
    Mesajlar
    58
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: varlığım varlığına armağan olsun

    insanlar değil hayvanlar da kendi varlıklarını başka bir varlık için örneğin yavruları için feda eder. Bir yırtıcıyı uzaklaştırabilmek için öne çıkıp yırtıcıyı peşine takar. Bir bukadar etkili duygu daha vardır: aşk. İnsanoğlu bunun içinde kendini feda edebilir. ve birde insan içinde bulunduğu toplum için milleti için kendini feda edebilir. okuması için okullar kurmuş, mesleğini edindirmiş birlikte yaşamanın güzelliklerini paylaşmanın önemini hissettirmiş ve en önemlisi bir birey olmanın onurunu yaşatmış toplum için milleti ve içinde bulunan sevdikleri için insan kendini feda edebilir. Toplum için birey düşüncesini aşan birey için toplum kavramını yakalayan özgür düşünceye sahip olan bir bireyin bu ikilemin özünü kavrayıp vardığı bir sondur. Öyle bir son ki bu bir sonun başlangıcıdır.
    İlkokulda her sabah andımızda söylediğim bana hep anlamsız gelen bir varlığın kendini feda etme isteğini, arslanlar gibi ellerime yaralı olarak gelen kardeşlerimi iyileştirmeye çabaladığımda anladım. ve imzam olarak 30 yıl önce söylediğim o sözü aldım:
    varlığım Türk varlığına armağan olsun

  3. #3
    NaciG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    911
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: varlığım varlığına armağan olsun

    Bence bir insanın başka birisinin yerine kendini feda etmesinin-anlatılmak istenen başka birinin yerine ölmek ise- tek bir nedeni vardır...

    Neslin devamı...

    çünkü insanlar soyun devamını sağlamak için genç olan bireylerin yaşamasını sağlamak zorundadırlar..

    Bence bu tarih öncesi atalarımızdan genlerimizde kalan bir özellik olmalı..

    Bir iki saat önce haberlerde seyrettim.. Bir kadın 3 aylık bebeğini yangından kurtarmak için üçüncü kattan aşağıdaki insanlara tutmaları için atıyor ve kadın ancak itfaiye yetiştikten sonra kurtarılabiliyor...

    Bu kadın niçin kendini feda etmekten çekinmedi ?

    İşte bu atalarımızdan kalan feda etme genleri yüzünden

  4. #4
    ~jUst hUmAn..some mirror~ cArpEdiEm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2005
    Mesajlar
    3,009
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: varlığım varlığına armağan olsun

    ya tabii ki neslin dewamı falan da bir sebeb ama bu insandan insana degisir die düşünüorum çünkü kendini feda etmek olayı o kadar kolay bi sey diil bi insanın bunu yapması için
    -hem hiç bi beklentisi kalmamalı
    -hemde cok ii bi sebebi olmalıdır
    bu sebebte dediğim gibi değişir kimileri için vatanı,kimileri için ailesi,kimileri için sewdigi ama herkes için baska birşey...

    en iyiler genellikle
    intihar ederler
    sadece kaçmak için
    ve o geride kalanlar
    asla tam olarak anlayamazlar
    neden biri
    onlardan kaçmak istesin ki..!

    ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••


    ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••



    :Sİçkinin kötülüklerini okudukça, okumayı bıraktım...
    seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et, çünkü; aşk sessiz,sevgi dilsizdir...

  5. #5
    alseren adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    40
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: varlığım varlığına armağan olsun

    İnsanın kendini feda edebilmesi için öncelikle sevgi ve inanç gereklidir. Bunlar aileye,arkadaşa,millete ....vs olabilir. İnsanlar inandıkları bu değerler sayesinde kimliklerini bulurlar yada onlar sayesinde mutlu olurlar,yaşamlarını devam ettirirler. İnsanın başının dik gezmesi, bu unsurların kişinin beyninde ve kalbinde harmanlanarak bir şey için yaşama fikrine bürünerek oluşur. Zaman geçtikçe, yaşadıkça, bu değerler insanın hayatının anlamını oluşturur. Bu az evvel dediğim gibi bir fikir yada kişi veya herhengi bir şeyde olabilir. İşte insan hayatının anlamını oluşturan bu kavramı tehlikede gördüğü zaman ona yardım edebilmek yada kurtarabilmek amacıyla elinden gelen herşeyi yapar. Buna kendini feda edebilmekte dahildir. Böylece insan yaşadığı günleri, kendi değerlerini, sevdiği insanları kurtarmaya çalışarak kendi yaşamını değerli kılmış olur.
    Beni öldurmeyen şey beni daha da güçlendirir



    'Bağımsızlık ve özgürlüğünü her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun sakatlandırmaya ve sınırlandırmaya asla hoşgörü göstermemek ve bunun için ne gerekirse son bireyinin kanının son damlasını akıtarak,insanlık tarihini onurlu bir örnek ile süslemek.. İşte bağımsızlık ve özgürlüğün ne olduğunu,kapsamlı anlamını,yüksek değerini benliğinde kavramış uluslar için temel ve yaşamsal ilke....' MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

  6. #6
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: varlığım varlığına armağan olsun

    Bence bu içgüdüsel bir davranış biçimidir. İnsan bunu düşünerek yapmıyor, düşündüğünü sanıyor ama düşünmüyor.
    Örneği de vereyim:
    Kendini süpermen sanan bir çocuğun balkondan atladığı haberini duymuşsunuzdur. Çocuk kendini balkondan atıyor arkasından babası da kendini atıp çocuğu havada yakalıyor ve sırt üstü düşerek çocuğun zarar görmesini engelliyor. Çocuğun burnu bile kanamıyor fakat babasının kırılmadık kemiği kalmıyor...
    Bir anlık sürede insanın düşünmesi, karar vermesi falan zordur. İradeden bağımsız olarak yapıldığını ve içgüdü olduğunu düşünüyorum...
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    153
    Karizma Gücü
    0

    belki de......

    EVET çok güzel bir örnek ama o babaya bu olay olmadan önce sorsanız böyle birşey yaparmısınız die (evladı için) düşünerek de evet der....O zaman aynı reflekssel haraketler için nasıl beyne gitmeden omurilikten hareket izni çıkıyorsa bu gibi durumlarda yani duygunun işin içine girdiği (insanın başkası için kendisini feda etmesi)durumlar içinde söz konusu olabilir.İnsan zamanın çok kısıtlı olduğu hatta hiç vaktin olmadığı durumlarda doğru kararı verebilmek için böyle bi merkezden komut alıyor olabilir..Şimdi aklıma geldi Amigdala bu komutların merkezidir diyebilir miyiz?
    '''
    Amigdala: Duygu Repertuarı
    Gen.Müh. Barış Yelkenci
    Her gün medyada karşılaştığımız alışılageldik olaylardan birisi daha. Bir hırsız, İstanbul’un lüks semtlerinden birinde soymak için boş bir ev ararken, kendince uygun olduğunu düşündüğü, penceresi aralıklı bir eve sinsice girer. Bir vakit sonra yaşlı ev sakini tarafından hırsız, evinde görülür. Bunu fark eden hırsız, bir anda büyük bir korkuya kapılarak onu etkisiz kılmak amacıyla üzerine atlar. Hemen onu sandalyeye bağlar. Yüzü maskeli olmayan hırsız tanınacağı endişesiyle bir anda mutfaktan kaptığı bıçakla yaşlı ev sahibini düşünmeden öldürür. Hırsız, kontrolünü tamamen kaybetmiş, bir öfke ve korku nöbetine kapılarak bu cinayeti işlemişti. Daha sonra mahkemede verdiği ifadesi düşündürücüydü. ’’Bunu nasıl yaptım hala anlayamıyorum. Bir anda tüm kontrolümü kaybettim, beynim beni yönlendiriyordu sanki ’’.

    Anlık kontrol kayıpları ile yaşadığımız olaylar hayatımızın farklı dönemlerinde farklı derecelerde karşımıza çıkmakta. Nörolojide bu tarz duygusal patlamalar sinirlerin korsan fonksiyonu olarak değerlendirilir. Bir anda oluşan bir durumdur ve düşünen beynin yani korteksin, olayı irdelemek bir yana, ne olup bittiğini anlamadan bir dizi tepkileri koymasıdır. Bu tepkiler insanda gizli kalmış, içgüdüsel davranışlardır. Bu korsanlık anlarının en önemli özelliği kişinin o olayı atlattıktan sonra kendisinin neye uğradığını bilememesidir. Yukarıdaki örnek haberde büyük ihtimalle böyle bir işleyişin neticesinde gelişen bir olay.

    Duyu organları aracılığı ile beynimize akan bilgilerin %80 lik payı görme organımız aracılığı ile gerçekleşmektedir. Görsel sinyaller retinadan sinirler aracılığı ile beynimizin talamus bölümüne iletilir. Talamusa ulaşan ham bilgi beynin anlıyabileceği dile çevrilir ve hemen görsel kortekse iletilir. Bu bölümde uygun bir tepki belirlenir. Tepki duygusal ise duygu repertuvarının kaynağı olan amigdalaya baş vurulur. Retinadan iletilen bilginin potansiyeli ( şok edici durumlar) yüklü ise bu defa talamusa ulaşan bilgilerden bir kısmı direk amigdalaya sızar ve hemen duygusal tepkinin başlamasına neden olur. Bu noktada görsel korteksin ne olup bittiğini anlamasına fırsat yoktur. Bundan sonra korteksin yapabileceği tek şey amigdalanın emrettiği tepkileri oluşturmaktır.

    Amigdala insanlarda limbik halkanın altında, beyin sapının üzerinde bulunan ve birbirleri ile bağlantılı yapılardan oluşan badem şeklinde bir kütledir. Sağ ve sol olmak üzere iki lobtan oluşmuştur. Evrimsel yakın akrabamız olan maymunlara oranla daha büyük bir amigdalaya sahibiz.

    Amigdalanın beynimizdeki ana fonksiyonunu keşfeden ve bu güne kadar üzerinde bir çok deney yapmış Nörolog Joseph LeDoux bize bu konuda ışık tutmaktadır. Yaptığı deneylerden biri amigdalanın beyin üzerindeki etkisini keserek beynin diğer kısımlarından ayırmasıdır. Amigdalası alınmak zorunda kalan genç bir insanın yaşamı keskin bir değişime girmiş, olayların duygusal anlamını değerlendirmekte bir yetersizlik, bir anlamda duygusal bir körlük oluşmuştu. İnsanlarla iç içe yaşamayı seven, çok iyi konuşabilen bir yapıya sahip iken, yakın arkadaşlarına karşı kayıtsız hatta anne ve babasını tanıyamaz bir halde, herkesten uzak yapayalnız yaşamayı tercih etmişti. Bu kayıtsızlığına karşı yakınlarının çektiği acılara bile duyarsız kalmıştır. Hissetmeyi hatta hissettiklerini hissetmeyi unutmuş gibiydi. Tüm tutkuların, korkuların,üzüntülerin yerini büyük bir sessizlik ve duygusuzluk almıştı. Ağlamayı bile unutmuştu.

    İnsanlara özgü bir duygusal işaret olan gözyaşı, amigdala ve yakınındaki cingulate gynus denilen yapı tarafından başlatılır. Teselli, kucaklama ve okşama beynin bu merkezini etkileyerek hıçkırıkları durdurur. Amigdala yoksa dindirilecek üzüntü gözyaşları da yoktur.

    Bizlerdeki fevri davranışların arkasında amigdala olduğunu söylememiz yanlış olmaz. Bir tehlikeye maruz kaldığımız zaman amigdalanın duygusal repertuvarı beyin tarafından ilkel sorularla tetiklenir. Bu benim nefret ettiğim bir şey mi?. Bu bana zarar verir mi? Bu benim korktuğum bir şey mi? gibi. Eğer bu soruların cevabı bir şekilde ‘’evet’’ ise , amigdala sinirsel bir alarm şeklinde anında tepkiler verir ve beynin geriye kalan kısımlarına, kriz var mesajını iletir. Amigdalanın beyinle zengin bir iletişim ağı mevcuttur. Acil bir durumda beynin akılcı zihin dahil büyük bir bölümünü kontrol eder ve yönlendirir. Limbik sistemdeki yapılar öğrenme ve hatırlama süreçlerinin, amigdala ise duygusal durumların uzmanıdır.

    Beynin hatırlama ile ilgili ana merkezlerinden hipokampus ile amigdala arasında bir ilişki vardır. Hipokampus kuru gerçekleri hatırlarken, amigdala ise bir takım bağlantılar kurarak hatırlama yoluna gider. Mesela bir insan ile karşılaştığınızda, o insanı daha önce tanıyıp tanımadığınızı Hipokampus yoluyla hatırlarsınız, o insandan hoşlandığınızı yada hoşlanmadığınızı ekleyen amigdaladır. Duygusal repertuvardan bir çeşniyi bilgiye katar. Ayrıca korkularınızın kaynağı da amigdaladır. Geçmişte yaşadığınız korku dolu bir anı tekrar yaşadığınızda aynı korku ve endişeyi hissetmeniz amigdalanın fonksiyonudur. Örneğin uçakta seyahat ederken hava boşluğuna girdiğinizde yaşadığınız sarsıntıda bir korkuya kapılırsanız, daha sonra yaptığınız tüm uçak seyahatlerinde, en ufak sarsıntı, sizin endişeye kapılmanıza sebep olacaktır.

    Yaşamımızdaki olayların bir kısmı, o anda yaşadığınız heyecan, korku, sevinç gibi duygularla harmanlanarak beynimizde kayıtlanır. Bu olayları unutmamız neredeyse imkansızdır. Bir deprem anında ne yaptığımızı hatırlamaya daha yatkınızdır. Bunun yanı sıra beynimizde sıradan olayların depolanması da muhtemeldir. Beyinde iki tür bellek mekanizması vardır. Birincisi duygusal anılarla yüklü olanlar için, diğeri de sıradan olan olaylar için.

    Amigdalanın devreye girdiği durumlarda çeşitli dezavantajlar yaşamak söz konusu. Amigdala; yaşanan anı daha önceden yaşanmış olaylarla karşılaştırma prensibine göre işlevini yürütür. Bu olay bunun aynısıdır yada değildir gibi. Son derece dikkatsiz bir değerlendirme sistemine sahiptir. Önemli detayları gözden kaçırdığı için yersiz fevri tepkilerin çıkmasına imkan verir.

    Talamustan amigdalaya bilginin nakledilmesinde iki yol vardır. Dolaylı ve dolaysız yol. Dolaylı yol düşünen beyin yani korteksin tasarrufunda olan yoldur. Neticede akılcı çözümler üretilir. Dolaysız yol ise direk amigdalaya bilginin nakledildiği (sızdığı) yoldur. Bu yol aslında elektriksel bir devrenin kısa devre yapması misali illegal bir durumdur. Bu yol saniyenin birkaç binde biri olarak hesaplanan beyin zamanında gerçeklenir. Dolaylı yol bunun tam iki katı kadardır. Öte yandan evrimsel açıdan değerlendirildiğinde bir kaç milisaniyenin hayatta kalabilmek açısından önemi çok büyüktü. Evrimsel süreçte kritik bir kaç milisaniyenin kazanılması hızlı bir cevap alternatifini beraberinde getiriyordu.

    Dolaylı yoldan amigdalaya geçen sinirsel impalsların doğurduğu ilkel-dürtüsel tepkilerin önüne geçebilmek mümkün mü?

    İşte bu devrede prefrontal korteks tampon görevi yapmaktadır. Beynin neokorteksine ait olan bu bölge amigdala ve limbik bölgedeki ilkel dürtüleri yumuşatarak duyguların daha analitik yada makul tepkilere dönüşmesine imkan verir. Bir anlamda hisleri bastırır, endişelerimizi dindirir. Amigdalanın yönlendirdiği bilginin tafsiye edilmesi neokorteks ile gerçekleşir. Hayatımızdaki önemli kararların verilebilmesi için bu bölüme mutlaka ihtiyacımız var.

    Prefrontal korteks işleyen bellekten sorumludur. Belleğin sağlıklı ve şuurlu bir şekilde işleyişini denetler. Prefrontal bellek ile limbik sistem (alt beyin) arasında devreler mevcuttur ve bu devrelerin varlığı ile prefrontal korteks denetimi sağlar. Korku, öfke, endişe gibi güçlü duygular denetimi olumsuz yönde etkiler ve sağlıklı düşünmeye engel olur.

    Her halükârda duyguların kontrolsuz çıkışları gerek beyin metabolizmamızı gerekse yaşamımızı olumsuz yönde etkilemekte .Bu nedenle duyguların bizlerdeki baskısını akıl yolu ile frenlemeye çalışmak yapılabilecek en makul yol gibi görünüyor.

    İstanbul - 09.5.2001

    ''''
    ''Sevdiğiniz insanları düşünüyorsunuz, ama daha derine inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz, siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz..!"
    FRIEDRICH NIETZSCHE

  8. #8
    vedatt19 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-11-2005
    Mesajlar
    1,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Cevap: varlığım varlığına armağan olsun

    Alıntı ESHQUIA tarafından gönderildi.
    Bence bu içgüdüsel bir davranış biçimidir. İnsan bunu düşünerek yapmıyor, düşündüğünü sanıyor ama düşünmüyor.
    Örneği de vereyim:
    Kendini süpermen sanan bir çocuğun balkondan atladığı haberini duymuşsunuzdur. Çocuk kendini balkondan atıyor arkasından babası da kendini atıp çocuğu havada yakalıyor ve sırt üstü düşerek çocuğun zarar görmesini engelliyor. Çocuğun burnu bile kanamıyor fakat babasının kırılmadık kemiği kalmıyor...
    Bir anlık sürede insanın düşünmesi, karar vermesi falan zordur. İradeden bağımsız olarak yapıldığını ve içgüdü olduğunu düşünüyorum...
    katılıyorum.... içgüdülerimiz bize bunu emreder. ama yinede bazı zamanlarda sadece sevgi için sadece sadakat için insan kendini hayatını feda edebilir...
    örnekte verebilirim. çok etkilendiğim bir olaydır..
    atatürkü ziyaret eden bir devlet başkanı bu savaşı nasıl kazandığını öğrenmek ister. atatürk dışardaki yaverini çağırır. ve masanın üzerinde bulunan silahı alıp kafasına sıkmasını ister. yaver bir an bile tereddüt etmez ve kafasına sıkar. fakat silah boştur. atatürk adama döner ve işte bu şekilde kazandık der.

    hayatımızı feda ederiz çünkü içgüleri ve çok güçlü duyguları olan bir varlığız.
    bence!!!

  9. #9
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: varlığım varlığına armağan olsun

    nimzowitsch tabi ki bana da sevdiğin birisi için bunu yaparmısın diye sorulsa ve düşünerek cevap vermem istense aksini iddia etmem...
    Fakat sokakta yavruları olan bir kedinin yanına yaklaştığımız zaman kedi huzursuzlanmaya ve size karşı koymaya çalışacaktır. Düşünmek de insanlara özgü bir eylem olduğuna göre onların yaptığı içgüdü olur.
    Bu bence refleksten farklıdır. refleks; istem dışı hareketler yapılan hareketlerdir. Beynin omurilik soğanı yönetir. Birisi vuracak gibi bir hareket yaptığında kaçmamız reflekstir.
    İçgüdü ise doğuştan gelir. Yeni doğmuş bir bebeğin veya herhangi bir hayvanın yavrusunun meme emmesi gibi...
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  10. #10
    cakirxxx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2005
    Mesajlar
    308
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: varlığım varlığına armağan olsun

    İnsanı yeryüzündeki diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği,düşünebilmesidir...

    Bu sebeple insanın bütün eylemleri,buna indekslenmelidir,yani insanların birliktelikleri veya ayrılıkları,düşünceye bağlı olmalıdır..

    Bence insan,ideolojisi için vede bu ideolojiyi paylaştığı arkadaşları için varlığını hiç çekinmeden verebilmelidir...saygılarımla...
    YARİN YANAĞINDAN GAYRI,HERYERDE VE HER ŞEYDE HEPBERABER...! DİYEBİLMEK

    ÖZGÜR VE EŞİT BİR GELECEK, SINIFSIZ VE SINIRSIZ BİR DÜNYA İÇİN...!

    MUTLAK EGEMENİN DIŞINDAKİ BÜTÜN SÖMÜRÜCÜ ZORBA UYDURMA EGEMENLERİ RED EDİYORUM ....!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. PKK'nın Almanya'daki Tüm Mal Varlığına El Konuldu...!!! ...
    2005 Konuları bölümünde ETKO tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 06.09.05, 10:44

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •