Yöneticiler otomobillerinde en çok sürat ve güvenliğe dikkat ediyor. Genellikle gri ve lacivert renkteki otomobilleri tercih ediyorlar. Otomobillerinde olmazsa olmazlarının başında iyi bir müzik sistemi geliyor. Yolda dinlendirici müzikler dinliyorlar. Hafta içleri özel şoförleriyle seyehat ederken, hafta sonları direksiyonun başına kendileri geçiyor (18.12.2005)
Çağnur Hatipoğlu/ chatipoglu@milliyet.com.tr
Otomobil bir yönetici için statü ve gücün ayrılmaz parçasıdır: Ciddi görünmeli ama fazla gösterişli görünmemelidir. Otoparka çekildiğinde fazla göze batmamalıdır. Bu nedenle de seçilen renk önemlidir. Genellikle metalik gri ve laciverti tercih ederler.
Sürekli seyehat halinde olan yöneticiler için sürat kadar güvenlik de önemlidir. Bunun için otomobillerinde en çok sağlam fren sistemlerine sahip olmasına dikkat ederler. Otomobillerinde olmazsa olmazlarının başında iyi bir müzik sistemi gelir. Yorucu iş günü içinde oradan oraya koşuştururken otomobilleri onlar için kısa süreli de olsa huzur bulabilecekleri bir mekândır. Bu yüzden genellikle dinlendirici müzikleri tercih ederler. Slow, klasik ve caz müzik dinlerler. Radyo tercihleri ise slow müzik ve haber kanallarından yanadır.
Yöneticilerin büyük bölümü hafta içindeki günlerde özel şoförleriyle seyehat ediyor, hafta sonları ise direksiyona kendileri geçiyor.
'Yöneticilerin gözde renkleri metalik grinin tonları ve lacivert'
Özellikle Filo ve Araç kiralama şirketi olarak hizmet veren İntercity Rent A Car firması, bir şirketin tüm yönetici kademeleri için değişik kategorilerde araç verdiklerini, yöneticilerin özellikle metalik gümüş, lacivert renkleri tercih ettiklerini belirtiyor.
Firma ayrıca araç kiralama bedellerinin kullanım süresi ve sayısına göre değiştiğini, örneğin yıllık kiralanan Mercedes C Serisi'nin ortalama aylık bedelinin 750 eurodan, Mercedes E Serisi'nin ise ortalama aylık 950 eurodan başladığını bildiriyorlar.
En çok tercih edilen modeller
Avis Rent A Car Satış ve Pazarlama Müdür Yardımcısı Sinan Sinanoğlu, şirketlerine en çok Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı ve bölüm müdürleri için araç talebi geldiğini, özellikle Ford Focus ve Mondeo modellerinin tercih edildiğini söylüyor. Son bir yılda uzun süreli araç kiralama sektöründe yüzde 20 artış olduğunun altını çizen Sinanoğlu, yöneticilerin ayrıca 1600 cc - 2000 cc motor seçenekleri arasında, grinin açık ve koyu tonlarında araç talep ettiklerini söylüyor. Yıllık otomobil kirasının ortalama aylık bedeli ise 500 Euro+KDV olarak belirlenmiş.
Kampanyalı modeller
Türkiye'de yüzde 51 Volkswagen Financial Services AG ile yüzde 49 Doğuş Grubu ortaklığında, 4 bin araçlık filosuyla hizmet veren Europcar Fleet Services, şirketlerine en çok genel müdür ve şefler için talep geldiğini söylüyor.
Hedef kitlelerinin orta ve orta üst düzey yönetici grubu olduğunu belirten Europcar, yine yöneticiler tarafından Volkswagen Bora ve Passat, Audi A4 ve A6, Renault Clio Symbol ve Ford Focus gibi modellere talep olduğunu belirtiyor.
Uzun dönem kiralamayı tercih eden şirketlerin genelde gümüş ve beyaz renkteki araçları kullanmayı uygun gördüklerini, bazı markalarda opak renklerin fiyat farkından dolayı tercih edilse de, yönetici araçlarında metalik renklere daha fazla talep olduğu vurgulanıyor.
Kiralama bedelleri
Araç kiralama bedellerinde orta düzey yönetici grubuna 450-650 euro, orta üst yönetici grubuna 650-1000 euro olarak belirlediklerini, bazı zamanlar ise modeller üzerinde kampanya yaparak indirim uyguladıklarını belirtiyorlar.
Örneğin şu anda kampanyada olan Volkswagen Jetta için 425 eurodan başlayan bir fiyat belirlenmiş.
'Trafik sıkışıksa caz, yol açılınca Latin müziği dinliyor'
Fanatik bir otomobil tutkunu olmasa da klasik otomobillere çok meraklı olduğunu dile getiren Yapı Kredi Koray'ın CEO'su Hakan Kodal, 1960 ve 70 model Porsche'un eski 911'ini, ingiliz otomobili MC, ve Jaguar'ın E tiplerinden birini mutlaka almak istediğini söylüyor.
İlk otomobili Tospa
Otomobilde ilk olarak tasarıma dikkat ettiğini, aracın tasarımının insana keyif vermesi gerektiğinin altını çiziyor. İlk otomobili nin Volkswagen 1301 Tospa olduğunu, bu aracını uzun yıllar severek kullandığını belirten Kodal, ardından o yıllar favori olan Şahin satın almış.
Daha sonra yurt dışına gitmiş ve orada Ford Escort kullanmış. Ülkeye döndükten sonra kısa bir süre Renault Twingo kullanıp otomobil kariyerini Nissan Primera'yla devam ettirmiş. Fakat hep aklında şu anki şirket aracı olan ve 10 yıldır kullandığı Audi A6 varmış. Şimdilerde hafta içi özel şöförünün hafta sonları kendisinin kullandığı otomobiliyle ilgili "Böylece aracımın hem ön tarafında hem de arka tarafında bulunarak standartlarını test etmiş oluyorum" diyor.
'Hayalim Land Rover Discovery 3'
Kodal, üniversite yıllarında hafta sonları sık sık off road yapmaya gittiklerini bu hobisini istemeyerek ihmal ettiğini, şimdilerde almak istediği aracın arkadaşlarında görüp beğendiği Land Rover Discovery 3 olduğunu söylüyor. "Fakat her ne kadar bir jeep özlemi duysam da sürekli şehir içinde olmamdan dolayı bu araca ve performasına biraz yazık etmiş olurum" diyor.
Kodal, güvenlik alanında geliştirilen teknolojileri özellikle takip ettiğini, yurt dışında yaşıyan eşi ve çocuklarını görmeye gittiğinde çok pratik olan direksiyondan hız sabitleme sistemini ve adres bulmaya yardımcı olan navigasyon sistemlerini kullandığını söylüyor.
'Tuning'e karşıyım'
Son zamanlarda projeleri sebebiyle Eskişehir ve Ankara'ya karayoluyla sık sık yolculuk yapan Kodal, trafikte en çok sollama, aralardan girerek sıkıştırma ve hatalı park ederek trafiği bloke edenlere tahammül edemiyor. Tabi bir de son model otomobillerin değişik parçalar ilave edilerek 'tuning' denilen orjinalinin değiştirilmesine anlam veremediğini de söylüyor.
Hayatının büyük bölümünü trafikte geçirdiginin ve otomobilde olmazsa olmazının iyi bir müzik sistemi olduğunun altını çizen Kodal, trafik sıkışıksa caz müziği dinliyor. Diana Crow ve Norah Jones'un CD'lerini sürekli aracında bulunduran Kodal, trafik açıldığında ise harekete geçip Latin müzikleri dinlediğini söylüyor. Sabahları haber, gün içinde müzik kanallarını dinliyor.
Porsche ile delikanlı oldu, Volvo ile duruldu
Söyleşimizin başında otomobillere karşı özel merakı olmadığını, sadece ulaşım aracı olarak gördüğünü söyleyen Taner Horoz, bu mütevazi sözlerin ardından gençlik döneminde Porsche kullandığını da inkâr etmiyor.
Horoz, üniversite yıllarında ilk otomobilinin spor bir Volkswagen Scirocco olduğunu, 25 yaşında okulu bitirip iş hayatına girdiğinde ise Porsche satın aldığını söylüyor. Üç yıl kadar kullanmış Porsche'unu. "O zamanlar, hıza ve gösterişe önem veren, delikanlılık dönemimdi" diyor.
Porsche sonrası üç farklı modelde Volvo kullanmış. Horoz, "Volvo, biraz da durulduğumun bir göstergesi oldu diyebilirim" ifadesini kullanıyor. Şimdilerde bir Audi A4 Quattro'su olduğunu belirten Horoz, "Aslında çok hız yapan biri değilim. Fakat işe gidip gelirken otobanı kullanıyorum ve haliyle saatte 100 km hızın üzerine çıkıyorum" diyor. Taner Horoz, daha önceleri özel şoför kullanıyormuş. Ancak şimdilerde direksiyonda kendisi oturuyor. "Günlük iş temposunda sürekli insanlarla beraber oluyorsunuz. Yalnız kalmaya vaktiniz olmuyor. Yalnız olmaya, istediğim müzikleri dinleyip, kendimle başabaşa olmaya karar verdim" diyor.
'Fazla dikkat çekici olmamalı'
Bir rock müziği dinleyicisi olan Taner Horoz, aynı zamanda halk müziği, alternatif rock ve punk da dinlediğini söylüyor. Otomobilde kendisi açısından bir önemli noktanın da 'fazla dikkat çekici olmamak' olduğunu belirtiyor. Nitekim, "Otoparka koyduğun zaman fazla dikkat çekmeyen, orta düzeyde bir otomobilim olsun dedim. Beyoğlu'nda oturduğum için evime giderken Çukurcuma'dan geçerken fazla dikkat çekmek istemem" diyor.
'Aslında beni yansıtıyor'
Aracının, dışında sert bir ifade taşısa da, kullanım olarak çok pratik ve seri olduğunu belirten Horoz, bu anlamda, otomobilinin kendi kişiliğini yansıttığını da belirtiyor. "Çünkü otomobilim ciddi görünen, fakat sürüş açısından dinamik bir otomobil" diyor.
Bu arada bir türlü anlam veremediği iki tespiti var. Birincisi hem manuel, hem de otomatik vitesli kullanıma olanak tanıyan otomobiller. Çevresinde birçok kişinin tiptronik vitesli otomobil alıp, sadece otomatikte kullandığını söylüyor. Bir diğer konuysa, navigasyon (yön bulma) sistemiyle birlikte satılan araçlar. "Ben, açıkcası fonksiyonu olmayan aksesuvarlardan pek haz duymuyorum" diyor.
Alman otomobillerini tercih ediyor
İki ciddi kaza atlatan Metro AG'nin Türkiye Temsilcisi Nurdan Tümbek Tekeoğlu, otomobilin, hayatı kolaylaştıran, sağlam ve güvenilir bir araç olması gerektiğini vurguluyor. Tekeoğlu, "Güven benim hayatımda önemli bir unsur. Her şeyi sağlam bir sözleşmeye, kontrata bağlarım. Her şeyi yazılı yapmayı tercih ederim" diyor.
Otomobil konusunda Alman markalarına çok güvendiğini söyleyen Tekeoğlu, nedenini ilk kazasından sonra yaşadığı bir anısını anlatarak açıklıyor. "Opel Astra aracımla sahil yolunda büyük bir kaza geçirdim. Ön tarafı tamamen gitmişti. Araçtan çıktığımda, yanıma gelen polis bana, 'İyi ki Alman üretimi, sağlam bir otomobil kullanıyorsunuz. Başka bir marka araç olsaydı, sağ çıkamazdınız' dedi. Ben de hep bu gö rüşte olduğumdan, Alman araçları kullandım."
Otomobilde güvenliğinin yanında seri olmasına da dikkat ettiğini belirten Tekeoğlu, bunu Alman ekolünde yetişmesine de bağlıyor. "Avusturya Lisesi'ni bitirmiş, daha sonra da Alman şirketlerinde çalışmış biri olarak dakik olmayı seviyorum" diyor.
Lüzumsuz korna çalanlara kızıyor
Ehliyetini 1987'de alan Nurdan Tümbek Tekeoğlu'nun ilk otomobili Şahin. Ardından bir Opel Vectra, sonrasında Fiat Uno ve Opel Astra aldığını söyleyen Tekeoğlu, şu anda Volkswagen Passat'a biniyor.
Tekeoğlu, "Kendimi otomobilimde çok rahat hissediyorum. Hatta içindeyken birçok işimi rahatça hallediyorum. Palm'imde notlarımı alıyor, mail gönderiyor, SMS atabiliyorum" diyor.
Bugüne kadar hep düz vitesli araç kullandığını hatırlatan Tekeoğlu, "Arkadaşlarımın, otomatik vites için 'Bak bu rahata alışırsan, bırakamazsın' sözlerine şimdi çok hak veriyorum. Artık bundan sonra düz vitesli otomobil kullanmak istemiyorum" diyor.
Başından geçen kazalardan sonra başkasının kullandığı araca binemediğini söyleyen Tekeoğlu, bu nedenle özel şöför kullanmıyormuş. Şehir dışına çıktığında, mutlaka yanına şirketin idare işlerinden sorumlu arkadışını aldığını belirten Tümbek, sol şeritte kendisini sıkıştırmaya çalışanlara, trafikte lüzumsuz korna çalanlara, kırmızı ışıkta geçen ve arazi araçlarıyla diğer otomobilleri sıkıştıranlara tepkili olduğunu söylüyor.
'İlk otomobilini kullanmaya bile kıyamadı'
D&R Genel Müdürü Kürşat Demircioğlu, hayatta iki tutkusu bulunduğunu söylüyor: Teknoloji ve otomobil. Demircioğlu'nun otomobil merakı, çocukluğunda başlamış. Hatta kullanmayı bile küçükken, izleyerek öğrenmiş.
Ehliyetini aldığı ilk gün otomobil kullanmayı hiç kimseden öğrenmediği halde misafirlerini Harem'e arabayla bırakmış. Daha sonra, ekonomik özgürlüğünü kazanınca kendisine 42.5 milyona Renault Broadvay aldığını, fakat kullanmaya kıyamayıp garajda tuttuğunu anlatıyor.
Hayatında üç otomobil var
Otomobil merakının, piyasaya çıkan yeni modelleri takip ederek sürdüğünü dile getiren Kürşat Demircioğlu, "Mesela, yine yıllar önce Fiat'ın Tempra modeli çıkmıştı. Ben de çıkar çıkmaz aldım. Yine ardından Renault'nun Concorde modelini de hemen satın almıştım" diyor. Eskiden piyasaya çıkan her yeni modeli takip ettiğini, fakat şimdilerde bu merakına zaman ayıramadığını belirten Demircioğlu, bir Renault Megane II Hatchback ve Freelander sahibi.
Şirketin tahsis ettiği Ford Mondeo ile birlikte şu an hayatında üç otomobil bulunduğunu belirten Demircioğlu, her zaman Mercedes, BMW ve Audi markalarını bir kenara ayırdığını belirtiyor. Sevdiği bu üç markanın, biraz güç göstergesi gibi gözüktüğünün farkında olsa da, kaliteyi yansıttığını söylüyor.
Bu araçların Alman üretimi olmasının da kendisi açısından büyük önem taşıdığını belirten Demircioğlu, "Almanlar bence otomobil konusunu çoktan çözmüşler. İnsan kendini güvende hissediyor" diyor. Tabii bu düşüncelerinin aksine, kendisi gibi bir otomobil tutkunu olan oğlunun, daha çok görünüşe ve tasarıma önem verdiğini söylüyor.
'Öncelikle iyi fren sistemi olmalı'
Hafta içinde, iş günleri park etme ve toplantılara yetişme nedeniyle özel şoför kullandığını, fakat özel hayatında araçlarının direksiyonuna kendisinin geçtiğini belirten Demircioğlu'nun başından büyük bir kaza geçmemiş.
Otomobilde olmazsa olmazı ise, iyi tutan frenler ve rahat görüş açısı. Ayrıca iyi müzik sisteminin şart olduğunu belirten Demircioğlu, şöyle konuşuyor: "Her ne kadar araçların orjinal görünümünü değişitirip, ilave parça taktırmayı sevmesem de, eskiden doğru dürüst müzik sistemleri olmadığı için arabayı alır almaz, Pioneer müzik sistemi taktırırdım." Tercihi slow müzikten yana.
Son olarak, 'otomobil defterini kapatmadığını' yineleyen Demircioğlu, ileride, imkânı dahilinde kişiliğini yansıtan BMW'nin 3 Serisi'nin dizelini veya X5 arazi aracını istediğini söylüyor.
'Ford Focus'umu Ferrari'ye değişmem'
Otomobillere çok meraklı olmadığını, sadece bir araç olarak gördüğünü belirten Aygaz Genel Müdür Mehmet Ali Neyzi, 1990'dan itibaren kullandığı Ford Focus'u, Ferrari'ye değişmeyeceğini söylüyor.
Haziran ayından bu yana kullanmaya başladığı ve geliştirme çalışmalarında da bizzat yeraldığı LPG'li Fiat Albea'nın performansından çok memnun olduğunu belirten Neyzi, aracını rahat, konforlu ve ekonomik buluyor. İlk otomobilinin, zamanın favori modeli Renault 12 olduğunu, daha sonraları yine zamanın en geniş ve görkemli araçlarından Ford Taunus aldığını belirten Neyzi, daha sonra Fiat Tempra, ardından Ford Focus ve son olarak da Fiat Albea ile otomobil kariyerini sürdürmüş.
İlk kazasını nişan günü yaptı
Şimdiye kadar başından üç kaza geçtiğini belirten Mehmet Ali Neyzi, ilk kazasını, şimdiki eşiyle nişanlanacakları gün, eşinin nişan giyisisini götürürken yapmış. Neyzi, otomobilini hafta içi şöförünün, hafta sonu ise kendisinin kullandığının altını çiziyor.
Şirket plakalarını AYG'ye çevirdi
Aygaz Genel Müdürü olarak göreve geldikten sonra tüm şirket otomobillerinin plakasını 'AYG' olarak değiştirdiğini övünerek anlatıyor. Otomobilde 'olmazsa olmaz'ının iyi bir müzik sistemi olduğunu vurgulayan Neyzi, "Yolda klasik müzik dinlemeden yapamam!" diyor.
Otomobil zevki konusunda biraz daha konuşuyoruz. Birkaç gün önce Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar'ı ziyarete gitmiş. Oradan ayrılırken, bir ara gözlerini alamadığı üstü açılan Renault Megane Coupe Cabrio'yu beğendiğini de gizlemiyor.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
