• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    viaypi dalyan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    6,095
    Karizma Gücü
    9

    Onay Beyninizin sınırlarını genişletin




    Bir buçuk kg�lık ağırlığındaki, 140 milyar hücre ihtiva eden beyinde, bir hücrenin diğer hücre ile bağlantısı 5-10 bin kadardır. Amerikalı uzman Prof. Peter Russel �The Brain Book� isimli kitabında, 1 gr beynin dünyadaki telekomünikasyon sistemlerinden daha çok bağlantı ihtiva ettiğini belirtmektedir. 1 gr beyinde 100-150 milyon hücre vardır. Yeryüzündeki 5-6 milyar insan var. İnsan beyin hücreleri sürekli iletişim halinde. Masadan bir bardak su almak istediğimizde, kola gelen kaslara gevşeme-kasılma talimatı vermesi, bardağın, sıcaklığı, ağırlığı, hangi açı ile ağza götürüleceği gibi birçok işlem, hangi koordinatlarla hareket edileceğine dair bilgiler beynin işlevidir. Bunlar yapılırken olağanüstü bir bilgi işlem süreci işler. İşte böyle harika bir organ kendini yenileme yeteneğine sahip değil. Diğer beden hücreleri yenilenip değişirken beyin için tek yol kapasiteyi arttırmaktır. Beynini iyi bilen ve kullanan kişi başarı ve mutluluğu yakalayacaktır. Ailem.com sitesi, beynin sınırlarını genişletmenin yollarını verdi:

    GÖRÜLEN UNUTULMUYOR


    Görme, işitme, dokunma, koklama, tatma ve heyecan hissetme, harekete geçme, uzun ve kalıcı öğrenmek için bu yedi duyguyu beraber kullanmak güçlü hafıza demektir. Bilgileri kuma değil taşa yazan insanlar unutma sorunu yaşamayacaklardır. Hayvanlarda koklama belleği beyinde daha çok alan kaplarken, insanda görsel bellek daha büyük alan kaplar. Heyecan uyandıran ve insanı harekete geçiren bilgilerin beyinde kalıcı olduğu bilinmektedir. Kaza ile veya ameliyatla beynin ön alın bölgesi (Pre Frontal Korteks) çıkarılan kişilerde planlama, karar verme, sosyal kurallara uygun davranma yetilerinin kayboluyor. Ayrıca beynin orta bölümlerinde yer alan �Amigdale� denilen badem büyüklüğündeki alan cerrahi yolla çıkarıldığında, kişinin olayların duygusal boyutunu unuttuğu ve duygusal körlük yaşadığı, yeni bilimsel bulgular arasında yer alıyor.

    Stres hormonu uzun süre salgılandığında, beyinde hücreler arası enerji transferini ve bilgi akışını bozar. Zihinsel yavaşlama, konsantrasyon güçlüğü, dalgınlık, halk arasında sürmenaj olarak bilinen, bildiklerini unutma ve kullanamama şeklindeki klinik tablo ortaya çıkar. Depresyonun sekiz belirtisinden birisi, düşünce yoğunlaştırma bozukluğudur. Diğer belirtiler elemli mizaç, zevk alamama, enerji azalması, uyku-iştah bozukluğu, cinsel ilgi azalması ve intihar düşünceleridir.

    KULLAN YA DA KAYBET

    Kötü hafızanın birinci sorumlusu dikkatsizliktir. Ancak düşüncelerini yoğunlaştırabilen kişi bir konuya konsantre olabilir. İnsanlar bilgileri zihinlerine kazırlar. Dikkat edilmeden dinlenen bilgiler kuma yazılmış gibidir; hemen silinir. İnsan beyninde biyolojik bir saat vardır. Eğer o saate bilerek ve irade ederek sabah 07.00�de kalkacağınızı söylerseniz, öyle programlamış olursunuz. Sabah 07.00�de kalkmanız kesinleşir. Kolumuzdaki saate güvendiğimiz kadar hafızamıza da güvenecek olursak, o bizi yanıltmaz. Kötü hafızanın üçüncü sorumlusu, önem vermemektedir.

    Kötü hafızanın bir nedeni de, olayların duygusal boyutunun ihmal edilmesidir. �Kesinlikle unutmamam gerekir� dediğiniz bilgileri not alın. Özellikle 2-3 ayda bir yapılan tekrarlar sonunda bilgiler kalıcı hafızaya işlenecektir. Kötü hafızanın önemli bir sebebi bilgilerin kullanılmamasıdır. Çünkü insan beyni �kullan ya da kaybet� kuralı ile çalışır.

    TEMİZ HAVA BEYNİ AÇAR

    Beynimiz, ağırlık olarak vücudun sadece yüzde 2�si olduğu halde; vücuda giren oksijenin yüzde 20�sini, şekerinse büyük bölümünü tek başına tüketir. Oksijen oranı büyük şehirlerde yüzde 18-19�a düşer; doğal ortamda yüzde 20-21�dir. O halde beynin birinci koruması, bol oksijenli doğal yaşama önem vermekten geçer. Çevre kirliliği hafıza zayıflamasının ilk sorumlularındandır. Temiz hava beyin sağlığı için ilk şarttır. İkinci şart, spor ve yürüyüştür. Sporun, özellikle de haftada bir yapılacak olan ter attıran bir sporun, beyinde morfin benzeri maddeler salgılayarak anti-stres etkisi yarattığı artık bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Üçüncü şart beyinde mutluluk hormonu salgılanmasına yol açan pozitif yaşam felsefesinin yaşam tarzı olarak seçilmesidir. Sevgi duygusunun güçlendiği, dolayısıyla korkunun azaldığı, güven duygusunun geliştiği pozitif yaşam felsefesini öğrenmek ve uygulamak hiç zor değildir.

    BESLENMENİN ETKİSİ BÜYÜK


    Dördüncü şart doğru beslenmedir. Beyin kan şekerini doğrudan kullanır. Kan şekerimizi düşürmememiz gerekir. Bunun için serbest radikal giderici antioksidan, hücre yenileyici özellikteki taze sebze ve meyveler favori gıdamız olmalıdır. E ve C vitamini yönünden zengin gıdalar beyin hücre yıpranmasını önler. Özellikle yeşil çay tüketilmesi beyin sağlığı için yararlıdır. Beyin için gerekli vitamin, mineral ve oligoelementleri çokça sağlayan bal, ceviz, fındık, çörekotu, badem karışımını her sabah bir çorba kaşığı alırsanız, güne daha sağlıklı başlamış olursunuz

  2. #2
    andante adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-11-2005
    Mesajlar
    140
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Beyninizin sınırlarını genişletin

    BEYİN GÜCÜ: HAFIZA VE ZEKAYI BESLEYEN YİYECEKLER

    Esasen beyin gücünüzü etkin kullanmak için iki önemli şeye ihtiyaç vardır;

    1-) Hızlı, Kolay ve Kalıcı Öğrenme Tekniklerini Bilmek ve Kullanmak,

    2-) Hafıza ve Zekayı Geliştiren Yiyecekler yemek.

    Yediğimiz besinlerin insanın hafıza, zeka ve konsantrasyon gücü üzerinde çok önemli bir etkisi vardır. Örneğin vücut ağırlığımızın sadece % 2 ila 3’ü oranında ağırlığı olan beyin, günlük kalorilerimizin ortalama % 30’unu harcamaktadır.

    Hafıza ve Zeka Gelişimi açısından bazı besin kaynaklarının diğerlerine göre önemi çok daha fazladır. Örneğin bunların arasında B vitaminlerini içeren yiyecekler birinci sırada gelmektedir.

    Yine "demir"in beynin beslenmesi için hayati bir önemi vardır.

    "B" vitaminlerinin beyindeki önemli reaksiyonların gerçekleştirilmesindeki payı zihinsel potansiyel açısından hayatidir. Ayrıca B vitaminleri beyni strese karşı da korumaktadır. Beyin için enerji üretimine büyük katkısı olan B vitaminlerinin eksikliği yorgunluğa, hafıza ve zeka performansının zayıflamasına neden olur. Beynin ihtiyacı olan B vitaminlerinin yeterince alınması halinde aşağıda belirtilen zihinsel fonksiyonlarda gelişmelerin olduğu açıkça hissedilmektedir;

    Öğrenme ve Hafıza Gücü,

    Konsantrasyon,

    Hızlı Düşünme,

    Sözel Yetenek ve Akıcılık,

    Uyanıklık,

    Yaratıcı Düşünme,

    Enerjik Hissetme.

    Kuru baklagiller, kırmızı et, ayçekirdeği, balık, yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler, tavuk eti, hindi, yerfıstığı, muz, kavun, brokoli, ıspanak, domates, yumurta, kavun ve enginar kombinasyonları B grubu (complex) vitaminlerini garanti eden besin kaynaklarıdır.

    Yeteri kadar dengeli beslenemediğini düşünenlere ilave olarak düşük dozlu "B-Complex" vitaminleri almaları tavsiye edilmektedir.

    Ayrıca demirin beyne oksijen taşınmasında çok önemli bir rolü vardır. Özellikle oksijenin beyne taşınması ve beyin tarafından kullanılmasını sağlayan kandaki hemoglobin ve alyuvarların oluşumunda demire ihtiyaç vardır. Daha kısa bir ifadeyle beynin temel enerji kaynaklarından biri olan oksijenin beyne taşınabilmesi için demire ihtiyaç vardır. Dolayısı ile diyetimiizde mutlaka demir içeren yiyecekler bulundurmalıyız.

    Tüm kırmızı etler, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, domates ve pekmez demir açısından zengin olan yiyeceklerdir.

    Demirin yiyeceklerden emilmesini kolaylaştıran vitamin ise "C" vitaminidir. Bundan dolayı demir içeren yiyeceklerin "C" vitamini içeren, örneğin turunçgiller, kivi, domates, patates, karnabahar, brokoli, kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber gibi besinlerle birlikte alınmasında fayda vardır. Bunun yanında kafein içeren içecekler ise demirin emilmesini engellemektedir.

    "C" vitamininin yanında "E" vitamininin de antioksidan olarak beynin etkin ve verimli kullanılmasına büyük katkıları vardır. Bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği ve buğday E vitamini açısından zengin besinlerdir.

    Tüm gün boyu zihinsel potansiyelinizi aynı seviyede koruyabilmek, inişli ve çıkışlı bir beyin performansına sahip olmamak için öncelikle günlük yiyeceklerinizi dörde, hatta mümkünse altı eşit parçaya bölerek mini öğünlerle beslenmelisiniz. Yiyeceklerin az yağlı olmasına dikkat etmelisiniz. Yağlı, çok ve ağır yiyecekler kanın beyinden çekilerek sindirim sistemine yönelmesine sebep olmaktadır. Bunun sonucu ise yorgunluk, uyuklama ve zihinsel potansiyelin düşmesi demektir.

    Yiyeceklerinizin demir içeren besinleri ihtiva ettğinden emin olunuz. Bunun için koyu yeşil renkli sebzeler, yağsız kırmızı et, domates, pekmez, kuru fasulye, bezelye ve kayısı kurusu gibi yiyecekler yemelisiniz.

    Yeteri kadar B vitaminleri aldığınızdan emin olmak için diyetinizde yağsız süt, yoğurt, muz, deniz ürünleri ve kuru baklagilleri mutlaka bulundurmalısınız.

    Antioksidan özellikleri olan C ve E vitaminleri açısından zengin havuç, ıspanak, çilek, domates ve diğer koyu yeşil yapraklı sebze karışımlarını da günlük yemek listenize ilave etmelisiniz.

    Hafıza ve beyin gücü için gerekli olan besinleri bu şekilde özetledikten sonra sıra hızlı, kolay ve kalıcı öğrenme teknikleri ile beslenme arasındaki ilişkiye geldi.

    Ben "beslenme", "beyin" ve "hafıza teknikleri" üçlüsünü sırayla "benzin", "son model bir araba" ve "sürücü" üçlüsüne benzetiyorum. Her birinin önemini anlamak için aşağıda size farklı senaryolar sunacağım. Kararı ise size bırakacağım. Her birinin benzetmesini de parantez içinde yanına yazmaya çalışacağım.

    1-) Birinci Senaryo: Önce şöyle bir senaryo oluşturalım. "Son model bir araba (beyin)" sahibi olduğunuzu düşünün ve bu arabanın deposunu da "en kalitelei benzin (beslenme)" ile doldurduğunuzu varsayalım. Ama bunun yanında "araba kullanmayı (hafıza teknikleri)" bilmediğinizi kabul edelim. Siz bu arabayla istediğiniz yere gidebilir miydiniz? Arabayı ancak belki iterek bir yere götürebilirsiniz. Ama bu durumda arabanın gücünden hiçbir zaman faydalanamazsınız.

    2-) İkinci Senaryo: İkinci senaryoda "son model bir araba (beyin)" sahibi olduğunuzu düşünün ve bu arabanın deposunu da "kalitesiz benzin (beslenme)" ile doldurduğunuzu varsayalım. Ama bunun yanında "araba kullanmayı (hafıza teknikleri)" çok iyi bildiğinizi kabul edelim. Siz bu arabayla istediğiniz yere gidebilir miydiniz? Kesinlikle istediğiniz yere gidebilirsiniz ama arabanın motoru kötü benzinden dolayı zorlandığı için istediğiniz hıza ulaşamazsınız. Hatta sürekli kötü benzin kullanırsanız, uzun vadede "arabada (beyin)" da arızalar oluşmaya başlayabilir.

    3-) Üçüncü Senaryo: Bu senaryo ideal olanıdır. Bu senaryoda son model arabanızı en kaliteli benzinle doldurmanın yanında ileri sürüş tekniklerini de bilen bir sürücü olduğunuzu hayal edin. Şüphesiz sizden daha emniyetli ve sizden daha hızlı bir sürücü olması mümkün değildir. Size sadece gaza basıp, yoldaki kötü benzinli ve kötü sürücülü arabaları geride bırakmak kalıyor. Hem de onlardan daha az yorularak ve gidilecek yolu daha kısa sürede katedip diğerlerinin zaman bulamadığı başka işlere de zaman bularak.

    Özet olarak, "son model bir araba (beyin)" sahibi olan herkes önce onu "kullanmayı (hafıza teknikleri)" öğrenmelidir. İkinci etapta ise arabanın deposu devamlı olarak "kaliteli benzin (beslenme)" ile doldurulmalıdır.

    Unutmayın çoğumuz satın aldığımız her pahalı cihazı kullanmadan önce onun kullanma kılavuzunu dikkatle inceliyoruz. Ama bunun yanında kendi beynimizi daha verimli kullanmak için ne yapmamız gerektiği üzerinde çok fazla düşünmüyoruz.

    Hayatınızı kolaylaştırmak ve rakiplerinizi geride bırakmak için beyninizi etkin şekilde kullanmayı öğretecek bir kılavuz arıyorsanız, Mega Hafıza’nın "Fotografik Hafıza Teknikleri" setine bir göz atmanızı tavsiye ediyorum.

    Bu arada beyin gücünüzden maksimum faydayı almak için yukarıda verdiğim yiyeceklerle ilgili bilgileri de kesinlikle göz ardı etmeyiniz.




    Melik DUYAR

    ALINTI
    iyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır... Victor Hugo

  3. #3
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    Beynİnİzİ ŞaŞirtin, DÜŞÜnme BİÇİmİnİz DeĞİŞsİn!

    İnsan beyni, günlük yaşamda basit yöntemlerle kalıplardan kurtarılarak daha verimli çalıştırılabilir.

    Ege Üniversitesi (EÜ) Temel Tıp Bilimleri Fizyolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurselen Toygar, “Her gün gittiğiniz yolu, sabah uyandığınız müziği, oda ve büronuzun düzenini değiştirerek beyninizi şaşırtın. Çalışmayan beyin hücrelerini çalışır hale getirirsek 60 yaşında bile bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz” dedi.

    Prof. Dr. Nurselen Toygar, beynin emir vermeden çalışmadığını, sürekli aynı yönde yapılan şeylerin beyni tembelleştirdiğini söyledi. Beyinden daha fazla yararlanmak için bir takım pratik yöntemlerin uygulanması gerektiğini belirten Toygar, şu bilgiyi verdi: “Hayal gücüyle beyni çalıştırmaya sevk edebiliriz. Bir amaç ve hedefimiz varsa, beynimizde bu amaç ve hedefe adım adım ulaşma yollarını hayal ederek ve daima pozitif düşünerek ulaşabiliriz. Hayal kurmak beynin çalışmasına katkı sağlıyor. (En büyük mucitler en çok hayal kuranlardır) sözü bu anlamda söylenmiştir. Bilgi ve belleğin oluşumu, gelişmesi ve olgunlaşması için hayal kurulmalı. Her gün gittiğimiz yolu, sabahları müzikle uyanıyorsak onu, oda ve büromuzun düzenini, izlediğimiz televizyonun yerini, çocuklarımızla yemek yediğimiz masadaki yerimizi arada bir değiştirebiliriz. Bu, beynimizi kalıplardan kurtarır. Beyinler paraşüt gibidir, açılmadıkça çalışmaz.”

    BEYİN HÜCRELERİ ARTAR MI?
    Son 4-5 yıla kadar ölen beyin hücrelerinin yerine yeni hücrelerin oluşmadığının savunulduğunu ifade eden Prof. Dr. Toygar, bu görüşün değiştiğini ve beyin hücrelerinin artabileceğinin ortaya konduğunu söyledi.
    Beyin hücrelerinin artmasının, beynin daha verimli kullanılmasını sağladığını bildiren Toygar, her insanda milyarlarca adet bulunan beyin hücrelerinin, her gün ortalama 10 bininin öldüğünü kaydetti.

    Toygar, şöyle devam etti: “Beyin fonksiyonları 18-23 yaşlarında artar, 40 yaşından sonraysa hızla azalır. Günde 10 bin hücre ölüyor. Ama 65-70 yaşına kadar ölen hücrelerin sayısı toplam hücrelerin ancak yüzde 5’ine ulaşabiliyor. Demek ki beyne hücre takviyesi oluyor. Ama takviye olurken o hücreler, (ben beyin hücresi olayım) demiyor. Bizim (kök hücreler) dediğimiz hücreler var. Bunlar beyin hücresine dönüşebiliyor. Her beyin hücresi öldüğünde, bellek depolama, yeni bilgileri alma ve öğrenmede zayıflama oluşuyor. Eğer beyin hücrelerimizi çalıştırırsak, 60 yaşında, bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz.”

    STRES BEYİN HÜCRELERİNİ ÖLDÜRÜYOR

    Her insanda beyin hücre ölümünün aynı oranda olmadığını, kişinin biyolojik yapısı, stres, sigara, alkol, yüksek tansiyon, kolesterol ve çevre koşullarının bunda etkili olduğunu bildirdi. Stresin en önemli etken olduğuna işaret eden Toygar, stresin bir takım zararlı kimyasal elektronlar oluşturduğunu, bunların beyin hücrelerine yapışarak, zehirlediğini sözlerine ekledi.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Fener Patriği sınırlarını aşıyor
    2005 Konuları bölümünde tuncakaya tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 01.08.05, 06:35

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •