MUTLAK YANILSAMA
`Gercek olan hic bir sey yoktur, bu yuzden her seye izin vardir`. Bu,
`Hassan Sabbah` onderliginde bir zamanlar dunya uzerinde en buyuk teror
hareketlerinden birini yaratan ve belki de Selcuklu Devleti`nin
cokusunu
hizlandiran Ismailiye ( Hasisiler) orgutunun dayandigi, ama sadece ust
duzey
bir kac yoneticinin bildigi( inandigi) prensipti.
Normal sartlarda bu, uygulamaya sokuldugunda korkunc sonuclar doguracak
bir
dusunce tarzidir. Insanin kurallari ve degerleri yok sayarak gercek
olmadigina inandigi bu yanilsama yasamda iyi ve kotu ayrimi yapmadan
herseyi
yapabilmesi tabi ki dunya uzerinde buyuk bir kaosa yol acabilir.
Ikiye ayirmak gerekir konuyu bence; oncelikle bu prensibin ilk bolumu
olan`gercek olan hic bir sey yoktur` teoremini analiz edebiliriz. Burda
korkulacak bir sey yoktur. Yasamin bir yanilsamadan ibaret oldugunu,
insanin, beden vasitasiyla icinde barindirdigi ruhu, tanrisalligina ve
ozune
dair farkindaliga ulastirmak uzere secilmis bir unsur oldugunu kabul
edersek, bu yasamda olusan hic bir seyin kaliciliginin olmadigini
soyleyebiliriz. Elbetteki insan kimliginin de gercekligi yok olacaktir.
Burda eksik kalan oge kesinlikle ruhun hangi kimlikle tanrisallik
katina
cikacagidir.
Klasik dinlerde sirat koprusu ve kiyamet gunu sinavi ile tasvir edilen
ama
parapsikolojik gercekler isiginda ruhun ne ogrendigi ve hangi bilinc
duzeyine ulastigi sorgusunun cevabi ve duzeyi, bu gercek olmayan
deneysel
prototip olarak uretilen yasamda ne yaptigi ve ne ogrendigi ile dogru
orantili olacaktir. Ya da klasik olarak geriye donup cennet ve cehennem
ikileminde yapilan kiyam gunu sorgusuna ( korkusu) saplanip kalacagiz.
Elbetteki ogrenim denen sey olabilecek butun duygularin ogrenilmesi ile
mukemmele ulasacak bir durumdur. Bunun icinde olumlu ve pozitif (
dunyada
ahlaklilik ve namus kavramlari ile ozetlenebilir) duygularin yanisira,
olumsuz ve negatif ( gunah ve ahlaksizliklik kavramlari ile
ozdeslestirilebilir) duygularin ogrenilmesi ve yasanmasi ile de mumkun
olacaktir. Bir insanin ogrenimini iki ayri safhada gorebilirsek sonucta
bir
duygunun hem kisisel olarak yasanmasi ve deneyimlenmesi, hem de baska
biri
yasarken ve deneyimlerken olusan gozlem ile kendi deneyimine katilmasi
olgusu onumuze gelecektir.
Peki klasik din ve klasik toplum kurallarinda bu olumsuz ve negatif
davranis
ve duygular insandan uzak tutulup bunun deneyimlenmesi engellenirse
insanin
butun duygulari deneyimleyip ozundeki tam farkindaliga ulasmasi nasil
olacaktir?
Birilerinin kotu olmasi lazimdir. Zina yapmasi, cinayet islemesi,
hirsizlik
yapmasi, kin duymasi, yalan soylemesi, ihanet etmesi gereklidir
sonucta. Ve
butun savas karsitlarina ragmen diyorum ki; savas olgusu bile
gereklidir.(
Kabul ediyorum cok sevimsiz gorunuyorum bu satirlari yazarken)
Bugun artik insanin sigaraya ya da alkole ya da hirsizliga meyilli olup
olmamasinin tamamen geninde yazili olan programa gore olustugunu bilim
bize
soyluyor. En son yapilan kesiflerle, insanin inancli ya da inancsiz
olusunun
bile genindeki programlar vasitasiyla belirlendigi kesinlesmistir.
Kuranda
da buna benzer ayetler vardir. Yaradanin istedigi kisiyi imanli ve
istedigi
kisiyi imansiz yapacagi ve cehennemde mutlaka insan olacagina dair
yemin
ettigini bildiren ayetler vardir. Bu da aslinda bu gercekle
ortusmektedir.(
kurandaki bir cok ayetin gorunur anlamindan cok gizli anlaminin onemli
olduguna ve bu yuzden gerek kuran, gerek incil ve gerekse de tevratin
yanlis
yorumlandigina inaniyorum)
Bana sorarsaniz; bu yasamin gercek olmadigini ve bir yanilsamadan
ibaret
oldugunu rahatlikla soyleyebilirim. Reenkarnasyon inancinda olan
birinin
zaten bundan baska bir sey dusunebilmesi olanakli degildir. Elbette ki
reenkarnasyon inancina karsit inancta olan birinin de butun bu
yazilanlara
sacmalik olarak bakacagi asikardir. Bu da anlasilir bir seydir.
Butun sorun bu dunyanin gercekliginin sorgulanmasinda ve bu sorgudan
cikan
sonucta. Eger hic bir sey gercek degilse sonucta, insanlarin bu
dunyadaki
yasami gercek olarak nitelendirmesi de aslinda gercek olmayan bir
enerjiye
ve karara donusecektir. Cunku mutlak olarak bu dunyada hic bir sey
gercek
degildir. Ya da daha dogru bir deyimle gercek olan hic bir sey yoktur.
Gelelim Hassan Sabbah`in yasam desturunun ikinci bolumune; `bu yuzden
herseye izin vardir`. Elbette ki , bu insanlara herseyi yapma
mutlakiyeti
verecektir. Daha once de belirttigim gibi bunun kaosa yol acmamasina
imkan
yok. Fakat simdi durup dusunelim; zaten hersey kaosa donusmedi mi,
donusmuyor mu? Ilahi planin kendi gercekligi onlenemez bir sekilde
yurumuyor
mu? Bunca ahlak ve vicdani ve dini kural neyi degistirdi ki,hangi
kotulugu
onleyebildi ki?
Belki de bu yasamin yanilsamadan ibaret oldugunun farkina varmak,
kalicilik
denen bir seyin yasadigimiz kimlikle olusmayacagini bilmek, ve onun
otesinde
herseyin deneyim oldugunun farkina varmak tam tersi olarak dunyadaki
bunca
kotulugu azaltacaktir.( yok olmasina imkan yoktur, zaten yok olmamasi
da
lazimdir)
Tabi ki ilahi plan bunu ongoruyorsa, bunu orgutlemisse, ve
istiyorsa…...Gassan Satar


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla