Kuran'da En çok Zikredilen İbadet
Namazı emreden Rabbimiz olduğuna göre, bu ibadetin önemini de ancak Onun kitabı Kur’an’dan öğrenebiliriz. Namaz Kur’an’da tam 70 kez emredilmiştir. Bunun kadar çok zikredilen, üzerinde ısrarla durulan başka bir ibadet yoktur.
Her şeyi yaratan, her şeyin varlığını kudret elinde tutan, her şeyi idâre eden Allah’tır.
En basit bir âmirin emri karşısında hemen boyun eğen biz insanların, Kâinâtın Yaratıcısının bunca emir ve ısrarı karşısında tir tir titrememiz gerekmez mi?
Okulda öğretmenimiz, işyerinde müdürümüz, askerde komutanımız bir iş emrettiğinde derhal yapıp, onların sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmak isterken, nasıl olur da Rabbimizin bu emirlerine karşı ilgisiz kalabiliriz? Nasıl olur da, her şeyi elinde tutan Zât-ı Zülcelâle sanki kafa tutar gibi, sanki meydan okur gibi, sanki “Sen ne emredersen emret, benim daha önemli işlerim var” dercesine, namaz kılmadan durabiliriz?
Peygamberimize (a.s.m.), “Allah’ın en çok sevdiği amel hangisidir?” diye sorulunca, “Vakti gelince kılınan namazdır” buyurdu. (Buharî, Namaz Vakitleri: 6) Bu hadis gösteriyor ki, namazdan daha üstün bir ibadet yoktur ve olamaz.
Ayrıca namaz, imandan sonra en önemli ibadettir. Kâinatta ve İslâmda, imandan sonra en büyük hakikat, namazdır.
Bakın Rabbimiz bu konuda ne buyuruyor:
“İman eden kullarıma söyle: Namazı dosdoğru kılsınlar...” (İbrahim: 31)
Emredersin Rabbimiz! İşittik ve can ü gönülden itaat ediyoruz
Namaz Müminin Miracıdır
Namaz, Mîraç’ta perdesiz ve doğrudan emredilmiştir. Biz Müslümanlar, “Namaz, mü’minin mîracıdır” hadisinin hakikatini tam anlayamıyoruz. Namazın binler güzelliğinden sadece bu özelliği bile tek başına ona sarılmamız ve onu vazgeçilmez kabul etmemize yeter.
Çünkü, okunan her ezan, Allah’ın namaz emrini hatırlatan, bizi Onun huzuruna çağıran İlâhî bir dâvettir. Her çağrı, ruhumuzun derinliklerine kadar bizi sarsan, sevinç ve heyecana boğan, coşkuya sevk eden bir ilândır.
Düşünün bir kere:
Bizi çok sevdiğimiz bir arkadaşımız veya bir büyüğümüz veya bir devlet başkanı huzuruna çağırsa, gitmez miyiz? Devlet başkanının sarayında bir ziyâfet olsa hiç geri durur muyuz?
Bir insan düşünün ki, “Seni şevketlü sultanım sarayına çağırıyor. İkram ve izzette bulunacak, takdir edip hazinesinden çok değerli hediyeler verecek” şeklinde bir çağrı alsa ve buna karşılık, “Benim işim var gelemem” dese, buna akıllı diyebilir miyiz?
Hatta bir arkadaşının telefonuna cevap vermeyen kimse var mıdır?
Diyelim ki, bizi Peygamberimiz (a.s.m.) huzuruna çağırıyor. O tatlı hatıralarını okuduğumuz sahabeler gibi, biz de onu göreceğiz, sohbet edeceğiz. Koşarak gitmez miyiz? İnanın ben sürüne sürüne de olsa gider, o Yüce Nebînin elini öperim. Bırakın canlısını, mübârek kabrini ziyaret için haccetmeye güle oynaya gitmiyor muyuz?
Oysa bize namazı emreden Yüce Rabbimiz, bizim en vefakâr dostumuz, en çok derdimizi dinleyen ve çaresini bulan sevgilimiz, her saniye bizi ikram ve hediyelere boğan sultânımızdır.
O öyle yüceler yücesidir ki, üzerimizdeki ikram ve ihsanını bir an kesse, bir saniye bile yaşayamayız.
Cemil TOKPINAR
http://www.tacmahal.net


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla