• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    *I*lin* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-04-2005
    Mesajlar
    4,771
    Karizma Gücü
    8

    Seni Yüreğimde Taşıyorum


    Seni düşündüm dün gece yarısı. Gidişini, ayrılıklarımızı ve birlikte
    olduğumuz günleri...

    Şimdi sen uzaklardasın belki ama ben hala ayrılık anındayım. Radyoda
    sevdiğimim türkü yüreğimi kanatıyor. Seninle birlikte bütün güzellikler
    yolcu olmuş. Bir tek ben bırakıp gidemiyorum anıları. Bir tek ben
    yapayalnız kalmışım. Bir tek ben kaçırmışım otobüsleri. Kent boşalmış gibi
    sokaklar bomboş...

    Sevgiler hep yürekte taşınır ve hiç ağır gelmez. Ağır gelen,
    ayrılıkların verdiği acıdır. Ağır gelen ikiyüzlülüktür. Ağır gelen kötülerin iç
    dünyasıdır. Ağır gelen yalnızlıktır. Ağır gelen söyleyecek çok şeyi olup
    da konuşamamaktır. Ağır gelen, sözcüklerin boğazında düğümlenmesidir.
    Sessiz çığlıktır insanın içinde ki ağır gelen...

    Balkondayım, biraz yorgun, biraz da durgun. Acı bir yalnızlık içimi
    kemiriyor ve hiçbir şey dört duvarın verdiği yükü hafifletemiyor. Çünkü
    sen uzaklardasın. Yokluğun bir yıldız kadar uzak, bir dokunuş kadar
    yakın.

    “Hiçbir şey istediğimiz gibi tam olmuyor”, demiştin bir gece. “Her
    şeyin bir sonu var. Uzak ya da yakın.” Doğruydu. Her şeyin bir sonu vardı.
    Kimbilir belki de Eylül gecelerinin o ılık rüzgarlarında bir daha
    birlikte olamayacağız.

    Ben, hep seninle birlikte bir yaşamı dilerdim gökteki yıldızlardan.
    Sense uzaklara bakardın. Kısa bir sessizlik olurdu aramızda öylesi
    anlarda. Tebessüm dolu yüzüne sanki bütün yıldızlar gülümserdi. Ve sen
    sevgili, gülümsediğinde çok daha tatlı olurdun. Gülümseyişinde yüreğim çiçek
    tarlasına dönüşür, gözlerim bahar şölenlerine tutulurdu sevinçten.
    Şimdi ellerinin sıcaklığını özledim.


    Şimdi sen de özlüyor musun geçmiş günlerini? Unutmak kolay değil
    bilirsin. Ayrılıklarda hep kavuşmanın umudu vardır şimdi seni beklediğim
    gibi. Kavuşma umudu olmayan ayrılıklar yok oluşu anımsatıyor. Ne kadar
    yoğun başlarsa başlaşın aşk, sevgi büyüsü bitti mi bitiyordu her şey.

    Her ayrılık, içinde onarılması mümkün olmayan yaralar açıyor insanın.
    Hiçbirimiz masum değildik. Ve bir çoğumuz da olması gereken yerde
    değildi. Senin yanında olamadım. Oysa sen gökteki yıldızlardaki hayalimdin.
    Bulutlara tutunup günün güneşini göremedik birlikte. Sonsuzlukta
    sessizce kayıp gittin gecenin içine doğru. Bütün dileklerim silindi, kabul
    olmadı.

    Bu koca kentte, insan selinin içinde kimi zaman yalnız hissedersin
    kendini. En çok mezarlıklardan dönüşte akıllara düşer bir gün sonun
    geleceği. Uzun ağaçların rüzgar esintileri uzak diyarlara götürür insanı. Hoş,
    kendine özgü bir esintisi vardır mezarlık ağaçlarının. O mezarlıkların,
    o kalabalığın içinde, kimbilir ne kadar çok insan vardı birbirini
    seven, ne çok sevgililer vardı. Sevenlerin yanında birbirini istemeyen, hep
    kin güden akrabalar da vardı. Ama oralarda, o mezarlıklarda, o sessiz
    yolculukta her şeyden uzak bir sessizlik var, değil mi? Birbirini
    tanımayan, aynı kentten olmayan insanlar kardeşcesine aynı kaderi nasıl da
    paylaşıyorlar?

    Sevememek mutsuzluğa giden bir yolda ilk adımdı. Kötü sözlerin izleri
    yıllarca devam ediyordu kapanmayan bir yara misali. Ailemden öğrenmiştim
    insanın tutamayaçağı sözleri vermemesi gerektiğini , “İnsan
    tutamayacağı sözleri vermemeli” Oysa söz verip de tutmadığımız o kadar çok şeyimiz
    var ki. Sen de uzaklara gitmeyeceğine, hep dost kalacağına, sevginin
    hep benimle olacağına söz vermiştin. Sen de sözünü tutmadın, bak yanımda
    yoksun. Canım sıkıldığında, odalara sığamaz olduğumda sığınacak kimsem
    yok. Hüzünlerimi anlatabilecek, sarılıp ağlayabilecek, bütün sırlarımı
    paylaşabilecek, her şeyiyle güvenebileceğim hiç kimsem yok. İyi
    günlerde dost olan, kötü günde arayıp sormayan, dargınlığında bütün
    bildiklerini başkalarına anlatan, özel sırlarımı bir koz olarak kullanmak isteyen
    kötü insanlarla dolu dışarısı. Kendine güven duyan, kendisine saygısı
    olan, iyi günde de, kötü günde de o güne kadar bildiklerini
    anlatmayacak, gözümde küçülmeyecek kaç insan var ki tanıdığım? Belki de hiç kimse
    yok. Olsa da çok az. Belki de hiç kimse sandığımız kadar büyük değil.
    Değer verdiklerimiz o kadar da değerli
    değil.

    Bu ilk değildi böyle aldanışım.
    Bu ilk değildi ağlatışın.

    Balkondayım. Vakit akşam. Biraz yorgun, birazda durgunum. Yüzündeki o
    tatlı gülümseyişini anımsıyorum. dudaklarını, öpüştüğümüzü. Kanım
    hızlanıyor. O dudaklarınla başkasını öptün mü bilemiyorum? Bunu düşünmek bile
    istemiyorum.

    Bir çok şeyi erteledik yaşamımızda.
    Bir yanımız ertelenmiş düşlerin toplamı.
    Bilemedik ertelemeyi bırakmayı. Geçmişi unutup yeniden başlamayı
    ögrenemedik. Sıyrılamadık geçmişin izlerinden. Hatalarımızla, gururumuzla
    yeni yaşamlar kuramadık. Başaramadık çünkü geleceğin bilinmeziyle değil,
    geçmişimizle var olduk.

    Şimdi anımsamak da güzeldi.
    Anımsamak ve birbirimizi aramamız az şey değildi en dar vakitlerimizde.
    Telefon tellerinden sesini duymak bile çok güzeldi. Mutluydum.
    Mutluluk, yıldızların parlamasıydı her gece. Yalnız tek başına olunca mutlu
    olamıyor insan. Çünkü mutlulukta bütün boşluklar doluyordu ama tek başına
    her şey anlamsızlaşıyordu.

    Gözlerinin içinde binlerce yıldız vardı o Eylül gecelerinde. Bütün
    günlerin gecelerinde yıldız var sanırdım gökyüzünde, yokmuş. Yanılmışım
    ben. Yanılmışım sen de yaşıyorsun bu dünyada. Hemde o yüreğinle.

    Seni düşününce gece gözlerim yaşardı ve ben ağladım sevgili. Sevgiler
    yürekte taşınır ve hiç ağır gelmez. Ben seni yüreğimde taşıyorum.
    Ve sonsuz bir acının esiriyle.

    Tatlı rüyaları, iyi geceler dilekleri çalınmış geceler benim artık.
    Oysa ne çok isterdim, bir bebeğin ağlayan sesinde gece yarılarında seninle
    birlikte uyanmayı...


    İnsan tek başına kök salamıyor bu dünyada. Tek başına hayat
    paylaşılamıyor...

  2. #2
    angel_nili
    Ziyaretçi

    Cevap: Seni Yüreğimde Taşıyorum

    Sevgiler hep yürekte taşınır ve hiç ağır gelmez. Ağır gelen,
    ayrılıkların verdiği acıdır. Ağır gelen ikiyüzlülüktür. Ağır gelen kötülerin iç
    dünyasıdır. Ağır gelen yalnızlıktır. Ağır gelen söyleyecek çok şeyi olup
    da konuşamamaktır. Ağır gelen, sözcüklerin boğazında düğümlenmesidir.
    Sessiz çığlıktır insanın içinde ki ağır gelen...






    uzun bir yazı ama çok güzeldi teşk.

  3. #3
    bjkpro adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-02-2005
    Mesajlar
    3,465
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Seni Yüreğimde Taşıyorum

    yüreğine sağlık uzun ama güzel bi yazı

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •