Tarih, kulaktan dolma verilerle yapılmaz... Çanakkale Savaşlarının bugün geldiği nokta, işi zaten bunca zamandır bu şekilde yapılmasından dolayıdır. Önce kesin kararla bütün hurafeyi ayıklarsınız, sonra elde ne var bakarsınız.
Azman Dede hikayesini yazan, bu dedeyle görüşüp dinlediğini söyleyerek yazıya döken Balıkesirli okutman Aydın Ayhan'dır. Dediği gibi, bu ihtiyarla görüşmüş ve izlenimlerini aktarmıştır. Ancak, yaptığı bu kadardır. Aydın Bey'i tanır ve işine güvenirim. Başka yazıları da sitemde yayındadır...
Benim yaptığı işe gelince... Önce, sözkonusu GS'lilerin o anlatılan hikayede, anlatılan noktada olamayacağını; ve anlatıldığı biçimde sahneler yaşamamış olacaklarını söylüyorum. Tarihler, yerler, birbirini tutmuyor.
Dolayısıyla, ya yazarın uydurmuş olacağını, ya da Azman Dede'nin masal anlattığını düşünmek durumundayım. Bu noktada, yazarın anlatımına güven duyduğumu söyleyebilirim; o ne dinlediyse olduğu gibi aktarmış. Ama, Azman Dede'nin, gerek yaşına, gerekse konumuna bakarak, onun bu hikayeyi kafasında yazdığını söyleyebilirim.
Bizim ülkemizde insanlarımız böyledir; özellikle yaşlılar, duydukları hikayeleri kendi gözleriyle görmüş gibi anlatırlar.. Özellikle bu 'gazilik' meselesi bir yaşlı için herzaman 'saygı görmek' anlamına geldiğinden, bu tip savaş öyküleri çok anlatılır... Bu nedenle, ciddi araştırmacılar bu anlatılara ciddi yaklaşmak zorundadırlar..
Bu öyküleri yukarıda da yazdığım gibi, Balıkesir Üniv'de okutman Aydın Ayhan beyin kitabından internete aktarmışlar. Bu kişiler Celal Bayar öğrencileri olmalılar... Bizim ülkemizde kaynak belirtmek gibi bir adetimiz olmadığı için, insanların emeği de böyle havaya gider. Tıpkı sizin, Mütercimler'in kitabı hakkında söylediğiniz gibi.
Azman Dede hikayesinin fotoğraflarla ilişkisine gelince... Bu da İzmir merkezli ve "Çanakkale Şehitleri Tanıtım ve Yardımlaşma Derneği" isimli bir bezirgan takımının ürününün nerelere kadar ulaştığının göstergesidir. Yalan yanlış hikayeler ve ilgili ilgisiz resimlerle broşürler takvimler basıp satarak milleti dolandıran ve vergi de vermeyen bu insanlar, bu saf toplum sayesinde bir ahtapot gibi yayılmıştır... Bu resimler, Avustralya'da "peace and harmony" sloganı atan sitelerde "Çanakkale'de Türk askeri" diye yayınlanmaktadır.
Siz bu tür öykülere kanabilirsiniz. Ama benim için beş paralık değeri yoktur. "Ufak tefek yanlışlıkları dışında..." diyerek bu öyküyü ciddiye alamam.
Çünkü, böyle tarihçilik olmaz...