Nasıl ki, harfleri öğretmeden çocukların elleiıne sefiller tutuşturulmaz, rakamları öğretmeden türev integral anlatılmaz, iman meselesi halledilmeden dinin detayları tartışılmaz. Bazi insanlar, günlük yaşayışımızı, Allah ile münasebetimizi zerre kadar ilgilendirmeyecek konularda dahil bir sürü soru soruyorlar. Elbette ki bunların çoğunda amaç birşeyler öğrenmek değil, insanların kafalarını karıştırmak, zaten zayıf olan imanımızı iyice zayıflatmak.
Zaten zayıf olan imanımız diyorum, çünkü toplum olarak dinimiz konusunda okumuyoruz, kafa yormuyoruz. Pek çoğumuzun müslüman olmasının tek sebebi babamızın, annemizin müslüman olması. Kulaktan duyduğumuz pek çok şeyi din deyip sahipleniyor, bu hususta çelişkiler oluşturuyoruz. Günlük namazların kılınmamasını, çok az insanın zekat vermesini sorun etmiyoruz ama sünnet olan bazı şeyleri, mesela teravih namazı, terkeden insanı ayıplıyoruz. Kuran,sünnet ve hadis bilgimiz çok sınırlı. Hal böyle olunca, bazı insanlar bunu fırsat bilip abuk subuk sorularla ortalığı bulandırıyor, bizde yarım bilgimizle cevap yetiştirmeye çalışıyoruz. Tartışılan pek çok şeyin bizi aslında hiç ilgilendirmediği, ilgilendiren kısmın çoğununda takva ile ilgili olduğu gözümüzden kaçıyor.
Halbuki, takvanın öncesinde iman gelir. Günahkar insan cennete girebilir, imansız insan cennete giremez. O yüzden detaylara takılmadan, işin özünü kavramak gerekir. İman nedir? Allah'a ve onun inanmamızı emrettiği şeylere inanmaktır. Burada, önamli kelime inammaktır. Hiçbirimiz, Allah'ın gerçekten var olup olmadığını bimiyoruz, sadece buna inanıyoruz yada inanmıyoruz.
İnanmayanların delilleri ortada: Allah varsa niye göremiyoruz, niye bu dünyada adaletsizliğe izin veriyor, Nasıl bir varlık ezeli yada ebedi olabilir, ve buna benzer birkaç şey daha. Bunların hiçbirisi, Allah'ın yokluğunu ispatlamaz, ama
inanmamaya sebep olabilir. Hepsinin cevabı vardır, ama bu cevaplarda Allah'ın varlığını ispat etmeye yetmez. Eğer Allah'ın varlığı ispat edilebilseydi, bunu peygamberler yapardı. İnsanlar mucizelere bile sihir diye burun kıvırırken bizim söyleyebileceğimiz hiçbir söz bu kalbi kararmış insanlara Allah'ın varlığını ispatlayamaz. Ancak biz bunlar hakkında düşünmeye zorunluyuz, öncelikle kendi imanımızı koruyabilmek için, ondan sonra bunları etrafımızdakilere anlatabilmek için.
Allah varlığını açık etmemiştir, çünkü bu dünya hayatı sadece bir imtihandır. Allahı tanımamıza ve iman etmemize yetecek deliller ortadadır, kavrama yetersizliğimizden dolayı yanılmamızı sağlayacak şıklarda ortadadır. İsterseniz inanırsınız ve gereğini yaparsınız, istemezseniz inanmazsınız. Allah isteseydi yıldızlarla, La ilahe illallah yazardı yada üzerimize melekleri gönderirdi ama o zaman imtihan sırrı ortadan kalkardı. Allah onun varlığını bilmemizi değil, buna inanmamızı istiyor.
Allah'ın varlığına pek çok delil vardır. Yıldız sistemlerinden, atom altı parçacıklara kadar varolan mükemmel sanat, mükemmel mühendislik, mükemmel bilim, Kusursuz bir alimi, mükemmel bir mühendisi ve sanatçıyı gerektirir ki bu da bizim inancımıza göre Allah'tır. İnancımıza göre diyorum, zira bütün bunların tamamen tesadüf olması ihtimali vardır. Ancak yolda üst üste üç taş görsek bunları birisi üst üste koymuştur diye düşünürüz, çünkü o üç taşın kendiliğinden ya da, rüzgarı etkisi ile üstüste gelme ihtimali hemen hemen sıfırdır. Hiç bir aklı başında insan aksini iddia etmez. Ancak birisi çok aç olduğu bir anda tamamen alakasız bir ortamda, önünde hazırlanmış muhteşem bir sofra görse bunun sahibi yoktur diyebilir, çünkü bu işine gelir.
Allah'a inanmamakta böyledir. Allahsız bir varoluş ihtimali teknik olarak sıfırdır ama imkansız değildir. İnsanlar kendilerinden çok dahe üstün bir varlığı kabul edip, ona ibadet etmenin zahiri ağırlığındansa, o neredeyse sıfır olan ihtimale sarılmaya tercih ediyorlar. Ancak bu onları kesmiyor, diger insanlarında kendileri gibi düşünmesini sağlamaya çalışıyorlar. Siz siz olun detaylarda boğulmayın, önce imanınızı sağlamlaştırın, Ayet ve hadis bilginizi geliştirin.
Kıbleyi bilmeyen ve sorma ihtimali olmayan bir insan, en makul olarak düşündüğü yöne döner ve namazını kılar. Astronot arkadaşlar bunun vebali hakkında kafa yormasınlar. Peygamber efendimiz son peygamberdir, çünkü Allah böyle dilemistir. Kafirler daha zenginler, çünkü Allah kulu neyi isterse onu verir. Dua sadece kavli değil aynı zamanda fiilidir. İnançsız Japon çalıştığı için fiili duayı yapmıştır. Hadis-i şerifte dendıği gibi, "Dünyanın Allah katında sivrisinek kanadı kadar değeri olsaydı, kafirlere ondan bir yudum su dahi içirmezdi."
Bunlarla uğraşmayın, ne astronotun namazı sizi kurtarır hesaptan , ne kafirin malı.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
