Trabzonspor Türk futbolunun Tek gerçek efsanesidir. Trabzon'da futbol hepimizin içine kök salmış,başımızı döndürmüş kahramanca gurur demektir. Herkes delikanlı, harbi futbolun ahlak ilkelerine sadık ve dürüsttü…
Trabzonspor, Türk futbolundaki ölümsüz yerini almıştır. Hala bıkıp usanmaksızın çılgın bir arzuyla tüm Trabzonsporlular ölünceye kadar o muhteşem Trabzonspor'u özleyip, anlatıp, bekleyip duruyor. Bakın biz 1. lige çıktığımızda 3 büyüklerin 18 tane şampiyonluğu vardı. Bu şampiyonlukları Yeşildirek, Karagümrük, Kasımpaşa gibi onlarca İstanbul mahalle takımını yenerek oldular. Şimdi ne diyorlar, yakamıza 14 yıldız takıyoruz, 15.'sini takacağız diye bir çalım, böbürleniyorlar. İnsan utanır. Sen otuz yıl Avrupa kupalarında ikinci tura çıkamamışsın. Beykozları, Hasköyleri yenerek bu yıldızları takıyorsun, Türkiye'yi yenerek değil.
Zaten Türkiye liginin kuruluşu sakattır. Ta o zamanlarda İzmir takımları İstanbul kökenli bu lige karşı çıkıp, katılmak istemediler; yollar uzun gidip gelmek zor diye. İstanbul'un iç mahallelerinden dolmuşla, tramvayla deplasmana giderek yapılmış 18 şampiyonluk. Türkiye liginin tarihi yeniden düzenlenmeli. 1975'ten sonra, ya da ne bileyim, Anadolu takımlarının ligde denge oluşturduğu yeni bir tarih başlangıç alınmalı. Bu kadar haksız bir ligin yıldızları formalara, şan, şöhret, efsane diye takılmaz. Şimdi ben soruyorum, o yıldızların beş-on tanesini Beylerbeyi ya da Yeşildirek'e on, on beş gol atarak aldın, Türkiye yıldızı değil onlar, İstanbul mahalle takımlarının yıldızı. Yol yokmuş, gidip gelmek gerçekten zormuş diye orada mahalle arasında birtakım takımlar kendi aralarında lig kurmuş, şampiyon olmuş, bize ne? İşte Trabzonspor bir sel felaketi gibi alt üst etti bu ligi. Trabzonspor öyle güçlü, öyle kuvvetli bir güneşti ki, bu ligi tarihe gömdü.
Sorumuz şudur, biz geldikten sonra ne oldu? Biz lige gelene kadar bu takımlar Avrupa'dan kim gelirse on yıllar boyu beşer-onar yiyip Avrupa'nın averaj ya da eğlencesi olmuş takımlardır. Haksızlığın asıl acımasız tarafı, Trabzonspor'un ikinci ligde çektikleridir. Üç büyükler hiçbir zaman ikinci lig trajedisi yaşamadı. 1967'den şampiyon olduğumuz yıla kadar her yıl, otobüsle iki gün süren, iki gün de dönüşü süren deplasmanlar. Bandırma, Balıkesir, Düzce, Adanademirspor deplasmanlarında, yollarında Trabzonspor'un futbol aşkıyla, parasız, yoksul, tertemiz bu çocukların Anadolu yollarında çektikleri, hangi imkansız, inanılmaz, şartlarda futbol oynadıkları bugün bile dile getirilemez. İkinci ligde uzun yıllar kalmamızın sebebi bu uzun yollardır, o günlerin otobüsleri Ankara-Trabzon arasını dahi iki günde, üstelik gece konaklaması yapılarak gidiliyordu. Lige geldiğimizde dahi, üç büyükler, Sarıyer, Bakırköy, İstanbulspor her yerde, 13-14 maçı İstanbul sınırından hiç çıkmadan yapıyordu.
Trabzon ise bu kadar yolu, yılda 8-10 defa İstanbul'a gidip geliyordu. Futbola bu kadar körü körüne, bu kadar kul köle bir başka takım yoktur. Bugün Anadolu takımları bu kadar korkunç uzaklık yaşamıyor deplasmanlarla. Üstelik İstanbul'a bir yılda on defa gidiyor, onda da bozguna uğratıyorduk. Şampiyon olamadığımız uzun yıllarda Trabzon ligi ya ikinci bitirdi, ya üçüncü. Ama en önemlisi Trabzonspor aralıksız tam 22 sene Türkiye Birinci Ligi'nin en çok alkış alan, en beğenilen, en iyi futbolunu oynadı, bunun altısında şampiyon oldu ama, geri kalan sezonların en kıran kırana maçlarını, en harbi maçlarını Trabzonspor çıkardı..
On yıllar boyu Türk basını ve futbolunun tek derdi, bu fırtınadan, bu beladan nasıl korunacağız oldu. Üç büyük olmanın getirdiği medya ve bilinen baskıların oluşturduğu avantajlarla Trabzonspor'un önü kesildi. Trabzon bileğinin hakkı denilen o futbolun en harbi yüzünü dize getirmiştir. Kendi aralarında evcilik oynayan bu takımlar futbolun gerçek, sert ve onurlu yüzünü görünce paniğe kapılmış, kıskançlık içinde beyinlerini yemişler, her türlü deliliği denemişlerdir, ama sonunda kazanan Türk futbolu oldu, çünkü Trabzonspor İstanbul ligini yıkıp parçalamıştır.
Bizim şampiyonluklarımız yüzyılların itilmişliğiyle ağır bir sıkıntılı havaya bürünmüş tüm Anadolu kasabalarını salladı. Nihayet Anadolu gerçek bir 'zafer' tanıdı. Futbol bir çeşit hipnotizma oldu. Geçim derdi, yoksulluğu, itilmişliği unutup, tüm Anadolu Trabzonspor'la heyecan duymaya, onunla ağlamaya, sevinmeye başladı. Ve tüm Türkiye şehir takımları kendine güvenle, Trabzonspor formasının renklerini dahi taklit ederek, bugün Anadolu'daki büyük futbol sevgisini yarattı.
Trabzonspor'un şampiyonlukları bir infilaktı. Biz Anadolu çocuklarının kalplerini paramparça etti. Trabzonspor aşkı ve efsanesi olmadan hiçkimsenin Türkiye ligi üzerinde konuşmaya hakkı yoktur. Çünkü Trabzonsporsuz bir Türkiye ligi hiçbir zaman olmamıştır. Şampiyon olduğumuz yıllar biz Trabzon şehir stadını dolduracak bir şehir nüfusuna sahip değildik. Ama önce Ordu, Giresun, Rize'den gelen, sonra, inanılmaz ama, yine yol yok, para yok, Erzurum ve Kars'ın dağlarından, ta Urfa'dan, Van'dan gelen köylü seyirciler gördük. Trabzon şehir stadını görünce stadyum beton bloklarına sarılıp ağlayan Urfalı Erzurumlu seyirciler gördük. Yine İstanbul deplasmanına gittiğimizde hayretle gördük, Urfalı, Vanlı, Ardahanlı, Maraşlı seyirciler, on yıllar boyu tribüne oturdu. Bordo-mavili bayraklarla oturdular. İşte bu tribünlerin uğultusu Türkiye ligi tarihini gerçekten yeni baştan yazmıştır...
Anadolu'da herhangi bir takımın alacağı şampiyonluk, aynı zamanda Trabzonspor'un da şampiyonluğudur.
Trabzonspor'un mükemmel yıllarında İstanbul basını, Anadolu-İstanbul ayrımı yapılıyor diye şeytansı bir iftirayla bölücülüğe başladı. Yanlış bunlar, çirkin tuzaklar. Anadolu-İstanbul ayrımı yok.
Türkiye-İstanbul ayrımı var. Trabzonspor hiçbir zaman Anadolu'nun değil, Türkiye'nin takımı olmuştur. Avrupa liglerinde, averaj yemeden, sahaya çıkıp dobra dobra oynayarak göstermiş, Türkiye futboluna hakim ezikliği önce Trabzonspor gidermiştir. Otuz yıl ikinci tura çıkamayan İstanbul büyükleri, nihayet, 15 yıl aralıksız, ikinci, üçüncü tura çıkan bir takımı hayatlarında ilk defa Trabzon futboluyla gördüler. Hepsine bu kadar uzun yıl futbol dersi verdiğimiz halde, Trabzon dört-beş sene gerileyince hemen yine 'üç büyükler' efsanesini ısıtmaya koyuldular, yine, Trabzon'u safdışı bırakıp, kendi aralarında mahalle maçı yapmak istiyorlar. Trabzon ne zaman güçten düşerse, üç büyükler teranesi başlar!..
Nihat Genç


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

