• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 12 1234567891011 ... SonSon
118 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    yurejya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-12-2005
    Mesajlar
    123
    Karizma Gücü
    0

    "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???

    artık ayet mi değil mi tam olarak bilemiyorum ama böyle bir söz varmış Allah'ın peygambere söylediği söylenen. Bilmiyorum bana biraz ironik geldi. Zaten peygamberlerin geliş amacı belli değil mi , Allah onları biz "aciz,zavallı,kafası çalışmayan,ezik" kullarına doğru yolu göstermek için göndermedimi yani peygamberlik fonksiyonu sadece bir aracılıktan ibaret benim anladığım kadarıyla. Kaiınatın yaratılış amacının ise peygamberin kendisi olması- yani düz mantıkla kainatın amacının vahiy indirmek olması- -bana biraz garip geldi. Bilmiyorum..

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    20-06-2005
    Mesajlar
    235
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???

    öncelikle demiş olduğun "aciz,zavallı,kafası çalışmayan,ezik" yaratık inanmayan topluluklar için geçerlidir."sen olmasaydın kainatı yaratmazdım sözü" Hadisi Kutsi'dir.
    Hadisi Kutsiözler Hz. Muhammed’in olup, tanrısal bir nitelik taşıyan ana düşünce vahiy yoluyla Peygambere bildirilir. İslam inancına göre, deneyim üstü olan ve dolayısıyla, bilimin konusu dışında kalan, yalnızca inanç alanına giren vahyin niteliği, sadece onu yaşayan peygamberler tarafından bilinenidir


    bunu okumanı ve biraz olsun anlayacağını düşünüyorum.

    Bin dört yüz yıl öncesiydi. Semâvat ve arz; karanlığın, cehâletin, zerdüştlüğün, yaygın olduğu; gaflet uykusuyla göz ve dimağların kapandığı; hodbinliğin, ruhî ve cismî esaretin, atalet ve sefilliğin yaşandığı bir asırdı. Yağmurlar bitkilere küsmüş gibiydi. Güneş olabildiğince kavuruyordu Mekke Sokaklarını. Sanki intikam alıyordu beşerden. Ve diyordu ki; beni müzeyyen bir şekilde süsleyip, semâya ziyalı bir ışık yaparak, istifadenize sunan Hâlıkımızı niçin tanımaz, görmezsiniz, şükretmezsiniz?” ama zîşuur olan (cahil) insanın ne gözünde o hitâbı anlayacak bakış, ne de kalbinde o mânâyı sezecek his kalmıştı. Adetâ yaşayan cenazeye dönmüştü insanoğlu. İşte böyle bir zamandı cahiliyet devri.

    Derken, bir gece semâvat ve arz büyük bir sarsıntıyla uyandı. Nihayet beklenen an gelmişti. Her şey anlam kazanmaya başlamıştı. Dünya kendi mevcûdiyetinin asıl sebebi olan, bununla da “sen olmasaydın Yâ Muhammed, sen olmasaydın kainatı yaratmazdım.”ilâhî hitabına mazhar olan, Kainatın Reis’i, Fahr’i, Nur’u Muhammed Mustafa teşrif etmişti.

    Her şeyi gibi dünyaya gelişi de büyük bir mucize olmuştu. Ve tenindeki gül kokusunu sunmaya başlamıştı daha ilk anda. Evet, harikalar içerisinde gelmişti, öyle bir gelişti ki bu... o doğduğunda zuhur eden nur, kıyamete kadar kainatı ışıklandıracaktı. Bin yıldan beri yanan Mecûsilerin ateşini söndüren o “nur”; Said “Nur”sî’nin şahsında Verâset-i Nübüvvet sırrıyla bin üçyüz elli sene sonra inkâr-ı ulûhiyetin, dinsizliğin manevî ateşini söndürmüştü. Kisranın saraylarının burçlarının yıkılmasına sebep olan o “nur” ahirzamanda da insanın iç dünyasına kurulan enâniyet sarayının “nefs” burçlarını yıkmıştı. Güneş bile sıcaklığını onun nurundan alıyordu bu zamana kadar.

    Çocukluğundaki harika halleriyle de insanları şaşkınlık içerisinde bırakıyor, kendisine teveccüh ettiriyordu. Ve bin dört yüz sene sonra da sosyologların psikologların akıllarını hayrette bırakıyor, kendine hayran ettiriyordu o “nur” çocuk.yıllar sonra aklı, mantığı, ahlâkıyla yirmi beş yaşında bir genç olmuştu artık o. “emîn lâkabıyla da kendisinden on beş yaş büyük olan Haticet-ül Kübra’yı etkileyip, evlenme teklifi ettirecek kadar âlî bir insandı Sevrer-i Nebî. Hem dikkat çekiciydi ki; o nur yüzlü, doğru sözlü genç nebî, kendini beğendirmek ve Haticet-ül Kübra’ya güzel görünmek için uğraşmamıştı. Ne demek isityordu bu hâliyle ahirzaman gençlerine.

    Ve nihayet o an gelmişti. Nübüvvet mührünün farklılığını farketme ve Risalet tâcını giymek zamanıydı. Hira mağarasında Cebrail(as) isimli meleğin kendisini üç defa sıkıştırarak, “oku, Rabb’inin adıyla oku” demesiyle, kendisini, kainatı, Kur’an-Hakîm’i okuması istenmişti daha ilk vahiyle birlikte. O Şefkatli Nebî , o mübarek insan, ürkmüş ve kormuş bir halde zevcesinin yanına geldi. “Beni örtünüz , beni örtünüz”dedi. Onu bu derece titreten “oku” emri, bizi neden hiç sarsmıyordu? Yoksa önemsiz miydi “ben”i, kainatı, Kur’an-ı Kerîm’i okumak?

    Zât-ı Zülcelâl, irşad etme vazifesiyle görevlendirdiği sevgilisine önce “oku” demişti, “Alîm” isminin tecellisiyle ona ilminin kapısını açmıştı. Zât-ı Zülcelâl kainat kitabına yazdığı Tekvîni Ayetleri Kur’an-ı Hakîm’inde tercüme etmiş, o Kelâm-ı Ezelîyi de Resûlünün şahsında bütün insanlığa göndermişti.

    Artık semâvat ve arz Muhammed-ül Emin olan Resûl-ü Ekrem’i miraçtaki Risaletiyle beraber kendi üzerinde taşımaktan son derece mes’ud ve müsterih olup, her daim ona salât ve selâm getirmişlerdi. Çünkü O,Hâlıklarının en sevgilisiydi. Onun Risaletiyle suların akışı daha bir canlı, güneşin ziyası daha bir aydınlıktı. Kuşların, böceklerin mânidar ötüşlerinde, güllerin açılışında onun nurunun tecellisi vardı.

    Karanlık nura, cehalet ilme, sefalet safahata, enenin nahnüye döndüğü o zaman asr-ı saadetti artık. Cehaletin kilit vurduğu kalpler, iman hakikatleriyle, “sohbet-i nebevî” ile bir bir açılarak ilim meyvelerini vermeye başlamıştı. İlk meyveydi hanımı ve sevgili dostu Hz. Ebûbekir. Ahir olan bu zamanda da sohbet-i Nebevîye mazhar olmak, Sünnet-i Seniyye’ye kemâl-i ittibâ ile olabilirdi. İşte o zaman, her duamızda mânen yanımızda olurdu Resûl-ü Ekrem (asm). Ziyası öyle bir ışıktı ki; Arabistan yarımadasından dünyaya, dünyadan kainata ulaşacal kadar etkiliydi. Çünkü O, kainatın “Hakikat Güneşi”ydi. Ve O zamanın ve tüm zamanların en Bedîsiydi.

    Belki bin dört yüz sene geçmişti Nebiyy-i Zîşânın devrinin üzerinden, ama Hadisleri, Sünnetleri değişmemişti. O zaman “çölde açan bir gül” idi. Şimdi ise, “karla kaplanmış gönül yollarında açan bir kardelen.” Onun ismi gökte hâlâ “Ahmet”, yerde “Muhammed”di. Almalıydık o Nur’u tarihin tozlu raflarından. Yaşantımızı o nurun ziyasıyla ışıklandırmalıydık. İç dünyamızı Risâlet gülleriyle süslemeliydik. Çünkü; kalpler ancak onun sohbetiyle aydınlanırdı.

  3. #3
    yurejya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-12-2005
    Mesajlar
    123
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???

    etkileyici bi yazı. Yazan, etkili bi yazı olması için üstünde kafa yormuş belli. Arkadaşım yazdıklarına saygı duyuyorum ve tamamını da anladığımı sanıyorum ama bir fikir geliştirmemişsin ve bu yazının içinde de bir fikir yok ..Yani benim anlatmak istediğim şey daha tartışmaya açık bişey değil mi ,en azından ben öyle sanıyordum. Teşekkürler yorumun için

  4. #4
    müslüman adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2005
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???

    Yurejya bence aracılık demekle olayı biraz hafifletmiş oluyorsun.Sadece aracımıdır peygamerimiz ? Duyduğun doğru kainatı ve bizleri Peygamberimizin yüzü suyu hörmetine yarattı... Bence biraz daha araştır sadece bir fikir yinede sen bilirsin

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    26-11-2005
    Mesajlar
    400
    Karizma Gücü
    7

    Cevap: "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???

    "Bin dört yüz yıl öncesiydi. Semâvat ve arz; karanlığın, cehâletin, zerdüştlüğün, yaygın olduğu; gaflet uykusuyla göz ve dimağların kapandığı; hodbinliğin, ruhî ve cismî esaretin, atalet ve sefilliğin yaşandığı bir asırdı. Yağmurlar bitkilere küsmüş gibiydi. Güneş olabildiğince kavuruyordu Mekke Sokaklarını"

    yazı güzel şiir gibi maşaallah.

    "Güneş olabildiğince kavuruyordu Mekke Sokaklarını"

    sanki şimdi kavurmuyormu mekke sokaklarını güneş . Daha çok kavuruyor.
    Mekkeli kadınlar araba kullanma ehliyeti alamıyor. Özgürce kapı dişarı çıkamıyorlar.

    "gaflet uykusuyla göz ve dimağların kapandığı; hodbinliğin, ruhî ve cismî esaretin, atalet ve sefilliğin yaşandığı bir asırdı."

    Şimdide müslümanlığın yaşandığı pek çok ülke halen böyle. Afganistan, sudan, suud, bengladeş,iran, ırak, pakistan vs .

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    25-11-2005
    Mesajlar
    92
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???


    Kainatın Peygamber için yaratıldığı hadisi uydurma bir hadistir.

    2Bakara/29. O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.


    Ayrıca bakınız:
    Evren, Peygamber için yaratılmadı- 7.10.2004/20.02.2004 (www.gazetevatan.com Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof.Süleyman Ateş)

    TIKLAYINIZ

  7. #7
    yurejya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-12-2005
    Mesajlar
    123
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???

    Alıntı insanca tarafından gönderildi.

    Kainatın Peygamber için yaratıldığı hadisi uydurma bir hadistir.

    2Bakara/29. O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.


    Ayrıca bakınız:
    Evren, Peygamber için yaratılmadı- 7.10.2004/20.02.2004 (www.gazetevatan.com Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof.Süleyman Ateş)

    TIKLAYINIZ

    insanca, bu bilgiyi bilgilerimize sunduğun için sana teşekkür ediyorum. Sanırım pek çok şey daha net oturacaktır artık yerli yerine.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    25-11-2005
    Mesajlar
    92
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???

    Yararlı olabildimse ne güzel!

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    22-12-2005
    Mesajlar
    3
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???

    Alıntı yurejya tarafından gönderildi.
    etkileyici bi yazı. Yazan, etkili bi yazı olması için üstünde kafa yormuş belli. Arkadaşım yazdıklarına saygı duyuyorum ve tamamını da anladığımı sanıyorum ama bir fikir geliştirmemişsin ve bu yazının içinde de bir fikir yok ..Yani benim anlatmak istediğim şey daha tartışmaya açık bişey değil mi ,en azından ben öyle sanıyordum. Teşekkürler yorumun için
    dostum kesinlikle haklısın maalesef bilen bilmeyen hemen herkes her konuda iddalı kendini bişeyleri izah etme durumunda hissediyor buda insanın fıtratında olan bi durum, ama derlerya yarı imamda dinden eder böylede bi tehlike söz konusu o yüzden özellikle dini konularda tam ehil olmadan fikir beyan etmek sakıncalı olabiliyor
    soruna gelince daha önce benimde aynı şekilde aklıma takılmış olması sebebiyle biraz araştırmıştım o yüzden cevap yazabiliyorum yoksa almış olduğum herhangi bir dini eğitimim falan yok.

    SEN OLMASAYDIN KAİANATI YARATMAZDIM hadisinde anlatılmak istenen peygamberde olsa tek bir şahıs için yapılan bir jest falan deildir.Bilindiği gibi hz Muhammed (sas) kişiliğinde fıtratında en son en mükemmel din olan dinimizin Allah tarafından bütün unsurlarını barındıran yüce ve seçilmiş bir insandır, Yani hadisteki sen`den kasıt yüce dinimiz ve onun kitabı hz. KURAN dır. kainatın yaradılış amacı insanlığın bu muhteşem din aracılığıyla yüceltilmesi ödüllendirilmesidir. Hz. Muhammed (sas) se bu dinin muhteşem belkide kusursuz bir modelidir. Dolayısıyla hadisteki sen kelimesinde son din olan Müslamanlık yani İslamiyet ve onun kitabı HZ KURAN sözkonusudur Hz Muhammedse sünnetiyle bu dinin en iyi uygulayıcısıdır
    gerçekler daima güzeldir

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    24-12-2005
    Mesajlar
    73
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: "Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" !!???

    Böyle bir söz yok.......Tevhid inancına aykırı.......

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. neyi merak ediyoruz"""forum üyeleri hakkında"""" (arak konu :M)
    TF Üyeleri-TF Olayları-TF Ekseni bölümünde SlamDunk tarafından açılmış
    Yanıt: 26
    Son Mesaj: 18.07.05, 13:50

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •