• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor

Konu: panik atak

  1. #1
    vedatt19 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-11-2005
    Mesajlar
    1,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Tartışma panik atak

    Aşağıdaki belirtilerin dördünün yada daha fazlasının birden başladığı ve 10 dakika içinde en yüksek düzeyine ulaştığı,ayrı bir yoğun korku ya da rahatsızlık duyma döneminin olması panik atak olarak değerlendirilir.
    (1) Çarpıntı,kalp atımlarını duyumsama yada kalp hızında artma olması.
    (2) Terleme.
    (3) Titreme ya da sarsılma.
    (4) Nefes darlığı yada boğuluyor gibi olma duyumları.
    (5) Soluğun kesilmesi.
    Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi.
    (7) Bulantı ya da karın ağrısı.
    (8) Baş dönmesi,sersemlik hissi,düşecekmiş ya da bayılacak mış gibi olma.
    (9) Derealizasyon (gerçek dışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma
    duyguları)
    (10) Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu.
    (11) Ölüm korkusu.
    (12) Uyuşma ya da karıncalanma duyumları.
    (13) Üşüme,ürperme ya da ateş basmaları.
    Panik atakların sıklık ve şiddeti kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir.Panik ataklar ortalama olarak 15-20 dakika sürebilir.Ancak bazen 1-2 dakika bazen da bir saatten daha uzun sürebilir.
    Bazen hastalar bir kalp krizi geçirdikleri düşüncesi ile acil servislere giderler.Ancak bunun kalp krizi olmadığına kişiyi inandırmak kolay olmayabilir.Panik atak bayanlarda erkeklerin en az iki katı daha fazla görülmektedir.Günümüzde Amerikan Toplumunun %3.5'inde panik atak bulunmaktadır.En çok başlama yaşı ergenlik sonundan yetişkinlik başlangıcına kadar olan dönemdir.Hastalığın oluşmasında genetik faktörlerin önemli olduğu bilinmekle birlikte bu durum tam olarak aydınlatılabilmiş değildir.
    Panik atağı olan insanların ebeveynlerinin aşırı koruyucu,disiplinli,öfkeli,tehdit edici tutumları olduğu
    bilinmektedir.İlk panik atağın ortaya çıkışından önce olumsuz yaşam olaylarına bağlı stresler genellikle kişilerde vardır.Bu stresler ilk panik atağı tetikleyebilmektedir.
    Tedavisi:
    Anksiyeteyi arttıran yiyecek ve içeceklerin mümkün olduğu kadar kullanılmaması gerekir (örneğin;kafein içeren çay kahve kola ve çikolata).Tedavide Amerika'da en yaygın kullanılan ilaçlar serotonin geri alım inhibitörleridir (SSGİ) .Yan etkilerinin nispeten daha az olmasından dolayı bu gruptan ilaçlar genellikle tercih edilmektedir.Amerika'da İlaçlarla panik atak % 70 ila % 90 oranında tedavi edilebilmektedir.Türkiye'de aynı başarının elde edildiğini tahmin etmiyoruz.Tedavi ortalama bir yıl kadar sürmektedir.Ancak tedaviden sonra hastalığın tekrarlama (relapse) ihtimaline karşın ilaçların 6 ay ile 1 yıl daha kullanılması gerekebilir.İlaçların kademeli olarak azaltılarak kesilmesi gerekir.
    Psikoterapiler:
    Sistematik duyarsızlaştırma ( Korkulan şeye kademeli olarak kişiyi alıştırma) tekniği oldukça yararlıdır.Bilişsel-Davranışçı yaklaşımlar en fazla etkili olan psikoterapilerdir.Panik atak sırasında kişinin dikkatini başka noktalara yönlendirmesi,solunum kontrol teknikleri ,gevşeme teknikleri de oldukça yararlıdır.

    alıntıdır...

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    34
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: panik atak

    Bu hastalık benim annemde vardı.Gerçekten çok güç durumlar yaşıyordu.Söylediğine göre bunu korkudan korkmakdan vazgeçerek yendi.Yani, panik atak sırasında yaşadığı sanrılardan korkmaktan vazgeçtiğini ve onları yok saydığını söyledi.Böylece iyileşti.

  3. #3
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    Cevap: panik atak

    korkudan korkmaktan vazgeçildiği zaman iyileşme başlıyor. ancak korkudan korkmamalıyım diye düşünebilmek ve adım atabilecek ruh halini yakalamakta zor tabii. bu noktada telkin çok önemli.yakın çevredekilerin telkini ve kişinin bu rahatsızlığı araştırarak kendini telkin edebilmesi iyileşmeyi hızlandırıyor.

    çoğu kişi psikiyatrist desteği alıyor. alınmasıda gerek. son dönemlerde çok fazla insan panik atak yaşıyor. en azından iyileşme oranı en yüksek olan, tedavisi olan bir rahatsızlık.

  4. #4
    finito adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-06-2005
    Mesajlar
    15,172
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    evet konuyla ilgili ben de bir kaç bilgi aldım onları buraya aktarayım aldığım kaynaktan arkadaşlar. toplumda sıkça karşılaşılan bir rahatsızlık.








    Panik atak nedir?
    Panik atak, aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleri olarak tanımlanır.

    Güncelleme : 18 : 56 TSI 28 Mayıs 2005 Cumartesi

    - Hastaların çoğu zaman “kriz” adını verdiği bu nöbetler yani panik atak birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde en yoğun düzeye çıkar. Çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarakta 1 saat kadar devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.


    Panik Atağının Belirtileri Nelerdir?
    * Göğüs ağrısı yada göğüste sıkışma
    * Çarpıntı, kalbin kuvvetli yada hızlı vurması
    * Terleme
    * Nefes darlığı yada boğulur gibi olma
    * Soluğun kesilmesi
    * Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek yada bayılacak gibi olma
    * Uyuşma yada karıncalanma
    * Üşüme, ürperme yada ateş basması
    * Bulantı yada karın ağrısı
    * Titreme yada sarsılma
    * Kendini yada çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
    * Kontrolünü kaybetme yada çıldırma korkusu
    * Ölüm korkusu
    Bir panik atağında bu belirtilerden en az 4 yada daha fazlası bulunur.
    Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise kısıtlı panik atağı adı verilir.

    Panik Bozukluğu Nedir?
    Panik bozukluğu, tekrarlayan, beklenmedik panik atakları ve ataklar arasındaki zamanlarda başka panik ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma. Panik ataklarının “kalp krizi geçirip ölme” , “kontrolünü yitirip çıldırma” yada “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma yada ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem alarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek yada içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi ) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.

    Panik Bozukluğu Nasıl Oluşur?
    * İlk atak başlıyor: Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi ‘kalp krizi ’ geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir ‘ölüm korkusu’ ya da ‘felç olma’ korkusu yaşar. Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, ‘kontrolünü kaybetmeye’ yada ‘çıldırmaya başladığını’ düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar ‘hiçbir şeyi yok’ ya da ‘stresten olmuş ’ derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.
    * Ataklar tekrarlıyor: Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Hasta, her yeni atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.
    * Beklenti anksiyetesi gelişiyor: Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.
    * Yoğun ve sürekli üzüntü: Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.
    * Yoğun davranışlar değişiyor: Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları ” felaketler” e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

    Agorafobi Nedir?
    Hastaların %60’ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak yada köprülerden geçemez, Pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar. Bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler. Hastaların, yalnız başlarına panik atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına agorafobi denir.

    Panik Bozukluğu Nasıl Bir Hastalıktır?
    Panik bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır. Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4’ ü bu hastalığı ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

    Panik Bozukluğu Neden Oluşur?
    Panik bozukluğunun neden olduğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:
    * Panik bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.
    * Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda ortaya çıkan ve tamamen ‘doğal ve zararsız’ olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da ‘kalp krizi geçiriyorum, öleceğim’ , ‘çıldırıyorum’ ‘felç olacağım’ şeklinde yanlış yorumlanması sonucu ile oluşur.

    Tedavisi Mümkün müdür?
    Panik bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır. Bunlar:
    * İlaç tedavisi: İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır. İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.
    * Bilişsel-davranışçı tedavi: Bu tedavide iki amaç vardır.
    Hastanın, aslında tamamen ‘zararsız’ olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
    ‘Panik atağı gelirse’ endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden ‘alıştırılması’ amaçlanır.

    En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanması ile alınmaktadır.

    LÜTFEN UNUTMAYINIZ!
    * Panik bozukluğu, kesinlikle ölüme ya da çıldırmaya veya felç olmaya yol açan bir rahatsızlık değildir.
    * Doktorunuz önermedikçe korkularınız ile baş etmek için kalp, tansiyon, çarpıntı ilacı, vitamin, sakinleştirici ilaç ya da alkol kullanmayınız yada gerekir diye yanınızda taşımayınız.
    * Sadece doktorunuzun önerdiği ilaç ya da ilaçları kullanınız.
    * İlacınızı doktorunuzun söylediği şekilde ve dozda kullanınız, o gün iyi ya da kötü oluşunuza göre dozu azaltıp arttırmayınız.
    * Tamamen iyileşseniz bile doktorunuza danışmadan tedavinizi kesmeyiniz.










    alıntının yapıldığı yer : ntvmsnbc.com

    orjinal kaynak: pfizer türkiye
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu
    ©º° SKYMOON EFE toprağın bol mekanın Cennet olsun °º©


    Türkforum'a bugüne kadar gönderilen her 58 mesajdan birinin Efeler Birliği başlığına gönderildiğini biliyor muydunuz?

  5. #5
    vedatt19 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-11-2005
    Mesajlar
    1,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    teşekkürler finito ellerine sağlık

  6. #6
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    Panik atağı nedir?

    Yoğun korku ve huzursuzluk durumunun olduğu, aniden başlayıp, rahatsızlığın en geç 10 dakika içinde en üst düzeye ulaştığı ve 13 adet vücutsal ve düşüncesel belirtiden, en az 4 unun varolduğu bir kaygı nöbetidir. Bu 13 belirti şunlardan oluşmaktadır:

    1- çarpıntı,kalp hızında artış,kalp seslerini duyuyor gibi hissetme

    2- terleme

    3- titreme ve ya sarsılma hissi

    4- boğulma ya da nefes alamama, nefesinin yetmediği hisleri

    5- tıkanma ,soluğun kesilmesi hisleri

    6- göğüste ağrı veya göğüste bir rahatsızlık hissi

    7- bulantı ya da karında ağrı ya da karında bir rahatsızlık hissi

    8- bas dönmesi, dengesizlik , basta sersemlik hissi ,bayılma hissi ,yere düşecek gibi olma

    9- çevreyi olduğundan farklı ,sanki gerçek değil gibi hissetme ya da kendini çevredekilerden ayrılmış,olağandışı ,farklı bir şekilde algılama hali

    10- kontrolünü kaybetme, delireceğini düşünme seklinde bir korku

    11- o anda ,kalp krizi geçireceği ya da öleceği korkusu

    12- uyuşma, hissizlik,yanma, karıncalanma hisleri

    13- üşüme, ürperme ,soğuk ya da sıcak basmaları, basından aşağı kaynar su dökülmüş veya hamama girmiş gibi olma
    Panik atak hangi bozukluklarda görülebilir ?



    Panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal fobi ve diğer fobiler, saplantı-zorlantı bozukluğu, madde kullanımına ya da vücutsal bir hastalığa bağlı kaygı bozukluklarında görülebilir.

    Bir panik atak sebepsiz olarak aniden başlayabileceği gibi, belli bazı durum ya da ortamlarla ilişkili de olabilir. Örnek olarak korkulan bir hayvan (örümcek, kedi,köpek,fare,yılan görmek gibi), kalabalık bir ortamda bir faaliyet (konuşma, yemek yeme gibi) bir durumu takiben de başlayabilir.

    Panik bozukluğu :

    Yukarıda belirtilmiş olan panik ataklarının aniden,beklenmedik zamanlarda ve tekrarlayarak oluşması ve en az 1 ay sureyle bu atakların tekrarlayacağı yönünde sürekli bir kaygı, atağın sonunda olabileceğini düşündüğü şeyler (ölmek, delirmek, kalp krizi geçirmek seklinde ) ile ilgili kaygı duyma ya da bu ataklarla ilgili olarak bazı davranışlarında değişiklikler yapma seklindeki bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık başka bir madde kullanımı ya da başka bir vücut ya da psikiyatrik bir rahatsızlığa bağlı değildir.

    Panik Bozuklugu ve Toplum

    Toplumda hastaligin hayat boyu görülme yayginligi % 1.5-3 arasinda degismekte olup, hastalarin ¾ ‘unu kadinlar olusturmaktadir. Kadinlarda % 2.1 ,erkeklerde % 0.6 oraninda görülmektedir. Kisilerin 1/10’u hayatlari boyunca en az bir kez panik atak geçirmekte ve bunlarin yaklasik olarak 1/6’si panik bozukluga dönüsmektedir.

    Kalıtımın etkisi var midir ?

    Panik bozukluğu vakalarının birinci derece yakınlarında bu hastalığın görülme olasılığı ,diğer kişilere göre 4-7 kat daha çoktur (normsalda 2-4 iken ,panik bozukluklu kişilerin yakınlarında % 2-21 oranında ). Bu hastalığı olanların yaklaşık % 50 ‘sinin, yakınlarında bu hastalık gözlenmekte olup, %15 vakada bu yakınlık birinci derecedendir.

    Panik bozukluğunun oluşumunda gelişimsel ve çevresel faktörler:

    Çocuklukta yaşanan “seperasyon (çocukluk döneminde anne-baba sevgisinin kaybı,yaptıklarının anne ve babanın kalıpları ile uygunluk göstermemesi halinde terk edilecegi korkusu) anksiyetesi”nin panik bozukluk ve agorafobi ile ilişkisi olduğu iddia edilmektedir. Panik bozukluğu hastaları ailelerinin“kendilerine düşük derecede bakim verdikleri ancak çok fazla koruyucu olduklarını “ söylemektedirler. Boşanma, olum sebebiyle daha çocukken anne-babadan ayrılma yaşantıları olanlarda da panik atakları fazla görülmektedir.

    Yapılan bazı araştırmalara göre, panik bozukluğu başlamadan yaklaşık iki ay kadar önce, kişi için önemli bir takım olaylar belirtilmiştir (önemli bir kişinin kaybı gibi

    Panik bozukluğunda beyindeki değişimler:

    “Hipokampal girus” denen bölgede metabolik asimetri gözlenmiş olup, ‘her an olacak’ seklindeki beklenti anında beyin temposal bölgesinde kan akımında artış saptanmıştır. Karbon di okside aşırı duyarlılık,noradrenerjik sistemin aşırı aktivitesi ve serotonin yapımındaki bozuklukların hastalıkta rol aldığı düşünülmektedir.

    Panik bozukluğu ile karışabilen diğer hastalıklar:

    Kansızlık, kalp krizi (angına pectoris ve myokard enfarktüsü), kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, astım, akciğer ambolisi, beyin-damar hastalıkları (enfarktlar-beyin kanamaları), epilepsi (sara hastalığı), migren, multipl skleroz, beyin tümörleri, diyabet (seker hastaligi), hipertiroidi (tiroid bezlerinin çok çalismasi), hipoglisemi (kan sekeri düsüklügü),hipoparatiroidi (paratiroid bezlerinin az çalismasi), bazi maddelerle zehirlenme (amfetamin, kokain, marihuana, nikotin, teofilin,antikolinerjik dedigimiz maddeler), bazi maddelerin kullaniminin aniden kesilmesi ( alkol, tansiyon tedavisinde kullanilan ilaçlar, uyku getirici ilaçlar),üremi,vücut su-tuz dengesi bozukluklari, yaygin enfeksiyonlar, lupus hastaligi panik bozukluk tablolari ile karisabilmektedir

    Hastalığın gidisi nasıldır?

    Genellikle yetiskinlige geçis ya da erken yetiskinlik dönemlerinde baslamakta ancak çocukluk caginda da baslayabilmektedir. Hastaligin görülme olasiligi, ek olarak otuzlu yaslarin ortalarinda gene artmaktadir.

    Tedavi yöntemleri :

    1-Ilaç tedavisi: En az 2-3 ay olmak üzere ,doz yavasça yükseltilmek üzere kullanilmalidir. 2- Bilissel-davranisçi tedavi: Kisiye panik ataklari ile ilgili olan yanlis bilgileri ve inançlari gösterilir. Vücudundaki yanlis anlayip,algiladigi ufak hislerin kendini ölüme götürmedigi ,bunlarin kisa sureli oldugu belirlenir. Böyle bir sey oldugunda durumu geçirmek için yapacagi seyler gösterilir.

    Hastalığın tedavisi neden önemlidir?

    Vakalarin % 40-80’inde majör depresyon dedigimiz tablo hastaliga eklenip,durumu agirlastirmaktadir. Kisilerin bahsetmemesine karsin intihar riski yüksektir. Hastalarin % 20-40’inda alkol ve madde bagimliligi görülmektedir. Kisi ilerleyen donemde eve bagimli hale gelebilmekte ya da hastane,eczane gibi yerlere yakin olmayi yeglemektedir. Hasta bu konuya yakin olmayan doktorlari bir dolasip,gereksiz ya da yanlis tedaviler almaktadir.
    kaynak
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

  7. #7
    border adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2006
    Mesajlar
    759
    Karizma Gücü
    7
    Asla ve asla tüm dertler gibi geldimi gitmiyor.
    Çözüm kişide de olsa, eğer kişilik yapınız buna müsaitse, telkin ve tembihle yendiğinizi sansanız da, öyle birşey oluyor ki,birde bakmışsın aynı KAOS.
    RAMMSTEIN


    tezekten terazinin boktan olur dirhemi

  8. #8
    encyclopedia adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-04-2006
    Mesajlar
    2,529
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Panik atak yazılarda çok güzel açıklanmış. KOnuyu açan arkadaşlara ve yazanlara teşekkürler.

    Bu konuda benim tedavim. Panik Demoralize Atak tedavisini uygulamaktır. İlk tezlerimden biri PanikAtak üzerine olmuştu. Önce insanların kaygılarını sonra grup halinde bu kaygılara karşı verdikleri tepkileri göz önünde bulunarak Demoralize tedavisini geliştirdim.

    Nedir Panik Demoralize Atak ? Nasıl uygulanmalıdır ?

    Panik Demoralize Atak, panik anlarında kişinin o an ki kaygılarının bilincinde olup bu duruma olumsuz birşekilde yaklaşıp kendisini motive etmek yerine moralini bozmayı amaçlayan bir tedavi şeklidir. Moralinin bozulması paniğe ne gibi bir etki yapıyor ? Ağladığınız zamanlarda düşünmeye çalışın ? Düşünmeyi başrabiliyor musunuz ? Hayır, çok güçlü bir beyne sahip değilseniz bu anlarda düşünemezsiniz. Ağlamak sizde ciddi bir enerji kaybına yol açmaktadır. Hani şu ünlü erkekler ağlamaz sözü vardır bilirsiniz ? Sırf bu yüzden kadınlar hayatta daha mutludur desem garip gelir değil mi ? Sırf ağladıkları için kadınlar hayatlarına daha olumlu bakabilir hale gelmişlerdir. Peki şimdi ağlamakta nerden geldi?

    Panik anında "demoralize" olmak vücudunuzda ki bütün enerjiyi boşaltacaktır. Nasıl demoralize olacağız. Öncelikle panik atak anlarını not etmeliyiz. Toplum karşısına çıktığımızda mı ? Sevgilimizin karşısında mı ? İŞ yerinde mi ? Hangi durumlardan panik atak yaşadığımızı bilmeliyiz. Bunun üzerine bu notlarda ki durumlara demoralize davranışlar eklemeliyiz. Örneğin sevgilinizle görüştüğünde panik atak yaşıyorsanız sevgilinize sizin moralinizi bozacak birşeyler anlatmasını söyleyin. Daha yeni tanıştım bunu ona söylersem karizmam gider diyorsan tek başınasın. O konuda moralinizi bozacak bir kaç söz bulmalısın. Karşındakinden yardım almak bu konuda çok faydalı olmuştur. Bir çok kişi üzerinde Panik Demoralize Atak tedavisi hızlı bir iyileşme dönemi göstermiştir. 6 aylık bir terapi süresi olan Panik Atak'ı bu şekilde 2-3 ayda yenebilirsiniz. Panik Atak olan arkadaşlarla özel olarak konuşabiliriz. Biliyorum ki Panik Atak'larınız hayatınızı zorlu hale getirmekte. Panik Atak'ı ne kadar çok araştırırsanız içine girdikçe sizden uzaklaşmaya başlayacaktır. Sevgiler...
    Böyle gençliği sömüren ve kültürünü geçmişini unutturan bir misyonerliği üstlenen medyanın terör'den binlerce kat daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

    Lütfen terörün katlettiği şehitlerimizi düşündüğümüz kadar, televizyonun yok ettiği gençliğimizi de düşünelim..


    Herşeyi benden iyi biliyor olabilirsin ama senin hiç bilmediğin birşeyi biliyorum...

  9. #9
    border adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2006
    Mesajlar
    759
    Karizma Gücü
    7
    Panik atak, epilepsi, beyin damar anormallikleri vb..vb..vb...sanırım takip etmediğim yayın bu konuda yazılmış kitap, makale hiçbirşey kalmadı.Hayır asla uzaklaşmıyor.Bir bakmışsın ki yaşam tarzın bu oluyor ve kabullenmek bir parça olsun hafifletiyor çekilenleri.
    Ben şöyle düşünüyorum; yaşamının bir yerlerin de yaptığın bir hata, içinden çıkamadığın, çözemediğin ve çözümsüzlüklerle yaşamına devam etme zorunluluğu birçok hastalığa zemin hazırlıyor..Güçlü olmak ne demek usta??
    RAMMSTEIN


    tezekten terazinin boktan olur dirhemi

  10. #10
    encyclopedia adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-04-2006
    Mesajlar
    2,529
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Güçlü olmak ne demek usta??
    13 yaşımda, güçlü olmak benim için dövüşmeyi bilmekti, uzun süre dövüş dersi aldım.

    16 yaşımda, hayat bana ders vermeye başladığında güçlü kalmak sadece aşkın başarabileceği birşeymiş gibi aşık olmaya kalktım.

    19 yaşımda, güçlü olmak için gereken tek şeyin bilmek ve bu bilgi içinde en önemlisinin Allah olduğunu anlamaya başladım. Allahı araştırdıkça fiziksel bir güçle ya da aşk ile elde edilemiyecek kadar güç veriyordu bana edindiğim bilgiler.

    GÜÇLÜ OLMAK NEDİR ?

    Güçlü olmak, bize ve bize ait herşeyi anlamaya çalışmakdır. Kişiliğimizi, karakterimizi, ruhumuzu ve tüm dünyayı. YOk yok daha da önemli Allah'ı anlamak yeterli. Zaten o sana herşeyi söylüyor onu anladığında.. Eğer sadece dövüşebiliyorsan, karşına çıkan ilk akıllı rakibine yenilirsin. Eğer sadece aşıksan, karşına çıkan ilk güzel kadına yenilir ve aşkını aldatırsın. Eğer gerçekten güçlüysen, güçlü olmak istiyorsan...

    Tanıyor, biliyor ve anlıyorsundur... İŞte böyle olduğunda korktuğun tek varlık Allah olacaktır. Aşık olduğun tek varlık Allah olacaktır. Güç...

    Sevgiler..
    Böyle gençliği sömüren ve kültürünü geçmişini unutturan bir misyonerliği üstlenen medyanın terör'den binlerce kat daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

    Lütfen terörün katlettiği şehitlerimizi düşündüğümüz kadar, televizyonun yok ettiği gençliğimizi de düşünelim..


    Herşeyi benden iyi biliyor olabilirsin ama senin hiç bilmediğin birşeyi biliyorum...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. londra da panik
    2005 Konuları bölümünde murathan tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 30.07.05, 18:57
  2. Tunceli Valisinin Konvoyunda Panik
    2005 Konuları bölümünde zerocool tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 27.07.05, 17:48
  3. Microsoft'tan Panik Atak
    2005 Konuları bölümünde serhatkagans tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 17.02.05, 17:35

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •