Son Düzlük
Yazarı: İbrahim Tenekeci
Yayınevi: BİRUN KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK
Basım Tarihi: 2005
Sayfa Sayısı: 144
KİTAP HAKKINDA
Türk şiirinde özgün bir imza olmayı başaran İbrahim Tenekeci, denemeleriyle de ruhunun derinlerindeki titreşimleri okurlarına hissettirmeyi başaran nadir yazarlardan.
İbrahim Tenekeci denilince önce şairliği gelir akla. Sonra o tadına doyulmaz Üzgünlük metinleri... Kim ne derse desin, Alman Edebiyatı'nda Genç Werther’in Acıları nerede duruyorsa, Üzgünlük de Türk Edebiyatı'ında aynı yeri kaplıyor. Bu mevkiyi ciğerlerinden kan kusmak pahasına da olsa söke söke kaleminin hakkıyla elde etmiştir İbrahim Tenekeci.
Ama ne yazık ki kutuplara bölünmüş bir ülkede, edebiyat dünyasının cüzamlıları olarak nitelenen kesimde kalem oynatıyor olması, hali hazırda pek çok edebiyatseverin bu eserin tadından mahrum kalmasına neden oluyor... Ama rahatlıkla iddia ediyorum ki bu ülkede edebiyat adına konuşan herkes, bir günlük kendini Üzgünlük'ü okumak zorunda hissedecek...
Üzgünlük'ün 'toy' denemecisi, son eserinde daha da ustalaşmış olarak çıkıyor karışımıza. Kitap isimlerini bile bir şiir güzelliğinde seçmeyi başaran Tenekeci'nin denemeleri, kitap isimleri kadar güleryüzlü ve candan. Eser, birbirinden kopuk metinlerden oluşmuyor. Biri bitince diğerini ağzınıza atmak istediğiniz mısır patlakları gibi duruyor önünüzde metinler. Ama aslında hiç bir yazının içeriğinin bir mısır patlağı kadar hafif olmadığını da ruhunuzun derinlerinde hissediyorsunuz...
“Yazmak, faniliğin saldırısına karşı, bazı yetenekli insanların gösterdiği reflekstir. Refleks ne kadar güçlü olursa, refleks sahibi de o kadar uzun yaşar” diyen Tenekeci, zaten yazdıklarının kalıcı bir metin olduğunu haykırıyor... Bu iddia kimilerine hâlâ edebiyatta kendine yer arayan bir 'gencin' cesur meydan okuması gibi gelebilir.
Ama edebiyatı tutunacak bir dal olarak değil, dikilecek bir fidan olarak gören bu edebiyatçının artık kök salıp, gölgesinde oturulacak bir çağa geldiğini görebilenler de var. Ve bu sayı gün geçtikçe daha da artacak.
Zaten asil atlar, son düzlükte asıl ihtişamları ile kendine umut bağlayanların gözlerin yaşartmazlar mı? Yoksa, siz kitabın adını, öylesine mi seçilmiş sanıyorsunuz?
En iyisi İbrahim Tenekeci'yi, (aslında kendini büyük edebiyat otoritesi olarak göstermek için) onu sahip olmadığı meziyetlerle şişiren dostlarından değil, kendisinden dinleyin ki gerçekte edebiyat adına ne değerli bir imza olduğunu hissedin. Ve sakın ha eserlerini okumadan, ekmek parası kazanmak için kaleme aldığı köşe yazısı metinlerine bakıp, edebiyatı 'dava adına kalemşorluk yapmaktan ibaret sananların' gazına gelerek 'zoraki süper kahramanlığa' soyunduğu anlara aldanmayın!...


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla