Sizce çok yoğun düşünen insanlar neden psikolojik sorunlu asosyal yaşarlar,yada insanlarca öyle olduğumu zannedilir,veya o şekilde yaşamayamı itilirler.
Sizce çok yoğun düşünen insanlar neden psikolojik sorunlu asosyal yaşarlar,yada insanlarca öyle olduğumu zannedilir,veya o şekilde yaşamayamı itilirler.
_________________________________
ben bir düşünürüm her yerde düşünür yeri gelince cevap veririm
------------------------------------------
ben gönlümü bir DamLa Yagmurda kaybettim, Deryada aramaya çıktım...
---------------------------------------------
HER YAĞMUR DAMLASINDA SEN
KUM TANELERİNDEYİM BEN
YAĞ Kİ GÜL AÇSIN GÖNLÜMDE
SENİNLE CAN GELSİN TENE..!
atahan
Düşünen,sorgulayan,araştıran,öğrenmeye çalışan,sürekli aklı ve mantığı ön planda tutan insanlar,toplum tarafından, normalin dışında,farklı veya asosyal olarak ifade edilir....
Aslında,normal olmayan sürü psikolojisi ile yaşayan ve doğruları akla ve mantığa göre değil, çoğunluğa göre belirleyen toplumdur...
Normal olan,olması gereken ise,herşeye rağmen düşünmek ve sorgulamaktır...Saygılarımla...
YARİN YANAĞINDAN GAYRI,HERYERDE VE HER ŞEYDE HEPBERABER...! DİYEBİLMEK
ÖZGÜR VE EŞİT BİR GELECEK, SINIFSIZ VE SINIRSIZ BİR DÜNYA İÇİN...!
MUTLAK EGEMENİN DIŞINDAKİ BÜTÜN SÖMÜRÜCÜ ZORBA UYDURMA EGEMENLERİ RED EDİYORUM ....!
Düşünmek erdem ister..
Düşünmeyen insan sorgulayamaz ve sorgulamayan insanın hayvandan farkı yoktur..
Aslında düşünüp birşeyleri irdeleyenler kendi iç dünyasına kapandığı için etrafında böyle gözlemlenebilir..
Ama sosyal olup hiç birşeyi bilmemektense, asosyal olup düşünmeyi ve sorgulamayı tercih ederim..![]()
KAPALI
Düşünen,sorgulayan insan olumlu veya olumsuz kendi şahsına özel değerleri seçer gerektiğinde kendi seçtiği değerleri bırakabilecek kadar değişim cesaretine sahiptir.Çoğu insan değişmekten korkar ve başkalarının düşünce kalıplarını ödünç alır ve gerçeği yapar hemde o topluma alışarak uyumlu fakat tıpkı güneşin altında ağacın gölgesinde beklemeye razıdır.Kendisinden başka bir kendisi olmadığını bilen olumlu yanlarıyla ve olumsuz yanları ile tümüyle kendini seven kişilikler başkalarına yamanma takdirini bekleme ihtiyacı içinde değillerdir gerekirse kızgın güneşte terleyip ilerleyip daha serin güzel bir oluşuma doğru yolda alabilir.Hem güzel hedefleri istemek hemde değişmek istememek sizi olduğunuz yere çakar.Bİr şey istiyorsanız ve o şeye ulaşmak için ilerlemeniz gerekiyorsa (Hangi yoldan olursa olsun) yürürsünüz...
...Kırmızının Dayanılmaz Çekiciliğine Bırakın Kendinizi, Çünkü KAN Hayattır...
Vampir Birliği
“Gerçi görünüşte ok atan biziz, fakat gerçekte, ok atış bizden değildir. Aslında biz yayız, yayı çekip oku atan Allah’tır.”
Mevlana
cakirxxx tarafından gönderildi.
Doğru....Ne yazık ki toplum bireti çoğunluktan farklı gördümü aşağılamayı ezmeyi çok sever...Bunu kendimde bilirim ben...İçinde bulunduğum toplumsal ortamlarda nasıl dışlandığımı, ezildiğimi, kendileri gibi görmedikleri için nasıl yok saydıklarını....
Fakat kendimi değiştirmeden beni kendinden faklı görenlerde bana saygı uyandırmayı başardım...Biraz daha onlarda biri olrak ama kendimden vazgeçmeyerek.Onlar gibi düşünüyor görünerek ama kendi düşünce sistemimi bozmayarak.Böylece bu durum benim alyhime olmaktam çıkıp lehime döndü.Alkışlanmanın, takdir edilmenin zevkine vardım....Düşünen insanların bahsedilen şekilde aksaklılarla karşılaşmaları birazda kedndilerinden kaynaklanıyor....Bir sürünün parçası olmamak adına toplumdan çok fazla soyutlanmak yerine, toplumun bir parçası olarak birey olabilmeyi başarmak gerekiyor.
Yoğun düşünceler insanı soyutlanmaya itebilir ancak düşüncelerimizi ifade etmek zorunda değiliz. Kendi içimizde düşünüp, kendimizi ve düşüncelerimizi açıklığa kavuşturabiliriz. Tartışabileceğimiz veya düşüncelerimizi paylaşabileceğimiz insanları iyi seçersek, toplum tarafından soyutlanmayacağımızdan dolayı bireylik ihtiyacımızı da giderebiliriz. Önemli olan nokta düşüncelerimizi gereğinden fazla göz önüne sermemekte bence.
AysG1 tarafından gönderildi.
Fakat düşüncelerin biçimi davranışlara yansıyor.Herkes biriyle dalga geçerken düşünen bir insan bu işe katılmıyor.Konuma biimi değişişiyor.İnsanlara bakışı herkesça farkedilebiliyor...Konuşmak şart değil fark herşekilde hissediliyor.
Yoğun düşünenler (bunun yanında entellektüel bakımdan da gelişmiş olanlar) Mutsuzdur.Sorular ve Bilgiler arttıkça mutluluk azalır ,kişi ister istemez bu hali çevresine de yansıtır.
Bunun getirisiyle Asosyal olup olamamak daha çok mizaçla ilgili.Hem bulunduğu kitleye adapte olmuş , hem de farklılaşmış olmak mümkündür.
Saygılar..
ay karanlık
sular kesildi musluklar tıslıyor
bir yerde bir kapı kapandı
ben artık sen değilim
Atilla İLHAN
Ses sanatçımız Sevim Tanürek'in katili kimdi unuttun mu ? '' Unuttum '' diyorsan tıkla...
farkında olmak genelde huzur değil bıkkınlık getırıyor.bu ne kadar fazla bılmış bı yaklaşım olsada benim düşüncemi aksi yönünde dönüştürecek bır gelişme olmadı.Fazla neden die sormak çözümü düşünmekten uzaklastırıo ve maalesef çözüm sokakta... koka kola reklamı gıbı oldu.. tabı kı arkadaşın dedıgı de olabılır .nasıl olacagını bılmıyorum ama aramızda veya sokakta çözümü bulan nadır entellektüellerimiz var.zeki olmak lazım.yoksa ya hayatı ya da kendımızı unutuyoruz.
Uyum sağlamaktan bahsediyorsan, evet, insanlar belki de genel açıdan bakıldığında birbirinin aynı görünüyorsa bir toplumun bireyleri olabilir. Yani sürü düzeneği misali... İşte düşünen insan en başta bunu kabullenmesse, belki de zaten soyutlanmayı da göze almış demektir.
Ama ben hiçbir zaman düşündüğüm için toplumdan soyutlanmadım. Hatta aykırı olan düşüncelerimi topluma ittiğimde yadırganmadım da. Onlar benim düşüncelerim, toplumumun hukuk kurallarına aykırı düşüncelerim olmadığı sürece benim için sorun yoktur. Benim ahlakım benim doğrularımdır. Ve benim doğrularım da yine benim düşüncelerimden meydana gelmiştir.