Bu bölümdeki Şiirlerimiz:1.Bölüm
1 İlk Aşk
2 İmkansız Dostluk
3 Şaşırdım Kaldım
4 Şubat Günü
5 Aşk İle
6 Aşk Masalı
7 Abbas
8 Anne Ne Yaptın ?
9 Bahar Sarhoşluğu
10 Batan Gemi
11 Bayram Yemeği
12 Ben Aşk Adamıyım
13 Bir Umut
15 Biz Nerdeyiz Sevgilim
16 Çocukluk
17 Çöküyorum
18 Dalgın Ölü
19 Deniz
20 Desem Ki
21 Eski Saadetinle
22 Gariplik
23 Gece Şarkısı
24 Gel Çadır Kur
25 Gençlik Böyledir İşte
26 Gidiyorum
27 Gün Eksilmesin Penceremden
28 Gün Eksilmesin Penceremden
29 Gün Olur Ki
30 Gündüz
31 Güneşe Ait Çocuk
32 Hatıralar
33 Havuz
34 Her Gecemi bu Uykusuzluk
35 Her Günkü Şarkım
36 Kırık Kalpler
37 Kar ve Ben
38 Karasevda
39 Korktuğum Şey
40 Kulak Ver Ki...
41 Memleket
42 Memleket İsterim
43 Mezarlık
44 Misafir
45 Neden Sonra
46 Nü
47 Otuz Beş Yaş
48 Otuz Beş Yaş (Almanca
49 Paydos
50 Perişan Sofra
İlk Aşk
Felek ne kadar kahretse kalbimize,
Zaman zaman hatirladigimiz olur,
Hangi dilber ilk aski tattirdi bize;
Bir bahtiyarla yasadigimiz olur.
Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
Balkonundan gul atan comert sevgili!
Askinla deli divane oldugumuz,
Sarmasiga tirmandigimizdan belli.
Belki bugun bu yasta tekrar olunmaz,
Ilk ask gecesinin masum yeminleri,
Fakat nerde ilk opusun verdigi haz?
Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.
----------------
İmkansız Dostluk
Değil kardeşim, dal yeşil değil,gök mavi değil,
Bilsen! Ben hangi alemdeyim, sen hangi alemde!
Aklından geçer mi dersin aklımdan geçen şeyler?
Sanmam! Yıldız ve rüzgar payımız müsavi değil;
Sen kendi gecende gidersin, ben kendi gecemde;
Vazgeç kardeşim, ayrıdır bindiğimiz gemiler!
-----------------------
Şaşırdım Kaldım
Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım;
Gün kasvet gece kasvet.
Bulutlar, sisler içinde bunaldım;
Gök mavisine hasret.
Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
Ummamak senden medet.
Suyun dibine vardı ayaklarım;
Suyun dibinde zulmet.
Kalmadı ümidin soluk ve cılız
Işığında bereket.
Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
Bir at oldu nihayet,
----------------
Şubat Günü
Kim ne bilsin neydi beni uyutan?
Uyanmadığım o sabah uykudan.
Henüz yaşıyordum yeniden yeni
Bir şubat gününün güzelliğini.
Türkü kalmasın diye söylenmedik,
Bendim o yağan kar, âsude şenlik,
Dağlara, ovalara, şehirlere;
Sevgilinin hülyalarına göre.
-------------
Aşk İle
Baktim ki gokyuzu bastan basa bulut
Unut diyor o guzel gunleri unut
Baktim ki deniz her dalgasiyla dusman
Kuslar av pesinde baliklar pusuda
Cok gerilerde kalmis ciktigim liman
Yok gorunurde siginacak bir ada
Baktim ki o musibet gun gelip catmis
Yolcusunda tayfasinda safak atmis
Ne yelken kar eder ne kurek ne istim
Dayandim ask ile yuruttum gemiyi
Ask ile koskoca daglari duz ettim
Avladim sonunda o civan kekligi
------------------
Aşk Masalı
Nerde ne zaman bu hava çalınsa
Hoş geldi geçmişteki güzel günler
Nereye gidersen git günlük tasa
Bırak biraz da şad olsun gönüller
Beşiktaş`ta gün görmüş bir bahçede
Nisan akşamlarının en tatlısı
Sevdiceğim on dördünü sürmede
Bende gönüllerin en kanatlısı
Ben delikanlıyım o kız ve dilber
Bahar kokan o yanıp tutuşan ben
Şakadan derken dalmışız beraber
Aşk bahçesine çıkılmaz içinden
Ölüyorum senin için güzelim
Nasıl gülüp sokuluyor sahi mi
Saçlarını okşayan hangi elim
Kollarımda o yarin kendisi mi
Çöl olsa aşar dağ olsa yıkarım
Bizi ayıran kalın duvarları
Bu acı gerçeğe sonradan vardım
Gök çoktan yeşildir,dal çoktan sarı
Bir define var gitsem bulur muyum
Öpüştüğümüz ağaçlar altında
Sevmek devam eden en güzel huyum
İnsan bir kere sever hayatında
Ben değilim söz açan gelecekten
Var mı yok mu alemde bir o akşam
Hiçbir şey istemiyorum felekten
Bir daha seninle beraber olsam
---------------
Abbas
Haydi Abbas, vakit tamam;
Aksam diyordun iste oldu aksam.
Kur bakalim cilingir soframizi;
Dinsin artik bu kalp agrisi.
Su agacin golgesinde olsun;
Tam kenarinda havuzun.
Aya haber sal ciksin bu gece;
Gorunsun soyle gonlumce.
Vur kirbaci sihirli seccadeye,
Goster hukmettigini mesafeye
Ve zamana.
Katip tozu dumana,
Var git,
Boyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Besiktas`tan;
Yasamak istiyorum gencligimi bastan.
---------------------
Anne Ne Yaptın ?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Senden istemiyordum ne tacı ne sarayı
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim.
Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün?
Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı?
Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün.
Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı?
Sütünden tatlı mıdır anne sanki bu hayat?
Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi?
El aç yalvar gündüze geceye boyun uzat
Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim
Anne istemiyordum ne tacı ne sarayı
Anne karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
-------------------
Bahar Sarhoşluğu
İlk sevgilimin gülüşüne benzer
Bir Nisan havası değil mi esen?
Zincirlere, kelepçelere inat,
Kanatlarımı açmak zamanıdır;
Allahaısmarladık kaldırımlar.
Giyenler düşünsün dar elbiseyi;
Ölçülü sözü, hesaplı adımı
Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;
Saltanat sürer gibi uçuyorum,
Erk ağacı gelin olduğu gün.
Hayranım bu şehrin bacalarına.
İrili ufaklı, hep bir ağızdan,
Nasıl derinden gökyüzüne doğru
Bir türkü söylüyorar öyle sessiz!
Dmanı daim olsun güzel baca!
Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Yuvası dallara emanet serçe.
Derken camiler üstünde güvercin,
Minareler katında geçiyorum,
Gökyüzü mahallesi istanbul`un.
Süt beyaz bir martıyım açıklarda.
Gemilere ben yol gösteriyorum,
Buğday ve ilaç yüklü gemilere.
Bir kanat vuruşta bulutlardayım;
Bir süzülüşte vatanım dalgalar!
------------------
Batan Gemi
İnsanlar dalgasına tutulmuş bir gemiyim!
Sağa sola sallanıp,bakın,çırpınıyorum;
Fakat bilmem ki sarhoş onlar mıdır,ben miyim;
İnsanlar dalgasına tutulmuş bir gemiyim!
Deliklerim açıldı tazyikinden suların;
Kudurmuş denizinde hakkın çırpınıyorum!
Güverteyi yıkıyor çığlığı yolcuların.
Kudurmuş denizinde hakkın çırpınıyorum!
Gittikçe kabarıyor,amanın,bu dalgalar;
Ufuk sise gömülü,ne gelen var ne giden.
Kaptan imdat düdüğü durmadan çalar!
Kaptan imdat düdüğü beyhude çalar!
Ne zaman kara yüzü göreceğim,ne zaman!
Bir ümit dağılıyor çıkan her nefesimden.
Batacağım galiba bir limana varmadan!
Ne zaman kara yüzü göreceğim,ne zaman.
-------------------------
Bayram Yemeği
Korkarim felekte bir gun
Bir bayram yemeginde.
Anam, babam gibi kardeslerimde,
En guzel dalginliginda omrun.
Beni gurbette sanip
Keske gelseydi bu bayram
Diyecekler.
Ve birdenbire yurekler,
Ayni aciyla yanip
Hepsinin gozleri yasaracak.
Oldugumu hatirlayarak.
---------------------
Ben Aşk Adamıyım
Dolastigim denizlerce dusunuyorum,
Binecegim son gemi degil midir
Hayir sahibi omuzlarda giden tabut.
Herkes gibi teselliye muhtac olsaydim eger,
Derdim ki: `Elbet bir aglayanim olur benim de;
Ramazan geceleri Yasin okuyanim,
Baharda kabrime menekse getirenim de.`
Fakat butun bunlar da olur,
Yine tasa etmem,
Yine kirilmam kimseye.
Ben ask adamiyim,
Sevmeye geldim insanlari,
Gonlumle, elimle, kafamla sevmeye;
Hesapsiz, karsiliksiz,
Ayrilik gayrilik gozetmeden.
Gun gelip gidersem sayet,
Oyle severekten gidecegim ki,
Karanlik kiyilardan bile olsa,
Candan selamlarim,
Civarimdan gececek gemileri;
Gunesli gemileri;
Sarkili gemileri;
Iclerinde kendim varmisim gibi!
----------------------------
Bir Umut
Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;
Yitirmişsin neyin varsa birer birer.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut...
Onlar da neredeyse gitti gider.
Dost bildiğin insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara.
Suyu mu çekilmiş bulutların?
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.
Taşlara düşen saat gibi,
Ne artı, ne eksi.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut
Hikaye hepsi.
-----------------------
Biz Nerdeyiz Sevgilim
Gecesi benden, mehtabi senden
Bir bahcesi var ki askimizin,
Mevsimlerdir dolasiriz, bitmez.
Kim demis ki zamanla gul solar?
Bulbul hic yorulur mu turuden?
Dilbersin iste, delikanliyim.
Ne hikmettir bu Yarab, ne guzel!
Herhalde yeryuzunde degiliz;
Sahiden biz nerdeyiz sevgilim?
-------------------------
Çocukluk
Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
----------------------
Çöküyorum
Saltanat sürmektedir içimde bir hükümdar,
Hırsının pençesinde,şehvetinin esiri;
Etrafını almıştır dalkavuk ve riyakar;
Korkulu bir sarayım doğduğum günden beri.
Ne gizli cinayetler,neler neler oluyor,
Denize her gün körpe cesetler döküyorum.
Ne baharlar soluyor,ne baharlar soluyor,
Azamet ve ihtişam içinde çöküyorum!
----------------------------
Dalgın Ölü
Dün güzel bir kadın geçti
Kabrimin yakınından
Doya doya seyrettim
Gün hazinesi bacaklarını
Gecemi altüst eden
Söylesem inanmazsınız
Kalkıp verecek oldum
Düşürünce mendilini
Öldüğümü unutmuşum
--------------------
Deniz
Bu akşam vakti deniz,
O bütün hasretimiz,
Sanki gelmiş de dile,
Nedametin sesiyle,
Çarparak kayalara,
Yetmez mi, diyor deniz,
Karada çektiğiniz?
-----------------------
Desem Ki
Desem ki vakitlerden bir Nisan aksamidir,
Ruzgarlarin en ferahlaticisi senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanlarin en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardim ciceklerin en solmazini,
Topraklarin en bereketlisini sende surdum,
Senden tattim yemislerin cumlesini.
Desem ki sen benim icin,
Hava kadar lazim,
Ekmek kadar mubarek,
Su gibi aziz bir seysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
Inan bana sevgilim inan,
Evimde senliksin, bahcemde bahar;
Ve soframda en eski serap.
Ben sende yasiyorum,
Sen bende hukum surmektesin.
Birak ben soyleyeyim guzelligini,
Ruzgarlarla, nehirlerle, kuslarla beraber.
Gunlerden sonra bir gun,
Sayet sesimi farkedemezsen,
Ruzgarlarin, nehirlerin, kuslarin sesinden,
Bil ki olmusum.
Fakat yine uzulme, musterih ol;
Kabirde boceklere ezberletirim guzelligini,
Ve neden sonra
Tekrar duydugun gun sesimi gokkubbede,
Hatirla ki mahser gunudur
Ortaliga dusmusum seni ariyorum.
-----------------------
Eski Saadetinle
Mazim!Ah, o bir daha bulunmazbir hazine!
Hırsız gibi dalardım altın gümüş içine.
Dalardım!Fakat şimdi o servetten bana ne!
Mazim!Ah, o bir daha bulunmaz bir hazine!
Mazim çılgınca çalan,çalan bir orkestra!
Her günüm bir ahenkte,her biri bir hatıra!
Piyano,keman,flüt,saksafon ve tambura!
Mazim bir orkestra,mazim bir orkestra!
Mazim tüten bir baca,dumanın yoktu sonu.
Her günüm göğe çıkan bir duman helezonu.
Hangi mel`un şeytandır bilsem söndürdü onu!
Mazim tüten bir baca,dumanın yoktu sonu.
-Eski saadetinle,geçmiş günleriyle kal!
Gözlerini yumarak o dünyayı seyre dal!
O değil mi hayatta tutunduğun en son dal!
Eski saadetinle,geçmiş günlerinle kal!
----------------------
Gariplik
Babam kırdı beni ilkönce babam
Dosttan gördüm kahrın daniskasını
Nankör çıktı iyilik ettiğim adam
Sevdiğim kız da savdı sırasını
Bendim hayal üstüne hayal kuran
Gözüm kapalı olduğu zamanlar
Benim başımı taştan taşa vuran
Sandığım gibi değilmiş insanlar
Garibim dünyada garip nafile
Gelse boynuma dolansa da bahar
Kendi hoş kendi masum sesinizle
Siz söyleyin garipliğimi kşlar
------------------
Gece Şarkısı
Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;
Bence bayram ufukta gün bitincedir.
Günün geçit vermez karlı dağlarını
Sanki sihirbaz bir el eritincedir.
Bütün gün beklediğim bahar ki gece,
Gökte yıldızların da ümidincedir.
Yollar, yollarda nihayet içime denk,
Sonsuzlaşarak başı boş gidincedir.
Ben ister güleyim, ister ağlayayım,
Sesimi yalnız kendim işitincedir.
Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;
Bence bayram ufukta gün bitincedir.
-----------------
Gel Çadır Kur
Hiçbir kuşun, üstüne konmadığı bir ağaç;
Ömrüm; ne diye kondun bu ağacın üstüne?
Sana kim dedi ömrüm kuşa, şarkıya muhtaç?
Hiçbir kuşun üstüne konmadığı bir ağaç;
Her gün başka ahenkte söylediğin şarkılar
İnandırmıştı beni ömrümün düğününe.
Ne yazık, şimdi her dal hasretinle hışırdar`
Ah, nasıl inanmıştım ömrümün düğününe`
Rüzgar bir cellat gibi sallarken satırını,
Yapraklar dökülüyor, günler bir bir düşüyor;
Kupkuru bir gövdeye ümitler üşüşüyor.
Hayat bir cellat gibi sallıyor satırını!
Gel yine gölgemde kur ömrünün çadırını,
Sen ki benim şeklini sevdiğim ilk baharsın;
Bir doğdun bir de batma, hayatıma kıyarsın,
Gel yine gönlümde kur gönlünün çadırını!
------------------------
Gençlik Böyledir İşte
İçimi titreten bir sestir her gün.
Saat her çalışında tekrar eder:
`Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
Elin boş mu gireceksin geceye?
Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
Gençlik böyledir işte, gelir gider;
Ve kırılır sonra kolun kanadın;
Koşarsın pencereden pencereye.`
Ah o kadrini bilmediğim günler,
Koklamadan attığım gül demeti,
Suyunu sebil ettiğim o çeşme,
Eserken yelken açmadığım rüzgâr
Gel gör ki, sular batıya meyleder,
Ağaçta bülbülün sesi değişti,
Gölgeler yerleşiyor pencereme;
Çağınız başlıyor ey hâtıralar.
----------------------
Gidiyorum
Çölde bir yolcu gibi yalnızlığım içinde
Kavrulup gidiyorum.
Serseri bir rüzgar gibi hep ganimet peşinde
Savrulup gidiyorum
Serçekadar pervasız, bir günden ötekine
Atlayıp gidiyorum.
Bütün kumaşlarını açtığım gibi yine
Katlayıp gidiyorum.
Bir kış güneşi gibi ben keyfimin esiri
Görünüp gidiyorum.
Ne belli yerim var, ne de sevdiğim biri
Sürünüp gidiyorum.
-------------------------
Gün Eksilmesin Penceremden
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
sonra bu kuş,bu bahçe,bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
-Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm,yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!
----------------------------
Gün Olur Ki
Gun olur ki ne gokyuzu para eder,
Ne deniz kenari, ne baglar bahceler.
Gun olur ki ne kiz ne raki ne siir,
Hicbir sey insani sarmaz, kandiramaz;
Her cesmeden bos doner, elindeki tas.
Gun olur ki cildirmak isten degildir
--------------------
Gündüz
Ey sâkin suları karıştıran el,
Balıklara huzur vermiyen dalgıç,
Ey zenginle fakir, çirkinle güzel
Arasında keskin parlayan kılıç.
Gündüz, ey sızlayan kalb, ağrıyan diş,
Ey yaşamaktaki tükenmez tasa,
Git sor niçin sana düşman kesilmiş,
Geceden geceye uçan yarasa.
----------------------
Güneşe Ait Çocuk
Güneşin arkasında görünen çocuk,
eliyle güneşi gösterir durur.
camlar arkasında düşünen çocuk,
hırsından camlara yumruk savurur.
Camlar arkasında bekleyen çocuk,
üç mevsim güneşin seyrine dalar;
ve kışın güneşi özleyen çocuk,
diliyle buğulu camları yalar.
Güneşe kavuşabilmek için çocuk,
gündüzün boş yere çırpınır durur.
Nihayet, nihayet geceleyin çocuk,
koynunda güneşle beraber uyur.
-------------------
Hatıralar
Bilmem ki hâtıralar,
Ne istersiniz benden,
Gelir gelmez sonbahar?
Bu kanad çırpış neden?
Cama vuracak ne var
Ey eski hâtıralar
Sanmayın güller açar,
Bülbül değildir öten;
Bu rüzgâr başka rüzgâr.
Ne istersiniz benden,
Bilmem ki hâtıralar,
Gelir gelmez sonbahar?
-----------------
Havuz
Eskiden ne vakit baksam işıldayan
O dünya ne oldu, nedir bu karanlık?
Bir kara kedi mi aramızda zaman?
Yalnızım; havuzu doldurdu karanlık.
----------------------
Her Gecemi bu Uykusuzluk
Her gece mi bu uykusuzluk!
Hele saatin tıkırtısı!
Ya karasinek düşünceler!
Çıldıracağım bu gidişle;
Yatak değil sanki cehennem.
Deliksiz bir uykuysa vaadin,
Günün dolmuş veya dolmamış,
Gençliğime filan bakmadan,
Derhal gelebilirsin ölüm;
Kapı açıktır, lamba sönük.
-------------------
Her Günkü Şarkım
Şehirde bir kasvet,
Rüzgârda bu dâvet,
Enginde hürriyet,
Serde gençlik varken,
Beyaz açılırken
Bu mavi sularda
Her gün binbir yelken,
Âni bir kararda,
Edip şehre veda,
Niçin acep niçin
Sen de bir geminin
Yolcusu değilsin?
Şehirde bu kasvet,
Rüzgârda bu dâvet,
Enginde hürriyet,
Serde gençlik varken.
-------------------
Kırık Kalpler
Biz aşkla başı dönmüş iki çocuk
Bütün bir bahar o çiçek ben yaprak
Ya Rabbi ne güzel sevişiyorduk
Dünyayı aşktan ibaret sayarak
Kim ne karıştı ne istedi bizden
Göz mi değdi ne oldu bu sevdaya
Ayırdılar bizi birbirimizden
Hem de göz göre yürek parçalaya
Aşktı bizdeki onlardaki mantık
Onlardan yana çıktı kahpe felek
Birer kalp bıraktılar bize kırık
Ömrümüzce göz yaşı döktürecek
-------------------------
Kar ve Ben
Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar.
Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu?
Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?
Yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar!
Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine;
Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.
-------------------------
Karasevda
Bir kere sevdaya tutulmaya gor;
Ateslere yandiginin resmidir.
Asik dedigin, Mecnun misali kor;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.
Dunya bir yana, o hayal bir yana;
Bir mesaledir pervaneyim ona.
Altinda bir omur done dolana
Agladigim yer penceresi midir?
Bir koseye mahzun cekilen icin,
Yemekten icmekten kesilen icin,
Sensiz uykuyu haram bilen icin,
Ayrilik olumun diger ismidir
--------------------------
Korktuğum Şey
Gün çekildi pencerelerden;
Aynalar baştan başa tenha.
Ses gelmez oldu bahçelerden;
Gök kubbesi döndü siyaha.
Sular kesildi çeşmelerden;
Nerden dolacak bu taş nerden,
Nergislerin açtığı yerden
Ey kuş uçurtmıyan ejderha?
Ne yardan geçilir, ne serden;
Korkuyoruum bu gecelerden.
Bel bagladığım tepelerden
Gün doğmıyabilir bir daha.
------------------------
Kulak Ver Ki...
Kulak ver ki havasında bahçemizin,
Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden
Bir türkü söylenmede kendiliğinden;
Nasıl dinlersen öyle, sen veya hazin.
Kulak ver, dolaşan ruhumuzu tel tel;
Dallardaki tomurcukları ürperten
Bir türkü söylenmede kendiliğinden;
Dinlenmedikçe ömrün artar, öyle güzel!
----------------------------
Memleket
Bir yanda Anadolu bir yanda Rumeli`dir.
Hepsi bizden yolcusu olsun hancısı olsun
Efkar ettiğimiz şey memleketin halidir
Sanmam hemşehrim sanmam bundan acısı olsun
Köylümüz efendimiz tarlasında perişan
İşçimiz kardeşimiz kavgasında perişan
Anam bacımdır bahtı karasında perişan
Hemen Allah cümlemizin yardımcısı olsun
------------------------------
Memleket İsterim
Memleket isterim
Gok mavi, dal yesil, tarla sari olsun;
Kuslarin ciceklerin diyari olsun.
Memleket isterim
Ne basta dert ne gonulde hasret olsun;
Kardes kavgasina bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farki olsun;
Kis gunu herkesin evi barki olsun.
Memleket isterim
Yasamak, sevmek gibi gonulden olsun;
Olursa bir sikayet olumden olsun.
-----------------------------
Mezarlık
Ve şehrin şenliğine karşılık
Susar servileriyle mezarlık.
Susar ve hatırlar: - Bu kırık
Aynadaki hazin perişanlık
Sizindir, siz gafil, siz bihaber
İnsanlar bilseydiniz ne bekler
Bir gün açmak için bu çiçekler;
Ölülerin sükûnu çiçekler
-------------------------
Misafir
Bir gece misafirim olsan yeter;
Dolar odama lavanta kokusu;
soğur sevincinden sürahide su
Ay pencerede durup durup güler.
Havva kızlarının en dilberini
Görsün diye aya karşı soyunsan!
Okşasam, öpsem, koklasam bir zaman
Vücudunun ürperen her yerini
Teneffüs eder gibi seviştikçe
Doğacak çocuğum aklıma gelir;
Şiir söylerim saadete dair
Odama misafir olduğun gece.
-----------------------------
Neden Sonra
Neden sonra farkına varıyorsun
Etrafındaki korkunç ıssızlığın.
Yâr olsun,dost olsun,ne arıyorsun,
adresi belli mi vefasızlığın?
Aşk,dostluk!.. Hepsi dökülür yapraklar!
Çıplak bir ağaç durgun suda aksin.
Yalnızlık dediğin hayatta başlar;
Kabir boyunca devam etmek için.
(Varlık,1 Ocak 1942)
------------------------
Nü
Uykusuz gecemde bir kadın;
Gözlerinin ay ışığında
Vücudu kar beyazlığında
Saçları bir hazine altın.
Ne ateşimden haberi var
Ne bilir çıplak olduğumu;
Varlığını ve yokluğunu
Duymadan güzel ve bahtiyar
---------------------
Otuz Beş Yaş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yasa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne donup duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N`eylesin olum herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.
-----------------------
Paydos
Paydos bundan böyle çılgınlıklara!
Sert konuşmaya başladı aynalar,
Yetişir koştum aşkın peşi sıra;
Bitirdi beni bu içki, bu *****.
Ne saklayayım gaflet ettiğimi,
Elimle batırmışım gençliğimi;
Binip gideceğim en güzel gemi!
Aldığını geri vermez dalgalar.
Meyhaneler, sabahçı kahveleri,
Cümle eş dost, şair, ressam serseri,
Artık cümbüşte yoksam geceleri
Sanmayın tarafımdan hıyanet var.
Yaş ilerliyor... Artık geçti bizden;
Kişi ev bark edinmeli vakitken.
Gün gelince biz değil miyiz ölen?
Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!
-----------------------
Perişan Sofra
Öldü; ne rüzgârlar girdi içeri,
Ne bir kuş havalandı pencereden.
Öldü; kimse görmedi melekleri;
Sorma nasıl habersiz gitti giden.
Bir uzun sefere çıktı, diyorlar;
Gemiyi gören var mı? hani deniz?
Sen gittin, soframız oldu târumar;
Doğan günü yadırgıyor hâlimiz.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
