• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    24-12-2004
    Mesajlar
    914
    Karizma Gücü
    0

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Bu bölümdeki Şiirlerimiz:1.Bölüm
    1 İlk Aşk
    2 İmkansız Dostluk
    3 Şaşırdım Kaldım
    4 Şubat Günü
    5 Aşk İle
    6 Aşk Masalı
    7 Abbas
    8 Anne Ne Yaptın ?
    9 Bahar Sarhoşluğu
    10 Batan Gemi
    11 Bayram Yemeği
    12 Ben Aşk Adamıyım
    13 Bir Umut

    15 Biz Nerdeyiz Sevgilim
    16 Çocukluk
    17 Çöküyorum
    18 Dalgın Ölü
    19 Deniz
    20 Desem Ki
    21 Eski Saadetinle
    22 Gariplik
    23 Gece Şarkısı
    24 Gel Çadır Kur
    25 Gençlik Böyledir İşte
    26 Gidiyorum
    27 Gün Eksilmesin Penceremden
    28 Gün Eksilmesin Penceremden
    29 Gün Olur Ki
    30 Gündüz
    31 Güneşe Ait Çocuk
    32 Hatıralar
    33 Havuz
    34 Her Gecemi bu Uykusuzluk
    35 Her Günkü Şarkım
    36 Kırık Kalpler
    37 Kar ve Ben
    38 Karasevda
    39 Korktuğum Şey
    40 Kulak Ver Ki...
    41 Memleket
    42 Memleket İsterim
    43 Mezarlık
    44 Misafir
    45 Neden Sonra
    46 Nü
    47 Otuz Beş Yaş
    48 Otuz Beş Yaş (Almanca
    49 Paydos
    50 Perişan Sofra

    İlk Aşk

    Felek ne kadar kahretse kalbimize,
    Zaman zaman hatirladigimiz olur,
    Hangi dilber ilk aski tattirdi bize;
    Bir bahtiyarla yasadigimiz olur.

    Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
    Balkonundan gul atan comert sevgili!
    Askinla deli divane oldugumuz,
    Sarmasiga tirmandigimizdan belli.

    Belki bugun bu yasta tekrar olunmaz,
    Ilk ask gecesinin masum yeminleri,
    Fakat nerde ilk opusun verdigi haz?
    Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.
    ----------------
    İmkansız Dostluk

    Değil kardeşim, dal yeşil değil,gök mavi değil,
    Bilsen! Ben hangi alemdeyim, sen hangi alemde!
    Aklından geçer mi dersin aklımdan geçen şeyler?
    Sanmam! Yıldız ve rüzgar payımız müsavi değil;
    Sen kendi gecende gidersin, ben kendi gecemde;
    Vazgeç kardeşim, ayrıdır bindiğimiz gemiler!
    -----------------------
    Şaşırdım Kaldım

    Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım;
    Gün kasvet gece kasvet.
    Bulutlar, sisler içinde bunaldım;
    Gök mavisine hasret.

    Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
    Ummamak senden medet.
    Suyun dibine vardı ayaklarım;
    Suyun dibinde zulmet.

    Kalmadı ümidin soluk ve cılız
    Işığında bereket.
    Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
    Bir at oldu nihayet,
    ----------------
    Şubat Günü

    Kim ne bilsin neydi beni uyutan?
    Uyanmadığım o sabah uykudan.

    Henüz yaşıyordum yeniden yeni
    Bir şubat gününün güzelliğini.

    Türkü kalmasın diye söylenmedik,
    Bendim o yağan kar, âsude şenlik,

    Dağlara, ovalara, şehirlere;
    Sevgilinin hülyalarına göre.
    -------------
    Aşk İle

    Baktim ki gokyuzu bastan basa bulut
    Unut diyor o guzel gunleri unut
    Baktim ki deniz her dalgasiyla dusman
    Kuslar av pesinde baliklar pusuda
    Cok gerilerde kalmis ciktigim liman
    Yok gorunurde siginacak bir ada

    Baktim ki o musibet gun gelip catmis
    Yolcusunda tayfasinda safak atmis
    Ne yelken kar eder ne kurek ne istim
    Dayandim ask ile yuruttum gemiyi
    Ask ile koskoca daglari duz ettim
    Avladim sonunda o civan kekligi
    ------------------
    Aşk Masalı

    Nerde ne zaman bu hava çalınsa
    Hoş geldi geçmişteki güzel günler
    Nereye gidersen git günlük tasa
    Bırak biraz da şad olsun gönüller

    Beşiktaş`ta gün görmüş bir bahçede
    Nisan akşamlarının en tatlısı
    Sevdiceğim on dördünü sürmede
    Bende gönüllerin en kanatlısı

    Ben delikanlıyım o kız ve dilber
    Bahar kokan o yanıp tutuşan ben
    Şakadan derken dalmışız beraber
    Aşk bahçesine çıkılmaz içinden

    Ölüyorum senin için güzelim
    Nasıl gülüp sokuluyor sahi mi
    Saçlarını okşayan hangi elim
    Kollarımda o yarin kendisi mi

    Çöl olsa aşar dağ olsa yıkarım
    Bizi ayıran kalın duvarları
    Bu acı gerçeğe sonradan vardım
    Gök çoktan yeşildir,dal çoktan sarı

    Bir define var gitsem bulur muyum
    Öpüştüğümüz ağaçlar altında
    Sevmek devam eden en güzel huyum
    İnsan bir kere sever hayatında

    Ben değilim söz açan gelecekten
    Var mı yok mu alemde bir o akşam
    Hiçbir şey istemiyorum felekten
    Bir daha seninle beraber olsam
    ---------------
    Abbas

    Haydi Abbas, vakit tamam;
    Aksam diyordun iste oldu aksam.
    Kur bakalim cilingir soframizi;
    Dinsin artik bu kalp agrisi.
    Su agacin golgesinde olsun;
    Tam kenarinda havuzun.
    Aya haber sal ciksin bu gece;
    Gorunsun soyle gonlumce.
    Vur kirbaci sihirli seccadeye,
    Goster hukmettigini mesafeye
    Ve zamana.
    Katip tozu dumana,
    Var git,
    Boyle ferman etti Cahit,
    Al getir ilk sevgiliyi Besiktas`tan;
    Yasamak istiyorum gencligimi bastan.
    ---------------------
    Anne Ne Yaptın ?

    Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
    Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?
    Senden istemiyordum ne tacı ne sarayı
    Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim.

    Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün?
    Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı?
    Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün.
    Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı?

    Sütünden tatlı mıdır anne sanki bu hayat?
    Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi?
    El aç yalvar gündüze geceye boyun uzat
    Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?

    Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim
    Anne istemiyordum ne tacı ne sarayı
    Anne karnında fazla yaramazlık mı ettim?
    Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
    -------------------
    Bahar Sarhoşluğu

    İlk sevgilimin gülüşüne benzer
    Bir Nisan havası değil mi esen?
    Zincirlere, kelepçelere inat,
    Kanatlarımı açmak zamanıdır;
    Allahaısmarladık kaldırımlar.

    Giyenler düşünsün dar elbiseyi;
    Ölçülü sözü, hesaplı adımı
    Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;
    Saltanat sürer gibi uçuyorum,
    Erk ağacı gelin olduğu gün.

    Hayranım bu şehrin bacalarına.
    İrili ufaklı, hep bir ağızdan,
    Nasıl derinden gökyüzüne doğru
    Bir türkü söylüyorar öyle sessiz!
    Dmanı daim olsun güzel baca!

    Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
    Yuvası dallara emanet serçe.
    Derken camiler üstünde güvercin,
    Minareler katında geçiyorum,
    Gökyüzü mahallesi istanbul`un.

    Süt beyaz bir martıyım açıklarda.
    Gemilere ben yol gösteriyorum,
    Buğday ve ilaç yüklü gemilere.
    Bir kanat vuruşta bulutlardayım;
    Bir süzülüşte vatanım dalgalar!
    ------------------
    Batan Gemi

    İnsanlar dalgasına tutulmuş bir gemiyim!
    Sağa sola sallanıp,bakın,çırpınıyorum;
    Fakat bilmem ki sarhoş onlar mıdır,ben miyim;
    İnsanlar dalgasına tutulmuş bir gemiyim!

    Deliklerim açıldı tazyikinden suların;
    Kudurmuş denizinde hakkın çırpınıyorum!
    Güverteyi yıkıyor çığlığı yolcuların.
    Kudurmuş denizinde hakkın çırpınıyorum!

    Gittikçe kabarıyor,amanın,bu dalgalar;
    Ufuk sise gömülü,ne gelen var ne giden.
    Kaptan imdat düdüğü durmadan çalar!
    Kaptan imdat düdüğü beyhude çalar!

    Ne zaman kara yüzü göreceğim,ne zaman!
    Bir ümit dağılıyor çıkan her nefesimden.
    Batacağım galiba bir limana varmadan!
    Ne zaman kara yüzü göreceğim,ne zaman.
    -------------------------
    Bayram Yemeği

    Korkarim felekte bir gun
    Bir bayram yemeginde.
    Anam, babam gibi kardeslerimde,
    En guzel dalginliginda omrun.
    Beni gurbette sanip
    Keske gelseydi bu bayram
    Diyecekler.
    Ve birdenbire yurekler,
    Ayni aciyla yanip
    Hepsinin gozleri yasaracak.
    Oldugumu hatirlayarak.
    ---------------------
    Ben Aşk Adamıyım

    Dolastigim denizlerce dusunuyorum,
    Binecegim son gemi degil midir
    Hayir sahibi omuzlarda giden tabut.
    Herkes gibi teselliye muhtac olsaydim eger,
    Derdim ki: `Elbet bir aglayanim olur benim de;
    Ramazan geceleri Yasin okuyanim,
    Baharda kabrime menekse getirenim de.`

    Fakat butun bunlar da olur,
    Yine tasa etmem,
    Yine kirilmam kimseye.
    Ben ask adamiyim,
    Sevmeye geldim insanlari,
    Gonlumle, elimle, kafamla sevmeye;
    Hesapsiz, karsiliksiz,
    Ayrilik gayrilik gozetmeden.
    Gun gelip gidersem sayet,
    Oyle severekten gidecegim ki,
    Karanlik kiyilardan bile olsa,
    Candan selamlarim,
    Civarimdan gececek gemileri;
    Gunesli gemileri;
    Sarkili gemileri;
    Iclerinde kendim varmisim gibi!
    ----------------------------
    Bir Umut

    Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;
    Yitirmişsin neyin varsa birer birer.
    Bir sağlık,bir sevinç,bir umut...
    Onlar da neredeyse gitti gider.

    Dost bildiğin insanların yüzleri
    Aynalar gibi kapkara.
    Suyu mu çekilmiş bulutların?
    Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

    Taşlara düşen saat gibi,
    Ne artı, ne eksi.
    Bir sağlık,bir sevinç,bir umut
    Hikaye hepsi.
    -----------------------
    Biz Nerdeyiz Sevgilim

    Gecesi benden, mehtabi senden
    Bir bahcesi var ki askimizin,
    Mevsimlerdir dolasiriz, bitmez.

    Kim demis ki zamanla gul solar?
    Bulbul hic yorulur mu turuden?
    Dilbersin iste, delikanliyim.

    Ne hikmettir bu Yarab, ne guzel!
    Herhalde yeryuzunde degiliz;
    Sahiden biz nerdeyiz sevgilim?
    -------------------------
    Çocukluk

    Affan dedeye para saydım,
    Sattı bana çocukluğumu.
    Artık ne yaşım var ne de adım;
    Bilmiyorum kim olduğumu.
    Hiç bir şey sorulmasın benden;
    Haberim yok olan bitenden.
    Bu bahar havası, bu bahçe;
    Havuzda su şırıl şırıldır.
    Uçurtmam bulutlardan yüce,
    Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
    Ne güzel dönüyor çemberim;
    Hiç bitmese horoz şekerim!
    ----------------------
    Çöküyorum

    Saltanat sürmektedir içimde bir hükümdar,
    Hırsının pençesinde,şehvetinin esiri;
    Etrafını almıştır dalkavuk ve riyakar;
    Korkulu bir sarayım doğduğum günden beri.

    Ne gizli cinayetler,neler neler oluyor,
    Denize her gün körpe cesetler döküyorum.
    Ne baharlar soluyor,ne baharlar soluyor,
    Azamet ve ihtişam içinde çöküyorum!
    ----------------------------
    Dalgın Ölü

    Dün güzel bir kadın geçti
    Kabrimin yakınından
    Doya doya seyrettim
    Gün hazinesi bacaklarını
    Gecemi altüst eden
    Söylesem inanmazsınız
    Kalkıp verecek oldum
    Düşürünce mendilini
    Öldüğümü unutmuşum
    --------------------
    Deniz

    Bu akşam vakti deniz,
    O bütün hasretimiz,
    Sanki gelmiş de dile,
    Nedametin sesiyle,
    Çarparak kayalara,
    Yetmez mi, diyor deniz,
    Karada çektiğiniz?
    -----------------------
    Desem Ki

    Desem ki vakitlerden bir Nisan aksamidir,
    Ruzgarlarin en ferahlaticisi senden esiyor,
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    Ormanlarin en kuytusunu sende gezmekteyim,
    Senden kopardim ciceklerin en solmazini,
    Topraklarin en bereketlisini sende surdum,
    Senden tattim yemislerin cumlesini.

    Desem ki sen benim icin,
    Hava kadar lazim,
    Ekmek kadar mubarek,
    Su gibi aziz bir seysin;
    Nimettensin, nimettensin!

    Desem ki...
    Inan bana sevgilim inan,
    Evimde senliksin, bahcemde bahar;
    Ve soframda en eski serap.
    Ben sende yasiyorum,
    Sen bende hukum surmektesin.
    Birak ben soyleyeyim guzelligini,
    Ruzgarlarla, nehirlerle, kuslarla beraber.
    Gunlerden sonra bir gun,
    Sayet sesimi farkedemezsen,
    Ruzgarlarin, nehirlerin, kuslarin sesinden,
    Bil ki olmusum.
    Fakat yine uzulme, musterih ol;
    Kabirde boceklere ezberletirim guzelligini,
    Ve neden sonra
    Tekrar duydugun gun sesimi gokkubbede,
    Hatirla ki mahser gunudur
    Ortaliga dusmusum seni ariyorum.
    -----------------------
    Eski Saadetinle

    Mazim!Ah, o bir daha bulunmazbir hazine!
    Hırsız gibi dalardım altın gümüş içine.
    Dalardım!Fakat şimdi o servetten bana ne!
    Mazim!Ah, o bir daha bulunmaz bir hazine!

    Mazim çılgınca çalan,çalan bir orkestra!
    Her günüm bir ahenkte,her biri bir hatıra!
    Piyano,keman,flüt,saksafon ve tambura!
    Mazim bir orkestra,mazim bir orkestra!

    Mazim tüten bir baca,dumanın yoktu sonu.
    Her günüm göğe çıkan bir duman helezonu.
    Hangi mel`un şeytandır bilsem söndürdü onu!
    Mazim tüten bir baca,dumanın yoktu sonu.

    -Eski saadetinle,geçmiş günleriyle kal!
    Gözlerini yumarak o dünyayı seyre dal!
    O değil mi hayatta tutunduğun en son dal!
    Eski saadetinle,geçmiş günlerinle kal!
    ----------------------
    Gariplik

    Babam kırdı beni ilkönce babam
    Dosttan gördüm kahrın daniskasını
    Nankör çıktı iyilik ettiğim adam
    Sevdiğim kız da savdı sırasını

    Bendim hayal üstüne hayal kuran
    Gözüm kapalı olduğu zamanlar
    Benim başımı taştan taşa vuran
    Sandığım gibi değilmiş insanlar

    Garibim dünyada garip nafile
    Gelse boynuma dolansa da bahar
    Kendi hoş kendi masum sesinizle
    Siz söyleyin garipliğimi kşlar
    ------------------
    Gece Şarkısı

    Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;
    Bence bayram ufukta gün bitincedir.

    Günün geçit vermez karlı dağlarını
    Sanki sihirbaz bir el eritincedir.

    Bütün gün beklediğim bahar ki gece,
    Gökte yıldızların da ümidincedir.

    Yollar, yollarda nihayet içime denk,
    Sonsuzlaşarak başı boş gidincedir.

    Ben ister güleyim, ister ağlayayım,
    Sesimi yalnız kendim işitincedir.

    Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;
    Bence bayram ufukta gün bitincedir.
    -----------------
    Gel Çadır Kur

    Hiçbir kuşun, üstüne konmadığı bir ağaç;
    Ömrüm; ne diye kondun bu ağacın üstüne?
    Sana kim dedi ömrüm kuşa, şarkıya muhtaç?
    Hiçbir kuşun üstüne konmadığı bir ağaç;

    Her gün başka ahenkte söylediğin şarkılar
    İnandırmıştı beni ömrümün düğününe.
    Ne yazık, şimdi her dal hasretinle hışırdar`
    Ah, nasıl inanmıştım ömrümün düğününe`

    Rüzgar bir cellat gibi sallarken satırını,
    Yapraklar dökülüyor, günler bir bir düşüyor;
    Kupkuru bir gövdeye ümitler üşüşüyor.
    Hayat bir cellat gibi sallıyor satırını!

    Gel yine gölgemde kur ömrünün çadırını,
    Sen ki benim şeklini sevdiğim ilk baharsın;
    Bir doğdun bir de batma, hayatıma kıyarsın,
    Gel yine gönlümde kur gönlünün çadırını!
    ------------------------
    Gençlik Böyledir İşte

    İçimi titreten bir sestir her gün.
    Saat her çalışında tekrar eder:
    `Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
    Elin boş mu gireceksin geceye?
    Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
    Gençlik böyledir işte, gelir gider;
    Ve kırılır sonra kolun kanadın;
    Koşarsın pencereden pencereye.`

    Ah o kadrini bilmediğim günler,
    Koklamadan attığım gül demeti,
    Suyunu sebil ettiğim o çeşme,
    Eserken yelken açmadığım rüzgâr
    Gel gör ki, sular batıya meyleder,
    Ağaçta bülbülün sesi değişti,
    Gölgeler yerleşiyor pencereme;
    Çağınız başlıyor ey hâtıralar.
    ----------------------
    Gidiyorum

    Çölde bir yolcu gibi yalnızlığım içinde
    Kavrulup gidiyorum.
    Serseri bir rüzgar gibi hep ganimet peşinde
    Savrulup gidiyorum
    Serçekadar pervasız, bir günden ötekine
    Atlayıp gidiyorum.
    Bütün kumaşlarını açtığım gibi yine
    Katlayıp gidiyorum.
    Bir kış güneşi gibi ben keyfimin esiri
    Görünüp gidiyorum.
    Ne belli yerim var, ne de sevdiğim biri
    Sürünüp gidiyorum.
    -------------------------
    Gün Eksilmesin Penceremden

    Ne doğan güne hükmüm geçer,
    Ne halden anlayan bulunur;
    Ah aklımdan ölümüm geçer;
    sonra bu kuş,bu bahçe,bu nur.

    Ve gönül Tanrısına der ki:
    -Pervam yok verdiğin elemden;
    Her mihnet kabulüm,yeter ki
    Gün eksilmesin penceremden!
    ----------------------------
    Gün Olur Ki

    Gun olur ki ne gokyuzu para eder,
    Ne deniz kenari, ne baglar bahceler.
    Gun olur ki ne kiz ne raki ne siir,
    Hicbir sey insani sarmaz, kandiramaz;
    Her cesmeden bos doner, elindeki tas.
    Gun olur ki cildirmak isten degildir
    --------------------
    Gündüz

    Ey sâkin suları karıştıran el,
    Balıklara huzur vermiyen dalgıç,
    Ey zenginle fakir, çirkinle güzel
    Arasında keskin parlayan kılıç.

    Gündüz, ey sızlayan kalb, ağrıyan diş,
    Ey yaşamaktaki tükenmez tasa,
    Git sor niçin sana düşman kesilmiş,
    Geceden geceye uçan yarasa.
    ----------------------
    Güneşe Ait Çocuk

    Güneşin arkasında görünen çocuk,
    eliyle güneşi gösterir durur.
    camlar arkasında düşünen çocuk,
    hırsından camlara yumruk savurur.

    Camlar arkasında bekleyen çocuk,
    üç mevsim güneşin seyrine dalar;
    ve kışın güneşi özleyen çocuk,
    diliyle buğulu camları yalar.

    Güneşe kavuşabilmek için çocuk,
    gündüzün boş yere çırpınır durur.
    Nihayet, nihayet geceleyin çocuk,
    koynunda güneşle beraber uyur.
    -------------------
    Hatıralar

    Bilmem ki hâtıralar,
    Ne istersiniz benden,
    Gelir gelmez sonbahar?

    Bu kanad çırpış neden?
    Cama vuracak ne var
    Ey eski hâtıralar

    Sanmayın güller açar,
    Bülbül değildir öten;
    Bu rüzgâr başka rüzgâr.

    Ne istersiniz benden,
    Bilmem ki hâtıralar,
    Gelir gelmez sonbahar?
    -----------------
    Havuz

    Eskiden ne vakit baksam işıldayan
    O dünya ne oldu, nedir bu karanlık?
    Bir kara kedi mi aramızda zaman?
    Yalnızım; havuzu doldurdu karanlık.
    ----------------------
    Her Gecemi bu Uykusuzluk

    Her gece mi bu uykusuzluk!
    Hele saatin tıkırtısı!
    Ya karasinek düşünceler!
    Çıldıracağım bu gidişle;
    Yatak değil sanki cehennem.

    Deliksiz bir uykuysa vaadin,
    Günün dolmuş veya dolmamış,
    Gençliğime filan bakmadan,
    Derhal gelebilirsin ölüm;
    Kapı açıktır, lamba sönük.
    -------------------
    Her Günkü Şarkım

    Şehirde bir kasvet,
    Rüzgârda bu dâvet,
    Enginde hürriyet,
    Serde gençlik varken,
    Beyaz açılırken
    Bu mavi sularda
    Her gün binbir yelken,
    Âni bir kararda,
    Edip şehre veda,
    Niçin acep niçin
    Sen de bir geminin
    Yolcusu değilsin?
    Şehirde bu kasvet,
    Rüzgârda bu dâvet,
    Enginde hürriyet,
    Serde gençlik varken.
    -------------------
    Kırık Kalpler

    Biz aşkla başı dönmüş iki çocuk
    Bütün bir bahar o çiçek ben yaprak
    Ya Rabbi ne güzel sevişiyorduk
    Dünyayı aşktan ibaret sayarak

    Kim ne karıştı ne istedi bizden
    Göz mi değdi ne oldu bu sevdaya
    Ayırdılar bizi birbirimizden
    Hem de göz göre yürek parçalaya

    Aşktı bizdeki onlardaki mantık
    Onlardan yana çıktı kahpe felek
    Birer kalp bıraktılar bize kırık
    Ömrümüzce göz yaşı döktürecek
    -------------------------
    Kar ve Ben

    Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar.
    Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu?
    Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?

    Yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar!

    Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
    Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
    Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine;

    Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.
    -------------------------
    Karasevda

    Bir kere sevdaya tutulmaya gor;
    Ateslere yandiginin resmidir.
    Asik dedigin, Mecnun misali kor;
    Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

    Dunya bir yana, o hayal bir yana;
    Bir mesaledir pervaneyim ona.
    Altinda bir omur done dolana
    Agladigim yer penceresi midir?

    Bir koseye mahzun cekilen icin,
    Yemekten icmekten kesilen icin,
    Sensiz uykuyu haram bilen icin,
    Ayrilik olumun diger ismidir
    --------------------------
    Korktuğum Şey

    Gün çekildi pencerelerden;
    Aynalar baştan başa tenha.
    Ses gelmez oldu bahçelerden;
    Gök kubbesi döndü siyaha.

    Sular kesildi çeşmelerden;
    Nerden dolacak bu taş nerden,
    Nergislerin açtığı yerden
    Ey kuş uçurtmıyan ejderha?

    Ne yardan geçilir, ne serden;
    Korkuyoruum bu gecelerden.
    Bel bagladığım tepelerden
    Gün doğmıyabilir bir daha.
    ------------------------
    Kulak Ver Ki...

    Kulak ver ki havasında bahçemizin,
    Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden
    Bir türkü söylenmede kendiliğinden;
    Nasıl dinlersen öyle, sen veya hazin.

    Kulak ver, dolaşan ruhumuzu tel tel;
    Dallardaki tomurcukları ürperten
    Bir türkü söylenmede kendiliğinden;
    Dinlenmedikçe ömrün artar, öyle güzel!
    ----------------------------
    Memleket

    Bir yanda Anadolu bir yanda Rumeli`dir.
    Hepsi bizden yolcusu olsun hancısı olsun
    Efkar ettiğimiz şey memleketin halidir
    Sanmam hemşehrim sanmam bundan acısı olsun

    Köylümüz efendimiz tarlasında perişan
    İşçimiz kardeşimiz kavgasında perişan
    Anam bacımdır bahtı karasında perişan
    Hemen Allah cümlemizin yardımcısı olsun
    ------------------------------
    Memleket İsterim

    Memleket isterim
    Gok mavi, dal yesil, tarla sari olsun;
    Kuslarin ciceklerin diyari olsun.

    Memleket isterim
    Ne basta dert ne gonulde hasret olsun;
    Kardes kavgasina bir nihayet olsun.

    Memleket isterim
    Ne zengin fakir ne sen ben farki olsun;
    Kis gunu herkesin evi barki olsun.

    Memleket isterim
    Yasamak, sevmek gibi gonulden olsun;
    Olursa bir sikayet olumden olsun.
    -----------------------------
    Mezarlık

    Ve şehrin şenliğine karşılık
    Susar servileriyle mezarlık.
    Susar ve hatırlar: - Bu kırık
    Aynadaki hazin perişanlık

    Sizindir, siz gafil, siz bihaber
    İnsanlar bilseydiniz ne bekler
    Bir gün açmak için bu çiçekler;
    Ölülerin sükûnu çiçekler
    -------------------------
    Misafir

    Bir gece misafirim olsan yeter;
    Dolar odama lavanta kokusu;
    soğur sevincinden sürahide su
    Ay pencerede durup durup güler.

    Havva kızlarının en dilberini
    Görsün diye aya karşı soyunsan!
    Okşasam, öpsem, koklasam bir zaman
    Vücudunun ürperen her yerini

    Teneffüs eder gibi seviştikçe
    Doğacak çocuğum aklıma gelir;
    Şiir söylerim saadete dair
    Odama misafir olduğun gece.
    -----------------------------
    Neden Sonra

    Neden sonra farkına varıyorsun
    Etrafındaki korkunç ıssızlığın.
    Yâr olsun,dost olsun,ne arıyorsun,
    adresi belli mi vefasızlığın?

    Aşk,dostluk!.. Hepsi dökülür yapraklar!
    Çıplak bir ağaç durgun suda aksin.
    Yalnızlık dediğin hayatta başlar;
    Kabir boyunca devam etmek için.

    (Varlık,1 Ocak 1942)
    ------------------------


    Uykusuz gecemde bir kadın;
    Gözlerinin ay ışığında
    Vücudu kar beyazlığında
    Saçları bir hazine altın.

    Ne ateşimden haberi var
    Ne bilir çıplak olduğumu;
    Varlığını ve yokluğunu
    Duymadan güzel ve bahtiyar
    ---------------------
    Otuz Beş Yaş

    Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
    Dante gibi ortasındayız ömrün.
    Delikanlı çağımızdaki cevher
    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
    Gözünün yaşına bakmadan gider.

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
    Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
    Ya gözler altındaki mor halkalar?
    Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

    Zamanla nasıl değişiyor insan!
    Hangi resmime baksam ben değilim:
    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
    Bu güler yüzlü adam ben değilim
    Yalandır kaygısız olduğum yalan.

    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
    Hatırası bile yabancı gelir.
    Hayata beraber başladığımız
    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
    Gittikçe artıyor yalnızlığımız

    Gökyüzünün başka rengi de varmış!
    Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
    Su insanı boğar, ateş yakarmış!
    Her doğan günün bir dert olduğunu,
    İnsan bu yasa gelince anlarmış.

    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
    Her yıl biraz daha benimsediğim.
    Ne donup duruyor havada kuşlar?
    Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

    N`eylesin olum herkesin başında.
    Uyudun uyanamadın olacak
    Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
    Bir namazlık saltanatın olacak.
    Taht misali o musalla taşında.
    -----------------------
    Paydos

    Paydos bundan böyle çılgınlıklara!
    Sert konuşmaya başladı aynalar,
    Yetişir koştum aşkın peşi sıra;
    Bitirdi beni bu içki, bu *****.

    Ne saklayayım gaflet ettiğimi,
    Elimle batırmışım gençliğimi;
    Binip gideceğim en güzel gemi!
    Aldığını geri vermez dalgalar.

    Meyhaneler, sabahçı kahveleri,
    Cümle eş dost, şair, ressam serseri,
    Artık cümbüşte yoksam geceleri
    Sanmayın tarafımdan hıyanet var.

    Yaş ilerliyor... Artık geçti bizden;
    Kişi ev bark edinmeli vakitken.
    Gün gelince biz değil miyiz ölen?
    Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!
    -----------------------
    Perişan Sofra

    Öldü; ne rüzgârlar girdi içeri,
    Ne bir kuş havalandı pencereden.
    Öldü; kimse görmedi melekleri;
    Sorma nasıl habersiz gitti giden.

    Bir uzun sefere çıktı, diyorlar;
    Gemiyi gören var mı? hani deniz?
    Sen gittin, soframız oldu târumar;
    Doğan günü yadırgıyor hâlimiz.
    *His Infernal Majesty*
    Like gina lollobrigida in belles de nuit
    ----------------------------------
    And when I disappear
    Into the night and out of the fear
    Hunting with sword and spear
    I am king Lear
    Having a love affair
    With myself
    ----------------------------------
    The face of god
    In velvet black
    The skies are full of angel holograms
    ----------------------------------

    Boş Muhabbetlere Hayır NO MSN

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    24-12-2004
    Mesajlar
    914
    Karizma Gücü
    0

    2.Bölüm

    2.Bölümdeki şiirlerimiz:

    1 Sanatkarın Ölümü
    2 Sayıklıyan Ağaç
    3 Sen de Her Şey Gibi
    4 Sen Yoksun Ki
    5 Serenad
    6 Son Gece
    7 Talihsiz
    8 Tren
    9 Tutsam ellerinden Ağlarsın
    10 Var
    11 Yalnızlığa Dair
    12 Yalnızlık
    13 Yalnızlık Macerası
    14 Ölüm I
    15 Ölümden Sonra


    Sanatkarın Ölümü

    Gitti gelmez bahar yeli;
    Şarkılar yarıda kaldı.
    Bütün bahçeler kilitli;
    Anahtar Tanrıda kaldı.

    Geldi çattı en son ölmek.
    Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
    Yanıyor güneşte petek;
    Bütün bal arıda kaldı.
    --------------------------
    Sayıklıyan Ağaç

    Güzü duymıyagörsün ağaç,
    Artık her günü bir işkence;
    Bir hayale dalar her gece,
    Başında gök ürperen bir taç.

    Göz kırparken ona yıldızlar,
    Baharında sanıp kendini
    Çağırır eski bülbüllerini
    Agaç pırıl pırıl sayıklar.
    ---------------
    Sen de Her Şey Gibi

    Sen de her şey gibi,yakınımda iken,
    Sen de oluyorsun gözlerimde diken.
    Git,git benden uzak,uzak bir yere git;
    Ne olur,içimde her zaman bir ümit,
    Her uzak şey gibi öyle yalnız hayal,
    Yalnız rahiya,renk,şarkı halinde kal.
    --------------------------
    Sen Yoksun Ki

    gün çingeneler gibi göçebeydi ufukta,
    çimenler üzerinde yuvarlandığımız gün,
    akarsulardı gittikçe kararan boşlukta;
    sularda yüzünden yayılan tatlı bir hüzün.

    göğe sessizce yükselen ay on dördündeydi;
    gece akasya dalında asılı gölgeydi,
    bahtiyar başlarımız aynı penceredeydi!

    hala o penceredeyim, lakin sular ölgün;
    sen yoksun ki, vefasız, sularda ay görünsün.
    ---------------------
    Serenad

    Kimdir bana gülümsiyen yeşillik balkonundan?
    Demek gecelerden sonra nihayet gün doğuyor.
    Bir gülüsündür gençliğimi döndürdü yolundan;
    Yanan şu alnım elinin gölgesiyle soğuyor.

    Güzelsin ya, ne olursan ol, girdin hikâyeme;
    Çok değil evi barkı terkedip sana uyduğum,
    Ancak sen tâzelikte gül yaraşır pencereme;
    Uykusuz gecelerimde kokusunu duyduğum.

    Eğil bak suya, ordadır güzelliğin, gençliğim.
    Sen gel beni dinle, günlerimiz heba olmasın.
    Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim;
    Artık taşlarımız ayrı çeşmelerden dolmasın.
    -------------------------
    Son Gece

    O, bu gece derdinden eriyerek akıyor,
    Müphem duran ne varsa hep peşine takıyor,
    Bak yıldızın akıyor, bak yıldızın akıyor.

    Ey her gün bir mezarın taşını omuzlayan;
    Kalmadı gökte bile senin için ağlayan
    Kalkmamak ümidiyle haydi toprağa kapan.
    ---------------------
    Talihsiz

    Arzunun bir hayalet sardığı bir geceydi,
    Bir geceydi hakikat yalanlara baş eğdi.
    Bu gecenin susuzluk mahsulüsün bunu bil.

    Kundaksız uzatıldın iğneli beşiğine
    Ve böylece Azrail
    Istırabı mıhladı küçücük benliğine.

    Ecelin kucağında erirken çocukluğun,
    Aleme sırdı senin varlığın ve yokluğun.
    Hala bilinmez nedir kalbindeki bunalan.

    Lambanı yaktılarsa lambanı kendin söndür,
    Söndürmekle oyalan,
    Gir geceler koynuna,deme yarın gündüzdür,

    Belirecek gündüzler sönenlerden yüzsüzdür.
    ------------------
    Tren

    Nereye bu gece vakti?
    Güzel tren, garip tren?
    Düdüğün pek acı geldi,
    Hatıra neler getiren.
    Çokmudur mendil sallamam;
    Her yolcu az çok aşinam,
    Haydi, yolun açık olsun;
    Geçtiğin köprüler sağlam,
    Tüneller aydınlık olsun.
    ------------------
    Tutsam ellerinden Ağlarsın

    Tutsam ellerinden ağlarsın.
    Benek benek büyür karanlığım.
    Nokta nokta korkutur seni.
    Tutsam ellerinden ; ağlarsın

    Toprak kokar avuçlarım , kan kokar.
    Ben hoyrat gecelerde boy atmış fidan,
    Boz bulanık sularda yıkanmış , arınmışım.
    Geceleri çok yakınım yıldızlara,
    Işığa çıkınca bir karışım.

    Tutsam ellerinden ağlarsın.
    Doğduğum köyü bir bilsen.
    Gece gecemden büyük,
    Acısı acımdan derin.
    Tutsam ellerinden , üşür ellerin!
    --------------------
    Var

    Ağacı kıskanırım
    Yemiş yüklü dalı var,
    Bahar olsun, güz olsun
    Ne güzel masalı var.

    İmrenirim arıya
    Petek petek balı var
    Konduğu çiçeklerin
    Pembesi var, alı var
    ---------------
    Yalnızlığa Dair

    Can yoldasin olmazsa olmasin
    Yalnizim diye hayiflanmayasin,
    Egilmis ustune gokyuzu masmavi
    Bir anne sefkatine musavi.
    Uc adim otede deniz
    Dosttur, ne ofkesi ne durgunlugu sebepsiz.
    Bir derdin varsa acabilirsin agaclara
    Agac yaprak verir, sir vermez ruzgara
    Ve kis yaz,
    Dalda kus eksik olmaz
    Dag basinda duman
    Yalnizlik nedir goreceksin
    oldugun zaman.
    ------------------
    Yalnızlık

    Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan,
    Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
    Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
    Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.

    Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü,
    Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı.
    Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü
    Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.

    Bir ayna parçasından başka beni kim anlar,
    Bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde?
    Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar;
    Aynalar da olmasa işim ne yeryüzünde?
    ----------------
    Yalnızlık Macerası

    Oyle yalniz kaldim ki hayatimda
    Kimi gun oldum kimi gun ilah oldum
    Cok zaman annemin dizlerine hasret
    Koydum basimi kendi dizlerime
    Doya doya agladim

    Paylasirsa dost paylasirmis
    Insanin derdini sevincini
    Dost umidiyle ortaliga dusmeye gor
    Hangi kapiyi calsan kimseler yok
    Hangi omuza dokunsam yabanci cikar

    Asik mi olmadim taparcasina
    Bir Mecnun gecti o collerden bir de ben
    Diz mi cektirmedim alemde Kerem gibi
    Ferhat gibi gurz mu sallamadim daglara
    Ne Leyla yar oldu bana ne Asli ne Sirin

    O gun bugun sirtimi kendim sivazliyorum
    Sabahlari sokaga cikmadan evvel
    Cesaret sairim cesaret
    Kendi saclarimi oksuyorum geceleri
    Sevgilimin saclari niyetine.
    ----------------------
    Ölüm I

    Sözünde durmadı mavi gökler;
    Gün kararıyor gitgide ölüm.
    Akşam yeli nedameti söyler;
    Nedamet yer etti bende ölüm.

    Ne yapsam, gün doğmuyor gönlümce;
    Sudur akar kendi bildiğince,
    Hangi pencereye koşsam gece;
    Gitmiyor bu can bu tende ölüm.

    Ne vefasız geçmişten hayır var,
    Ne gelecekler imdada koşar,
    Çoktandır tekneyi aldı sular;
    Çoktandır ümitler sende ölüm.
    ----------------------
    Ölümden Sonra

    Olduk, olumden bir seyler umarak.
    Bir buyuk boslukta bozuldu buyu
    Nasil hatirlamasin o turkuyu,
    Gok parcasi, dal demeti, kus tuyu,
    Alistigimiz bir seydi yasamak.

    Simdi o dunyadan hicbir haber yok;
    Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
    Oylesine karanlik ki gecemiz,
    Ha olmus ha olmamis penceremiz;
    Akarsuda aksimizden eser yok.
    -----------------------------
    *His Infernal Majesty*
    Like gina lollobrigida in belles de nuit
    ----------------------------------
    And when I disappear
    Into the night and out of the fear
    Hunting with sword and spear
    I am king Lear
    Having a love affair
    With myself
    ----------------------------------
    The face of god
    In velvet black
    The skies are full of angel holograms
    ----------------------------------

    Boş Muhabbetlere Hayır NO MSN

  3. #3
    Misafir SAKSUMA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    843
    Karizma Gücü
    0
    Tüm zamanların unutulmaz şairi ve şiirleri...

    Paylaşım için teşekkür.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Erdoğan'dan Cahit Sıtkı şiiri
    2005 Konuları bölümünde De sousa tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 12.08.05, 13:07
  2. Sımsıkı Bir Şair-Cahit Zarifoğlu
    2005 Konuları bölümünde islamicforce tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 11.06.05, 21:58

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •