Hürriyet, emekli orgeneral Kemal Yamak''ın kitabından bölümler yayınlamaya devam ediyor. Yamak, 1974 yılında Başkanlığı''nı yaptığı Özel Harp Dairesi''nin her yıl Amerika Birleşik Devletleri''nden 1 milyon dolar aldığını itiraf etti! Her ne kadar Amerikalılar ile anlaşma bozulmuşsa da bu para her yıl düzenli olarak alınmış!
Yamak, o dönemde her partinin içinde adamları bulunduğunu, bunların bazılarının sonradan milletvekili de olduğunu bildiriyor ve gizli yardım anlaşması ortadan kalkınca ABD yerine NATO kanalı ile temaslar yaptıklarını da anlatıyor. Buna göre, NATO yetkilileri Balkanlar ve Kafkaslarda müşterek harekat önermiş, ancak Türk tarafı bunu reddetmiş.
Benim bildiğim, Afganistan-New York arasındaki, bugün için yıllık bir trilyon dolarlık kapasiteye ulaşan uyuşturucu trafiği, CIA ve NATO''nun kontrolündedir!
O dönemde Sayın Yamak''ın bundan hiç haberi yok muydu?
***
Yamak, "Bizim Gladio ile veya başka bir ülkenin herhangi bir teşkilatıyla herhangi bir ilgimiz ve ilişkimiz olmamıştır. Onların Gladio gibi bir teşkilata sahip olmaları ve bazı olaylara karışmış bulunmaları, sadece bir isim benzerliğiyle bizi de öyle görmeye yeter bir sebep olamaz. Biz, bize dayanarak, kendi güvenlik ihtiyacımız için ve kendimize benzeterek bir konsept tespit etmişiz, onlar da kendilerine" diyor.
Bu duruma göre, Türk gençlerini birbirine kırdıran süreç, Gladio''nun değil, bizimkilerin "kendilerine benzettiği" Gladio mukallidi bir teşkilatlanmanın kontrolündeymiş!
***
Yamak''ın sözleri için "itiraf" kelimesini kullandım. Çünkü A''dan Z''ye hepsi suçtur! Fakat tam da 30 sene geçtikten sonra açıklandığı için, işlenen suçlar dava zamanaşımına uğramıştır!
Yamak''ın sözlerinden anlaşılıyor ki, sonraki milletvekilleri, belki de siyasi parti genel başkanları, bakanlar arasında da Özel Harp Dairesi''nin yetiştirdiği adamlar vardır!
Biz bu meseleyi, 12 Mart öncesinde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Balgat ve Ahlatlıbel Amerikan tesislerini basması, ayrıca Nato karargahının bulunduğu yerde görevlendirilen Türk personelin daha sonra terör olaylarının yönlendiricisi konumunda bulunması çerçevesinde ve bir kesit olarak incelemiştik! Bu incelememiz kamuoyunda pek bilinmiyor. Bir gün onu da yayınlarız.
***
Türkiye, NATO''ya girdiği 1952 yılından beri, yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş gibi koşturuyor. Bu koşturmaca sırasında iki askeri darbe ve iki askeri muhtıra gerçekleşti. Darbeler ve muhtıra sonrasında, ülkenin potansiyel gücünde, yetişmiş insan unsurunda ve değerler sisteminde zaaflar meydana geldi. Türkiye milli devlet olmaktan çıkarıldı!
Darbeye zemin hazırlayanlar, çoğunlukla bu iş için kullanıldıklarını bilmiyordu. Sovyet tehdidi ile daha doğrusu komünizm ideolojisi ile mücadele amacıyla, ABD tarafından NATO bünyesinde kurulan Gladio, bilhassa Fransa ve Türkiye''yi istikrarsızlaştırmanın aracı haline getirildi.
Fransa''da 1968 olaylarını yönlendiren solcu gençlik liderlerinin, Gladio''nun adamları olduğu anlaşıldı. Fransa istihbaratı önlem aldı ve olayları sona erdirdi. Türkiye''de ise sır perdesi ortadan kalkmadığı için olaylar sürdü gitti.
12 Eylül 1980 öncesinde bütün fikir gruplarının içinde provokatörler vardı. NATO-Varşova paktı dengesini NATO lehine bozabilmek ve Türkiye''yi elde tutmak için Gladio veya Yamak''ın söylediği organizasyon kullanıldı. Bunlar, aynı silahı, sabah bir gruba, öğleden sonra karşı gruba çevirdiler. Milliyetçilik ile devrimcilik birbirini tamamlayan kavramlar olduğu ve bütün gençlik, emperyalizme, sömürüye karşı olduğu halde, bu iki kavramı ayrışarak savunan gençler, provokasyonlarla birbirine kırdırıldı.
12 Eylül 1980 müdahalesi, NATO''nun, dolayısıyla ABD''nin kesin zaferi olarak, Sovyetlerin dağılma sürecini başlatmış oldu. Sovyetlerin güneye, sıcak denizlere inmesini, KGB''nin son başkanının deyimiyle "Türkiye''deki sivil direniş" ve Afganistan direnişi durdurmuştu! Bu da Sovyetlerin Ortadoğu petrollerinin kontrolünü kaybetmesi demekti!
Türkiye, bu uğurda binlerce gencini toprağa vermişti.10 binlerce genç de cezaevlerinde süründü, idam edilenler oldu. Hem de bir soldan, bir sağdan olmak üzere...
***
Peki Türk gençliğini birbirine kırdırmaya ne gerek vardı? Bu işte bir kasıt yok mudur?
Demek ki suçlu olan, devletin o yıllardaki yöneticileri, siyasi liderler ve sivil-asker bürokratlardı. Onlar dönemin İçişleri Bakanlarından Faruk Sükan''ın açıkladığı "iti ite kırdırma politikası"nı planlamasa, Türk gençliği, Gladio oyunları ile birbirini öldürebilir miydi?
Siz, iti ite kırdırma politikanızı anlatın Sayın Yamak!
***
Türkiye''nin bugünkü yöneticilerine düşen, o gençlerden ve Türk Milleti''nden devlet adına, tarih önünde özür dilemek ve onların anısına bir "utanç anıtı" dikmektir.
Hiç değilse bugünkü gençliğin, milli, dini ve insani idealleri, birbirine aykırı düşünmemesine, önyargıları kırarak, bu ideallerin bir bileşkesini çıkarabilmesine zemin hazırlamak mümkündür. Sentezini değil, bileşkesini...
Aslan Bulut-Yeni Çağ


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
