Eğitimlerde toplumun herkesiminden insanlarla konuşup düşünce şekli ve inançlarını anlamaya çalışıyorduk. Benim fazla aramama gerek yoktu, bulunduğum çevrede olumsuz düşünceye örnek bir yığın vaka vardı.Burada bol bol gözlem yapma olanağımla birlikte zamanla bu çevre de kendi içinde bulunduğu duruma benimle birlikte tanık oldu ve durumunu değiştirme cesaretini gösterenler oradan sıyrılıp çıktılar. Bu cesareti gösteremeyenlerin şimdi ne olduklarına hiç girmek istemiyorum, yazılarımda olumsuzlukları öne çıkarmak istemem. Zihnin ne olduğunu anlamaya başladığımda çevremdeki insanları da daha iyi tanımaya başlıyordum. Bana en yakın olanları, arkadaş dediğim kimseleri gerçekte tanımadığımı görüyordum.
Sağlıklı bir zihinle hasta bir zihin arasındaki farklara, zihnin nasıl bozulabildiğine açıkça tanık oldum. Konuştuğumuz insanlar arasında zenginler, politikacılar, sanatçılar, starlar, belediye başkanları, sokak serserileri, dünyayı değiştirmek uğraşısında değişik idealler taşıyanlar, kısaca toplumun her kesiminden insanlar olurdu. Onların temel inançlarını bulmaya ve şu andaki yaşamlarını anlamaya çalışıyorduk. Bu zihni ve insanı anlamada bizi zenginleştiren bir uygulamaydı.
İnsanlarla zihinsel, fiziksel ve ruhsal gelişim üzerinde çalışanların hergün karşılaştıkları bir şeydir bu ama çevrenizi incelerseniz zihnin bozulabildiğini sizde rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Evet,zihin fevkalede bir şekilde bozulabiliyor. Aile yapısından gelen olumsuz düşünce biçimleri, çevre, toplum, kültür gibi bir çok dış etken buna sebep gösterilebilir. Ancak iyi olan bir şey varsa o da insan zihninin bozulmaya açık olduğu kadar sağlıklı olmaya da istekli olduğudur. Yeterli teknik uygulamalarla kendisine yardım edildiğinde zihin adeta eskisinden de zinde bir durum kazanabiliyor.
Zihnin nasıl çalıştığını bir kez bilince yeryüzündeki bütün olumsuzlukların da kaynağına inmiş olursunuz. Hertürden hastalıklar, yeryüzündeki bütün olumsuzluklar ne allah vergisi, ne sistem, nede sınıflar sorunudur. Her türlüsünden ideolojiler bozulan zihinlerin kendilerini sergiledikleri sahnelerdir. Bunca insan üzerinde çalıştıktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Yeryüzünde olumlu düşünen mutlularla, olumsuz düşünen mutsuzlardan başka kimse yoktur. Olumlu düşünenler kendilerini her alanda ifade edip istedikleri herşeye rahatça kavuşurken, kıskançlık, kin, nefret, savaş ve intikam duyguları içinde olanlar sefil ve perişanlığı sürekli kendilerine çekiyor, sonrada içinde bulundukları duruma denk düşen sefaletin felsefesini yapıp hiç bir sorumluluk almayarak hep başkalarını suçlayıp duruyorlar.
Bunca zaman yapılan çalışmalar sağlıklı ve sağlıksız zihinle ilgili bir çok veri kazandırmıştır. Benim kendi gözlemlerimden edindiğim olumsuz düşünme alışkanlığı edinmiş bir zihinle olumlu düşünen zihnin özelliklerini, inançlarını, farklarını gelin birlikte görelim:


Olumsuz zihin tavrı: 1-Olabileceklerle ilgili en kötü olasılıkları düşünür, 2-fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak vasattır, 3- ayrıntılarda kaybolup bütünü gözden kaybeder, 4-farkları ve benzerlikleri karıştırır, 5- Tepkiseldir, yıkmaya meyillidir. 6- Kıskanç ve bencildir, 7- Artniyetli ve güvenilmezdir, 8- Tutarsızdır, hiçbir sözü ve davranışı birbirini tutmaz, 9-Günlük yaşar, 10- Umutsuz ve bunalım içindedir, 11- Başarıya düşmandır, her türlüsünden başarıyı yok sayıp hepsine bir kulp bulur, 12- Bunalımlarını yaşam sanma yanılgısı içindedir, 13- Tepkisel olan herşeyle özdeşleşir, kendine yıkıcı guruplar bulup hayatta kalmak istemeyenleri arkadaş edinir, 14- Zavallılardan oluşan bir çevre ister, 15- Kendini ve başkalarını sürekli olarak aşağılar, 16- İmkansız, olanaksız vb gelişimin önünü kesen deyimleri sıkça kullanır, 17- Dağınıktır, eşyalarıyla savaş halinde olup aradığı bir şeyi hiçbir zaman yerinde bulamaz, başkalarına ait olan eşyalara karşı saygısızdır,18-Aşırı duygusaldır, ağlamaya yatkındır, yaşamdan zevk alamaz, 19- Sempati peşindedir, 20-Kritikçi, eleştirel ve uzlaşmazdır, Din, milliyet, ırk, sınıf, ideolojik, politik her türlü bölünme ve ayrılma yanlısıdır. Vasatlığını gizleyecek toplumsal maskeler arar. Hiç bir etik ve ahlak anlayışı yoktur...



Olumlu zihin tavrı: 1-Olabileceklerle ilgili en iyi senaryoları kurar, 2-fiziksel, zihinsel ve ruhsal bütünlük, yani benzeşim içindedir, 3-ayrıntılarla birlikte bütünü de görür, 4- farkları ve benzerlikleri açıkça görüp ayırtedebilir, 5- Yapıcı ve üretkendir, 6-Paylaşımcıdır, 7-Güvenilirdir, 8- Tutarlıdır, 9- Geleceği garantiye almak ister, 10- Umut doludur, çevresini de umutlandırır, 11- Başarının dostudur, başaran kim olursa olsun onun adına sevinir ve onun bunu nasıl yaptığını anlamaya çalışır, 12-Devamlı öğrenme halindedir, 13-Yaşatıcı ve geliştiricidir, kendisi gibi olan birey ya da guruplarla bütünleşmek ister, 14-Güçlü ve kendine güvenlidir, hiç bir basitliği ve zavallılığı kabul etmez, 15-Kendini ve başkalarını yüceltir ve geliştirir, 16-Herşeyde iyiyi bulma ve görme eğilimindedir, onun için imkansız, ya da başarısızlık diye bir şey yoktur, 17-Tertipli ve düzenlidir, aradığını istediği yerde bulur, başkalarına ait olan eşyalara saygılıdır, 18- Mantıklı ve mutludur, 19- Başarıyı geliştirmek ve paylaşmak peşindedir. Bütünlükçü ve objektiftir. Yüksek bir etik anlayışa sahiptir...
Burada sadece önemli sayılan özellikler yer almıştır. Daha objektif bakıldığında bunların yanında yer alabilecek bir yığın özellikler görülebilir. Örneğin sevgi, aşk konusunda hasta bir zihin kendini gizleyemeyecek kadar sapkındır. İnsan ilişkileri, para, ticaret, sahiplik konularında da bu iki zihin yapısı arasındaki farklar rahatça gözlemlenebilir.
Elbette herkes olumlu düşünce alışkanlığını kazanabilir ve ne kadar vasat bir durumda olursa olsun, geçmişte başına neler gelmiş olursa olsun hızla yükselişe geçebilir. Bir tek inancınızı dahi değiştirdiğinizde, seçiminizi mutluluk yönünde yaptığınızda yaşamınız o anda değişecektir.
Monoton bir yaşamınız mı var? O halde ne duruyorsunuz, biraz heyecan katın. Aşık olun, bir şehri ansızın terkedin, taze kelekle kahvaltı yapın, olmadı elinize bir saz alıp kalabalık bir caddeye oturun. Birazcık bilinçli delilik monotonluğu bozabilir. Yolda giderken hiç tanımadığınız birine onunla tanışmak istediğinizi söyleyin. Ağaçlara iyiki varsınız, deyin. Çiçekleri dokunmadan okşayın. Bırakın lafıda iş yapın. Yiğitlik mi göstermek istiyorsunuz? Kendinizi mi kanıtlamak istiyorsunuz? İyi, öyleyse sigarayı ve alkolü bırakın. Dünyayı değiştirmek, devrim mi yapmak istiyorsunuz? Çok güzel, o zaman bırakın yaldızlı lafları da önce kendinizi değiştirin... Temiz bir dünyamı isitiyorsunuz? İşte bu harika; işe evinizden ve kendinizden başlayın.
Yüreğiniz geniş, ufkunuz sonsuz, sevginiz evrensel olsun