Bu ay ilk olarak Ben Wallace’ın şikayetleri ile başladı. Golden State Warriors maçından sonra yaptığı açıklamada yeni oyun sisteminden hiç memnun olmadığını belirtti. Detroit’in bu seneki hücum sistemi daha çok birebir ve pick’n roll ağırlıklı fakat bu setler esnasında top Big Ben’in eline çok az geliyordu. Konuşmasında basketbolün 5 kişilik bir oyun olduğunu ama takımının hücumda 4 kişi oynadığını belirtti. Sahada ne yaptığını bilmediğini ve sadece ileri geri koştuğunu söyledi. O ana kadar söylediklerinde aslında haklıydı. Çok iyi bir şut yüzdesi olmadığı için ve sayı ortalaması asla ribaunt ortalamasını geçmediği için topla pek buluşamıyordu. O ana kadarki istatistiklerine bakıldığı zaman da her şey daha iyi anlaşılıyordu. Geçen sezon 9,7 sayı, 12,2 ribaunt ve 2,4 blok ortalamasıyla oynarken bu sene 9 sayı, 11,5 ribaunt ve 1,7 blok ile oynuyordu. Ayrıca son 6 maçtaki ribaunt ortalaması sadece 8,6 idi. Savunmasıyla ön plana çıkan bir oyuncu için bu rakamlar pek iç açıcı değildi çünkü ribaunt dışındaki istatistiklerde ilk 5 içinde değildi. Ayrıca bu sene kontratının son senesi olduğu için performansından da hiç memnun değildi. Fakat daha sonra koç ve Joe Dumars ile yaptığı toplantılar onu olumlu yönde etkiledi ve bu ay müthiş oynadı.
Geçen yazıdan sonraki ilk maçımız Utah deplasmanındaydı. Son antrenmanını sadece 7 oyuncusu ile yapabilen Utah karşısında takımımız kesin favoriydi ve maç kolay geçeceğe benziyordu. Ancak unutulan bir nokta vardı. Son Clippers maçında takım pota altında resmen ezildi ve toplam 19 tane turnike veya smaç gördü potasında. Utah maçına nasılsa kazanırız diye çıkınca takımımız ve pota altında yine ezilince – 16 turnike veya smaç, 56 sayı boyalı alandan ve ribauntlardaki 55 – 27lik hüsran- bu maçtaki mağlubiyet kaçınılmaz oldu ve sezonun üçüncü yenilgisini 92 – 78 ile aldık.
Daha sonra evimize döndük ve son üç maçını kazanmış olan Sacramento Kings ile oynadık. Bu maçı 109 – 98 kazandık yalnız ecel terleri döktük. Bu maç öncesinde Saunders’a yöneltilen en büyük eleştiri yedek oyuncuları yeterince kullanmamasıydı. İkinci çeyrekte bir ara takım öndeyken Saunders 4 yedek oyuncuyu aynı anda sahaya sürdü ve Kings 12 - 0lık bir seri yakalayıp öne geçti. Yedeklerin oynadığı 9 dakikalık süre içinde takım 1/12 saha içi şut isabeti ile oynadı ve yedeklerimizin yetersizliği bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu. Bu maçın en güzel yanı ise Billups’ın 19 asist ile kariyer rekoru kırması ve bu rakama en son ulaşan oyuncu 1993’de Orlando maçında Isiah Thomas’tı. Ayrıca bu maça kadar 6,3 asist ortalaması ile oynayan Brad Miller ki bu rakama sahip tek pivot Ben Wallace tarafından tutuldu ve sadece 2 asist yapabildi.
Sonra sahamızdaki Chicago maçını rahat bir oyun sonunda 110 – 82 ile geçerken 6 maç sonra ilk defa ribauntlarda rakip takıma üstünlük kurduk, 6 oyuncumuz skora çift haneli katkıda bulundu ve yedeklerimizden 41 sayılık bir performans izledik. Bu maç sonrasında Charlotte deplasmanından 103 – 78lik bir galibiyet ile döndük. Daha sonra Memphis deplasmanına gittik ve iki uzatma sonunda 106 – 104 yendik. Memphis bu senenin en az sayı yiyen takımı (85,3) ve Ben bu maçta 56 dakika sahada kalırken uzatma bölümünde Gasol’u sadece 2 sayıda tuttu. Daha sonra 5 maç üst üste evimizde oynadık ve Portland’ı 93 – 89 ile geçerken oldukça zorlandık. Golden State Warriors’ı ise 97 – 85 ile geçtik.
Sonraki maçımız çok önemliydi çünkü geçen seneki final serisinin bir rövanşı niteliğinde idi. Biz maçı 85 – 70 kazanırken izleyenlere adeta bir basketbol ziyafeti sunduk. İlk çeyrekte Spurs sadece 8 sayı atarken sayıların hepsi Parker’dan geldi ve takımın geri kalanı 0/12 ile attı. Bu rakam Spurs tarihine altın harflerle yazıldı çünkü tarihi boyunca bir çeyrekte attığı en az sayıydı ve ilk yarıda attıkları toplam 30 sayıyla tekrar tarihe geçtiler. Ribauntlarda ise 57 – 30luk bir üstünlük kurduk. Ben Wallace tek başına 21 ribaunt alırken 2004’den beri ilk defa 20 barajını geçti. 18 hücum ribauntı alarak 20 sayı attık.
Sonra yine evimizde Toronto’yu 113 – 106 ile geçtik ve sonraki rakibimiz ise Miami’ydi. Bu maç çok çekişmeli geçti. Maç 18 kere berabere geldi, 17 kere skor üstünlüğü el değiştirdi ama takımımız bu maçı da kazanmasını bilip 9-0lık bir galibiyet serisine imza attı. Yılın son maçı ise deplasmanda Cleveland karşısında idi. Artık yenilmemizin vakti gelmişti ve 4/20 üçlük, 29/81 saha içi isabeti ile oynayıp hiçbir çeyrekte 23’den fazla atamayınca 94 – 87 kaybettik ve 24 galibiyet 4 mağlubiyet ile 2005 yılını ve sezonun üçte birlik bölümünü kapadık.
Şimdi takım ile ilgili genel bir değerlendirme ve bazı önemli bilgiler vermek gerekirse, geçen sezondan beri ki maçlarda maçların %12’sinde veya daha fazlasında en skorer oyuncu sıralamasında 4 oyuncu ile bu kategoride birinciyiz. Rip yüzde 40, Billups 25, Prince 13,6 ve Rasheed 12,1 ile takımımızı sürüklüyorlar. Miami’de bu oranı 2 oyuncu geçerken (Wade 57, Shaq 29,9) Spurs’te ise 3 oyuncu var (Duncan 42,3, Parker 25,4 ve Manu 20,7) Bu da ne kadar dengeli, top paylaşmayı bilen, bencil olmayan bir takım olduğumuzu gösteriyor.
Ayrıca yapılan halk oylamasında milli takım için guard mevkiine kimi isterseniz sorusuna en çok oyu alan oyuncu Billups oldu ve bu alanda Jason Kidd’i geride bıraktı. Billups’ın bu çıkışında en büyük etken de yeni hücum sistemi oldu. Oyuncular hücumda daha rahat hareket ederlerken Billups’da hünerlerini daha rahat sergilemeye başladı. Bu sezon 10 maçta +10 asist yaparken asist ortalamasında üçüncü, serbest atış yüzdesinde %93,1 ile dördüncü ve %44,2 ile üçlük atıyor. Asist – top kaybı ortalamasında ise 4,73 ile oyun kurucular içinde birinci sırada. Ayrıca Rip ile birlikte maç başına attıkları 40,5 sayı ile en iyi dördüncü guard ikilisi.
Detroit şu ana kadar en başarılı deplasman takımı. Deplasmanda 15 maç yapıp bunların 12’sinden galibiyet ile ayrılmayı bildiler.Bu sene en büyük sorunlarımızdan biri yedek oyuncuların istikrarsızlığı. İlk beşten bir oyuncumuz sakatlansa arka arkaya mağlubiyetler alacakmışız hissi beliriyor bende çünkü kenar oyuncuları hiç istikrarlı değiller ve bu yüzden bana hiç güven vermiyorlar. Diğer bir önemli sorunumuzda bu sene ribauntlarda ezilmemiz. Şu ana kadar oynadığımız maçların çoğunda ribauntlarda ezildik. Ben Wallace çok yalnız kalıyor ve Rasheed’den bu konuda yeterince destek alamıyor. Rasheed bu sene ribaunt eksikliğini %45 yüzdeyle üçlük atarak kapıyor ama ben onun ribauntlarda daha hırslı olmasını be Big Ben’e yardımcı olmasını istiyorum. Big Ben ribauntlarda yalnız kalıncada ribauntlarda ister istemez eziliyoruz. Geçen sene ribaunt marjininde rakiplerimizi +2,4 üstünlük kurarken, bu sene ise -1,7 ile eziliyoruz. Ribauntlarda yalnız kalması Ben Wallace’ın savunmasını da ister istemez etkiliyor ve blok ortalamasını düşürüyor. Ben Wallace şu anda aktif oyuncular içinde en çok blok yapanlarda altıcı sırada 1469 blok ile. Önünde ise Mutombo (3115), Shaq (2289), Zo (2054), Ratliff (1759) ve Duncan (1551) var. İşin ilginç yanı ise Ben bu oyuncuların hepsinden kısa.
Geçen seneye göre en önemli özelliğimiz bu sene takımın kendine olan güveni en üst düzeyde ve bu da birçok maçta takımı olumlu etkiliyor. Fakat bazen kolay rakipleri küçümseme eğilimi görüyorum takımda (Utah , Portland) ve bu da maçları zora sokuyor. Şu an 24 – 4 ile ligin en iyi galibiyet yüzdesine sahibiz. %40’ın üstünde şut attığımız her maçı kazanıyoruz. Bu oranın altına indiğimiz zaman ise kaybediyoruz. Maçlarda rakiplerimize ortalama 8,4 sayı fark atıyoruz ve bu alanda ligin birincisiyiz. Evimizde oynadığımız maçlarda ise rakiplerimize 14,4 sayı fark atıyoruz. Cleveland maçı öncesinde 24 – 3lük galibiyet oranı ile 1995 – 1996 yılındaki efsanevi Bulls kadrosunun başarısına ortak olduk ve Bulls o seneyi 72 – 10 ile bitirmişti. Şimdi Michigan halkının takımdan böyle bir beklentisi var. Ben bunu başarabileceklerini açıkçası zannetmiyorum çünkü o Bulls takımı bir efsaneydi.Ben ligi 15 mağlubiyet ile kapatacağımızı düşünüyorum. İlk beş oyuncumuz birbirlerini çok iyi tanıyorlar ve 111 maçtır (bunun 48i play – off) birlikte oynuyorlar ve 11,8 top kaybı ile ligin en az top kaybı yapan takımıyız. Eğer bir sakatlık ve aksilik olmazsa 15 – 18 mağlubiyet ile ligi bitiririz.
Son olarak takımın bu seneki ve geçen seneki istatistiklerini vermek istiyorum. Geçen sene maç başına sayıda 93,3 (24.) bu sene 99,8 (6.), saha içi şut yüzdesi geçen sene .444 (17.) bu sene .463 (5.), asistlerde geçen sene 21,8 (12.) bu sene 23,9 (2.) ve üç sayı yüzdesinde ise geçen sene .345 (23.) bu sene ise .405 (1.). Geçen sene 24 maç sonunda 12 – 12 olan galibiyet yüzdesi bu sene 21 – 3. Geçen seneye göre kötü olan ortalamalarımız ise yediğimiz sayı, rakip takımın şut yüzdesi,blok ve ribauntalr.Bu sene toplam ribauntlarda ligin 20. takımıyız, blokta ise 10. sıradayız. Bunların nedeni biraz da yeni hücum sisteminin getirdiği dezavantajlar.
Tam 98 iç saha maçımızı dolu tribünlere oynuyoruz ve bu da ligde bir rekor. Clippers maçında sadece 4 top kaybı yaparak lig tarihinin en az ikinci top kaybı rekorunu yeniledik. Bu ay sahamıza Joe Dumars, Isiah Thomas, Dave Bang ve Bill Davidson’un isimlerini yazarak onları ölümsüzleştirdik.
Bu ayki tek üzücü olay Rasheed’in kuzeninin Warriors maçı öncesinde polisle girdiği çatışmada vurularak ölmesiydi.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

CANAYDIN İSTİFA
MUSTANG GT 500 



