selam ve muhabbetle
---TEVHİD ---
Tevhid birlemek demektir. Şimdi bunun açıklamasını yapalım :
Vacibü`l – vucud :
Bil ki ( vucud) iki halde bulunur. Onun evveli ya olur yada olmaz .evveli olmazsa o vucüd, kadimdir. Evveli olursa o vucud hadis (sonradan olma) olur. Bu söz son derece açıktır ve ortada gizli bir şey yoktur.ayrıca şunu bilki ,bizim var olduğumuzda hiç şüphe yoktur.eğer varlığımız kadimse ,o halde kadim vucud bulduk ,hadis ise de , kadim vucud bulduk. Çünkü hadis , kadimsiz olamaz.hadisin var olabilmesi için kadime ulaşması lazımdır.kadim vucüd , vacib`ül – vucüd olan yüce Allah`tır.hadis vucüd ise , mümkinül vucüd `dur (var olması imkan dahilindedir) .vacibü`l vucüd ,alemin Allah`ı ,mümkinü’l vucüd ise Allah’ın alemidir.
Vacibü’l vucüd birden çok olmaz.çünkü mümkün olanlara vaciblik zarureti gerekir.külli olan zaruret birden fazla değildir.vacibü’l- vücudun, alim(bilen),mürid (irade eden) ve kadir (kudret sahibi ) olması gerekir.çünkü bu üç sıfat olmaksızın birini bir şey meydana getirebilmesi imkansızdır.
Bu giriş bilgilerini anladıysan şimdi bil ki ,insanlar vacibü’l vücudu birbirinden farklı olarak bilmektedirler.zira bazıları taklit,bazıları istidlal,bazıları da keşif ehlidir.Bu üç grubun hangi konumda oldukları ihvanlarca bilinmesi için her bir guruptan ayrı ayrı bahsedeceğiz.
TAKLİD EHLİNİN _ AVAMIN İTİKADINA GÖRE:
Bil ki, taklid ehlinden olanlar , yüce Allah’ın varlığını ve tekliğini dilleriyle ikrar ,kalpleriyle tasdik ederler.Bilirler ki, bu alemin bir yaratıcısı vardır.Bunun evveli,ahiri,sınırı,nihayeti ve benzeri de yoktur.Diridir,bilir,diler,kadirdir,işitir,görür,mükellimdir.Kulların iç ve dışlarını bilir,işitir,davranışlarını görür.Her şeyi bilir her şeye gücü yeter.Layık sıfatlarla sıfatlanmıştır.Yaraşmayan sıfatlardan münezzehtir.Ama bu gurubun itikadı ,his ve işitme vasıtasıyladır.Yani ne keşif ne de görme yoluyla, ne de delil yoluyladır.İşitmiş ve inanmıştır.
Ey ihvan ! her ne kadar bu itikad , his ve işitme vasıtası ile olsa da , bunun da hesapta yeri vardır.Bu gurub , iman ehlindendir.Bu mertebede bulunan iman ehlini büyük derecesi vardır.Ama mukallid(taklit eden) her ne kadar Allah’ın birliğine ve tekliğine inanır ,Allah’ı alim,mürid,ve kadir olarak bilirse de , Allah’ın ilim ,irade, ve kudretini , bütün sebep ve müsebbipler üzerinde keşif ve görme nuru ile veya delillerle görmemiştir.Bütün sebepleri aciz müsebbipler gibi müşahede etmemiştir.Bundan dolayı bu mukallidin önceki sebepleri muteberdi.her şeyi sebeplere bağlayarak,sebeplerden görür.Çünkü henüz his safhasındadır.Onun hissi ,bundan fazlasını idrak edip,sebeplerden geçemez.
Ey arif adayı! Sebeplerin bu mertebede muteber olduğunu anladığına göre , şimdi bil ki bu makamda ömür ve geçim kederi,rızık sıkıntısı vardır.İşlerde görülen hırs ve çaba bu makamdadır.Sebepleri ve gayriyi sevme ,bu makamdadır .Mürşidi anlayamam ve dinlemem bundandır.Doktor ve falcılara ve müneccimlere ve bilim adamların dediklerine itibar etme ve güvenme yine bu makamdadır.
İSTİDLAL EHLİNİN-HASSIN İTİKADI:
Bil ki ,istidlal ehli, yüce Allah’ın varlık ve birliğini hem dilleriyle ikrar ederler,hem de kalpleriyle tasdik ederler.Kesinlikle bilirler ki, bu alemin bir yaratıcısı vardır.Alemin yaratıcısı birdir. Evveli,ahiri haddi,nihayeti,benzeri yoktur.Diri,bilen ,dileyen, kadir,işiten,gören ve mütekellimdir.Kullarının içlerini ve dışlarını bilir, her şeye gücü yeter.Kendine yaraşan sıfatlarla sıfatlanmıştır.Yaraşmayan sıfatlardan münezzehtir. Bu muvahhidin itikadı , akıl nuru vasıtasıyladır.Yani kesin deliller yoluyladır.Bu mertebede cebr , muvahhide galip gelir .Şöyle ki , muvahhid , akıl nuru ve kesin delilerle Allah’ı ve Allah’ın birliğini tanıyınca , onun ilim,irade ve kudretinin bütün mevcudatı kapsadığını kesin olarak bilince, bütün mevcudatı aciz ve hakir gördü. Sebepleri de müsebbebat gibi aciz buldu, yani şimdiye kadar sebep olunanı aciz ve hakir görürken , şimdi de sebebi aciz ve hakir gördü.
Ey ihvan! Kendini tanıyan herkesin alameti,kalemi itaatkar gördüğü gibi , şimdi de parmağı itaatkar görmesidir.Her ne kadar el, parmağı harekete geçirici , parmak kalemi hareket ettirici ise ve kalemden harfler oluşursa da harf, kalem, parmak ve el arasında ne fark vardır? Her dördü de aciz , itaatkar ve hakir olduğuna göre , hepsini harekete geçiren ruhtur.Kainatı da böyle bilesin.Çünkü hepsi birbirinin var oluş sebebidir .Ama hepsi aciz , hakir ve Allah’a itaatkardır.Hepsinin var oluşu Allah’tandır. Hepsinin hareketi Allah’tan ve onları harekete geçirici ve yaratıcı ise Allah’tır.Bu hususta şöyle demişlerdir:
“KENDİNİ VE FİİLLERİNİ TANI Kİ, ALLAH’I VE ALLAH’IN FİİLLERİNİ TANIYASIN”.
Ey ihvan! Hem sebebin , hem de neticenin varlığı yüce Allah tarafındandır. Netice aciz ve hakir olduğu kadar sebep de aciz ve hakirdir, ve neticenin var oluşunda sebebin hiç tesiri yoktur.Sebebin neticenin varlığından önce bulunmasından başka, sebeple netice arasında bir fark yoktur.Bu sözü ancak bir örnekle anlayabilirsin.Bil ki , ( A ) nın varlığı (B) nin varlığından öncedir.Ama iyi bildiğin gibi (A) ın varlığı yazıcıdan dolayıdır. ( B) nin varlığı da yazıcı tarafından olup , arasında bir fark yoktur. (A) ın , (B) nin varlığında hiçbir tesiri yoktur.Yazıcıda ( B) yi yazarken ortak kullanmaz.Aynı şekilde kainattaki fertler de birbirlerine göre öncedir.Ama hepsi Allah’tan olup ,Allah’ın,kainatı yaratışında ortağı yoktur.
Ey ihvan ! Kainattaki tüm fertler Allah karşısında ne birbirinden önce , nede birbirinden sonradır; hepsi eşittir.Şöyle ki , kainattaki fertlerden her birinin Allah’a nispeti ,bu yazının harflerinden her birinin Allah’a karşı nispeti,bu kitabın harflerinden her birinin yazıcıya olan nisbeti gibidir.Birinci harf yazıcı tarafından , ikinci harfte yazıcı tarafından, üçüncü harfte yazıcı tarafından, Aynı şekilde yazının son harfi de yazıcı tarafından yazılmıştır.Kainatı da aynı şekilde bil. Arş Allah tarafından, kürsü Allah tarafından , gökler Allah tarafından , yer Allah tarafından , mevcudattaki tüm fertler Allah tarafından yaratılmıştır.Bu bakımdan bu hususta “senden Allah’a giden yol için , uzunluk değil,genişlik söz konusudur” denilmiştir.
Ey ihvan ! kainattaki fertler birbirlerine nisbetle bazısı daha önce , bazısı daha sonra ,bazısı mazi(geçmiş) , bazısı müstakbel (gelecek) dir.Ama hepsi Allah ‘a nisbetle eşittirler.
Bu ön bilgileri anlayıp , Allah’ın ilim,irade ve kudretinin ,cüzi ve külli her şeyi kapsadığını ,hiçbir şeyin Allah’ın ilim,irade ve kudreti olmaksızın var olmadığını ve var olamayacağını öğrendiysen , şimdi bil ki , Allah ‘ın pek çok hazineleri vardır.Bunlar (vücud) hazinesi, hayat hazinesi, sıhhat hazinesi ,rızık hazinesi, emn (emniyet) hazinesi, gına (zenginlik) hazinesi, akıl hazinesi, ilim hazinesi,hikmet hazinesi , saadet hazinesi ,devlet hazinesi, feragat hazinesi gibi hazineleridir.Kime isterse verir ,kime istemezse vermez.Bu hazinelerin anahtarı hiç kimsenin elinde olmayıp Allah ‘ın nezdindedir.
Ey ihvan ! Bu muvahhid sebeplerden geçip de sebepleri yaratana ulaşınca ,sebepleri yaratanın ilim,irade ve kudretinin bütün kainatı kapsamış olduğunu gördü.Hazinelerini ağzına kadar dolu buldu.Kime isterse verdiğini ve nedensiz olarak verdiğini kesin olarak bildi.Şimdi bil ki , bu makamda hırs ortadan kalkar,tevekkül yerine geçer .Yine bu makamda ,aşırı çalışıp çabalama kalkarak yerini rıza ve teslimiyet alır.Başkasına olan muhabbet kalkıp , yerini Allah sevgisi alır.Geçim derdi ,rızık sıkıntısı kalkar ,gizli şirk koşma kalmaz .Bu makamda tabip görevden alınır, müneccim batıl olur .Bütün sebepler bir anda bu muvahhidin önünden kalkar.Öyle ki , bu sıkıntı ve rahat zamanlarında gözü sebeplerden birine ilişirse,onu şirk bilerek hemen yüz çevirir ; tevbe ve istiğfar ile meşgul olur.
KEŞİF EHLİNİN – HASSU’L – HASSIN İTİKADI :
Bil ki keşif ehli yüce Allah ‘ın varlığını ve birliğini dilleriyle ikrar, kalpleriyle tasdik ederler.Onların dilleriyle ikrar, kalpleriyle tasdik ettikleri bu varlık ve teklik , keşif ve görme yoluyladır.
Ey ihvan ! Bu taife bütün perdeleri geçerek Allah ‘ı müşahede safhasına ulaşmışlardır ve Allah ‘ın likasıyla (CEMALİYLE) müşerref olmuşlardı. Allah ‘ın likasıyla müşerref oldukları vakit ilme’l yakin (kesin bilgi) ile bilmişlerdi.Şimdi de ayne’l yakin (kesin görme) ile bildiler.Bu anda varlığın ,sadece Allah ‘a ait olduğunu bildiler.Bundan dolayı bu taifeye vahdet ehli derler. Çünkü Allah ‘tan başkasını görmez ve bilmezler.hep Allah ‘ı görüp ve bilirler.
Ey ihvan ! Küfürden tevhide , tevhidden ittihada, ittihaddan vahdete kadar oldukça uzun bir yol vardır.vahdet ,saliklerin maksadı , yolcuların varacağı hedeftir.
Ey ihvan ! Küfrün eşdeğer manası,örtüdür.Örtü (pusiş) iki kısımdır.Birinci örtü :Allah ‘ı görmeye ve bilmeye mani olur.Bu başlangıçta olanların (müptedilerin) küfrü olup ,kötü küfürdür.Diğeri ; o örtü vasıtasıyla Allah’tan başkasını ne görür ne de bilirler.Bu ise sonda bulunanların (müntehilerin) küfrü olup beğenilen küfürdür.”Muhakkak ki o küfredenleri ha korkutmuşsun , ha korkutmamışsın , onlar için birdir, inanmazlar .Allah onların yüreğine mühür vurdu ,kulaklarına da ! Gözleri perdelidir . Ve onlar için büyük bir azap da var”(bakara 2/6-7). Bu ayetler iki küfrü de içine almaktadır.
Küfrün manasını anladıysan , şimdi bil ki , Tevhidin mutabık manası birleştirme, tekleştirme demektir.Biri bir yapmak mümkün değildir; çok olan şey birleştirile bilinir.Çok şeyi birleştirmek iki yolla mümkündür.Biri amel , biri ilim yoluyladır . O halde Tevhid iki türlü oldu.Bir ilmi ,diğeri ameli Tevhid.
Tevhidin manasını anladıysan , şimdi bil ki , ittihadın mutabık manası , bir olmaktır bir olmak , iki şey arasında olur. Vahdetin mutabık manası , birlik , tekliktir.Teklikte çokluk yoktur. O halde kötü küfürde çokluk vardır ve tevhidde de çokluk vardır .Aynı şekilde ittihada da çokluk vardır .Ancak vahdette çokluk yoktur. İşte vahdet , taliblerin matlubu , yolcuların varacağı hedeftir.
Ey ihvan ! Çokluk kalkınca , salik , şirk ,hulul, ittihad, kurb(yakınlık),bu’d (uzaklık) , firak (ayrılık) ve visal (kavuşma) da kalkmış oldu ve sadece yüce Allah kaldı.
Ey ihvan! Daima Allah vardı ve daima da var olacaktır. Ama salik, hayal ve zan içindeydi .Zannediyordu ki , Allah’ın bir vücudu varmış ve bu vücud Allah ‘ın vücudundan başka bir vücudmuş. Şimdi hayal ve zandan kurtulup , kesin olarak onun vücudunun (varlığının) birden fazla olmadığını , o vücudun da hak teala hazretleri olduğunu kesin olarak bildi.
Ey ihvan ! vahdet ehlinin dediklerine göre , vücud birden fazla değildir ve o vücud yüce Allah’tır.Allah ‘ın varlığından başka bir varlık yoktur.Olmasınında imkanı yoktur.Diğer bir grubun dediğine göre , her ne kadar vücud birden fazla değilse de , bunun zahiri ve Batıni bir vücudu vardır.Bu bir vücudun batını ,nurdur .Bu , alemin canı olup, alem baştan başa bu nurla doludur.Sınırsız , sonsuz bir nur ; kıyısı kenarı olmayan engin bir deryadır .Mevcudatın hayat,ilim, irade ve kudreti bu nurdan gelmektedir.Mevcudatın görme, işitme, konuşma, tutma ve gitme kabiliyetleri bu nurdan ileri gelmektedir.Mevcudatın tabiatı,özelliği ve fiili bu nurdandır.Belki kendisi de hep bu nurdur.
Bu vücudun batının bir nur olduğunu öğrendiysen , şimdi bil ki bu vücudun zahiri bu nurun fanusudur.Mevcudattaki tüm fertler ,bu nurun sıfatlarının göründüğü yerlerdir.
Ey ihvan! Bu nura ulaşmak , bu nuru görmek gerekir.Şirk koşmaktan kurtulman , çokluğu kaldırman ve şaşkın kalmaman için bu nurla aleme bakman gerekir.Böylelikle vücudun birden fazla olmadığını bilirsin
Ey ihvan hiçbir kötü sıfat yoktur .Ancak insanlar o sıfatları yerinde kulanmazlar.Üstelik derler ki ; O sıfat kötüdür.Alemde kötü olan hiç bir şey yoktur .Her şey kendi yerinde iyidir.Ama bazısı yerinde bulunmazsa , adı kötü olur.O halde yüce Allah kötü hiçbir şey yaratmamış , ve hep iyi yaratmıştır.
Alemlerin rabbi olan Allah ‘ a şükürler olsun
Tevhid risalesi tamamlandı SEYYİD MERAM-ÜL NAKİ
20 TEMMUZ 2005
İZMİR
selam ve dua ile


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla