• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Hazine Borçlanma Sistemini Değiştiriyor...

    Hazine, borçlanma sistemini değiştiriyor/ "Toplam borçlanma 34 milyar YTL azalacak, dövize endeksli senet ihraç edilmeyecek"

    ANKARA- Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Hazine'nın bu yılki borçlanma yönteminde değişiklikler yapıldığını ve bir sonraki ayın borçlanma programının, hangi tarihte ne tür borçlanma yapılacağının ay sonlarına açıklanacağını, dövize endeksli senet ihracının bundan böyle yapılmayacağını bildirdi. Babacan ayrıca bundan sonra her ay 5 yıl ve üzeri değişken faizli tahvil ihracı yapılacağını duyurdu. Babacan, ekeonominin artık bütün kırılganlıklara karşı hazır olduğunu, işsizlik oranının da yıl sonu itibariyle yüzde 9.8'e gerilemesini öngördüklerini ifade etti.
    Babacan, 2005 yılı ekonomik gelişmeleri ve 2006 yılı finansman programını açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısında kur politikasında değişiklik yapılmayacağını, cari açığın ise yapısı itibariyle tehlike oluşturmadığını söyledi. Konuşmasında 2005 yılında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Babacan, cumhuriyet tarihinin rekorlarının kırıldığı bu yılda büyüme, enflasyon ve istihdamda önemli başarılar yakalandığını söyledi.

    "Toplam borçlanma 34 milyar YTL azalacak"

    Babacan, 2006 yılında borç servisinin 2005 yılına göre yaklaşık 20 milyar YTL azalarak 168 milyar YTL’ye gerilemesinin öngörüldüğünü belirterek nakit bazlı faiz dışı fazla hedefinin de toplam kamuda yüzde 6,5 oranındaki hedefle uyumlu olarak belirlendiğini vurguladı. 2006 yılında özelleştirme ve TMSF kaynaklarından sağlanacak imkanların borçlanma ihtiyacının azalmasına önemli bir katkı sağlayacağını kaydeden Babacan, "Bu çerçevede, 2006 yılında toplam borçlanmanın geçen yıla göre yaklaşık 34 milyar YTL azalarak 128 milyar YTL’ye gerilemesini hedefliyoruz. Bu çerçevede, toplam iç borç çevirme oranının yüzde 77 civarına düşmesini beklemekteyiz. Böylece, mali sistemin reel sektörün kullanımına ayırabileceği kaynak miktarı da önemli oranda artış gösterecektir" dedi.

    Bu yıl Devlet İç Borçlanma Senetlerinin likiditesinin artırılması ve verim eğrisinin geliştirilmesi hedeflerine paralel olarak, piyasada daha az sayıda ancak likiditesi yüksek ve derinliği olan senetlerin yer almasına yönelik bir borç yönetimi politikası uygulanacağını ifade eden Babacan, yeni stratejiyi şöyle açıkladı:

    "Bu kapsamda, her ay düzenli olarak, değişken ve sabit faizli olmak üzere, 6 ayda bir kupon ödemeli YTL cinsi uzun vadeli tahvil ihracı gerçekleştirilecektir. Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının her birinde uzun vadeli YTL cinsi iskontolu senet ihracı yapılacak ve bu senetler ilk ihraç tarihini izleyen üç ay boyunca yeniden ihraç edilebilecektir. Ayrıca, piyasa koşulları çerçevesinde YTL cinsinden kısa vadeli iskontolu senet ve referans bono ihraçlarına devam edilecektir. 2006 yılında döviz cinsinden iç borçlara ilişkin borç çevirme oranı yüzde 80’i aşmayacak ve dövize endeksli senet ihracı gerçekleştirilmeyecektir.

    Bilindiği gibi, şeffaflık ilkemiz doğrultusunda, Hazine Müsteşarlığı her ayın borçlanma stratejisini bir önceki ayın son iş günü; ihalelere ilişkin bilgileri ise bir önceki haftanın son iş günü açıklamaktaydı. Bu aydan başlayarak, her ayın son iş gününde, bir sonraki aya ilişkin ihale programı, ihale tarihleri ve ihraç edilecek enstrümanların özelliklerini içerecek şekilde açıklanacaktır. Ocak ayı ihale programı bu akşam itibariyle Hazine Müsteşarlığı tarafından ilan edilecektir. Aylık programların açıklanmasıyla borçlanma politikaları piyasalar açısından daha da öngörülebilir bir hale gelecektir. Bu durumun Devlet İç Borçlanma Senetleri’nin likiditesine ve dolayısıyla borçlanma maliyetlerine olumlu yönde yansıması beklenmektedir. "

    "Moral bozmaya çalışanlar ülkeye zarar veriyor"

    Konuşmasında 3 Kasım 2002 öncesi dönemde ekonomide istikrarsız bir büyüme, yüksek kronik enflasyonun damgasını vurduğunu kaydeden Babacan, "Hükümetimizin göreve geldiği tarihten itibaren ise ekonomi köklü bir değişim sürecine girmiştir.

    Türkiye'de son üç yılda elde edilen başarılar birbirini etkilemiş, sanal olmayan bir gelişme trendi de yakalanmıştır. Çok boyutlu bir değişim süreci de başladı. Hiç görülmemiş bir uyum ve koordinasyon ortamı sağlanmış, kronik sorunların üzerine kararlılıkla gidilmiş ve ortak bir dinamizm yakalanmıştır. Ekonomimizdeki hiçbir gelişme tesadüfi değildir. Temelde kapsamlı bir ekonomik program vardır. Ekonomik programdan sapma olmayacaktır. Beklentilerin kötüleştiği ve morallerin bozulduğu ortamda yatırım ve tüketim geri döner. Özellikle vurgulamak istiyorum ki, bunca olumlu gelişmeye rağmen moralleri bozmaya çalışanlar bu ülkeye zarar vermektedir." diye konuştu.

    Babacan, 1993-2002 döneminde GSMH büyümesinin ortalama yüzde 2.6 olduğunu, 2003-2005 dönemine bakıldığında bu oranın yüzde 7'nin biraz üzerinde olduğunu belirterek bu yılki büyümede özel yatırımların payının yüzde 4.1'e yükselmiş olmasının önemli olduğunu vurguladı. Babacan, ekonomik gelişmeleri şöyle özetledi:

    "Tarımdışı istihdamdaki gelişme dikkat çekicidir. Tarımda verimlilik çok düşük. Toplam istihdamın kompozisyonun iyiye gittiğini görüyoruz, istatistikler bunu gösteriyor.

    2003 yılında yüzde 10.5 olan işsizlik oranının bu yılın sonunda yüzde 9.8 civarında gerçekleşeceğini bekliyoruz. Yüksek büyüme ile beraber enflasyonla mücadelede de önemli başarılar elde ettik. Rekor düzeyindeki enerji fiyat artışlarına rağmen yüzde 7.7 ile hedefin altında kapattık. Enflasyon hedefi ile piyasaların enflasyon beklentisi arasındaki farka kredibilite açığı deniyor. Bu oran eskiden çok fazlaydı.

    Cari açığın GSMH'ye oranı yüzde 6 civarında bekliyoruz. Cari açığın sadece mutlak düzeyine ve milli gelire oranına bakmanın doğru olmadığını belirtmek istiyorum. AB'ye yeni üye olmuş 10 ülkeye baktığımızda bu ülkelerin AB'ye katılım süreci boyunca ortalama cari açıklarının ortalamalarının yüzde 6 olduğunu görürüz. Tek tek bakıldığında ise yüzde 7,8,9 gibi rakamlar görülüyor. Dış ticaret hacmimiz 200 milyar dolara ulaştı. İhracatı 73 milyar dolar olarak bekliyoruz. Kim ne derse desin 2002'den bu yana ihracat iki katını geçti. Hiçbir üç yıllık dönemde bu şekilde ikiye katlanma olmadı.

    Verimlilikte olağanüstü artış var. Eğer makroekonomik dengelerin tümü ihracatın iki katına çıkmasını sağladıysa, makroekonomik dengede bir sıkıntı yok demektir. İthalatın tüketimden çok yatırım ve ara malların ithalatından dolayı artmış olması verimliliğin arttığının da bir göstergesidir.

    Turizm gelirleri 2002'de 8.5 milyar dolar, 2005 yılında 16.6 milyar dolar. 2006 beklentimiz de 20 milyar dolar civarında.

    Cari açığın finansmanının kalitesinin arttığını görüyoruz. Banka dışı özel sektör kredileri bu yılın Ocak-Ekim döneminde 9.2 milyar dolar olduğunu görüyoruz.

    Bankacılık sektörünün yabancı para açık pozisyonu 2002 yılıunda -5.2 milyar dolar. 2003, 2004, 2005'te neredeyse sıfır. Türk bankacılık sistemi sermaye yeterlilik rasyosu açısında OECD'de 1 numara. Bankacılık sisteminin mali aracılık fonksiyonu yeniden kazandırıldı. Eskiden kamuya finansman sağlama aracıydı ancak durum değişiyor. Kredilerin toplam aktiflere oranı yüzde 19.9'dan yüzde 38.1'e çıktı. Takipteki alacaklardaki azalma da dikkat çekici. 2002'de yüzde 20 iken bu yıl bu oran yüzde 5'e düştü. Ekonomimizdeki tesis edilen güvenin en somut göstergesi milli paramızın değer biriktirmeye başlaması. Türkiye ekonomisi son üç yılda köklü bir dönüşüm göstermiştir. Ekonomik istikrarın tesisi yönünde önemli mesafe alınmış ve makroekonomik performansımız ciddi bir biçimde yükselmiştir. Ekonomimizin dalgalanmalara karşı dayanıklılığı artmıştır. Son üç yıllık dönemde küresel ve bölgesel düzeyde gerçekleşen bazı olumsuz gelişmeler karşısında ekonomimiz istikrar ve performansını devam ettirmiştir. Bu gelişmeler, Türkiye ekonomisinin geleceğine yönelik değerlendirmelerin de geçmiş parametreler ve kıyaslamalar esas alınarak yapılmaması gerektiğini de açıkça göstermektedir.

    Başta da belirttiğim gibi, elde ettiğimiz başarıları kalıcı kılmak ve geleceğe taşımak temel hedefimizdir. Bu çerçevede, bütçe disiplinini ve kararlı para politikalarını ve yapısal refom programımızı titizlikle uygulamaya devam edeceğiz.

    Türkiye, potansiyelleriyle, zenginlikleriyle, birikimleriyle paralel bir ekonomik refaha ulaşma konusunda oldukça geç kalmıştır.

    Üç yıllık süre içinde manzarayı tersine çevirmek ve Türkiye’yi hakettiği konuma yükseltmek için yoğun çaba sarfettik ve önemli mesafe kaydettik.

    Bundan sonraki dönemde de bu süreç devam edecek, Türkiye’nin hem Avrupa Birliği içinde, hem de küresel boyutta önemli ve etkin bir ekonomik güç olması için ne lazım geliyorsa, ne gerekiyorsa yapılacaktır."

    Dünya Gzt.
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  2. #2
    TALATA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-09-2005
    Mesajlar
    327
    Karizma Gücü
    7

    Cevap: Hazine Borçlanma Sistemini Değiştiriyor...

    Artık %7.5 le 30 yıllık tahvil satabiliyoruz.Para piyasalarında bu Türkiye açısından çok büyük başarıdır.Bu Türkiye ye güvenin göstergesidir.ABD merkez bankası faiz arttırımlarının yavaşlıyacağı sinyalini vermesi bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin yararına olmuştur.Bu durumu iyi değerlendirmeliyiz.ABD de paranın gideceği fazla alt. kalmadığından bu para bizim gibi piyasalara yönlenecektir.Siyasi irade hata yapmazsa önümüz daha da açılır.
    :mts: ;J ;J :mts:
    ?drunk ;J ?drunk



    BEŞİKTAŞ
    :camp:

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. borçlanma
    Soru Sor, Cevap Ver - Ne? Nasıl? Niçin? Nerde? Ne Zaman? Kim? bölümünde Misafir tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 24.08.11, 11:52

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •