herkesin bir "kavgası" var. hatta bazılarının kavgalarının kitabı da var... sizin kavganız ne ile yada kim ile?
kavganın haklı olanı erkek dişi bilmiyor
bütün halk birlik olmazsa kavga haklı olmuyor
cem karaca
herkesin bir "kavgası" var. hatta bazılarının kavgalarının kitabı da var... sizin kavganız ne ile yada kim ile?
kavganın haklı olanı erkek dişi bilmiyor
bütün halk birlik olmazsa kavga haklı olmuyor
cem karaca
endonezya tarafından gönderildi.
Güzel bir soru.. benim kavgam genelde kendimle oluyor.yapmak isteyipte yapamadıklarımla,yada tam ucuna gelmişken kaybettiklerimle ilgili oluyor .. ama öyle garip ki insan yaşamı boyunca bana kalsa en büyük şeyi öğreniyor nefes almak bir yana,kalbinin atması bir yana,kendine bile yenilmeyi öğreniyor.bazen düşmeyi,düşüpte yeniden koşmayı,koşupta takılma riskini göze almayı öğreniyor.belkide kavgaların çoğu insanın önce kendini anlamamasıyla ortaya çıkıyor diyebiliriz buna.
Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
örtmem
Bütün kavgam kendim ile...
Yaptıklarım, yapamadıklarım ve yapacaklarım ile...
Hergün didişirim kendimle...
kendimi bilen bir insanım,
ama yapacaklarımdan,bihaberim...
Bi daha da gelmem bu dünyaya
Sadece kendimle kavgam var.. Hatta günlük tutup orda bir başka ben oluşturup onunla kavga ediyorum..
Kendimi anlama ve anlatma problemim var.. Çünkü kendimle kavgamı bitiremedim..
Kendimle kavgamı bitirince ancak başka kavgalara yönelebilirim..
Ama ben beni o kadar çok meşgul ediyor ve ben bana o kadar zarar veriyorki
başka kavgalarım olması çok zor..
Bu arda konu çok güzel.. Zekana sağlıkA
endonezya tarafından gönderildi.
Çok doğru söylemiş Cem Karaca.Kavganın meşruluk kazanması için, çoğunluğun kavgalı olması gerekir.Eğer çoğunluk kavgalı olursa, kavga kavgalıktan çıkar.![]()
Kavga, bir çeşit savaştır ve çoğu zaman kavgaya başlayan kişi güçsüz tarafta yeralır.Kendisi de güçsüz tarafta yeraldığını bilmesine rağmen kavgasına devam eder, umutludur çünkü.
Kurtuluş Savaşı sırasında savaşa giden askerler ordunun yetersiz olduğunu biliyordu, buna rağmen galip geleceklerine inanarak korkmadan ölüme gittiler: İşte size bir kavga örneği.
Benim fikrime göre, olabildiğince az kendimizle kavgalı olmalıyız.Tabi bu bütün hatalarımızın üstüne örtme anlamına gelmemeli.Hatalarımızı görmeliyiz fakat bunu mutluluğun önünde bir engel olarak görmemeliyiz.Aksine ders çıkaracağımızı düşünerek, sevinçle karşılamalıyız bunu.
Sonuç olarak "kavgalar" her toplum için gereklidir.Varolmanın en önemli koşulu mücadele etmektir.Eğer kavgalarımız bireysel değil de bütün toplumu kucaklayacak şekilde olursa, kuşkusuz insanlık bundan daha fazla fayda sağlayacaktır.
"diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)
türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
mesajları rapor etme özelliğinin önemi
şikayet merkezinin kullanımı
benim kavgam yaşamla
O zamanlar hâla bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu
olabileceğimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünya'yı versem
Tanrı'ya, damlasını vermez bana mutluluğun
kendimle,sistemlerle..![]()
[ร.ﻮ.t]
o kadar,bu kadardan daha serttir.
Bİr hayat düşünüyorum ki kavga ettiklerinden oluşan kitabın olsun. Bir hayat düşünüyorum ki, herkes bir şeylerle kavga etmeyi seçsin.herkesin bir "kavgası" var. hatta bazılarının kavgalarının kitabı da var... sizin kavganız ne ile yada kim ile?
Evet kavga ettiğim bir hayatım vardı. Çok severdim kavgayı. Zihinde ve bedenimde kavga beni dünyaya bağlayan bir araçdı. Önce kavgalarım fizikseldi, sadece dövüşerdüm beynimi kullanmadan. Sonra birileri ve birşeyler sayesinde düşüncede kavga etmeye başladım. Büyük bir kavga değişikliğiydi benim için bu...
Bir zaman sonra kavga ettiklerimden aldıklarımın ne olduğunu düşündüm... Sadece kendime düşman kazanıyordum. Birde düşünceden ya da bedenden korkan sahte sevgiler kazanıyordum.
Kavgamda bana ait olumsuz yönlerdi ağır basan. Gereksiz hırslar, anlayamadığım ve sonunu göremediğim duygular... Ama öğrenmiştim kavga etmeyi gerçekten. Kavga ne kendiyle olmalı insanın, nede çevresiyle... Önce insan kavgalarını öğrenebilmeli. Kavgam adlı kitabıyla hitler... Ne için kavga ettiğini bilmeyen, genlerinde kodlanmış avcılık hissiyle saldıran aslanları düşündürttü bana. Eğer kavgamız genlerimizde ki saldırganlık duygusula oluyorsa hiç birşey kazanamıyoruz. Maddi olarak maddeyi kazanırız, ama ben manevi olarak insanı kazanmaktan bahsediyorum..
Artık kavgalarımda, ne ben varım ne çevrem. Dünya hayatı ve asıl dünyayı sorgulamakla kavgalarım. Bu dünya için kavga etmek değil, yaşayacağım rabbimin beni bir çırpıda sorgulayacağı dünya için kavga etmek. Bu kavgayı keşfedebildiğimizde inanıyorum ki, insan neden kavga ettiğinin farkına varabiliyor...
Sevgiler...
Böyle gençliği sömüren ve kültürünü geçmişini unutturan bir misyonerliği üstlenen medyanın terör'den binlerce kat daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.
Lütfen terörün katlettiği şehitlerimizi düşündüğümüz kadar, televizyonun yok ettiği gençliğimizi de düşünelim..
Herşeyi benden iyi biliyor olabilirsin ama senin hiç bilmediğin birşeyi biliyorum...
salt kendimle..
başka hiçbirşeyle değil..
yumruk yumruğa girdiğimde en fazla zararı verebildiğim bir ben varım..
-kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?-demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...