• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Dil - Düşünme İlişkisi...

    DİL - DÜŞÜNME İLİŞKİSİ...

    Dil ve düşünme işlevi arasındaki ilişki sorunu üzerinde en eski düşünürlerden günümüzdeki bilginlere kadar pek çok kimsenin zihin yorduğunu görürüz. PLATON , düşünme ve konuşma eylemlerinin aynı şey olduğunu, yalnız içinden konuşma'nın ruhun ses açığa vurmadan, kendi kendine konuşması sayılabileceğini belirtiyordu.

    Günümüze gelinceye kadarki çalışmalarda birbirinden ayrılan görüşler ve yargılara rastlanır. Kimi bilgiııler PLATON gibi, konuşma ve düşünmeyi bebirinden ayırmazlar. Örneğin, davranışçılık (behavior ism) akımının görüşünü belirten WYGOTSKI , bu konuda şu formülü getirir: DİIŞİÎNME = DİL - SES~~. MARTINET , örgütlenmiş bir düşüncenin ancak dille var olabileceğini belirterek bunun toplumla ilişkisine dikkati çeker.

    Daha çok XIX. yüzyılın dilbilimcileri dil ve düşünmenin iki ayrı işlev, nitelikleri ayrı iki ruhsal eylem olduğunu savunmuşlardır. Kimi bilginler de onları birbirine çok sıkı bağlı, birlikte oluşmuş değişik ruhsal işlevler olarak benimserler.

    Günümüz dilcilerinden LANGACKER , kitabında dil-düşünce ilişkisine uzun uzadıya değinmiştir.Dille düşüncenin ilişkileri nelerdir, dil olmadan düşünebilir miyiz, düşüncemiz, dilimizin yapısınca mı biçimlendirilir?" sorularını ele alan bilgin, düşüncenin bilinçli bir fikir uğraşı olarak incelendiğinde dilden bütün bütün ayrı olarak ortaya çıktığının saptandığına değinir. Müzik besteleme, heykel yapma gibi bazı işlerin dile bağlı olmadığını belirten bilgin, kimi zaman, düşüncelerimizi anlatacak sözcük bulamayışımızı da hatırlatarak "eğer dil olmadan düşünülemez idiyse böyle bir sorun ortaya çıkmazdı" biçimindeki kaygısıyla düşünmenin dilden ayrı var olabileceği görüşüne eğilim göstermektedir. Ancak hemen aşağıda, düşüncemizin en büyük bölümünün dille ilgili olduğunu kabul eder. Öte yandan, dildeki simgelerin özellikle adalet, demokrasi, özgürlük... gibi soyut tasarımlarda önem taşıdığını kabul eder; örneğin adalet'in masa gibi somut bir tasarım uyandırmadığını, anlamının saptanmasının bu yüzden, zor olduğunu söyler.

    Görüldüğü gibi bilgin, dille düşünceyi birbirinden ayırmakla birlikte kimi soruları cevaplandırmakta güçlük çekmektedir. Soyııt kavramlar sorunu bunlardan biridir. Gerçekten, adalet, vicdaıı, merhamet, insaf, tavsiye, erdem, bezginlik. . . gibi kavramları acaba d•1 olmadan, dile baş vurmaksızın düşünmeye, kolaylıkla anlatmaya olarak var mıdır? Öte yandan, başka konularda da değineceğimiz gibi, SAPIR-WIiORF varsayımıyla değişik yollardan aynı sonuca varan WEISGERBER ve arkadaşlarının görüşü de varlıkların ve olayların tasarımını dilsel gereçlere, sözcüklere bağlamaktadır.

    Konunun bu yönleri göz önünde bulundurulunca, dil olmadan, düşüncenin gerçekleşemeyeceği yacgısı ağırlik kazanmaktadır. LANGACKER'ın hatırlattığı, kimi zaman, düşündüklerimizi anlayacak sözcük bulamadığımız gibi durumlar, bizce, doğrudan doğruya bu sorunla ilgili değildir. Çünkü kişinin zihin yorgunluğu, içinde bulunduğu ruhsal ve fiziksel koşullar, kültür düzeyi (gerekli sözcükleri öğrenmiş olup olmadığı) burada etkili olabilir.

    Bütün bunlara karşın, BUYSSENS 'in görüşü de pek yabana atılamaz. E. BUYSSENS (Thinking and Speaking, s. 159, bkz. Knobloch, a.y.), yabancı dildeki bir deyimi, anlatımı düşüncemizle çağrıştırdığımızı, bunun da bizi düşünme işinin dilden ayrı, bağımsız olduğu ve zihin işlemlerinin dil sayılamayacağı yargısına götürdüğünü söyler.

    Görülüyor ki dil-düşünme ilişkisi ve dil olmadan düşünmenin gerçekleşip gerçekleşemeyeceği sorunu - bu iki işlevin sıkı ilişkisi belli olduğu halde- bugün için kesinlikle çözümlenmiş değildir. Dil olmadan düşünmenin gerçekleşemeyeceği, özellikle soyut kavramların dile bağımlılığı çoklarınca benimsendiği halde sorunun kesin çözümü herhalde bilim ve teknikteki yeni ilerlemeleri, deneysel çalışmaların geliştirilmesini bekleyecektir.

    Her Yönüyle Dil, Ana Çizgileriyle Dilbilim-Prof.Dr. Doğan Aksan-TDK-1979
    Bu mesaj en son " 25.06.06 " tarihinde saat 13:08 itibariyle Ebruli tarafından düzenlenmiştir...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  2. #2
    uno_momento adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-12-2005
    Mesajlar
    439
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Dil - Düşünme İlişkisi...

    Felsefeci değilim ama kendimden biliyorum doğru ve mantıklı kararları olayları kendi beynimde seslendirdiğim zaman veriyorum bu somut nesneler için de geçerlibu noktada Langacker ile çelişiyoruz herhalde ya da o başka bir şeyi kastetmiş olabilir. Gerçi bildiğim kadarıyla zaten felsefi konularda kesinlik aranmamalı.
    ceteris paribus
    turkyaşamdaki ekonomi, işletme ve finans çevreleri burada herkesi bekliyoruz


    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu

    ©º° egeye hoşgeldiniz °º©



    AGORA MEYHANESİ
    Kan Tüküren Mesut İnsanların Dünyası



    Uno momento dikdörtgenler prizması



    I guess it comes down
    to a simple choice, really. Get
    busy living or get busy dying

  3. #3
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Cevap: Dil - Düşünme İlişkisi...

    Dilsizler düşünemiyor mu yani?
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  4. #4
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0
    Dilsiz düşünce, düşüncesiz dil olmaz. Doğru düşünmek için, dile hakim olmak gerekir. Doğru konuşmak için de düşünme şarttır.Her ifade kendini bir dilde açığa çıkarırken, her bir söz de kendini bir düşüncede içselleştirir.


    Günümüz dünyasında da dil en tesirli silâhlardan biridir. Bu silâh, kullananın kabiliyeti, becerisi ve gâyesine göre olumlu veya olumsuz olabilmektedir. Günümüzün en ciddi savaşları kültür sahasında yaşanmaktadır. Bu savaşın da en tesirli silâhının dil olduğu tartışılmaz bir gerçektir.
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Torbacı-Polis İlişkisi
    2005 Konuları bölümünde xbox_35 tarafından açılmış
    Yanıt: 8
    Son Mesaj: 11.12.05, 08:05

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •