Biltmore'un kapıcısının önünden geçiyordum ve ilk bakışta nefret etmiştim adamdan, sarı apoletlerinden, uzun boyundan ve kibirinden. Şimdi de siyah bir araba yanaştı kaldırıma, arabadan bir adam indi. Adamın varsıl bir görünümü var; bir de kadın indi arabadan, harikulâde, tilki kürklü, kaldırımı yürüyüp otele bir şarkı gibi girdi ve ah, şunun tadına bir bakabilsem, diye geçirdim içimden, onunla bir gün ve bir gece geçirebilsem.
Yoluma devam ederken parfümü hâlâ ıslak sabah havasında asılı kadını düşlüyordum.
Sonra uzun süre bir pipo dükkânının vitrinine takıldım, o vitrinin dışında her şey silindi dünyadan ve ben orda durup bütün pipoları içtim ve büyük bir yazar olduğumu hayal ettim, ağzımda tahta yapımı zarif İtalyan pipolarından biri, elimde baston var.
Büyük siyah bir arabadan iniyorum ve o da yanımda, tilki kürklü kadın, benimle olmaktan gurur duyuyor. Otele kaydımızı yaptırıp birer kokteyl içiyor, dans ediyoruz, derken birer kokteyl daha ve Sanskritçe birkaç dize okuyorum ve hayat çok güzel çünkü iki dakikada bir nefes kesici güzellikte kadınlardan biri gözlerini bana, büyük yazara dikiyor ve elindeki mönüyü imzalamam için bir ısrar, bir ısrar ve tilki kürklü kadın kıskanıyor.
Los Angeles, bir parçanı ver bana! Los Angeles, sokaklarını aşındıran ayaklarımla nasıl geldiysem sana, sen de öyle gel bana, öyle sevdim ki seni güzel kent, hüzünlü kum çiçeği, güzel kent.
Bir gün ve bir gün daha ve önceki gün, rafları baba yazarlarla dolu kütüphane, koca Dreiser, koca Mencken, bütün babalar var o raflarda, görmek istiyorum onları, selâm sana Dreiser, selâm sana Mencken, selâm, selâm; benim de aranızda yerim var, B rafında, Arturo Bandini, yer açın Arturo Bandini'ye, kitabı için bir aralık bırakın, ve masaya oturup kitabımın bulunacağı yeri seyrediyorum, hemen şurda Arnold Bennet'in yanı başında; büyük yazar denemez Arnold Bennett için, olsun ben orda olacağım B'lere güç katmak için, koca Arturo Bandini, babalardan biri; bir kız gelene, kurgu kitapların bulunduğu odadan parfüm kokusu ya da topuk sesleri ünlenme hayallerimin tekdüzeliğini bozana dek.
Gala günü, gala düşü. Ama ev sahibem, kır saçlı ev sahibem kapının altından notlar atıp duruyordu: Bridgeport, Connecticut'lıydı, kocasını kaybetmişti ve bir başınaydı dünyada, kimseye güvenemezdi, öyle demişti bana, borcumu ödemek zorundaydım. Bütçe açığı gibi büyüyordu borcum, ya öderdim ya da çıkardım, son kuruşuna kadar -beş haftalık kira birikmişti, yirmi dolar, borcumu ödemezsem sandığıma el koyacaktı; ne ki yoktu sandığım, kayışı bile olmayan mukavva bir bavuldan ibaretti varım yoğum, bavulun kayışı yoktu çünkü kayışını pantolonum düşmesin diye belime dolamıştım ve bu da çözüm değildi aslında çünkü pantolonum pantolon olmaktan çıkmıştı.
"Biraz önce menajerimden bir mektup aldım," dedim ev sahibeme. "New York'daki menajerimden. Bir öykü daha sattığını yazmış; hangi dergiye sattığını belirtmemiş ama satmış. Canınızı sıkmayın Bayan Hargraves, hiç tasalanmayın. Birkaç gün içinde para elime geçer."
Benim gibi bir yalancıya inanmadı elbette. Yalan sayılmazdı aslında; bir dilekti, dilek bile değildi belki de, belki de gerçekti ve bundan emin olmanın tek yolu postacıyı yakın takibe almaktı; lobideki masanın üstüne postayı yığdığında yanına gidip bakmak, dosdoğru Bandini için bir şey var mı diye sormak. Ama o otelde geçirdiğim altı aydan sonra sormama gerek kalmamıştı, ona doğru geldiğimi görür görmez evet ya da hayır anlamında başını sallıyordu zaten: hayır, üç milyon kez, evet, bir kez.
Bir gün harikulade bir mektup gelmişti. Bir sürü mektup alıyordum elbette, ama o aralarında tek harikulade olandı ve bir sabah gelmişti. Adam (Minik Köpek Güldüadlı öykümden söz ediyordu) Minik Köpek Güldü'yü okuduğunu ve beğendiğini yazmıştı; bugüne dek dahi bir yazar okuduysam o da sizsiniz Bay Bandini, diyordu.
Adamın adı Leonardo'ydu, İtalyan kökenli büyük bir eleştirmendi ama eleştirmen olarak tanınmıyordu, Batı Virginia'da yaşayan sıradan fakat büyük bir adamdı, büyük eleştirmendi ve öldü. Uçak postası ile yolladığım cevap mektubum eline geçmeden ölmüştü ve kız kardeşi mektubumu geri postaladı. O da harikulade bir mektup yazmıştı, o da çok iyi bir eleştirmendi, Leonardo'nun veremden öldüğünü ancak son nefesini verirken huzurlu olduğunu yazdı, yaptığı son şeylerden biri yatağında doğrulup bana Minik Köpek Güldü hakkında yazmak olmuştu: hayattan bir düş, ama çok önemli; Leonardo yok artık, cennette bir melek o, oniki havarilerin herhangi birinden farksız.
(Birinci bölüm, Sayfa: 11-12)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla