• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Cesare Pavese Şiirleri



    : Yaşama Uğraşı'ndan
    3-Ağustos-1937

    Bir kadın eğer budalaysa, eninde sonunda bir insan yıkıntısı ile karşılaşır ve onu
    kurtarmaya çalışır.

    Kimi zaman da başarır bu işi. Ama bir kadın, eğer budala değilse, eninde sonunda akıllı, sağlıklı bir adam bulup onu yıkıntıya çevirir. Her zaman başarır bu işi. (sf:38)

    27-Eylül-1937
    Kadınların her zaman "ölüm gibi acı", kötülük yatağı, aldatıcı, sürtük ve "Dalila" oluşlarının temel nedeni sadece şudur: bir erkek, eğer hadım değilse, her kadınla kendini tatmin edebilir. Oysa kadınlar kolay kolay elde edemezler bu özgürlük
    veren mutluluğu; hiç değilse, her erkekle, çoğu zaman da sevdikleri erkekle ve özellikle onu sevdikleri için gerçekleştiremezler bu mutluluğu. Bunu bir kere tattılar mı da, başka bir şey düşünmezler ve bu zevk anına duydukları haklı özlem
    yüzünden hiçbir kötülüğü yapmaktan çekinmez duruma gelirler. Sürüklenirler buna. Hayatın temel trajedisi de budur. Çok çabuk tatmin olan bir erkeğin hiç doğmamış olması bile daha iyidir. İntiharı haklı kılacak bir eksiktir bu. (sf:38)

    30-Eylül-1937
    Evlenmeye değer kadınlar bir erkeğin evlenecek kadar güvenemediği kadınlardır.

    Bu da korkunç bir şeydir: yaşama sanatı, sevdiklerimize onlarla birlikte olmaktan ne büyük bir zevk duyduğumuzu göstermekten başka birşey değildir;bunu başaramadık mı, bırakıp giderler bizi. (sf:38)

    17-Kasım-1937
    Her kadın, sevdiği uzaklardayken dertleşebileceği birlikte boş saatlerini doldurabileceği bir erkek arkadaş arar; bu arkadaşın, uzaktaki adam için duyduğu sevgi üzerinde bir etkisi olmadığını söyler; erkek arkadaşı kadının uzaktakine olan sevgisiyle
    çatışabilecek bir şey istedi mi; kadın incinir; ama bu arkadaş daha çok acı çekmemek için sözlerini, bakışlarını denetlemeye, daha dikkatli davranmaya kalkıştı mı, kadın-herhangi bir kadın- adamın acı çekişini görebilmek için hemen onun üzerindeki çekiciliğini arttırır.

    ...Sevdiğin kadın günlerinin ne kadar boş, dayanılmaz olduğunu sana söyleyebilir;
    şaşılacak olan, senin günlerinin nasıl geçtiğine hiç aldırmayışıdır. (sf:39)

    21-Ocak-1938
    Bir kadın erkeğin isteğini nasıl uyandıracağını bilir, ama bu yeteneğinin farkına varılması onu büyük bir ürküntüye düşürür... (sf:39)

    30-Mayıs-1938
    ...Bir kadının seninle kalmasını, yalnız bunu istiyorsan, onu öyle bir duruma sok ki, başkalarının düşünceleri, kendi çevresinin duyduğu saygı ve kendi öz-çıkarı onun gitmesini engellesin. Sadece ona karşı duyduğu bağlılık ve içtenlikle bir kadını
    tutabileceğini sana erkek, budalanın tekidir... (sf:55)

    18-Temmuz-1938
    Bir kadının birkaç delikanlının yanındayken neden düşünceli, utangaç ve özür diler bir durumda olduğunu anlamak için, kendini aralarından birini seçmen için bekleyen beş altı orospunun arasındayken neler hissettiğini düşün. (sf:70)

    13-Ekim-1938
    Bir kadın seni aldatmıyorsa, işine gelmediği için yapmıyordur bunu. Her lüksün ücretinin ödenmesi gerekir ve başta dünyaya gelmek olmak üzere her şey bir lükstür. (sf:75)

    27-Ekim-1938
    İnsan nasıl ölümü düşünmeyebiliyorsa, kadınları da düşünmeden edebilir. (sf:78)

    24-Kasım-1938
    Evlilik neden gençlikten olgunluğa doğru atılmış bir adım sayılır? Çünkü bu hareketimizle bize her zaman eş olacak, öbür kadınlarla aramızda duracak, kendini, bizimle özdeşleştirecek, onun dışında da kendimizden başka kimsenin arkadaşlığını aramayacağımız toplumsal hayatımızın çevrili alanı olacak bir kadını bütün öbür kadınların arasından seçeriz de ondan. Ayık yaşamak için gerekli olan bir bencilliğin üzerine vurulan mühürdür evlilik... (sf:85-86)

    20-Mayıs-1939
    ...Erkek olsa olsa, kötülüğün kölesidir; oysa kadın, cinsel ilişkiden sonra, bundan doğabilecek sonuçların kölesidir: bu konularda son derece becerikli davranmasının nedeni budur. (sf:95)

    12-Haziran-1939
    İnsan bir kadını eninde sonunda başından atacağına göre, bunu bir an önce yapması daha iyidir. (sf:95)

    31-Ağustos-1940
    Zeka gösterileriyle bir kadını elde edebileceğini sanmak kadar budalaca bir şey yoktur. Bu konularda zeka güzellikle yarışamaz;çünkü güzelliğin cinsel heyecan uyandırmasına karşılık, zeka böyle bir şey yapamaz.

    İnsan bu tutumla, ancak zeka yetki, zenginlik ve ün elde etmenin bir aracı olarak göründüğü zaman bir kadını elde edebilir; çünkü bu durumda kadın sözü edilen olanaklardan yararlanacağını bilir. Ama zeka kendi başına, kişisel hiçbir yanı
    olmayan büyük bir makina gibi, her kadını kayıtsız bırakır. Unutmaman gereken bir gerçek. (sf:121)

    14-Ekim-1940
    ...Kadınların köklü ve kesin bir kayıtsızlıkları vardır şiire karşı. Bu bakımdan "eylemci" insanlara benzerler-bütün kadınlar "eylemcidir" aslında. Gençken, kurnazca bir nedenle şiire ilgi duyarmış gibi görünürler: şiir, kadınların gerçek saydıkları
    her şeyin kökünde yatan bir coşkunluktan, Bakhos ayinlerine özgü bir coşkunluktan doğar. Kadınlar, toy ve özentili oldukları zamanlarda bile, hayatla karşı karşıya geldikleri zaman içlerinde uyanan o gerçek ve etkin duyguyla başka bir duyguyu hiçbir
    zaman birbirine karıştırmazlar...

    Bir kadın, bir erkeğin kendisini gece-gündüz düşünmesinden hoşlanmaz, çünkü kendisi her an o erkeği düşünmemektedir. (sf:124)

    20-Ekim-1940
    Bir erkeği bir çocuktan ayıran özellik bir kadın üzerinde üstünlük kurmayı bilmesidir. Bir kadını bir çocuktan ayıran özellik ise, bir erkeği nasıl sömüreceğini bilmesi... (sf:126)

    14-Nisan-1941
    Hiçbir kadın para için evlenmez; bütün kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce, ona aşık olacak kadar kurnazdır. (sf:134)

    10-Kasım-1943
    Kadınlar için tarih yoktur. Murasaki, Sapho, Madame Lafayette birbirlerinin çağdaşı olabilirlerdi. Oysa moda diye bir şey var kadınlar için. Acaba bildikleri bir hile mi, yoksa akıl almaz bir yetenek mi, onların böyle tıpatıp modanın gereklerine uygun bir
    görünüşle karşımıza çıkmalarını sağlayan? (sf:158)

    2-Aralık-1945
    Sana gelmek için bir başka adamı bırakıp kaçan kadın, bir başkası için de seni bırakıp kaçacaktır. Seni büyülemek için ne yapıyorsa, senin yerine bir başkasını büyülemek için de yapacaktır. (sf:177-178)

    4-Mart-1946
    Seni yüzüstü bırakan kadınlara karşı sen ne duyuyorsan, sevdiğin kadınlar da sana aynı şeyi duyuyorlar.

    Senin düşmanından başkalarının öç almaları kadar tatlı bir öç alma duygusu yoktur. Üstelik, bunun sana iyi yürekli insan rolünü vermesi gibi bir yararı da vardır. (sf:183)
    Bu mesaj en son " 16.04.09 " tarihinde saat 17:39 itibariyle hazan_ng tarafından düzenlenmiştir...
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Yalnızlığa Düşkünlük

    Akşam yemeği yiyorum biraz, aydınlık pencerede.
    Oda kararmış gökyüzü görünüyor. Dışarı çıkınca
    geniş kırlığa götürür dingin yollar az sonra.
    Göğe bakıyor ve yiyorum - kimbilir şimdi
    kaç kadın yemek yiyordur - gövdem dingin;
    sersemleştiriyor gövdemi iş ve her kadın.

    Dışarıda akşam yemeğinden sonra, yıldızlar gelip
    geniş ovanın toprağına dokuncaklar. Yıldızlar
    canlı, değersiz ama bu bir başına yediğim kirazlar.
    Göğü görüyorum. Biliyorum ama paslı çatıların
    arasında parıldayan ışıkları ve altında yapılan
    gürültüleri. Koca bir yudumla bitkilerin ve ırmakların
    tadını alıyor kendini her şeyden ayrı duyan gövdem.
    Biraz sessizlik yetiyor, her varlık kendi gerçek
    yerinde duruyor, gövdemin duruşu gibi.

    Sessizliğin uğultusunu dağıtmaksızın benimseyen
    duygularımın önünde her varlık yalıtılmış.
    Damarlardan geçen kanımı bildiğim gibi
    her varlığı karanlıkta bilebilirim.
    Tüm varlıkların akşam yemeği, koca bir suyun
    otların arasında aktığı yerdir ova.
    Kımıltısız yaşıyor her bitki ve her taş.
    Bu ova üzerinde yaşayan her varlığın damarlarını,
    beni besleyen besinleri dinliyorum.

    Cesar Pavese
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  3. #3
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Soğukluk

    Ateşli bir sevi gibi yeşeriverdi acılanarak
    ateşini seyre dalan bir kin. Bir yüz,
    bir ten sevişmişcesine.

    Öluverdi teni çinlayan sesleri dünyanın.
    Bir titreyiş kapladı varlıkları. Tümüyle
    bir sese asılı kaldı yaşam.
    Acı bir esrime içinde geçiyor günler
    yüzümü soldurarak geri gelen sesin
    üzünçlü okşayışında. Yeniden çınlayan
    ve bizim için bir kez daha acımasız
    anıda tatsız değil bu ses.

    Ten titremiyor ama. Onu sadece bir
    sevi tutuşturabilirve bu kin arar.
    Tümüyle varlıklar, sesler ve dünyanın
    teni yerinde tutmuyor o gövdenin ve gözlerin
    yanıp tutuşan okşayışının. Kendini yıkan
    acılı esrimede her gün yeniden bir bakış
    ve kırık bir sözcük buluyor bu kin.
    Ve yakalıyor orada, doyumsuzca,
    bir seviymişcesine.

    Cesar Pavese
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  4. #4
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Gece Tatları


    Geceyi duymaya duyuyoruz biz de
    Çırılçıplak anında yelin
    Kokuların döküldüğü, yelin dondurduğu yollarda
    Burun deliklerimiz kaldırıyoruz / Ötelerde salınan ışıklara.

    Karanlıkta bekleyen bir ev var hepimizi
    Döndüğümüzde düşlerine uzanmış bir kadının
    Sıcak kokular içinde, karanlık bir odada
    Uyurken esen yelden habersiz,
    İçimizde mırıldayan kan gibi
    Ilık tenini soluduğunu

    Cesar Pavese
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  5. #5
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Sokak Lambaları

    Sokak lambalarının sessiz ışıkları süslüyor
    geceyi tepeleri ve caddeleri

    Yüksek yapılar arasında bitkin günün
    uzayıp giden sancılanan yalnızlığı
    yeniden yanıyor tüm kanımda
    gözlerimde gökyüzüne dek yükselerek.

    Başdöndürücü yolların beyaz ışıkları evrenin ortasında
    Yollarda her yanan mavimsi tozlar açılıyor
    bana doğru. Susuyor bitkin anılar bir an için.
    Ve gökyüzü kararıp yitiyor gözden.

    Yarın güneşin isi altında
    yeniden yanlızlığa sarılacak yaşam

    Cesar Pavese
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  6. #6
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Düşün Sonu


    Yeniden başlayamaz artık bu gövde.
    Gözlerine dokunulduğunda, bir yığın toprağın
    canlılığını duyar biri. Tan ağırtısında da
    kendisini susturamayan topraktır o.
    Olü bir gövdedir, o bir çok uyanıştan
    kalan ama.

    Hergün yaşama başlayacak gücümüz yok
    - Toprağın önünde, suskun bir gök altında-
    bir yeniden uyanışı bekliyerek. Şaşırtıyor biri
    bunca yoruculuğuna tan ağırtısının. Bir iş
    yerine getiriliyor bu yeniden uyanışlar içinde.
    Ama sadece ilerki bir işe heyecan yüklemek
    ve toprağı bir kez uyandırmak için yaşıyoruz.
    Ve kimi kez oraya erişip, sonra bizle birlikte
    suskunluğa dönüyor.

    Kımıldanmazdı yüz hafifçe dokunsaydı el
    - yaşayan el duyuyor dokunulan yaşamı -
    Bu soğuk, tan ağartısında donan toprağın
    soğuğu değilse gerçekten belki de yeniden uyanıştır.
    ve tan ağartısında susan varlıklar
    sözcükler söylerler yine. Ama elim titriyor.
    Ve tüm varlıklar kımıltısız ele benziyor.

    Bir zamanlar kuru bir acı
    ve ışığın kasılmasıydı tan ağırtısında uyanmak.
    Ama yine de bir özgürlüğe kavuşmaydı.
    Toprağın verimsiz sözcüğü kısa bir an sevinçliydi.
    Ve yine orada dönmekti ölüm. Şimdi toprağa
    dönmeyen gövde bir çok yeniden uyanışı bekliyor.
    Ondan sözetmiyor kaskatı dudaklar da.

    Cesar Pavese
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •