• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Düşüş/Albert Camus...

    Düşüş/Albert Camus...

    Türk okurunun büyük ilgi ve sevgisini kazanan ünlü Fransız yazarı Albert Camus'nün inci gibi işlenmiş bir romanı ya da uzun hikayesidir. 'Düşüş'. Jean-Baptiste Clamence adında bir adam kendisini anlatıyor. Kimdir bu adam? Tanımak, kendini tanımak isteyen her insanın sorduğu soruyu: kimim ben? sorusunu soruyor, ve bu amaçla yaşamını anlatıyor. Clamence birtakım değerlere inanmış ve onların ikiyüzlülüklerini kavrayınca yokoluşlarını gözlemlemiş bir kişi. Camus'nün bu yapıtını severek okuyacağınıza inanıyoruz.

    (Arka Kapak)

    Çev: Yalçın Tura
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  2. #2
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Düşüş/Albert Camus...

    Kitabın Özeti:

    Kitap bir roman. Aslında, kahramanın kendi hakkındaki hikayeleri anlattığı bir roman. Albert Camus’nün, kahramanın hayatı üzerinden bizim hayatımızı sorguladığı bir felsefe yapıtı. Hayatın tüm yönlerini ele almayı başardığı, kurgusuyla dikkati çeken, felsefe olmasına rağmen bunu bize hissettirmeyen, daha çok roman akıcılığıyla ilerleyen bu yapıtında yazar bizleri kendi kendimizle baş başa bırakıp,suya sabuna dokunmadan yaşan bizlerin hikayesini suratımıza çarpıyor.

    Romanın kahramanı eski bir avukat olan Jean Baptiste Clamence’tir. Kendisi bir Parisli ama hikayemiz Amsterdam’ın sahil kasabalarının birinde geçmekte. Çoğunlukla da hikayenin başladığı yer olan “Mexico-city” adlı barda. Avukatımız, oraya yeni gelmiş olan biriyle tanışır ve ona Paris hakkındaki anılarını anlatmaya başlar. Bu anılar, herkesin günlük hayatta yaşayabileceği türden olaylardır. Hikayeleri ve kitabı ilginç kılan, yazarın olaylar üzerinden yaptığı sorgulamalardır.

    Kendimizi beğenmeyi bırakıp, aslında diğerleri gibi olduğumuzu kabul ettiğimizde biraz Jean Baptiste olmaya başladık demektir. Kitap bizi anlatmaktadır aslında. Sadece isimler ve olayların yaşandığı yerler farklı, o kadar. Kendimize baktığımızda, ne kadar da mütevazı olduğumuzu görürüz, hepimiz iyi birer vatandaşızdır, yardımsever, olabildiğine iyi ama gerektiğinde haklarından asla ödün vermeyen, örnek insanlar. Jean Baptiste’ de asla bu çizgilerin dışına çıkmamış bizden biridir. Kahramanın karakterini görmek isteyen birinin aynaya bakması yeterlidir.

    Bizi işliyor olmasının yanında kitabı farklı kılan unsurlardan birisi de kitabın kurgusudur. Kitap sadece Jean Baptiste’ in kendi kendine konuşması şeklindedir, yani bir monolog havasında geçmektedir. Ama kahramanın karşısında her zaman bir başkası var yani hem soruları hem cevapları Jean Baptiste Clamence’ in ağzından duyuyoruz. Karşısında konuştuğu kişinin duygu ve düşüncelerinin hepsi bize Jean Baptiste’ in ağzından iletiliyor. Kahramanımız hep aynı kişiyle konuşmakta ama karşısındakinin ne bizim ne de onun için hiçbir önemi yok çünkü ne konuşmaya yön vermekte, ne de duygularını açık bir şekilde belirtmekte. Kitaptaki deyimle kendisi “aşağı yukarı bir iş adamı, aşağı yukarı her yeri gezmiş biri, aşağı yukarı iyi giyimli ve aşağı yukarı bir kent soylusudur”.
    Kitaptan Alıntı

    Kahramanımız Jean Baptiste bir gün kırmızı ışıkta beklerken önündeki motor arıza yapmış ve yeşil ışık yanmasına rağmen motor ilerleyememiştir. Kendisi motoru kenara alması için kibarca seslenmiş ama karşılığında kaba bir davranış görmüştür. Hatta aralarında kavga çıkmak üzereyken etrafına toplananlardan biri çıkıp Jean Baptiste’ in motor sahibinin üzerine gitmesini engellemiştir. Tam bu sırada motor çalışmış, sahibi kahramanımıza bir yumruk atıp kaçmıştır. Buradan sonrasını ise bir örnek olması açısından kitaptaki cümleleri aynen geçirerek yazıyorum.

    “Ama, hiç tepki göstermeden halkın karşısında dayak yedikten sonra kendim hakkındaki bu güzel insan imajını (örnek insan imajından bahsediyor) sürdürmem artık mümkün değildi. Kendimde temsilcisini gördüğüm o gerçek ve zeka dostu kişi olmuş olsaydım, seyircisi olmuş kimselerce unutulmuş bu serüven beni ne yönden etkilerdi? Olsa olsa, bir hiç için öfkelenmekle ve de öfkelendiğim için, hazırcevap olamadığımdan dolayı öfkemin sonuçlarına karşı duramamakla suçlanırdım.
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •