incelik isteyen bir sanattır , hassas ve kırılgandır yaşam ve en az yaşam kadar duygulu, naif, zarif ve dobradır peşindekiler ...

“insan bastığı toprağı hor görmemeli; kim bilir hangi güzeldir hangi sevgili. Duvara koyduğun kerpiç Ya bir şah kafasıdır ya bir vezir eli”

"dünya hangi gülü bitirdi ise yerden kırıp atmış toprağa gömmüş yeniden su yerine toprağı çekseydi bulut sevgilinin kanı yağardı göklerden”


Şeyh demiş ki fahişeye: utanmaz kadın her gün sarhoş , onun bunun koynundasın doğru demiş fahişe, be öyleyim; ya sen? Sen aslında şu gördüğümüz adammısın?”

“ey kara cübbeli, senin gündüzün gece; taş atma dünyayı bilmek isteyenlere onlar yaradanın sanatının peşindeler: seninse aklın fikrin abdest bozan şeylerde.İçin temiz olmadıktan sonra Hacı hoca olmuşsun kaç para! Hırka tesbih,post,seccade güzel ama: Tanrı kanarmı bunlara?” HAYYAM

(SABAHATTİN EYUBOĞLU)


her konudan sonra bir özeleştiri yapıyorum gayriihtiyari. bu defa buradan yapacağım. ben başarılı bir yaşam sanatçısı değilim. SİZ?