• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
22 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    ötenazi insanlık dışı mıdır? yoksa zorunluluktan doğan doğal bir hak mıdır?

    Yapılan tıbbi tanımlarda, hastanın hastalık derecesi, ölüm neticesine ulaşmak için kullanılan yol önemli yer tutar. Bir tanıma göre ötenazi; hastaların tolere edilmeyen ızdıraplarını sonlandırmak amacıyla öldürücü bir ajanın medikal uygulanımıdır[

    Hukukçuların yaptığı tanımlarda hastanın iradesi dikkate alınmaktadır.Örneğin;iyileşemez bir hastalığa yakalanmış bir kimsenin istemi üzerine, hayatına son verilmesidir

    tarihçesi:

    Eutanasia sözcüğü Grekçe’den gelmektedir.Eu: İyi, güzel; Thanatosis: Ölüm anlamındadır.Romalı tarihçi Suetonius “Euthanasis” sözcüğünü ilk kullanan yazardır



    Atina’da hakimler,ölmek isteyenler için baldıran zehiri bulundurmuşturlar. Ölmek için senatoya geçerli bir neden göstermek ve izin belgesi almak yeterli olmuştur. Antik Yunan’da gerekse özellikle asillerin yaşlı veya hasta bir beden içinde görünmenin alçaltıcı bir durum olduğu düşüncesi, ötenazinin uygulanmasındaki en önemli etken olmuştur.



    Babil ve Asurlularda öleceği veya iyileşemeyeceği kat’i olan hastaya hekimin müdahalesi yasaklanmıştı. Eski Roma’da bir hekimin hastasının acılarına son vermek için onu öldürmek istemesi suç sayılırdı ve bu eylem kasten adam öldürme sayılırdı.Buna karşılık eski İsrail’de şifasız hastaların çabuk ölmesi için Frankincense (günlük) verildiği bazı kitaplarda yazmaktadır



    Antik çağın aksine, Hıristiyanlığın yaygınlaşmasıyla birlikte ötenazi uygulama alanını kaybetmiş, bu durum Reform ve Rönesans hareketlerinin ortaya çıkmasına kadar devam etmiştir.Dönemin batı dünyasında, ötenazinin fazla uygulanmamasının nedenleri olarak devletlerin yaptırım gücü ve insanların hissettikleri Tanrı korkusu olarak gösterilebilir.


    1935 yıllında kilise tarafından “aziz” mertebesine yükseltilen Thomas Morus’un (1478-1535) “Ütopya”sında ölmek üzere olmamasına rağmen, tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa tutulduğundan ölüme rıza gösteren hastanın hareketini hem akılcı hem de Allah’ın isteğine uygun sayması durumu değiştirmedi



    Aydınlanma süreciyle birlikte, Helen düşünce sistemi geri dönmüş ve böylelikle baskın olmamakla beraber ötenazi tekrar taraftar bulmaya başlamıştır.O dönemde yaşama dokunulmazlığı en büyük değer olarak görülüyor, bu hakkı hiç kimsenin hatta söz konusu hayatın sahibinin bile ihlal edemeyeceği görüşü yaygınlık kazanmıştı.Böylelikle, ötenazinin karşısında laik bir cephe doğmuştu.



    Pek çok Avrupa ülkesinde bu arada İngiltere’de ötenazinin sözlüklere girdiği dönem 17. yüzyıl olarak görülmektedir.Bu dönem ahlaki değerlerin gözden geçirildiği ve entelektüel başarının başkaldırdığı döneme rastlar



    Ötenazi tabirini 18. yüzyılda ilk defa ortaya koyan Bacon’a göre; doktorun vazifesi, ıztırapları azaltmak ve hastayı sıhhate kavuşturmaktır.Iztırapları azaltmak vazifesi, yalnız tedavi edip iyileştirmekle değil, bazı hallerde ona rahat ve kolay bir ölüm sağlamak suretiyle de yapılabilir



    Prusya’da Büyük Frederic, can çekişmekte olan hastayı veya yaralıyı iyi niyetle öldüren kimseyi taksirle adam öldürme cezasını veren kanunu 1794’te yürürlüğe sokarak ötenazinin cezasını hafifletmiştir.



    1799’da Mısır seferi sırasında vebaya yakalanan askerlerin, hastalığın çaresi olmaması ve orduya ayak bağı olacağı düşüncesi ile öldürülmelerini isteyen Napolyon’un bu emrine ordu hekimleri karşı koyarak bu vahşeti önlemişlerdir



    Yine bu yüzyılda Dr. Prady,ötenazinin özelikleri üzerinde durmuştur.Daha sonra Rail, Marx, Rohips gibi bilim adamları konuyu daha da genişletmişlerdir.Rohips’e göre ötenazi, ruhun doğumudur ve bu konun bağımsız bir bilim dalı olması gerekir.Alman Dr. Marx ise 1826’da Goethingen Üniversitesi’nde “Medikal Ötenazi” adlı bir tez yazarak yayınlamıştır



    1906’da Ohio’da, 1907’de Iowa’da “acılar içinse kıvranan hastaların öldürülebilmesine” kanun tasarıları hazırlanmış fakat Federal Devletin onaylamaması üzerine yürürlüğe girememiştir[11].Sovyet Rusya’da ise 1922’de rıza üzerine acıma duygusu ile adam öldürmenin cezasının hafifletileceği kabul edildi ve buda bir süre sonra yürürlükten kaldırıldı



    Nietzche, hasta toplum için bir parazittir.Muayyen bir durumdan sonra yaşamaları münasip değildir.Yaşama zevki kaybolduktan sonra boşu boşuna ömür sürmek, doktorların ve pratik müdahalelerin esiri olmak manasızdır demiş ve bu fikirleri uygulamaya koyan Hitler “yaşamayı faydasız ve bozuk bünyeli insan, cemiyetten atılmalıdır” diyerek, tahminen tedavisi imkansız 20000 hasta ve deliyi gaz odalarında aç bırakarak öldürmüştür



    1947 yılında 2000 Newyork’lu doktor ötenazinin kanunlaştırılması için bir beyanname imzalamışlardır.Bu beyannameye göre, Newyork’ta şifası kaabil olmayan bir hastalığa müptela olan şahıs 21 yaşını bitirmiş olmak ve şuuruna da hakim bulunmak şartıyla mahkemeye müracaat edecektir.Mahkeme bir heyetin vereceği rapordan sonra ötenazi kararını verebilecektir



    Yirminci yüzyıllın ilk yarısında ötenaziye izin veren çeşitli kanun çıkarma girişimleri başarızlığa uğrarken, aynı yüzyıllın ikinci yarısında sonra kimi devletler bazen içtihat yoluyla bazense kanun yapma yoluyla ötenaziye onay vermişlerdir.1980’li yıllardan itibaren Hollanda’da hem aktif hem de pasif ötenazi, A.B.D.’de ise sadece pasif ötenaziye izin verilmeye başlandı.Son iki içinde ise Hollanda ve Belçika ötenaziyi hukuka uygun hale getiren yasalar çıkarmışlardır.


    www.hukukcu.com

  2. #2
    ~jUst hUmAn..some mirror~ cArpEdiEm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2005
    Mesajlar
    3,009
    Karizma Gücü
    0
    ötenazi...ölüm...rahatlamak...

    bence tamamen insalcıldır yada bu insanın kendisine bırakılmalıdır ama krizdeyken diil yani mantıklı düşünebilen bir insan ötenazi istiosa bu yapılmalıdr...

    şöle düşünelim sağlıklı biri intihar etmek isterse onunla sadece konusabilirsinis baktınıs olmadı hersey düzelse bile adam intihar edicek ne yapabilirsinis hiç birşey...belki bi odaya kapatırsınıs ama oda zaten bir nevi ölümdür...

    bence yaşamda cok güzellikler war ama artık yaşamdan zevk alamıcaksa ve üstüne ızdırap cekicekse en azından özgür olsun ve istedigi gibi ölsün die düşünüorum...

    büyük konusmayı hiiiç sewmem ama dogruyu söliym eger kör olursam bi kazayla herhangi şekilde ben intihar ederim ki körlükten çoook daha kötü hastalıklar oldugunu düşünürsek...

    en iyiler genellikle
    intihar ederler
    sadece kaçmak için
    ve o geride kalanlar
    asla tam olarak anlayamazlar
    neden biri
    onlardan kaçmak istesin ki..!

    ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••


    ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••



    :Sİçkinin kötülüklerini okudukça, okumayı bıraktım...
    seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et, çünkü; aşk sessiz,sevgi dilsizdir...

  3. #3
    Misafir Foefs adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-11-2004
    Mesajlar
    7,650
    Karizma Gücü
    0
    Doğmak elimizde değildi.Ölmek istemekte elde olamaz herhalde.Bunun birazda dini inanç ile alakası var bence.Ben bu yükün altına girmek istemezdim.

  4. #4
    BozBaykuş adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    9,717
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı Yalnızkurt tarafından gönderildi.
    Doğmak elimizde değildi.Ölmek istemekte elde olamaz herhalde.Bunun birazda dini inanç ile alakası var bence.Ben bu yükün altına girmek istemezdim.
    işte budur bence kadere razı olmak lazım doğmak gibi bi hakkımız olmadığı gibi ölmeyi istemk gibi bi hakkımzda yoktur bence
    Taraftarsız dediler bizi görmediler
    Ne mecnun ne de ferhat böyle sevmediler.
    Senin aşkın uğruna çekilen bu cefa
    haydi bastır İSTANBUL BOZBAYKUŞLAR BURDA

  5. #5
    *CaNaN* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-01-2006
    Mesajlar
    2,645
    Karizma Gücü
    0
    Tanrı sana bir hayat verdi ve sen artık o hayatı istemiyorsun; ya kimsenin haberi olmadan intahar ediyorsun yada ötenazi yaptırıyosun.Bir fark yok aralarında.Ama Tanrı insanlara herzaman mutluluk vermez ki.Bazen acılarda verir ki senin dayanma gücünü ölçer yada mutluluğu daha iyi anlamanı sağlar.Tabiki Tanrı katında hayatına böyle son vermenin yeri olup olmadığını hiç kimse bilemez ama ben buna cesaret edemezdim.Bende bu acılarla sınanıyorum diye düşünürdüm.Çünkü Tanrının en sevdiği kulu olarak Peygamberimiz bile hastalandı ve çok ama çok acı çekerek öldü.O bile bu duruma isyan etmemiş ve ölümü beklemişken,bizim kendi ellerimizle ölüme gitmemiz ne kadar doğru olurdu ki...
    :hz
    Ellerimde sevdanın yanık kokusu...





    çok özledim...

  6. #6
    ~jUst hUmAn..some mirror~ cArpEdiEm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2005
    Mesajlar
    3,009
    Karizma Gücü
    0
    arkadaşlar burda dini açıdan doğruluğunu tartışmıyoruz bunun için forumun dinle alakalı olan bölümü war olaya biras daha geniş bakalım...konuşabilecegimis o kadar çok sey war ki...

    bir insan ölümünden söz ediyoruz ölümünün nedenide hayata daha fazla katlanamaması zevk alamaması...

    zevk alamayan biri ölmeyi düşünmelimi o zaman sadece hastalık diil hayata küskünlük te aynı olaya girer...

    yada hayatta sadece zevk almak içinmi bulunuorus...

    acı çeksede ,vücudu tam olmasada , az bir ömrü kalsada,beyni ve fikirleri calıştıkca bir insan yaşıyo sayılmaz mı son anlarında belki ortaya sunacağı bir fikir onu ölümsüz kılmaz mı ?

    en iyiler genellikle
    intihar ederler
    sadece kaçmak için
    ve o geride kalanlar
    asla tam olarak anlayamazlar
    neden biri
    onlardan kaçmak istesin ki..!

    ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••


    ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••



    :Sİçkinin kötülüklerini okudukça, okumayı bıraktım...
    seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et, çünkü; aşk sessiz,sevgi dilsizdir...

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    17-02-2006
    Mesajlar
    7
    Karizma Gücü
    0

    Otenazİ

    Sınıfımızda munazara yapılacak.munazara konusu ''ötenazi ye izin verilmeli mi verilmemeli mi''. ben izin verilmeliyi savunuyorum.bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim..

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    17-08-2005
    Mesajlar
    1,495
    Karizma Gücü
    0
    ötenazi bir haktır ve olmalıdır. insanların nasıl "yaşama hakkı" varsa "ölme hakkı" da vardır. ölme hakkının olmadığı yerde yaşama hakkından söz edemezsiniz; o yaşama hakkı değil "yaşama mecburiyeti"dir. dini ya da başka nedenlerle bunu kullanırlar ya da kullanmazlar...din bireyseldir, inanmayanlar kurallarını reddettiği gibi yasaklarını da kendi ahlak kuralları çerçevesinde reddedebilir. hukuki ve tıbbi dayanakları tartışılabilir ancak ben insani ve tıbbi etiğe aykırı bulmuyorum.







    ѕєiĐų¢к
    ђ.ฬ.Đ
    ѕєiĐų¢к






    :::.. SoN ..:::

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    28-01-2006
    Mesajlar
    239
    Karizma Gücü
    0
    Bu şahsa kalmış bişey.Çok acı çekiyorsa ve o acıdan kurtulmak istiyorsa yapacak birşey yok ama çok zor bir durum olsa gerek.Benim başıma gelse ne yapardım demekten kendimi alamıyorum...

  10. #10
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0
    kimse yanlış anlamasın bir insanın hayatını sona erdirebilecek bir kararı bir başka insaın vermesinden kesinlikle yana değilim ama burda bahsedilen şey bir hayat onca zaman derin bir uykuya dalıp kırklı yaşlarını bile yaşarken hala uykuda olan ve ölünceye kadar da uyumaya devam edeceği bir hayat ve böyle birini düşünün. uyanabilmesi için en küçük bir ışığın,umudun olmadığı bir hayat. bu hayatın neleri zaten çoktan kaçırdığını ve yaşadığı süre içerisinde de neler kaçıracağını bir düşünün lütfen. o zaman bu insanı hala ayakta tutmaya çalışmak bencillik değil mi? kolay bir karar değil ben olsaydım böyle bir karraı verebilir miydim sanmıyorum.......... belki oturur evimde üzüntümü yaşar eger becerebilirsem ağlardım ardından

    ötenazi yapılması tarafatrı değilim bunu başta azda olsa belirttim. ancak bir yargıya varmadan ve bu yargının sonunda bir eylem belirtmeden konu üzerinde düşününce insan farklı noktalarda yakalayabiliyor diye düşünüyorum.

    her ne olursa olsun ben böyle konularda doktorlarıda suçluyorum.yaşamı temsil eden doktor kaba sert, dogmatik inatçı, yaptığı işe yabancılaşacak derecede mekanik düşünen bir tip bolarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki o durumdaki hastasını bir psikiyatrist göstermeyi bile akıl edemiyor. Kafası ise, hastaneye alınacak kalp cihazının ne kadar para kazandıracağı ile dolu
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Profesyonel ortamlarda duyguya yer var mıdır?Olmalı mıdır?
    Duygular-Hisler-Düşünceler & Nasılsın? bölümünde timm_ tarafından açılmış
    Yanıt: 19
    Son Mesaj: 31.01.06, 22:08

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •