Yapılan tıbbi tanımlarda, hastanın hastalık derecesi, ölüm neticesine ulaşmak için kullanılan yol önemli yer tutar. Bir tanıma göre ötenazi; hastaların tolere edilmeyen ızdıraplarını sonlandırmak amacıyla öldürücü bir ajanın medikal uygulanımıdır[
Hukukçuların yaptığı tanımlarda hastanın iradesi dikkate alınmaktadır.Örneğin;iyileşemez bir hastalığa yakalanmış bir kimsenin istemi üzerine, hayatına son verilmesidir
tarihçesi:
Eutanasia sözcüğü Grekçe’den gelmektedir.Eu: İyi, güzel; Thanatosis: Ölüm anlamındadır.Romalı tarihçi Suetonius “Euthanasis” sözcüğünü ilk kullanan yazardır
Atina’da hakimler,ölmek isteyenler için baldıran zehiri bulundurmuşturlar. Ölmek için senatoya geçerli bir neden göstermek ve izin belgesi almak yeterli olmuştur. Antik Yunan’da gerekse özellikle asillerin yaşlı veya hasta bir beden içinde görünmenin alçaltıcı bir durum olduğu düşüncesi, ötenazinin uygulanmasındaki en önemli etken olmuştur.
Babil ve Asurlularda öleceği veya iyileşemeyeceği kat’i olan hastaya hekimin müdahalesi yasaklanmıştı. Eski Roma’da bir hekimin hastasının acılarına son vermek için onu öldürmek istemesi suç sayılırdı ve bu eylem kasten adam öldürme sayılırdı.Buna karşılık eski İsrail’de şifasız hastaların çabuk ölmesi için Frankincense (günlük) verildiği bazı kitaplarda yazmaktadır
Antik çağın aksine, Hıristiyanlığın yaygınlaşmasıyla birlikte ötenazi uygulama alanını kaybetmiş, bu durum Reform ve Rönesans hareketlerinin ortaya çıkmasına kadar devam etmiştir.Dönemin batı dünyasında, ötenazinin fazla uygulanmamasının nedenleri olarak devletlerin yaptırım gücü ve insanların hissettikleri Tanrı korkusu olarak gösterilebilir.
1935 yıllında kilise tarafından “aziz” mertebesine yükseltilen Thomas Morus’un (1478-1535) “Ütopya”sında ölmek üzere olmamasına rağmen, tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa tutulduğundan ölüme rıza gösteren hastanın hareketini hem akılcı hem de Allah’ın isteğine uygun sayması durumu değiştirmedi
Aydınlanma süreciyle birlikte, Helen düşünce sistemi geri dönmüş ve böylelikle baskın olmamakla beraber ötenazi tekrar taraftar bulmaya başlamıştır.O dönemde yaşama dokunulmazlığı en büyük değer olarak görülüyor, bu hakkı hiç kimsenin hatta söz konusu hayatın sahibinin bile ihlal edemeyeceği görüşü yaygınlık kazanmıştı.Böylelikle, ötenazinin karşısında laik bir cephe doğmuştu.
Pek çok Avrupa ülkesinde bu arada İngiltere’de ötenazinin sözlüklere girdiği dönem 17. yüzyıl olarak görülmektedir.Bu dönem ahlaki değerlerin gözden geçirildiği ve entelektüel başarının başkaldırdığı döneme rastlar
Ötenazi tabirini 18. yüzyılda ilk defa ortaya koyan Bacon’a göre; doktorun vazifesi, ıztırapları azaltmak ve hastayı sıhhate kavuşturmaktır.Iztırapları azaltmak vazifesi, yalnız tedavi edip iyileştirmekle değil, bazı hallerde ona rahat ve kolay bir ölüm sağlamak suretiyle de yapılabilir
Prusya’da Büyük Frederic, can çekişmekte olan hastayı veya yaralıyı iyi niyetle öldüren kimseyi taksirle adam öldürme cezasını veren kanunu 1794’te yürürlüğe sokarak ötenazinin cezasını hafifletmiştir.
1799’da Mısır seferi sırasında vebaya yakalanan askerlerin, hastalığın çaresi olmaması ve orduya ayak bağı olacağı düşüncesi ile öldürülmelerini isteyen Napolyon’un bu emrine ordu hekimleri karşı koyarak bu vahşeti önlemişlerdir
Yine bu yüzyılda Dr. Prady,ötenazinin özelikleri üzerinde durmuştur.Daha sonra Rail, Marx, Rohips gibi bilim adamları konuyu daha da genişletmişlerdir.Rohips’e göre ötenazi, ruhun doğumudur ve bu konun bağımsız bir bilim dalı olması gerekir.Alman Dr. Marx ise 1826’da Goethingen Üniversitesi’nde “Medikal Ötenazi” adlı bir tez yazarak yayınlamıştır
1906’da Ohio’da, 1907’de Iowa’da “acılar içinse kıvranan hastaların öldürülebilmesine” kanun tasarıları hazırlanmış fakat Federal Devletin onaylamaması üzerine yürürlüğe girememiştir[11].Sovyet Rusya’da ise 1922’de rıza üzerine acıma duygusu ile adam öldürmenin cezasının hafifletileceği kabul edildi ve buda bir süre sonra yürürlükten kaldırıldı
Nietzche, hasta toplum için bir parazittir.Muayyen bir durumdan sonra yaşamaları münasip değildir.Yaşama zevki kaybolduktan sonra boşu boşuna ömür sürmek, doktorların ve pratik müdahalelerin esiri olmak manasızdır demiş ve bu fikirleri uygulamaya koyan Hitler “yaşamayı faydasız ve bozuk bünyeli insan, cemiyetten atılmalıdır” diyerek, tahminen tedavisi imkansız 20000 hasta ve deliyi gaz odalarında aç bırakarak öldürmüştür
1947 yılında 2000 Newyork’lu doktor ötenazinin kanunlaştırılması için bir beyanname imzalamışlardır.Bu beyannameye göre, Newyork’ta şifası kaabil olmayan bir hastalığa müptela olan şahıs 21 yaşını bitirmiş olmak ve şuuruna da hakim bulunmak şartıyla mahkemeye müracaat edecektir.Mahkeme bir heyetin vereceği rapordan sonra ötenazi kararını verebilecektir
Yirminci yüzyıllın ilk yarısında ötenaziye izin veren çeşitli kanun çıkarma girişimleri başarızlığa uğrarken, aynı yüzyıllın ikinci yarısında sonra kimi devletler bazen içtihat yoluyla bazense kanun yapma yoluyla ötenaziye onay vermişlerdir.1980’li yıllardan itibaren Hollanda’da hem aktif hem de pasif ötenazi, A.B.D.’de ise sadece pasif ötenaziye izin verilmeye başlandı.Son iki içinde ise Hollanda ve Belçika ötenaziyi hukuka uygun hale getiren yasalar çıkarmışlardır.
www.hukukcu.com


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



