• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Gece Gibi Geçiyorum/Jonathan Ames...

    Gece Gibi Geçiyorum/Jonathan Ames...

    Alexander Vine, gündüzleri New York'un Dört Mevsim lokantasının iki numaralı kapıcısı olarak çalışır, zenginlere taksi çağırıp onların bahşişlerini cebe indirir, bunlarla karnını doyurur. Geceleriyse kenti arşınlar; rastlantı, tehlike, cinsellik ve kurmacanın yurdu olan Kent'i, Jonathan Ames'in Kuzey Amerikalı Aylak Adam'ında, Gece Gibi Geçiyorum'un genç erkek kahramanında dünyanın bütün kentlerinde yaşayan genç erkek ve kadınlardan bir şeyler var. Belki de daha fazlası: karşıtlıklar ve onların zenginliği. Camus'nün 'Yabancı'sını hatırlatan mutlak bir yitmişlik ama duygululuk, cinselliğin karmaşası ama onu algılayıştaki mutlak doğallık, her şeyi anlatırken takınılan inanılmaz serinkanlılık ama köklerinden kesinkes kopmuşluk ama gene de kopamayış... Gece Gibi Geçiyorum, blucin reklamlarından ya da başka bir yerden tanımadığınız ama aslında çok iyi tanıdığınız çağdaş bir genç insanın portresini çizen, alışılmamış bir ilk roman.20. Yüzyıl'ın son on yılı için gerçek bir 'Kent Romantiği' yaratma denemesi... 'Jonathan Ames'in toplumun kıyısında yaşayan genç kahramanı sanki Jean Genet ile Gönülçelen'in, Holden Caufield'inin AIDS çağındaki bir karışımı. Güçlü, duru ve renk vermez üslup gerçek bir başarı.'

    İletişim Yayınları

  2. #2
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    Kitabın Özeti:

    Son Kapıdan Dışarı

    Çok sarhoş olduğumda erkeklerle yatıyorum. Tarihler yazar bunu. İlk kez olduğunda ondokuz yaşındaydım ve hala babaevinde oturuyordum, ama New York'ta sarhoş olmuştum. Village'daydı, geceyarısını geçe olmalı,bir iki saattir küp gibi içiyordum. Bulunduğum barda bir adam (o geceki bir çok bardan biri) bana bir içki ısmarladı, içkim bitince de içmeye devam etmek üzere evine davet etti. Bulunduğum yerin bir eşcinsel barı olduğunu düşünmemiştim, kadınlar da vardı, onun için kendime, içki davetini kabul etmek hoş olur diye düşündüm, iki kadeh içer çıkardım. Taksiyle evine gittik ve ona adımın David olduğunu söyledim.

    Uzun boylu, koyu renk saçlıydı,otuzbeşini geçmişti, sonra yatakta ona dokunduğumda derisinin altında kasları seğirdi, gıdıklanmış gibi oldu.Güzel bir apartman katında oturuyordu, zengine benziyordu, bir masa üzerinde anne babasının fotoğrafı vardı,merak ettim acaba onlar biliyorlar mı diye. Bir iki sert içki içtik, acele ettiriyordu, bana güzel bir masaj yapmak istediğini söyledi. Kalbim güm güm çarpıyordu, "giysilerimi çıkarmadan ama," dedim. Böylelikle odasına gittik, çok geçmedi onunkini ağzıma almıştım, "ağzına almaktan hoşlanıyorsun sen" dedi. Rahatsız oldum, bir **** bana ibnesin diyordu. Ağzıma geldi, dilimle geldiği kadarını arandım, çok değildi, dişlerimle dudağım arasındaki boşluğa dolmuş yoğun bir sıvı gibiydi amayutmak istemedim, yatak odasından çıkıp ağzımdakini banyodaki lavaboya tükürdüm. Aldırmamıştı anlaşılan, bir çok erkek aynı şeyi yapıyor herhalde diye düşündüm, sonra ben sırt üstü yattım, o beni ağzına aldı, gelince de yuttu. Derken bir süre uyudum herhalde, o kıçımın yarğından içeri girmeye çalışırken uyandım, engel olmadım. Sonra beni çevirdi ve bacaklarımı omuzlarına aldı. Penisiyle içimde gidip gelmeye başladı, biraz sürdü bu, tek yapabildiğim küçük bir sesle, "Lütfen, yavaş ol, acıyor," demek oldu.

    İşi bitince gidip duş aldım. Çıktığımda banyo kapısını kilitlediğim için bana kızdığını gördüm, benimle birlikte banyoya girmek istemişti, kendi kendime, peki ama artık sarhoş olmadığımı farketmiyor mu, diye düşündüm. Giyindim, Penn İstasyonu'na gitmek üzere taksiye binmek için para istedim. Yalan söyledim, param çok az, Boston'a sabah erken bir tren var, acele edersem ona yetişebilirim, ben Bostonluyum dedim. Beş dolar verdi ve "yeter de artar bile," dedi. Ondan ayrıldım, sigara içiyordu, sokağa çıkınca Penn İstasyonu'na gitmek üzere taksiye bindim, sadece iki dolardan biraz daha fazla tuttuğunu görünce sevindim. Ona ilk kez bir erkekle yattığımı söylememiştim.

    New Jersey'e kalkan erken bir trene yetiştim, vinleksli yerime oturdum. Bacaklarıma baktım, New York'a inerken giydiğim güzel giysiler kirlenmiş gibi geldi bana, onlara üzüldüm. Hudson'ın altından geçip New Jersey'e çıktığımızda pencereden dışarı baktım, sabah olmuştu ama dışarısı hala karanlıktı. İsli cama yansıyan yüzümü görebiliyordum, mutlulukla sırıtmaya çalıştım ama yüzüm, kimin yüzü? Hala üzgün görünüyordu. Kontrolör geldi bilet için, gözümü onun gözünden kaçırdım, hoparlörün garip New Jersey durak isimlerini sayışını dinledim, Elizabeth, Linden, Metro Park, Metuchen, Rahway, Edison. Trende tuvalete gitmem gerekti, sifonu çekmeden önce klozete baktım. Durağıma gelince direktiflere uydum, direktiflere uymak çok önemli geliyordu, en sondaki kapıdan dışarı çıktım.

    Eve kadar yürüdüm, güneş doğmuştu, annem yumurta yapıyordu. Ben düzülmekten eve dönerken annemin hala kahvaltı hazırlıyor olması inanılmaz geliyordu. Kıçım yanıyordu, adamın beyaz spermini sıçıp çıkartmıştım, anneme sarılmak boynuna yüzümü gömüp ağlamak, ona düzüldüğümü, buna neden ses çıkarmadığımı bilmediğimi anlatmak istiyordum. Ama bunun yerine oturup kahvaltımı ettim, insan annesine oğlunun kendisini kızı gibi hissettiğini nasıl söyler ki.

    Bitirince yukarı çıktım ve çocukluk yatağıma uzandım. Etraf çok sessizdi, kulak verdim, vücudum bir ev gibiydi, türlü kapıların çarpılarak kapandığını duyabiliyordum.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •